TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ – IRAKLI SIĞINMACI ERKEKLER EĞİTİLİP ÜLKELERİNİ SAVUNMAYA GÖNDERİLSİN

TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ – IRAKLI SIĞINMACI ERKEKLER
EĞİTİLİP ÜLKELERİNİ SAVUNMAYA GÖNDERİLSİN..

Dostlar,

Bir ileti ulaştı bize.. Paylaşalım.
Türkiye’de 3 milyonu aşkın Suriye ve Irak’lı yabancı var.
Çok boyutlu bir sorun… özellikle gelecekte.. Ya hızla geri gönderme ya İNTEGRASYON!
Unutulmasın, Pakistan’da benzeri sığınmacılardan TALİBAN çıktı!
Bu muazzam kitle için en ideal çözüm ilgili 2 ülkede hızla barışın sağlanması ve ülkelerine geri yollanmalarıdır. Son olarak Moskova’da Rusya – Türkiye – İran’ın bağıtladıkları 8 maddelik anlaşma umut vericidir. Suriye de bu anlaşmada ve masada fiilen vardır Esad’ın kadın Başdanışmanlarından Sayın Şaban’ın basına (Ulusal Kanal’a; 22.12.2016) verdiği demece göre. Böylelikle Türkiye, 2011 ilkbaharından (15 Mart) bu yana 4,5 yıldır sürdüregeldiği Suriye’de seçilmiş Esad’ı devirme, Şam’da Emevi camisinde namaz kılma ve İhvan – Müslüman Kardeşlere dayalı ABD-AB-İsrail uydusu – maşası – BOP kuklası bir hükümet getirmek savından tam tersi bir noktaya sürüklenmiştir. Zaten böylesi bir işlev orta boy ve çok sorunlu bir ülke için oldukça fazla idi. Sonuç Pirus utkusundan da beterdir.

  • Yurttaşlık yetkisi, sorumluluğu ve hukuku ile
    AKP ve Erdoğan’a sesleniyor, soruyor ve ACİL çağrı yapıyoruz                    :

Suriye’de yandaş dinci rejim kurmayı beceremeyen AKP – RTE, Irak’ın kuzeyinden başlayan ve Fırat’ın doğusuna dayanan Kürt koridorunu da engelleyememiştir. Öylesine geç kalınmıştır ki, ABD – AB – İsrail güdümlü Büyük Kürdistan = 2. İsrail koridoru Fırat’ın da batısına geçmiş ve 98 km’lik bir boşlukla Doğu Akdeniz’e ulaştırılmıştır.

AKP – RTE şimdi can havliyle çoooooooooooooooooook geç kalmış olarak bu kuşatmayı yarmaya çalışmaktadır. Bedel bu yüzden çok ağırdır ve katlanılmaz sayıda Mehmetçik bu geç kalmış çatışmada şehit – gazi verilmektedir. Fırat Kalkanı Savunma Operasyonu 120. gününü geçmiştir ve şehit sayımız 125’i aşkındır. Bu küçümsenecek bir rakam değildir. Suriye’de rejim karşıtı çapulculardan oluşan ve adına ne yazık ki algı yönetimiyle Türkiye ve emperyalistlerce ÖZGÜR SURİYE ORDUSU – ÖSO denilen düzensiz – eğitimsiz – inançsız.. birliklerle çooook geç kalmış Fırat Kalkanı Savunma Operasyonu hedefe ulaştırılamamaktadır. Mehmetçik öne sürüldüğünde de Batı emperyalizminin yarattığı ve her türlü desteklediği (birkaç yıl önce Türkiye’nin de!) radikal dinci IŞİD vd. cihatçıları etkili olmakta ve şehit – gazi vermemize neden olmaktadır. Daha düne dek, IŞİD için RTE ve Başveziri Davutoğlu, uzun süre terör örgütü nitelemesini reddederek “öfkeli gençler” diyorlardı!

Erdoğan tam bir çaresizlik ve çöküntü içindedir.. bu acı tablo artık saklanamamaktadır. 

Ülkenin geleceğini ipotek altına alan ve yandaş ve çocuklarını – torunlarını zenginleştiren göstermelik ve bütçe dışı projelerle Osmangazi köprüsü, Avrasya tuneli, şehir hastaneleri, İstanbul’a 3. gereksiz dev havaalanı… halkın gözü boyanmak istenmektedir. Oysa bu hovarda projelerden birinin bile bedeli ile Doğu-Güneydoğuda işsizlik – yoksulluk lanetli çemberi büyük ölçüde kırılabilir ve yöre halkının Türkiye ile bütünleşip – kaynaşması sağlanabilir. 

Dolar 3,5 TL’nin altına inmemek üzere demirlemiş ancak bu yoksullaştırıcı yangın gözden ırak tutulmaya çalışılmaktadır gündem ve utandırıcı TÜİK oyunlarıyla. Ama milyonlar çarşı – pazarda adı konmayan devalüasyonun yakıcı bedelini fiilen ödemeye başlamıştır! Yılbaşından sonra zam yağmuru iyice bunaltacaktır halkı. Hamasi çığlıklarla nereye dek idare edilebilir?? Toplam borç, 14 yılda 3,5 katına çıkarak yaklaşık 700 milyar dolarla, giderek düşen ulusal geliri aşmak üzeredir. Eğitim bir felaket ve ülke – yaşam yemyeşil, koyu dinciliğe bulandı!
Polis – asker – diplomatlar dahil kimsenin ülkede mal ve can güvenliği kalmadı;
toplum ağır ve ciddi depresyonda!

Kabul edilmesi ve dayanılması olanaksız sayılara ulaşan Mehmetçik şehitlerini kamuoyuna savunmak için çırpınmaktadır. Söylem, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra en ağır kuşatmada olduğumuzdur.. İyi de, adama sormazlar mı :

  • Kardeşim sen bu bölünme projesi = BOP’un eşbaşkanı değil miydin,
    onlarca kez TV’lerde bunu ilan etmediniz mi? 2002 sonunda iktidar olduğunda terör neredeyse sıfırlanmıştı, tek başına iktidarınızın 15. yılındasınız, bölücü terör nasıl bu azgın boyuta ulaştı?? Açılım – terörle müzakere- Habur çadır mahkemeleri – Oslo pazarlıklarını… siz yaptınız!
  • ABD maşası olarak Suriye’de bu kanlı ve tehlikeli serüvenlere kalkışmayın diye şakşakçı dalkavuklar = gerçek düşmanlarınız dışında bütün Türkiye yıllardır sizi uyarmıyor mu?
  • Lozan’ı beğenmeyip tartışmaya açalım diyen siz değil miydiniz?
    Yunanistan’dan hemen yanıt gelip SEVR gündeme taşınmadı mı?
  • Kıbrıs’ta “ver – kurtul” son tangosu ve işgaline göz yumduğunuz Ege adaları = vatan toprağının sorumlusu kim?
  • Şimdi bu kuşatmayı yarmazsak Sevr koşulları önümüzde.. diyerek halkı korkutuyor ve
    şehit – gazilere katlanmasını istiyorsunuz aba altında sopa göstererek; kendi hatalarınızı örterek!
  • Gerçekleri herkesten sonra gördünüz ya da kabul etmek zorunda kaldınız; akan kandan siz sorumlusunuz, önce bunu kabul ve itiraf edin, “yine kandırıldım” deyin, halktan özür dileyin..
  • Sonra kendinize sorun; “Ben ülkenin başına kandırılmak ve bu ülkeye kan kusturmak için mi geldim?” Ortadoğu’da güvenlik sorunu olmak bana ve Türkiye’ye yakışır mı?
  • Bunca kan – gözyaşı – acı – ağır maddi bedel – şehit ve gazinin hesabını kim verecek?
  • Bunca bağışlanmaz ve ağır siyasi, ekonomik.. hatalardan sonra hala bırakıp gitmeyecekseniz;
    Derhal Suriye – Irak yönetimi ile doğrudan görüşmelere başlansın..
  • Artık tek başına ve çevrenizdeki sınırlı danışmanlarla bildiğinizi okumayı bırakın..
    Kamuoyuna kulak verin. Politikalarınızı eleştirenleri, bir bölüm güdümlü yargı ile hapse tıktırmak yerine dinleyin, anlayın, empati kurun!
  • Devletin kaldı ise, liyakatlı kadrolarının, ayrıca görevden atılan yurtseverleri geri çağırarak,  ortak akılla verdikleri kararlara katılın, onları (Raison d’etat) uygulayın..
  • Lütfen anayasal sınırlara çekilin, Anayasa değişikliği ile Padişahlık dayatmasını
    derhal geri alın ve ülkenin normalleşmesine fırsat verin..
  • Bu gidişle, boşu boşuna, olağanüstü hatalı dış – iç politika ile verdiğimiz şehit ve gazilerin kanları – ruhları hepimizi boğacak..
  • Bu arada Rize belediyesinin kaldırdığı Atatürk heykeli için de gürleyin, “herkes haddini bilecek!” deyin parmağınızı da sallayarak..
  • ……..

Bu yazımızın pdf biçimi :  AKP_ve_Erdogan’a_sesleniyor_soruyor_ve_ACIL_cagri_yapiyoruz
*************

Bakın aşağıdaki çağrı ne çok anlamlı :

  • Suriyeli erkekler, ülkeleri paramparça olmuşken, mülteci sıfatıyla Türkiye ve Lübnan başta olmak üzere, birçok ülkeye kaçarak canlarını kurtarmaya çalışmışlar, dolayısıyla vatanlarını sahipsiz bırakmışlardır. Bu, vatana ihanettir. Oluşan boşluktan faydalanan dış güçler, çeşitli motif ve çıkarlar doğrultusunda, Suriye’de savaşmak suretiyle, ülkeyi işgal etmişlerdir. Sivil halk; çocuklar, kadınlar, yaşlılar, kronik hastalar, engelliler, bu çıkar kavgası esnasında kullanılan ağır silahlar, yapılan bombardımanlar, topçu atışları altında ezilmektedir. Savaşın ne kadar süreceği ve ülkeye daha ne kadar zarar vereceği meçhuldür.
    Bu durumda, askerlik yaşındaki Suriyeli erkekler, başka ülkelerde dilenci ve mülteci konumunda onursuzca yaşamak yerine, belli bir temel askeri eğitim aldıktan sonra, vatanlarına gönderilmeli ve belli askeri operasyonlar ve harekatlar kapsamında kendi vatanları için mücadeleye katılmaları sağlanmalıdır. Bu askeri temel eğitim, Genelkurmay Başkanlığımız önderliğinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, özellikle Türkiye’nin güneyinde, Suriye sınırına yakın, bu iş için ayrılan kışlalarda veya ayrıca kurulacak merkezlerde rahatlıkla gerçekleştirilebilir. Türkiye, mültecilere harcayacağı bütçeyi, bu askerlerin eğitim, donatım ve lojistik desteklerine harcamalıdır. Bu askerlerin tedavi ve diğer masrafları, mültecilerin Avrupa’ya gelmesinden endişe duyan AB ülkelerince, AB fonlarıyla karşılanmalıdır.
    Kendi ülkelerinin bağımsızlığına katkı sağlayan bu Suriyeli “askerler”, Afganistan’da olduğu gibi, yeni kurulacak Suriye Cumhuriyeti’nin ordusunu ve polis teşkilatını oluşturacak, gelecekte eğitmen sıfatıyla yeni nesil askerler ve polisler yetiştireceklerdir.
    Kamuoyunun ve Genelkurmay Başkanlığımıza saygılarımla arz ederim.

    Bu kampanyanın teslim edileceği kurum:

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
beb@msb.gov.tr

Sevgi ve saygı ile.
23 Aralık 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ – IRAKLI SIĞINMACI ERKEKLER EĞİTİLİP ÜLKELERİNİ SAVUNMAYA GÖNDERİLSİN” üzerine 5 yorum

  1. Ahmet Hocam, Yukardaki analizinizin tamamını büyük bir tutku ile okudum. Her tıp doktoru sizin kadar siyasi-diplomatik bilgilere sahip değildir…
    Çünkü, her tıp doktoru sizin gibi Siyasal Bilgiler üyesi değildir. Hoş her diplomat bile sizin kadar etkili değildir bu anlattıklarınızda.
    Ben 27 yılda (farklı ülkelerde) 12 Büyükelçi ile çalıştım, aynı konularda sizin kadar bilgi sahibi olduğuna rastlamadım (Sayın Onur Öymen hariç).
    ellerinize ve beyninize sağlık. Saygılarımı sunuyorum. D. AYDOĞMUŞ

  2. Ahmet Hocam iyi akşamlar,

    Web sitenizdeki analizinizin tamamını büyük bir tutku ile okudum…
    Her tıp doktoru sizin kadar siyasi-diplomatik bilgilere sahip değildir…
    Çünkü, her tıp doktoru sizin gibi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu değildir.
    Hoş her diplomat bile sizin kadar etkili değildir bu anlattıklarınızda.

    Ben 27 yılda (farklı ülkelerde) 12 Büyükelçi ile çalıştım,
    benzer konularda sizin kadar bilgi sahibi olduğuna rastlamadım (Sayın Onur Öymen hariç).
    Ellerinize ve beyninize sağlık.

    Derin saygılarımı sunuyorum.
    Duran Aydoğmuş
    23.12.2016

    1. Duran bey,

      Sağolun…

      İletiniz beni şımartıyor.. Ne de olsa Sn. Öymen ile aynı fakülteden mezunuz..
      O yazının altında “yorum” bölümüne ekledim bu iletinizi..

      Bir anı :

      Onur Öymen’in bir iletisini okuyordum.. Türkiye’de anne ölüm hızının 259 ile dünyada en yükseklerden biri olduğunu yazıyordu. Yanlışını ve doğrusunu yazdım.. Israr etti, OECD’den aldım.. diye yanıtladı.
      Bir kez daha düzelttim.. 259 o yıla Türkiye’deki tüm anne ölümleri..
      Her 100 bin doğuma göre hesaplandığında; 1,6 milyon doğum için 259/16 = 16,2 çıkıyor diye açıkladım..

      Zorlukla ikna oldu..

      Bu makalemize esin veren iletiyi yolladığınız için teşekkür ederim..

      Sevgi ve saygı ile. 23 Aralık 2016, Ankara

      Dr. Ahmet SALTIK
      Ankara Üniv. Tıp Fak.
      Mülkiyeliler Birliği Üyesi
      http://www.ahmetsaltik.net profsaltik@gmail.com

  3. Evet Ahmet Hocam,
    Buraya eklemişiniz onu da okudum eklemişiniz buraya.
    Ben “Onur Öymen hariç” derken, diğer 11 büyükelçi ile kıyasladım aslında.
    Tıp konusu sizin konunuz, diplomasi ise Onun konusu. Demek ki OECD de o konuda doğrusunu yazmamış. Anne ölümleri konusu diplomasinin değil, sizin konunuzdur tabii. Düzelttiğiniz için size teşekkür borçludur Sayın Büyükelçim Onur Bey.

    ANILARIMDA 5 ÜLKE kitabımın ALMANYA bölümünde Onur ÖYMEN hakkında da yazdım, Çok başarılı bir görev yaptı BONN Büyükelçisi iken.
    Selam ve derin saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir