MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİNİN 80 YILI

MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİNİN 80 YILI

“80. YILINDA MONTRÖ SÖZLEŞMESİNE
JEOPOLİTİK BAKIŞ”

Dr. Nejat TARAKÇI
ntarakci@gmail.com

Giriş

Dünyada hiçbir uluslararası anlaşma yoktur ki, Montrö Sözleşmesi gibi her gün dinamik olarak kesintisiz uygulama alanı bulabilsin. Çünkü günde yüzlerce gemi Türk Boğazlarından bu Sözleşmeye göre geçiyor. Ama 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi, Lozan’da Türkiye Cumhuriyeti üzerine konan ipoteğin kaldırılması ve yarım kalan tam bağımsızlığın tamamlanması yönüyle çok daha önemlidir. Bu Sözleşme 13 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan’da ayağına takılan iki prangadan1 sonuncusunun parçalanıp atılmasını sağlamıştır. Sovyetlerin dağılması sonrasında NATO vasıtasıyla ABD’nin Karadeniz ve Kafkaslardaki etkinlik alanını genişletme stratejisi, 2008’de Rusya’nın Gürcistan’a müdahalesi, 2013’deki Ukrayna Krizi ve Kırım’ın Rusya’ya bağlanması, 2015’de Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi ve son olarak ABD’nin Bulgaristan ve Romanya’da askeri yığınak yapması gibi kriz ve gelişmeler Karadeniz’in önemini yeniden öne çıkarmıştır. Soğuk Savaş’ın kilit ülkesi Türkiye’nin kontrol ettiği Boğazlar, yeniden uluslararası güç odaklarının gündemine gelmiş bulunmaktadır. Bu yıl 80. yılını idrak edeceğimiz Montrö Sözleşmesi’nin ciddi anlamda gündeme geldiği kriz ve olaylar şöyledir :

…………..
………….

Atatürk, 1 Kasım 1936 günü Meclis’i açarken yaptığı konuşmada, Montrö Sözleşmesi’ne
şöyle değindi:  

  • Tarihte birçok kez tartışma ve tutku nedeni olan Boğazlar, artık tam anlamıyla
    Türk egemenliği altında, yalnız ticaret ve dostluk ilişkilerinin ulaşım yeri haline girmiştir. Bundan böyle savaşan herhangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasaktır.

…………
…………

Montrö Olmasaydı Neler Olacaktı?

80 yıldır yürürlükte olan, Montrö Sözleşmesi, zamanlama ve sonuçları açısından, bir deha ürünüdür. Montrö Sözleşmesi olmasaydı, Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na girmeye mecbur kalacaktı. Çünkü

  • Savaşan tarafların Boğazlardan geçecek savaş ve ticaret gemileri engellenemeyecekti,
  • Ayrıca, askerden arındırılmış statüdeki Boğazların her iki yakasındaki Türk toprakları, güvenlik açısından çok hassas bir konuma geleceğinden, İngiltere ve müttefikleri, Türkiye’yi savaşa sokmak için her türlü kışkırtma ve tahrik faaliyetlerini kolaylıkla uygulama imkânına sahip olacaklardı.

……………….
……………….

Soğuk Savaş Sonrası Boğazlar                           :

Altmış yıllık NATO – Varşova Paktları çekişmesi sona erip deniz üstünlüğü tümüyle ABD’ye geçince Rusya, Montrö’nün Karadeniz’in güvenliğinde ne kadar önemli olduğunu anladı. Bu bağlamda ABD, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO üyesi yaparak Karadeniz’de Türkiye’ye alternatif üs ve limanlar kurmak istedi. Bu dönemde Montrö Anlaşması Karadeniz’de ABD’nin kuvvet üstünlüğü sağlamasını engelledi. 2004’de Bulgaristan ve Romanya NATO üyesi yapıldı. Montrö Sözleşmesi’ni ilgilendiren en büyük kriz dönem içinde 2008’de Rusya’nın Gürcistan’a müdahalesi ile yaşandı. ABD’nin Gürcistan’a yardım için Montrö Sözleşmesi’ni delme girişiminde bulunduğu veya deldiği şeklinde değerlendirmeler yapıldı.

……………….
…………………

Montrö Sözleşmesinin Geleceği                       :

Mevcut dünya güç dengeleri devam ettiği sürece Montrö Sözleşmesi Rusya’ya büyük avantaj sağlamaktadır. Karadeniz’deki deniz gücü dengesi Romanya ve Bulgaristan’ın NATO üyesi olmasına rağmen zayıf donanma kuvveti nedeniyle büyük bir değişiklik göstermemiştir. Ancak Karadeniz’deki NATO üyesi sayısı üçe yükselmiştir. Bu bağlamda ABD ve Batılı müttefikleri, Türkiye’nin de iştirak edeceği bir çatışmada Montrö Sözleşmesi gereğince Karadeniz’i limitsiz kullanabileceklerdir. Ancak Türkiye’nin yer almadığı bir kriz veya çatışma durumunda Karadeniz’e güç nakli zora girecektir. Bu durumda ABD ve Batı, Goeben ve Breslau örneğini kullanarak Romen ve Bulgar Deniz Kuvvetlerini takviye edebilir. Böyle bir olasılık Türkiye’yi de savaşın içine çekebilir. Savaşa dönüşmeyen kriz durumlarında Sözleşmeyi uygulamak nispeten daha kolay olacaktır. Yine de Türkiye her durumda kararlı ve tarafsız bir duruş sergilemelidir. Türkiye, zamanında kararlı bir şekilde hareket etmediği takdirde, ileride hem Rusya’dan hem de ABD’den Montrö konusunda daha fazla taviz talebiyle karşı karşıya kalabilir. Özellikle aynı anda Karadeniz’de bulunacak yabancı gemilerin tonajlarının hesaplanması, ön bildirim zamanlarının kısaltılması, gemi adlarının, gidilecek limanların belirtilmemesi gibi değişik talepler olabilir. Karadeniz’deki bir kriz ve istikrarsızlık, doğrudan Türkiye’nin güvenliğini tehdit eder bir seviyeye gelebilir. Türkiye, Sözleşme’nin 21. maddesine dayanarak geçişleri sınırlama veya tamamen kaldırma yetkisine sahiptir. Bu bağlamda Türkiye, Montrö Sözleşmesi’ni hazırlayan uluslararası barış ve istikrar kriterlerini esas alan, hukuki, geçerli, kabul edilebilir, mantıklı ve uygulanabilir olmayan geçiş taleplerini geri çevirmekte asla tereddüt etmemelidir.

………………..
………………..

NOT: Bildiğiniz gibi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20 Temmuz 1936’da (İsviçre’nin Motreaux – Montrö kentinde) Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya, Fransa, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya, Yunanistan, Avustralya ve Japonya arasında imzalanmıştır. TBMM Sözleşmeyi 31 Temmuz 1936’da onaylamış, öbür ülkelerin de onaylaması ile 9 Kasım 1936’da yürürlüğe girmiştir. Atatürk’ün, dünya savaşının çıkmasından üç yıl önce, Türk Milletine kazandırdığı bu sözleşme ile 24 Temmuz 1923’te Lozan’da bağımsızlığımıza konan ipotek kaldırılmıştır…

Sözleşme’nin geçerliliği             :

1956’da, 1996’da ve son olarak da, 20 Temmuz 2016’da yirmi yıl daha uzatılmıştır

====================================

Dostlar,

Türkiye ve Dünya tarihi açısından büyük önem taşıyan ve ülkemizin “egemen eşit” devlet olarak uluslararası hukuk katında vazgeçilmez haklarını düzenleyen Montrö Boğazlar Sözleşmesi 80 yaşında!.. Büyük Atatürk‘ün usta diplomasisi ve sabrıyla gergef gibi işleyerek ülkemize kazandırdığı bu miletlerarası Sözleşme büyük önem taşıyor üllemizin güvenliği ve Dünya barışı için.. Ne denli gerçekçi ve adil bir düzenleme ki, 80 yıldır yaşıyor ve 20 yıl daha uzatıldı.. Uluslararası ilişkilerde bunca uzun ömürlü – istikrarlı Andlaşmalar bulmak pek güç.

AbdullahArabRevolt1916-AgungWaspodo

Dostumuz E. Kurm. Alb. Tarihçi – Yazar Sn. Şahap Osman Aras, konunun uzmanı Sn. Dr. Nejat Tarakçı‘nın bu değerli çalışmasını bize de gönderme inceliği gösterdi. Çalışma 10 A4 sayfası.. Biz önemli alıntıları yukarıda sunduk.. Tüm metin için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

montro_bogazlar_sozlesmesinin_80_yili_nejat_tarakci

Sevgi ve saygı ile.
18 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir