ORDUMUZUN SURİYE SEFERİ

ORDUMUZUN SURİYE SEFERİ

turk-ordusu-suriyede-ilerliyor-20160824150432

portresi

 

Dr. Ceyhun BALCI

 

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

TSK Cerablus’a yönelip Suriye’de temizliğe girişme sinyalleri verince çıkan seslere kulak verelim. IŞİD’e vuruldu PYD’den ses geldi. PYD’nin (PKK olarak da okuyabilirsiniz) etnikçi bir terör unsuru olarak sözde egemen olduğu alanlarda TSK ile karşılaşmaktan hoşlanmamasını ve hatta korkmasını anlamak güç değil.
Buna tamam! Ama…
Ülkemizdeki kafası karışıklar ordusunun kaygılarına anlam vermek hiç kolay değil!
“Suriye bataklığında ne işimiz varmış?”
“Suriye bölünürse Türkiye de bölünür!” saptamasının doğruluğunu kavrayamayanlar Suriye’yi Türkiye için bataklık sanabilirler!
Gel de “Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur!” diyen Sakallı Celâl’i saygıyla anma!
BOP haritası gereğince bölünmesi tasarlanan ülkelerden biri olan Suriye 5 yılı aşkın süredir burun buruna olduğu küresel haydutluk karşısında dik ve onurlu bir duruş sergiledi. O dik ve onurlu duruş bir bakıma Türkiye’nin bölünmezliği için de güvence oldu!
Ülkemizdeki pek çok insanın (aralarında Cumhuriyetçi ve Atatürkçüler de var) bölgeye ve bölgenin önde gelen unsurlarından olan Araplara bakışı “Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı arkadan vurdular!” anlayışı çerçevesindedir. Oysa, genelde bölgenin özelde Suriye’nin tarihi bu sığlığı hoş görmeyecek denli derinliklidir.
Geçmişten bugüne uzanan bu sığlığın günümüzde de olanca belirginliğiyle sürmekte olduğunu üzülerek izliyoruz.
Bu olumsuzluğun başta gelen gerekçelerinden birisi Türkiye’de yerleşikleşme eğilimi gösteren saplantılardır. Bu saplantılardan başta geleni zemin, zaman ve koşul bağlamından koparak hastalığa dönüşen RTE-AKP paranoyasıdır.
Suriye’ye TSK müdahalesi çoktan yapılması gereken bir eylemdi. Gecikmeli de olsa yapılmış olması bir olumluluk olarak görülmeliydi.
Denebilir ki, eylem doğru ama eylemin sahibi yanlış! Katılırım!
Ama, yanlış kimse doğru eylem yapıyor diye elini mi tutalım?
Gündelik siyasetin ve politikanın belirli hedef ve amaçları olduğu kesindir. Ama, vatanın ve milletin birliği, dirliği söz konusu olduğunda diğer konuların ayrıntıdan öteye anlam taşımadığı da gözden kaçırılmaması gereken önemde bir ayrıntıdır.

Son gelen haberlere bakılırsa PYD’nin TSK ile sıcak temas gerekmeden Fırat’ın doğusuna çekileceği anlaşılıyor. Türkiye’nin doğru bir adım atmış olması bile hem Suriye hem de Türkiye’nin bütünlük ve güvenliğine tehdit oluşturan etnikçiliği hizaya sokarsa gerisi gelecektir.
Türkiye-Rusya yakınlaşmasını izleyerek yaşanan bu gelişmenin ülkemizin yüzünü bölgeye dönme sürecinde bir ilk adım olması önde gelen dilektir.

  • Milli görev gereğince Suriye’de olan Mehmetçiklerimiz için atıyor yüreklerimiz!

15 Temmuz darbe girişimiyle örselenen ve saygınlığı aşındırılan Ordumuza özgüven aşılaması olası bu vatan görevinde can kayıpsız, sorunsuz ve engelsiz görevler diliyoruz…

======================================

Dostlar,

Teşekkürler değerli tıbbiyeli meslektaşımız Dr. Ceyhun Balcı‘ya..
Yazısını bize e-ileti ekinde yollarken şu dizeleri koymuş :

  • Küresel düşünüp, ulusal davranmak göz ardı edilmemesi gereken bir yöntem.
    Bir eylemi yapanla değil de sonuçlarıyla değerlendirmek de!
    TSK Suriye’de bir savaşın içindedir. Ama, bugün bu savaşa girmekten kaçınırsanız
    yarın ülke topraklarının yitirilebileceğini de aklınızda tutmalısınız…

*****
AKP – RTE, OHAL Kararnameleri ile TSK’ya indirdikleri çok ağır ve kabul edilemez darbeleri hemen geri çekmelidirler..

Her geçen gün geri dönüşü güçleştiriyor, TSK’ya travmayı kalıcı kılıyor ve ulusal güvenliğimizi açıkça tehdit ediyor..

Ne yazık ki CHP’li 110 vekil ya da bu sayıya bağlı olmadan anamuhalefet partisi TBMM grubu olarak bu OHAL Kararnamelerinin TSK’yı yerle bir eden hükümlerini Anayasa Mahkemesine iptal için taşımadı. Oysa açıkça anayasaya aykırı idiler ve biz nerdeyse 2 hafta bu hukuksal sürecin nasıl yürütülebileceğine ilişkin kapsamlı yazımızı web sitemizin manşetinde tuttuk.. Söz konuzu OHAL Kararnameleri TBMM İçtüzüğü md. 128 gereğince en geç 30 gün içinde TBMM’de görüşülmesi gerekirken Meclis 1 Ekim’e dek tatile sokuldu ve bu yasalaştırma süreci de planlı olarak ertlendi, ötelendi.

Ülke OHAL yönetiminde ve gerçekten ulusal güvenlikle ilgili ciddi sıcak sorunlarla boğuşyor ama TBMM tatilde.. Akıllara seza bir durum… Bu OHAL Kararnameleri ne zaman Anayasal yargıya taşınacak?? İptal kararları gelse bile geriye yürümeyeceği için ne işe yarayacak??

  • Şamar oğlanına çevrilen bu Ordu, bizim Ordumuz TSK, dünden bu yana vargücüyle Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü için sıcak çatışma içinde, can pahasına yaban ellerde.. Üstelik AKP – RTE’nin yıllardır süregelen olağanüstü yanlış uydu – dinci politkaları ile bölünme eşiğine geldiğimiz bir kritik aşamada.. Hayıflanmamak olanaklı mı??

AKP – RTE yersiz inatlaşmayı bırakmalı, Devletimizin yüksek çıkarlarını en öne koşulsuz koyarak siyasal sorumluluk ve olgunluk göstererek, “..hatadan dönmek büyük irfandır..” atasözünü anımsayıp OHAL kararnamelerinde TSK’ye dönük aşırı ve tepkisel düzenlemeleri geri çekmelidirler..

Bu coğrafyada, BOP gayya kuyusunda, GÜÇLÜ ORDU olmadan bırakın GÜÇLÜ TÜRKİYE’yi, bağımsız – bölünmemiş bir Türkiye bile ham hayal ötesidir..

AKP – RTE,  bu bağlamda bir kez daha “kandırıldık..” diyebilme olanağı bile bulamayabilirler!

Sevgi ve saygı ile.
25 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir