Kimler, niçin, nasıl yaptılar?

Kimler, niçin, nasıl yaptılar?

portresi

Prof. Dr. Erol MANİSALI
Cumhuriyet, 23.08.2016

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Türkiye’nin içine sürüklendiği kaos ortamını anlayabilmemiz için üç ‘soru’nun yanıtını iyi görebilmemiz gerekir:

1- Türkiye (ve bölge) için yapılmak istenenler nelerdir?
2- Yapmak isteyenler kimlerdir?
3- Amaçlarına ulaşmak için kullandıkları araçlar nelerdir?

Türkiye’de yapmak istedikleri :

1) Kürdistan’ın büyük bir ayağının Türkiye’nin güneydoğusunda oluşmasını istiyorlar. Irak tamamlandı. Suriye tamamlanmak üzere, Türkiye’nin eli kolu bağlandı; Güneydoğu’da terörist örgütler legalleştirilerek belirli bir noktaya getirildiler.
PKK ve YPG, ABD ve Avrupa’dan her türlü desteği aldı ve almakta. Siyasi, askeri ve mali öğeler dahil.

2) Lozan’ın çözülmesini istiyorlar. Zaten Kürdistan kurulursa, Lozan ortadan kalkmış olur.

3) Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’de çok stratejik bir konumda bulunan Kıbrıs’tan (ve KKTC’den) tasfiyesini istiyorlar.


4) İyice küçülmüş ve ulusal askeri, siyasi ve iktisadi çıkarlarını koruyamayan,“Batı’ya bağımlı” bir Türkiye haline dönüştürülmesini istiyorlar. Körfez ülkelerinde olduğu gibi. Bu nedenle dinci örgütleri kullanıyorlar.

Yapmak isteyenler kimler?

Kürdistan projelerini daha önceki yazılarımda BOP’nin amiral gemisi olarak nitelemiştim. Siyasi, askeri, diplomatik ve mali olarak Kürdistan projesine 1984’ten beri destek verenlerin hepsi; ABD, AB büyükleri, İsrail belgelerle ve kendi uygulamaları ile kanıtlanmış isimler. En büyük yardımcıları “dinci örgütler”.


FETÖ de Kürdistan projesinin bir parçası haline sokuldu
. 1980’li yıllarda “devlet”in görememesi yüzünden bugüne kadar geldik ve 15 Temmuz’da, sanki gözümüz yeni açılabildi. Siyasal partiler, Ordu, Meclis herkes aptalı oynadı, günlük konjonktürün içinde bizi boğdular.

En kritik soru; kullandıkları araçlar neler?

Zurnanın zırt dediği yer burası: Türkiye’de Avrupa benzeri demokratik toplumsal örgütlenmeler yerine dinci örgütlenmeleri siyasetin, ekonominin, güvenliğin, adli sistemin odak yerine oturtursanız; Atatürk Türkiye’si ile dünyaya örnek olmuş ve uygarlık yolunda ilerleyen Cumhuriyeti bölüp parçalar ve Afganistan’a çevirebilirsiniz.

Cumhuriyet Türkiye’si, yüz yıllardır karanlık labirentlerden çıkamayan “İslam dünyasının” tek parlayan yıldızı olmuştur. Atatürk Türkiye’sine düşmanlıkları bundan.

  • Uygarlaşma ve çağdaşlaşma gidişini ancak dinci örgütlenmeleri, tarikatları, cemaatleri, mezhepçiliği sistemin odak noktasına oturtursanız engeller, Türkiye’yi parçalayabilirsiniz.

Batı’nın, Cumhuriyet ve Atatürk Türkiye’si yerine “dinci Türkiye’yi oturtması”gerekiyordu. Ve bunu, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbeleri ile “uyumlu İslama”getirip ülkemizi 15 Temmuz ortamına soktular.
Avrupa tarzı toplumsal örgütlenmeler yerine cemaat, tarikat, mezhepçi akımlar ülkeyi yönetmeye başlarsa, Türkiye üzerinde hesap yapanlar amaçlarına ulaşırlar.

  • AKP’nin, Erdoğan’ın, CHP’nin, MHP’nin büyük resmin bir parçası olarak asgari müştereklerde birleşmeleri artık kaçınılmazdır. Nedir bunlar:

– Dinci örgütlenmeler siyasetin dışına itilmelidir.
– Laiklik ve Avrupa uygarlığı esas alınmalı, laiklik korunmalıdır.
– Dış ilişkilerde ABD, AB ve Rusya ile karşılıklı ulusal çıkarlara dayalı, “dengeli” bir ilişki kurulmalıdır.
– Bütün bunlar TBMM’de “demokratik bir biçimde tartışılabilmeli” ve asgari müşterekler oluşturulmalıdır.

Bunu yapamayanlar FETÖ’ye ve arkasındaki odaklara en büyük hizmeti sağlamış olurlar, FETÖ’den farkları kalmaz. Emperyalizm ve “FETÖ’ler” kazanan taraf olurlar.
(http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/589038/Kimler__nicin__nasil_yaptilar_.html)

===================================

Evet dostlar,

Üstad Prof. Erol Manisalı ne denli özlü ve net yazmış! AKP – RTE bunları yapabilir mi, yapar mı dersiniz?? Bize göre çok zor.. Çünkü hala dinci dayatmalar ülkemizin her bir yanında kör kör gözüm parmağına sürüyor.. Taksim’e cami ve kışla, köprülere hep Osmalı – Sünni adlar, özellikle milyonlarca Alevi yurttaşı derinden inciten Yavuz Sultan Selim köprüsü.. Ve geri adım atmayış! FETÖ bağlantılı AKP kodamanlarına, damatlarına dokunamayış.. ama cadı avı devam!

Örn. Tekirdağ Barbaros’ta Burcu sitesi önündeki camide 5 vakit salt ezan değil, uzun uzun ezan öncesi birşeyler okunuyor.. Olağanüstü yüksek hoparlör çıktıları var.. Gece yarısı, sabaha karşı, gök gürlercesine ezan, sela okumaları oluyor.. 100 DbA’yı aşıyor dersek hiç abartı yok.. Belli bir nota da söz konusu değil.. Tutturan tutturduğu gibi okuyor, uzatıyor, detone oluyor.. Hoparlörlerin çıkış gücünü biraz düşürseler de çevrede çok rahat duyulur. Ezan dinlemiyor adeta muazzam bir gürültüyle terbiye ediliyor, azarlanıyor, eziyet görüyoruz. Modern çağda bu gürültü terörü niyedir?? Müslüman insan çevresini rahatsız ederek bunca abartılı, gösterişle mi ibadet eder?? Çevrede hastalar, çocuklar, bebekler, uyku bozukluğu olanlar.. neden dikkate alınmaz? Diyanet İşleri Başkanlığı neden güleryüzlü – çağın koşullarına uyum sağlayan bir İslam anlayışı sergilemez? Ceberrut ve dayatmacı – baskılayıcı tutumda neden ısrar edilir?? İslam Ortaçağı!?

Bu tablo iktidarda AKP – RTE’nin bulunmasından bağımsız değerlendirilebilir mi?? Tekilden kalkarak genele ya da tersi, tümden gelerek tekile… Bunca büyük – vahim stratejik hatalar yapan bir siyasal iktidardan yarattığı sorunları çözmesini beklemek ne denli bilimsel ve gerçekçidir? Siyasetbilimi bu soruya olumlu yanıt veremiyor ne yazık ki..

Bu durumda bir ULUSAL HÜKÜMET formülü akla geliyor.. AKP’nin buna da yanaşacağını hiç sanmıyoruz. Öte yandan ülkeyi yıkıma (felakete) götüren konularda inanılmaz bir sorumsuzluk ve akılsızlıkla, utanmazlıkla “kandırıldık” deniliyor.. Bırak git o zaman, istifa et!

Herkesin derhal aklını başına alması gerek.. Bu 5 taş oyunu değil! 80 milyonluk ülkenin yazgısı rastlantılara ve ehil olmayanlara, hele hele Cumhuriyeti din devletine dönüştürme hedefi olanlara emanet edilemez. Bu durumda AKP – RTE’nin TBMM’de öbür partilerle uzlaşma hatta ortak çalışma yükümü var. TBMM etkin olarak çalışmalı. Fakat bakıyoruz, ülke OHAL koşullarında olmasına karşın, TBMM İçtüzüğünde yeralan OHAL Kararnamelerinin 1 ay içinde görüşülme koşuluna karşın (md. 128), hiçbirini görüşmeden TBMM 1 Ekim’e dek tatilde! Akıl alacak şey değil!

CB Başkanlığında toplanan 27 kişilik Bakanlar Kurulu’nun, daha doğrusu TEK ADAM’ın 2 dudağı arasında çıkan her şey OHAL Kararnamesi oluyor.. Tam bir otoriter totalitarizm!

Anayasa açıkça çiğnenerek Ülkenin yapısı – işleyişi DNA’sına dek değiştirildi 5 OHAL Kararnamesi ile.. 110 vekil ya da anamuhalefet CHP Meclis grubu Anayasa Mahkemesine götürmedi bu OHAL Kararnamelerini!?

TSK, açıkça hınç alınırcasına yerle bir edildi. Bu vahşi coğrafyada güçlü Ordu olmadan ayakta kalınabilir mi??

Bu kritik yanlışlardan hemen dönülmeli! TBMM tatil yapmayıp etkili çalışmalı. AKP, muhalefetin verdiği 15 Temmuz darbe girişiminin TBMM tarafından kapsamlı incelenmesi önergesini neden reddettiğini kamuoyuna mutlaka açıklamalı.. Darbe girişiminin siyasal ayağını karanlıkta mı bırakmak istiyor AKP bu toptancı red kararı ile??

Böyle giderse Türkiye çok daha ciddi açmazlarla karşılaşacak..
Diyalektik çıkarım böyle ne yapalım ki..
3 gün önce Hayrabolu’daki genç, çok mütevazi esnafın sözleri kulaklarımızdan çıkmıyor :

  • Tayyip kendi çalıp kendi oynuyor...

    Sevgi ve saygı ile.
    24 Ağustos 2016, Tekirdağ

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir