TTB : Zorunlu aşı sorunu; yeniden

TTB Merkez Konseyi ve TTB Halk Sağlığı Kolu, Anayasa Mahkemesi’nin 26 Ekim 2016’da basına yansıyan kararıyla yeniden gündeme gelen ve zorunlu aşıların ebeveyn (AS: anababa) rızası olmadan yaptırılamayacağı yönündeki tartışmalarla ilgili olarak yazılı açıklama yaptı.

Hatırlatmak açısından, 2015 yılı Kasım ayında bir aile çocuğuna aşı yaptırmayı reddetmiş, Sağlık Bakanlığı’nın yerel mahkemeye yaptığı başvuru sonucu mahkeme, bebeğin sağlık hakkı ve kamu yararı gözetilerek, aile istemese de zorla aşı yaptırılabileceğine karar vermişti. Aile bunun üzerine Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi ise yerel mahkeme kararını reddetmiş, “yasal bir düzenleme ile kısıtlama getirilmediği sürece anne-baba rızası olmadan mahkeme kararıyla bile olsa çocuğa zorunlu aşı yaptırılamayacağına” karar vermişti. Bu kararını verirken Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda bazı hastalıklara karşı aşı yaptırma zorunluluğu bulunmasına karşın, bebeğe yapılacak aşıların burada yer almadığı öne sürülmüştü ve bu konuda özel bir yasal düzenleme yapılmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştı.

Oysa Yargıtay birkaç ay önce aldığı bir kararda; ana ve babanın velayetleri altındaki çocukların bakım, bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişmeleri konusunda onların çıkarını göz önünde tutarak, gerekli kararları almalarının ve uygulamalarının yasal bir zorunluluk olduğunu belirtmekteydi. Kararda, “O halde anababanın çocuklarla ilgili karar alırken onların menfaatlerini ve üstün yararlarını göz önünde tutmaları gerekir. Buna aykırı bir tutum haklı görülemez. Küçüğe yapılacak müdahalenin amacı, niteliği ve sonuçlarıyla yapılmaması halinde ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda aydınlatıldıkları halde ana ve babanın haklı bir sebep göstermeksizin müdahaleye karşı çıkmaları durumunda çocuğun üstün yararı esas alınarak müdahalenin gerekli olup olmadığına karar verilmelidir.” demektedir. Yani bebeğe, ailenin onayı alınmadan aşı yapılabilmesi için bir yasal düzenlemeye gerek görülmemekte, çocuğun uzun dönemdeki yararının gözetilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Nitekim, Türk Tabipler, Birliği olarak o zaman konuyla ilgili yaptığımız açıklamada “Genelleyici bir yaklaşımla, birey özerkliğinin toplum yararı gerekçe gösterilerek çiğnenebileceği anlayışı, kişilik haklarını ihlal edebilecek çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, duyarlı bireylerin bağışıklanmasıyla toplum düzeyinde etkin ve güvenli koruma sağlanabilen bulaşıcı hastalıklar özelinde, bir değer olarak toplum yararı birey özerkliğinin üzerindedir.” denmektedir. Burada aşılamayla yalnızca çocuğun gelecekteki hastalıklardan korunmakla kalmayacağı, hastalığın yayılımının engellenmesi ile öbür çocukların da korunmuş olacağı, çocuk aşılamalarında toplumsal bir yarar bulunduğu gerçeğine vurgu yapılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı da yaptığı açıklamayla “Bireyin hakkı toplumun haklarını, sağlıklı geleceğini bozuyorsa, burada karar toplumu ve diğer bireyleri koruma yönünde olacaktır. Anayasa Mahkemesi keşke bilim kurumlarının görüşünü alarak karar verseydi. Birey hakları önemli ama toplumun hakları onun önündedir.” diyerek en kısa sürede Anayasa Mahkemesi’nin öngördüğü şekilde bir yasal düzenleme yapılacağını, ancak aşılama programlarının da devam edeceğini bildirmiştir.

Ne yazık ki aradan geçen bir yıl içinde aşılamayla ilgili yasalar çıkartılamadı. Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan yeni bir kararında, yine aşılamaya ve bebeğin topuğundan kan alınmasına karşı çıkan bir aileden söz edilmektedir. Ailenin aşı yapılması ve kan alınmasına itirazı yerel mahkeme tarafından reddedilmişse de, Anayasa Mahkemesi bir yıl önce verdiği karara uygun olarak ailenin rızası olmadan çocuğa aşı yapılamayacağı kararını yinelemiş, zorla aşı yapımını bir “Hak İhlali” saymıştır. Mahkeme bu kararını Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “Maddi ve manevi varlığın korunması” güvencesine dayandırmaktadır. Mahkeme bu güvencenin ancak acil bir durumda veya tıbbi bir zorunluluk nedeniyle, o da bu konuda yasal bir gerekçe varsa ihlal edilebileceğini belirtmektedir. Nitekim Mahkemenin aynı kararında topuktan kan alınmasının bir hak ihlali olmadığı, çünkü metabolik hastalıkların erken tanısıyla ilgili olarak yasal dayanakların ve bunlara uygun çıkartılmış genelgelerin bulunduğu belirtilmektedir.

Aşılar tıbbın bulaşıcı hastalıklarla savaşımındaki en etkili silahlardır.

Yüzyıllardır insanlığın en büyük sağlık sorunu olan bulaşıcı hastalıklar ve bunların salgınları aşılar kanalıyla büyük ölçüde azaltılabilmişlerdir. Öldürücü çicek hastalığı yeryüzünden silinmiştir; çocuk felci ve kızamık sıradadır. Aşılar çocuklarımızı ciddi hastalık tehditlerinden korumaktadır. Yararları yanında ender görülen ve çoğu hafif  geçen yan etkileri bütün dünyadaki veliler tarafından göze alınmaktadır.

Biz TTB olarak, bütün ailelere çocuklarının geleceğini ve ülkedeki öbür çocukların sağlığını düşünmelerini, çocuklarının aşılarını zamanında ve tam olarak yaptırmalarını diliyoruz. Sağlık Bakanlığı’na da, şimdiye dek yaşanan sıkıntıları aşacak yasa önerisini TBMM’ye bir an önce yapmasını öneriyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
TTB Halk Sağlığı Kolu (27.10.2016)
===========================================
Dostlar,

Bu bağlamda biz de sitemizde epey yazdık;

HASUDER’den Anayasa Mahkemesi’nin Aşılama Kararı Hakkında Basın Açıklaması

Kapsamlı bir raporumuzu da buraya ekleyelim (24 A+ sayfası, güncelleme 29.10.16) :
biyoetik_odevimiz_aymnin_asi_karari_irdelemesi_29-05-2016

Sağlık Bakanlığı’nın, AYM’nin hak ihlali kararının Anayasal bağlayıcılığı karşısında 2015 Kasım’ından bu yana bir yasal düzenleme adımı atmamış olması kabul edilemez. 663 sayılı KHK ile gerekli düzenleme yapılamayacağından (Anayasa md. 13/1), 1593 sayılı yasada küçük bir değişiklik ya da madde eklemesi sorunu çözmeye yetecektir.

Sağlık Bakanlığı’nın bu görevini savsaklaması hem etik olarak kabul edilemez hem de Anayasa’yı ihlal suçudur (TCK md. 309) ve siyasal sorumluluğu da vardır..

Lütfen…

Sevgi ve saygı ile.
30 Ekim 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk ve ortaokulu Gaziantep'te okudu, Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimentosanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesi’nde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siayasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Uzmanlık alanında 257 yerli, 47 adet yabancı (toplam 304) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 500'ü aşkın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1489 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor. Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 28.10.2016 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir