Her şey 9 Eylül günü başladı

Her şey 9 Eylül günü başladı

portresi

 

Emin ÇÖLAŞAN
SÖZCÜ, 09 Eylül 2016

 

Sevgili okuyucularım, ne acıdır ki yakın tarihini bilmeyen ve öğrenmek istemeyen bir millet haline dönüştük.
Milletçe elde ettiğimiz bağımsızlık, bugünkü iktidar tarafından özellikle örtbas edilmek isteniyor.
Ulusal bayramlarımızın kutlanması bile artık yasak!..
Çünkü Türkiye’de ulusalcılığı değil ümmetçiliği yaygınlaştırma peşindeler.
Bugün 9 Eylül… İzmir’in kurtuluşu
Sadece bir kentimizin değil, ülkemizin kurtuluşu anlamına gelen bir gün.
* * *
1914-1918 arasında dört yıl boyunca Birinci Dünya Savaşını yaşadık. Müttefikimiz Almanya ile birlikte bu savaştan yenik çıktık ve teslim olduk. Irak, Suriye, Ürdün, Filistin elimizden çıktı.
30 Ekim 1918: Osmanlı, Mondros teslim anlaşmasını imzaladı. Silahları bıraktık…
Hemen ardından Osmanlı’nın başkenti İstanbul İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edildi.
Düşman orduları Anadolu’nun dört bir yanına girdiler ama bu da hızlarını kesmiyordu.
15 Mayıs 1919: Gücünü İngiltere ve Fransa’dan alan Yunan ordusu İzmir’i işgal etti. İşgal giderek bütün Ege bölgesine yayıldı.
19 Mayıs 1919: Mustafa Kemal Paşa işgalden dört gün sora Samsun’a çıkıp milli mücadeleyi başlattı. 23 Nisan 1920: Ankara’da Büyük Millet Meclisi açıldı.
* * *
Yunan ordusuyla İnönü ve Sakarya’da kanlı savaşlar, meydan muharebeleri oldu.
Elinde hiçbir olanak olmayan yeni Türk devleti artık savaş alanlarında boy gösteriyordu.
Garp cephesi kuruldu. Ordu düzeni şöyleydi:
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp cephesi komutanı İsmet Paşa.
Emrinde iki ordu var. Birinin komutanı Yakup Şevki Paşa, ötekinin komutanı sakallı Nurettin Paşa. Ordumuzda sakallı olan tek general. (Sonraki yıllarda Atatürk‘e düşman oldu!)
* * *
Ankara hükümeti büyük bir gizlilik içinde büyük savaşa, büyük taarruza hazırlanıyor. İlk amaç düşman işgali altındaki Afyon’u kurtarıp oradan İzmir’e doğru atılmak.
Taarruz 26 Ağustos 1922 günü Kocatepe’den topçumuzun atışlarıyla başladı.
Yunan ordusu direniyordu ama bu direniş çok kısa sürdü. Ordumuz ilerlemeye başladı.
Üçüncü gün çok önemli bir gelişme oldu ve başta Trikupis olmak üzere düşman ordusunun bütün komutanları esir edildi.
Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa esir komutanlarla görüştü. “Savaşta olur böyle şeyler, üzülmeyin. Siz görevinizi yaptınız” dediler ve kılıçlarını almadılar.
30 Ağustos 1922: Yapılan son meydan muharebesini ordumuz kazandı.
Mustafa Kemal Paşa‘nın “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emri yerine getirilmeye başlanmıştı. Yunan ordusu İzmir’e doğru kaçıyor, arada kısa direnişler oluyor, ancak geçtiği her yeri yakıp yıkıyordu.
* * *
Hızla ilerleyen Türk askeri bir rekor kırıyordu. 30 Ağustos günü yürüyüş başlamıştı. Ele geçirdiğimiz Afyon’dan İzmir’e askerimiz sadece dokuz günde ve yürüyerek yetişti.
9 Eylül sabahı İzmir’e girildi. İlk birliğimiz Konak meydanındaki hükümet binasına bayrağımızı çekti, kentteki binlerce Yunan bayrağı indirildi. Komutanlarımız iki gün sonra geldiler. İzmir’deki yabancı konsoloslar ve limandaki düşman işgal gemilerinin komutanları hemen başkomutanın ziyaretine gelip barış şartlarını görüşmek istediler. Zaferi kazandığımızı, artık geriye dönüş olmayacağını, karşılarında Vahdettin gibi satılık bir padişah olmadığını en sonunda görmüşlerdi.
* * *
11 Eylül günü İzmir’in Ermeni mahallesinde korkunç bir yangın çıktı. Elde yeterli itfaiye örgütlenmesi yoktu ve İzmir cayır cayır yanıyordu. Bugünkü kordon ve fuar alanı tümüyle yandı. Kentin yarısı yok oldu. Yangını kimin çıkardığı hiçbir zaman anlaşılamadı.
* * *
Sakallı Nurettin Paşa İzmir askeri valiliğine atanmıştı. Yunan ordusu İzmir’i işgal ettiği zaman Yunan bayrağı ile kutsayıp takdis eden militan papaz, Rum’ların dini lideri, baş piskopos Hrisostomos’u yanına çağırdı, azarladı. Yaptıklarının hesabını vereceğini söyledi. Sonra onu askerler eşliğinde bir yere gönderdi. Yürüyerek ve kelepçeli gidiyordu. Ahali onu yolda linç etti.
* **
Mustafa Kemal Paşa yangından sonra karargahını İzmir’in önde gelen ailelerinden Uşşakizade
lerin Göztepe semtindeki evine taşıdı. Ailenin kızı Latife Hanım’la orada tanıştı. Yurt dışında okumuş, üç dil bilen aydın bir Türk kadını idi. Bir süre sonra evlendiler ama bu evlilik yürümedi.
* * *
9 Eylül 1922’de İzmir’in ele geçirilmesi aslında Türkiye’nin gerçek kurtuluş günüdür.
Vatanın düşman ordularından arınma sürecinin son noktasıdır. İşgalci güçler bir süre sonra vatan toprağından temizlendi.
* * *
Artık yeni bir devletin temelleri atılıyordu. Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı, kapitülasyonlar kaldırıldı. Silahla kazanılan bağımsızlığımız ve egemenliğimiz bütün dünya tarafından onaylanmış oldu. 29 Ekim 1923… Cumhuriyet ilan edildi ve işte bu günlere geldik. O günlerde hiç kimsenin aklına bazı şeyler gelmezdi… Örneğin birileri çıkıp İstiklal Harbi kahramanlarından “İki ayyaş” diye söz edecek!.. Ulusal bayramlar tu kaka ilan edilecek ve kutlamalar yasaklanacak!.. Türkiye’de birileri din devleti kurma hayallerine kapılacak!.. Ama oldu. Bu da elbet geçecek.

===========================================

Dostlar,

Cumhuriyetimizin yetiştirdiği aydınlık kişiliklerden biri de hiç kuşku yok çoook başarılı gazeteci – yazar Sayın Emin Çölaşan‘dır..

Pek çok yazısı gibi bunu da çok anlamlı ve değerli bulduk ve 9 Eylül 1922 tarihli görkemli zaferimizin 94. yılında kendisine teşekkür ederek paylaşmak istiyoruz..

Biz de ekleyelim ki, Büyük ATATÜRK‘ün öncülüğünde Türk Milleti olarak bu büyük utkumuz (zaferimiz), o dönemin dünya devi ve jandarması, günümüzün ABD’sinin rolündeki İngiltere’de Başbakan Lloyd George‘un istifa etmek zorunda kalması sonucunu da doğurmuştu..

Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa.. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş ve kuruluşunda temel harcını koyan 2 kahraman asker ve deblet adamı.. Saymakla bitmez ülkemize hizmetleri..  Bu 2 saygın tarihsel kişiliğe sonsuz bir vefa, saygı ve şükran duyması gereken, onların sayesinde Başbakanlık koltuğuna erişen R.T. Erdoğan’ın 2013’te kullandığı “2 ayyaş” nitelemesini hazmedemiyor ve bağışlayanıyoruz.. Aradan 3 yılı aşkın zaman geçti, hala özür dilemedi.. dilemeli oysa.. Kendisinin yerine biz utanıyoruz ve 2 ulusal kahramanımız Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa’dan bu değerbilmezliğe, çok ağır saygı kusuruna gülüp geçmesini, O’nu mazur görmesini istirham ediyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
09 Eylül 2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir