Soner Polat : ABD’den Türkiye’ye Suriye bakışı

ABD’den Türkiye’ye Suriye bakışı

portresi

E. Amirel Soner Polat
Ululsal Kanal
, 21.9.16
ulusalkanal.com.tr
spolat102@outlook.com 

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Türk-Rus yakınlaşmasının ABD’de bir panik havası yarattığı gözleniyor… Derin çatlağı Suriye ile sınırlı tutup Türkiye’nin Avrasya yolculuğunu bir başka bahara bırakmak istiyorlar. Gölge CIA STRATFOR Türkiye’yi analiz etmiş! 700 rakımlı tepelerin bu analize katkısı olmuş mudur; bilemiyoruz! Kısaltarak ve ara başlıklar ekleyerek aktarıyorum:

TÜRKİYE NİÇİN KİLİT ÜLKE?

San Petersburg’daki Erdoğan-Putin buluşması Türkiye, Rusya ve İran’ı birbirine yaklaştırdı. Suriye ve müttefikleri için Türkiye ile bir pazarlık kapısı açmak altın bir fırsattır. Türkiye, Esad karşıtlarına verilen destek için pivot ülkedir. Türkiye desteğini keserse, Halep’in güneyinde zemin kaybeden isyancılar, kuzeyde de tutunamaz! Rusya ve İran’ın da etkisi ile iyice zayıflarlar! Türkiye ile bir anlaşma olursa, isyancılar tutunamayacağı gibi Suudi Arabistan ve Katar’ın da yardım zincirini kırılır. Şam, Ankara’nın Suriye politikasını değiştirmeyi başarırsa, bu kendisi açısından zafer anlamına gelir! Ancak böyle bir durum pek de muhtemel gözükmüyor.

TÜRKİYE DENGE POLİTİKASI İZLER

Türkiye Esat karşıtlarına desteğini kesmeksizin (AS: buna katılamıyoruz..) Rusya ve İran’la ortak çıkarlar etrafında buluşabilir; IŞİD ve Kürt isyancılara karşı birlikte planlamalar yapabilir. Hâlihazırda iç ve dış koşullar Türk Hükümeti’ni baskı altında tutmaktadır. Bu nedenle Türkiye bazı alanlardaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak Rusya ve İran’a yaklaşacaktır.

Türkiye ılımlı muhalifler ve Sünni merkezli politikalarında büyük bir değişikliğe gitmeden Rusya ve İran’ı teskin etmeye çalışacaktır. (AS: Bu çook zor..) Erdoğan kendini Putin’e göre konumlandıracaktır. Türkiye, Rusya ve İran ile ortak hedefler üzerinde pazarlıklar yapabilir. Bu yolla, askeri girişimlerine Rusya’dan kaynaklanacak misillemeleri de önlemiş olacaktır. Bu pazarlıklar sonucu Suriye’deki harp sahasına daha derin nüfuz etme şansını elde ederse, Kuzey Suriye’de hava gücünü IŞİD ve YPG’ye karşı daha fazla kullanabilir.

TÜRKİYE’NİN YENİ POLİTİKA ARAYIŞI

Türkiye büyük bir ihtimalle Suriye konusunda İran ve Rusya’ya ödünler verecektir. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Rusya’nın desteği olmadan bir çözüm şansının bulunmadığını” ifade etmiştir. Türkiye ayrıca, “daha aşırı grupları hedef aldığı takdirde, Rusya’nın hava taarruzlarına yeşil ışık yakabileceğini” vurgulamıştır. Türkiye’nin, geçici de olsa bir sınır kapısını kapatması Rusya’ya verilen bir ösdün olabilir! Hangi anlaşma olursa olsun, IŞİD ortak hedef olacak, IŞİD’in sonu yaklaşınca her tarafın istemi daha büyük bir netlik kazanacaktır. Türkiye, Kuzey Suriye’deki IŞİD ve PYD hedeflerini vurmak için önüne çıkacak engelleri aşmaya çalışırken, ekonomisi için de fırsatlar arayacaktır. Buradaki en önemli husus, Rusya ve İran’ın bir NATO ülkesi olan ABD’nin müttefiki Türkiye ile yakınlaşarak ABD’yi Suriye’deki çözüm sürecinden dışlamasıdır. Bu kapsamda yapılacak pazarlıklar Suriye’deki sürecin geleceğini belirleyecektir.

NELER OLABİLİR?

Türkiye Esat’lı bir geçiş hükümetine rıza gösterebilir. Ama en muhtemel olasılık Türkiye ve Suriye’nin PYD karşıtlığında anlaşmasıdır. Türkiye, Rusya, İran ve Suriye’den biri ile çok yakın ilişki kurarsa, desteklediği muhalif gruplarla arası açılır. Onlarla vekâlet savaşı sürdüremez! Ancak daha da önemlisi, Türkiye’nin zaten gergin ilişki içinde olduğu ABD ve NATO ile arası açılır. Türkiye’nin NATO üyeliği hem kendisi hem de ittifak için hayatidir. Ancak şüphesiz ki Türkiye, NATO’nun düşmanı olan Rusya ve İran ilişkilerini geliştirirken azami dikkat sarf edecektir.

SONUÇ ve DEĞERLENDİRME

Analiz bire bir ABD devletinin bakış açısını yansıtıyor. Türkiye’nin kilit ülke olduğu çok net anlaşılıyor. Türkiye adım attığı takdirde sürecin Suriye için zaferle biteceği belirtiliyor. Türkiye’nin sınırlarını muhaliflere kapadığı ve yardımı kestiği anda tiyatroda perdenin kapanacağı görülüyor. Türkiye’yi sınırlayan faktörler belirtilmiş; kıvır zıvır: “Sünni hassasiyet, muhaliflerin Türkiye’den kopması!” Türkiye doğru mevzilenirse, “ABD’nin sahanın dışına, taca çıkacağı” vurgulanıyor. Aba altından sopa gösteriliyor: NATO, müttefiklik falan filan!”

Eğer her türlü çıkar alanımıza tecavüz eden bir merkezin yaptığı bu kadar açık ve net bir durum belirlemesinden sonra bile, Suriye politikası saptayamıyorsak, hiçbir hekim bize reçete yazamaz!
===============================

Dostlar,

Bu yazıda Sn. E. Amiral Polat ölçüsünde ılımlı ve iyimser olamıyoruz..
Türkiye’nin Suriye’de rejim (seçilmiş Esat yönetimi) karşıtı ya da yandaşı herhangi bir kesimi, devlet örgütlenmesi dışında yapılanmaları tek başına ya da başka ülkelerle (ABD, AB, İsrail) birlikte desteklemesini uluslararası hukuka aykırı görüyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneksel “YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ” ilkesine ters düştüğünü görüyoruz.. 

BM Anayasasının en temel ilkelerinden biri, başka ülkelerin içişlerine karışılmamasıdır. Hele hele BOP – Genişletilmiş Kuzey Afrika Ortadoğu Planı kapsamında ABD’nin bölge ülkelerini parçalayarak kukla devletçikler yaratma kanlı planı bilinirken buna BOP Eşbaşkanlığı ile alet olunması, anti-emperyalist kurtuluş savaşı ile kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin saygınlığı ile hiç bağdaşmamaktadır. Kimi atasözleri ne denli anlamlıdır :

  • Bir deli kuyuya taş atar, 40 akıllı çıkaramaz..
  • 2 ölç 1 biç..

    Dış politika son derece duyarlı ve çok etmenli karmaşık denklemelere dayanmak zorundadır. Yapılan hataların bedeli çooook ağır olabilmekte ve geri dönüş de çok zor olabilmektedir. 2011 ilkbaharında Türkiye AKP – RTE eliyle Suriye batağına bulaştı.. 5,5 yıl sonra, yine bir başka atasözü ışığında zararın neresinden dönülse kârdır diye bakılmalı ve ustalıkla geri çekilmelidir..

    Türkiye’nin içeride çok sayıda ve ağır sorunları vardır.. PKK, ekonomi, sosyal güvenlik, işsizlik, eğitimde dincileştirme, yoksulluk, ulusal gelirde gerileme, FETÖ sorunukısırlaştırılmış bir bilim – sanat -kültür ortamı., hukuk devletinin askıya alındığı AKP SİVİL DARBESİ… Bunca çok cephede yüksek gerilimli savaşım (mücadele) sürdürmeye Türkiye’nin sınırlı olanakları elveremez; bu çok yönlü “kavga” sürdürülemez.. Israr edilirse, ne yazık ki karşılaşılacak tablo yıkım (enkaz!) olabilir ve hep birlikte altında kalırız.. En ağır faturayı da AKP – RTE öder..

  • Mini de olsa, maksi de olsa Anayasa değişikiğinin de kesinkes zamanı değildir..

TBMM Başkanı Kahraman, dış borçla yaptırılan Dolmabahçe sarayında kanlı diktatör, Osmanlı Meclisini 32-33 yıl kapatarak istibdat dürdüren 2. Abdülhamit‘in 174. doğum yılını kutlamak (!) için 3 günlük kurultay düzenleyip açılışta “.. istibdatına hasret kaldık..” diye çığlık atıp bilin açtını açığa vururken!?!

Bir kez daha yazmış olalım..

Sevgi ve saygı ile.
23 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir