Rifat Serdaroglu : ERDOĞAN’IN ANLAMADIĞI

ERDOĞAN’IN ANLAMADIĞI

portresi_kravatli

Rifat Serdaroğlu

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Erdoğan’ın anlamadığı, bilmediği, hiçbir zaman da anlayamayacağı gerçek şudur :

Ülkeyi yöneten kişinin “Siyasi Sorumluluğu” vardır. İster Cumhurbaşkanı ister Başbakan olsun kişi bu sorumluluktan kaçamaz. Sırtına Siyasi Sorumluluk almış bir kişi bu sorumluluğun gereğini de “Siyasi Ahlak” çerçevesinde yerine getirmelidir…
*
Evrensel Demokrasinin, Siyasal Ahlakın, Hukuk Ahlakının standartları bellidir. Bunlarla keyfinize göre oynayamazsınız. Mesela “Kuvvetler Ayrılığı bana ayak bağı oluyor” dediğiniz zaman, hür ve demokrat dünya sizin demokratlığınızla alay eder!

“Ben bu projeyi iyi niyetle yaptım ama beni anlamadılar, benim suçum yok” dediğiniz an, Siyasi Sorumluluktan kaçtığınızın resmidir.

Ne istedilerse verdim. Menzilimiz aynı olduğu için ben bu terör örgütüne yardım ettim, suçum yok” dediğiniz an Siyasi Ahlak ve Hukuk Ahlakı konusunda sıfır aldınız demektir.
*
Siyasette her şey sonucu ile ölçülür. Bir proje yapar ve uygularsınız, sonu iyi olursa alkış, takdir alırsınız. Ama sonu ülke için çok kötü olursa hesabınızı hem yargı hem Türk Milleti hem de vicdanınızda verirsiniz. Ortak akla, danışmaya, beraber çalışmaya, bilime değer verdiği için demokratik rejim, dikta veya tek kişi rejimlerine göre çok daha iyidir.

Ne bu ülkeyi yöneten kişi Padişah, ne de Türk Milleti tebaadır.
Yapan kalır, yapamayan defolur gider. Vesselam…
*
Erdoğan AKP’li Muhtarlara şunları söyledi;

-Çözüm Süreci dedik mi, dedik. Milli Birlik dedik mi, dedik. Ama başarılı olamadık. Çünkü beni anlamadılar!
Gezi olaylarında hükümeti yıkmaya çalıştılar ama biz ne yaptık? Dik durduk dik. Oyunlarını bozduk!
-17/25 Aralık’ta yine darbe yapmaya çalıştılar ama aziz milletim fırsat vermedi!
-En son 15 Temmuz’da darbe yapmaya kalktılar, buna milletim izin vermedi.
14 yıldır bu ülkeyi başarıyla yönetiyorum!
*
Erdoğan’ın muhtarlara söyledikleri, bir “Devlet Adamı” söylemi değildir.
Siyasi Sorumluluk ve Siyasi Ahlak sahibi biri böyle konuşmamalıdır.

Çözüm süreci dediği “İhanet Süreci” sonucu, PKK Narko-Terör örgütü çok güçlendi. Şehirlerimize silah-bomba-mühimmat depoladı.

PKK ile yapılan Oslo ve Kandil müzakereleri Erdoğan’ın emriyle yapıldı. Bu son derece yanlış politikalar sonucu binlerce gencimiz şehit oldu, on binlercesi sakat kaldı.

  • Tüm bunların Siyasi Sorumlusu Erdoğan’dır.

Gezi olayları, insanların faşist diktaya karşı çıkışları ve özgürlüklerine sahip çıkmalarının hareketidir. Erdoğan’ın Polise “Emri ben verdim” dediği bu olaylar sırasında, 11 genç ölmüş, 7 genç kör olmuş, binlercesi yaralanmış ve işkence görmüştür. Kalbinde bir parça insan sevgisi olan Siyasi Ahlak sahibi bir yönetici, güvenlik güçlerini kendi gençlerinin üzerinde gaddarca kullanamaz. Bunların sorumlusu da Erdoğan’dır.

-Hiçbir akıl, hiçbir mantık, hiçbir vicdan bana; Rüşvetlerin açıkça kol gezdiği, Bakanların hırsızlık yaptıkları için istifa etmek zorunda kaldığı, hırsızlığın babadan oğula geçtiği, milyarlarca dolar-avronun el değiştirdiği bir suç organizasyonuna “Darbe” dedirtemez.

17/25, iki organize suç örgütünün menfaat çatışmasıdır. 

Devlet ve Yargı bu iki suç örgütü tarafından karşılıklı olarak kullanılmıştır.
Bu olaydan da Bakanları yolsuzluğa boğazına kadar batmış Erdoğan sorumludur.

-15 Temmuz darbe girişiminin tek sorumlusu; FETÖ’nü devlete sokan, ona 17 Üniversite kurduran, araziler ihaleler veren, FETÖ ile işbirliğine girip kurulan kumpasla Türk Ordusunun komuta heyetini çökerten, FETÖ’nü darbe yapacak güce ulaştıran Erdoğan’dır.
*
Erdoğan, Muhtarlara istediğini söylesin, istediğini anlatsın!
Devleti, Türk Milletini, Siyasi Sorumluluğu bilen, Siyasi Ahlaka sahip aydınları kandırması mümkün değildir.

Herkes gibi Erdoğan da hesap verecektir…
*
Sağlık ve başarı dileklerimle, 27 Ekim 2016.
========================================
Dostlar,

Sayın Serdaroğlu baştan sona, yazısının her sözcüğüyle doğru ve haklı değil mi??
Dün (28.10.2016) Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde güvenlik güçlerimiz, tamı tamına 157 ton amonyum nitrat yakaladılar! Patlayıcı yapma amacıyla gizli gizli depolanan yüz elli yedi ton!

On tonluk kamyonlara konsa 16 kamyon eder..
1’er tonluk kamyonetlere konsa 157 kamyonet eder..
100’er kilogram olarak otomobillere konsa 1570 otomobil eder..
Bunca patlayıcı ile Türkiye’de yüzlerce noktada korkunç katliam yapılabilir.
Güvenlik güçlerimizi kutlarken, sormadan edemiyoruz :

Bunca patlayıcı ülkeye nasıl ve ne zaman girmiştir?
Yanıtı : AKP’nin AÇILIM sürecinde girilmiştir çünkü o yıllarda asker – jandarma – polis -korucu adeta zincirlenerek görevden alıkonulmuşlardır.. Masal ise “analar ağlamasın” dır..

– Bunca patlayıcı için finansal kaynak nereden bulunmuştur??
Yanıtı : PKK’nın uyuşturucu ticaretine de AKP’nin AÇILIM sürecinde yıllarca göz yumulmuştur. Ayrıca PKK’nın yurtiçi ve yurtdışı finans kaynaklarına dönük etkili savaşım  da yapmamıştır AKP!

Erdoğan kendince mağduru – mazlumu oynayarak iyiniyetli – vicdanlı halk gözünde kendini aklamaya çabalar; onlara duygu sömürüsü yaparken, aslında kendini ele veren traji-komik itiraflarda bulunmaktadır kamuoyu ve siyasal tarih önünde. Bu öznel (subjektif) değerlendirmelerin hukuk katında da siyaseten de gerçek bir değeri yoktur.

PKK ile Oslo görüşmeleri sırasında MİT Müsteşar yardımcısının sözleri bomba etkisi yaratmıştı. İnternete düşen MİT yetkilileri ile bazı PKK’lıların görüşmesine ait olduğu iddia edilen ses kaydında da patlayıcıların şehirlere doldurulmasına ilişkin şu diyalog yer almıştı:
*****
Sabri Ok (PKK): Bizim güçler her tarafta var. Karadeniz’de de var Toroslar’da da var.
Afet Güneş (MİT): Biliyoruz metropolleri de bu arada patlayıcılarla doldurdunuz.
Sabri Ok: Yok canım.
Afet Güneş: Hepsini biliyoruz.
(http://www.gazetevatan.com/-metropolleri-bombalarla-doldurdunuz–400944-gundem/)
*****
Şimdi herkes bir daha düşünsün ve Cumhuriyetimizimn 93. yılında net tavrını belirlesin :

* Ülkemizin günümüzde içine sürüklendiği kanlı çatışmanın ve yüzlerce insanın telef olmasının gerçek sorumlusu kimdir??

Gerçekleri yazıp çizen insanları hemen, birkaç saat içinde dava etmek, gece yarısı – sabaha karşı evlerinden terörize ederek aldırmak, tutuklu olarak yargılatmak ve birkaç yıl hapis cezası verdirerek baskı düzeni kurmak nicedir ve “nereye dek” tir??

Çare;
– HUKUK DEVLETİNE sarılmak,
Cumhuriyetin temel değerleri ile çatışmayı derhal bırakmaktır!

En büyük bayramımız kutlu ve mutlu olsun!
YAŞASIN ATATÜRK – TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZ!

Sevgi ve saygı ile.
28 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir