EMİN ÇÖLAŞAN: Nerede o “namus şeref” yemini, nerede!

Nerede o “namus şeref” yemini, nerede!


EMİN ÇÖLAŞAN

SÖZCÜ
, 10.02.2017

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

​Sevgili okurlarım, anayasa uyarınca cumhurbaşkanı devletin başı olan kişidir ve her konuda tarafsız kalmakla yükümlüdür. Önce onun konumuna bakalım. Anayasa madde 104:

  • “Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir…”
    Şimdi lütfen söyleyiniz, bugünkü cumhurbaşkanı anayasanın bu maddesini nasıl uygulamaktadır! Türk Milleti’nin birliğini mi, yoksa kendi arasında bölünüp gerilimlere sürüklenmesini mi sağlamaktadır? Onun gözünde milletin bir kesimi dost, öteki çok büyük kesimi ise ihanet içinde! Yaptığı her konuşmada ve söylediği her sözde bunu görmüyor muyuz?
    Kendisinden ve partisinden olmayanları her gün bol kepçe ve açıkça suçlamıyor mu,
    böylece anayasayı açıkça çiğnemiyor mu?
    Bu soruya “Hayır sen yanılıyorsun, böyle bir şey yapmıyor” diye yanıt verecek bir Allah kulu acaba çıkar mı!
    * *
    Anayasanın 103. maddesinde çok açık hüküm var. İyi bildiğiniz o maddeyi bir kez daha özetleyip anımsayalım:
    “Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:
    ‘Cumhurbaşkanı sıfatıyla… anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına (devrimlerine) bağlı kalacağıma… milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma… üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için
    bütün gücümle çalışacağıma…”


    Ve bu maddenin son bölümü:
    “Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, NAMUSUM ve ŞEREFİM üzerine andiçerim.”
    * *
    Bakınız bu yemin metninde nasıl hükümler var:
    – Anayasaya bağlılık…
    – Hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık…
    – Milli dayanışma ve adalet anlayışı…
    – Herkesin insan haklarından yararlanması…
    – Ve tarafsızlık…
    Ve şimdi bir kez daha sormak zorundayım:
  • Bu cumhurbaşkanı anayasada yer alan bu hükümlerin hangisine bağlı kalmıştır,
    hangisini uygulamıştır?..

    Hele de metnin son bölümü! Büyük Türk Milleti ve tarih önünde namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş olması! Hani nerede o yemin, nerede?
    *
    Karşımızda her konuda açıkça taraf olan, milletin bir kesimini sürekli suçlayan, toplumu sürekli gerilimlere sürükleyen, ettiği yemini bile unutmuş olan bir cumhurbaşkanı var.
    Nisan ayında referandum olayı yaşanacak. Taraf olduğunu ve olacağını daha şimdiden ilan etti.
    Tek adam ve adeta bir parti başkanı gibi.
    Medyanın tamamına yakını zaten emrinde ve hizmetinde.
    Devletin ve milletin maddi ve manevi olanaklarının tamamı da öyle.
    *
    Her gün bir nutuk atıyor, bu bıktırıcı nutuklar bütün televizyon kanallarında
    canlı yayınlanıyor. 
    Sözleri ertesi gün bütün yandaş gazetelerin manşetlerinde.
    Vurdukça vuruyor, muhalefet partilerine ve toplumun önemli bir kesimine bindirdikçe bindiriyor. Kendisinin icat ettiği muhtar toplantıları derseniz, vallahi maşallahı var!
    Neredeyse her hafta sarayda bazı muhtarları toplayıp onlara siyasi nutuklar atıyor.
    Bugüne kadar 36 muhtar toplantısı yaptı. Sadece onlar değil, sürekli fırsat yaratıp ekranlara çıkıyor. Birilerine ödül vermek, göstermelik toplu açılış törenleri, işveren toplantıları ve akla gelen her kesim…
    24 saat ekranda!
    *
    Ama bunlarla da yetinmek gibi bir niyeti yok, referandumda evet çıkar ve tek adam hayali gerçekleşirse… Bu kez partisinin de başına geçecek!
    Partili cumhurbaşkanı…
    Üstelik aynı zamanda partisinin genel başkanı olan bir başkomutan!
    * *
    Bazı kimselerin aklına şöyle bir soru gelebilir:
    “Yeni anayasada cumhurbaşkanının yemin maddesi de acaba değişiyor mu?”
    Hayır, o yemin maddesi aynen duruyor. Ona nedense dokunmadılar!
    Herhalde dediler ki “O maddeyi niye değiştirelim, zaten her şey tıkır tıkır yürüyor!
    Kim takar tarafsızlığı, kim takar namus ve şeref yeminlerini!”
    Dolayısıyla Türkiye’de hiçbir şey değişmeyecek.
  • Evet çıktığı takdirde bu düzen, bu baskı ve kuralsızlık rejimi daha beter olacak.
    Milletin yarısı dostları ve yandaşları, kendilerinden olmayan öteki yarısı ise,
    hangi görüşte olursa olsun tasfiye edilmesi gereken düşmanları!
    21. yüzyılda koskoca Türkiye Cumhuriyeti işte böyle yönetiliyor.
    =============================0
    Evet dostlar…

    Sayın Çölaşan tüm açıklığı ve ürkünçlüğü (vahameti) ile ülkenin hal-i pür melalini yazmış..
    Bir Cumhurbaşkanı ülkenin yürürlükteki anayasasını nasıl bunca pervasızca çiğneyebilir?
    Anayasa Mahkemesi arka arkaya apaçık anayasa ihlallerine nasıl sessiz kalır?
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP’nin bunca hukuk dışı işlem ve eylemini nasıl görmez??
    AKP – RTE bu cesareti ve desteği nerden almaktadırlar?

    OHAL altında, temel hak ve özgürlükler bile ölçüsüz sınırlandırılmışken, basın – bürokrasi –  TRT, yerel yönetimler, tüm devlet olanakları elde iken yine bir OHAL KHK’sı ile bu kez Anayasal kurum olan YSK’nın (Yüksek Seçim Kurulu) yetkisi sınırlandırılmıştır. YSK, halkoylaması sürecinde siyasal partilere eşit fırsat tanımayan özel radyo – TV’lere yaptırım
    (para cezası, yayın durdurma) uygulayamayacaktır. Açıkçası yandaş TV’ler ve herkesin vergisi ve elektrik faturası payları ile beslenen devletin TRT’si, hiçbir kural ve sınır tanımadan AKP – RTE çizgisinde EVET propagandası yapacaklar, karşıt görüşlere yer vermeyecekler, adil olmayan, derin eşitsiz bir kampanya ile sözde demokratik halkoylaması yapılacaktır!?
    Bu düzenleme bir kez içeriği bakımından adil ve demokratik değil, hukuk dışıdır.
    İkincisi OHAL KHK’sı ile yasalarda değişiklik yapılamaz.
    Üçüncüsü, YSK yasası seçimlerin yürütülmesi koşulları ile ilgili olup / seçim yasası olup, yapılacak değişikliklerle Anayasanın 67/1 maddesi uyarınca yürürlüğü sınırlandırılmıştır :

  • “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”

    Bu nedenle YSK, söz konusu hukuk dışı kuralı Anayasa’nın açık buyurucu kuralı karşısında uygulayamaz, uygulamamalıdır. Hukukun evrensel kurallarındandır; bir yasal kural anayasaya açıkça aykırı ise ve iptali için yargısal yol da kapalı ise (AYM, OHAL KHK’larını yetkisizlik gerekçesiyle inceleyemeyeceğini kararlaştırdı!)
    “ihmal” edilir ve doğrudan Anayasa uygulanır!
    ****
    Sorular uzatılabilir… Ancak tanı kısa ve nettir : Bu bir AKP – RTE darbesidir!
    Türkiye Cumhuriyeti, AKP – RTE’nin fiili darbesi ile başkalaştırılmıştır.
    Anayasa yürürlükten kaldırılmıştır, bu suç işlenmiştir apaçık.

    AKP iktidarı siyasal – hukuksal meşruluğunu tartışmasız biçimde yitirmiştir. 
    Anayasal düzenin ortadan kaldırılmasının yaptırımı TCK md. 309’da ağırlaştırılmış
    yaşam boyu (müebbet) hapistir. Şimdi bütün sorun, işlenen bu vb. açık ve ağır suçlardan yargılanmadan kurtulmak ve başkalaştırılan – yozlaştırılan TAYYİBİSTAN rejimini pekiştirmektir.

    İlk adım 16 Nisan 2017 günü yapılacak halkoylamasıdır.
    Necip milletimiz tuzağa düşer ve %50’yi aşan oranda EVET derse, kendi sonunu kabullenmiş olacaktır ve bir daha hiç kimse kendisine hiçbir şey sormayacaktır..

Sevgi ve saygı ile. 11 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir