Prof. Dr. Rifat OKÇABOL : Eğitimde OHAL

Eğitimde OHAL

Prof. Dr. Rifat OKÇABOL
okcabolr@gmail.com12.08.2016
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/rifat-okcabol/egitimde-ohal-165381 

(AS : Bizim kapsamlı irdelememiz yazının altındadır..)

Eğitim alanında, 12 Eylül (AS: 1980) darbe hükümetiyle başlayan ve özellikle de 2011 genel seçimleri sonrasında AKP iktidarınca çıkarılan yasalar, karar ve uygulamalar, laik ve demokratik hukuk devletini yok edecek ‘ohal’ niteliğinde değişikliklerdir. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olması, eğitim ve kültür yaşamının Türk-İslam sentezi anlayışına göre düzenlenmesi, eğitimin piyasalaşmasını ve gericileşemesini sağlayan yasal değişiklikler ‘ohal’ niteliğindeki değişiklik örnekleridir. Eğitimde, var olan ‘ohal’ durumu yetmezmiş gibi, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında da, bir başka düzeydeki OHAL durumu yaşanmaktadır.

Anımsanacağı gibi, AKP iktidar olduğu ilk aylarda il ve ilçe müdürlerini değiştirmişti. 2011 Eylülünde çıkardığı 652 sayılı KHK ve 2014 Martında çıkardığı dershane yasasıyla, bu görevdekileri iki kez daha değiştirdi. En son göreve getirdiği il – ilçe milli eğitim yöneticilerine, aday öğretmenlerin kadrolu öğretmenliğe atanması sürecinde onların AKP’liliklerini değerlendirme yetkisi de verdi. ‘ohal’  uygulamalarıyla böylesi pek çok haksızlıkları gerçekleştiren MEB, şimdi OHAL uygulamasıyla kendi göreve getirdiği 12 milli eğitim müdürünü, ilçe milli eğitim müdürlerinin %90’dan fazlasını ve çoğu AKP zamanında atanmış
21 738 öğretmeni açığa alıyor.

‘ohal’ uygulaması olarak dershaneden özel liseye dönüşen kurumlara ‘temel lise’ diyen MEB, şimdi OHAL uygulaması olarak, 1000 kadar temel liseyi (yargı kararları olmadan) kapattığı gibi bu okullarda çalışan 21 029 personelin çalışma ruhsatını da iptal ediyor.

‘ohal’ uygulaması olarak temel liselerde okuyan öğrencilere (yine dershane yasası çerçevesinde) 3 bin lira destek vermeye başladığı halde, Fetocu temel liselerde okuyanlara bu bedeli ödemeyen MEB, kapattığı temel liselerde okuyan 140 bin öğrenciyi, gözünü kırpmadan sokağa atıyor.

Özetle ‘ohal’ uygulamalarıyla yasaları ihlal edip kimilerine ayrıcalık sağlayan MEB, OHAL uygulamalarıyla da açıkça suç işlemeye devam ediyor.

‘ohal’ uygulaması olarak sistemi 100 bin kadar öğretmen açığı ile çalıştıran MEB, görevden aldığı 22 bin öğretmen yerine 15 bin öğretmen almaya kalkıp OHAL’de daha büyük öğretmen açığıyla sistemi çalıştırmaya hazırlanıyor. Kapatılan özel okullarla askeri liselerde okuyan öğrencilerin önemli bir bölümünün kayıt yaptıracağı devlet okullarında daha da fazla öğretmene gereksinim olacağını bile bile bunu yapıyor. Üstelik bu öğretmenleri kadrolu değil de sözleşmeli olarak ve de yandaşlardan oluşturacağı sözlü sınav komisyonuyla da istediğini eleyerek istihdam etmeye yelteniyor.  ‘ohal’ uygulaması olarak ücretli ve sözleşmeli öğretmen çalıştırarak pek çok öğretmene ve öğrenciye haksızlık yapan MEB, OHAL ile mağdur olacak öğretmen ve öğrenci sayısını artırıyor. ‘ohal’ uygulaması olarak, operasyonlar ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle 200 bin kadar öğrencinin eğitim hakkından yoksun kalmasına ve örneğin yalnız Nusaybin’de 7 bin öğrencinin hiçbir eğitim verilmeden TEOG sınavlarına girmiş olmasına aldırmayan MEB, OHAL uygulamasıyla daha çok öğrencinin öğretmensiz kalmasını sağlayacak adımlar atıyor.

‘ohal’ uygulaması olarak imam-hatipleri ana akım okulu haline getirip piyasacı molla yetiştirmeye başlayan MEB, OHAL’i fırsat bilip imam-hatipleri yaygınlaştırmaya çalışıyor; Antalya’nın bazı cumhuriyetçi ilçelerinde, ilkokul ve ortaokul binalarının içine imam-hatip sınıfları açmaya kalkışıyor. 1 Ağustos tarihli genelge ile 34’ü kamp içi, 232’si kamp dışında Suriyeli öğrencilere eğitim veren geçici eğitim merkezlerinin, imam-hatip ortaokulu ve Anadolu imam-hatip lisesine dönüşmesinin önünü açıyor. ‘OHAL’ uygulaması olarak yıllardır hizmet hareketinin hizmetinde olan MEB,

  • Fetocuların temizlenmesiyle ortaya çıkan boşluğu, OHAL ile Ensar/TÜRGEV anlayışındaki imam-hatiplerle doldurmaya kalkışıyor.

12 Eylül darbesinden bu yana eğitimdeki ‘ohal’ ve benzeri uygulamalardaki yanlışlıklar nedeniyle, nice nice okumuş insanların (bazı paşaların, akademisyenlerin, hakim ve savcıların, Enes gibi milli sporcuların, öğrencilerin, …) yığınlar halinde dini ya da siyasi kişilerin peşine takılıp akıllarını kullanamadıkları için 15 Temmuz’a gelindiğini söylemek yanlış olmuyor.

  • MEB’in bir an önce ‘ohal’ ve OHAL uygulamalarıyla durumun daha da çıkmaza gireceğini görmesi;
  • Bireylerde akıl tutulmasını kolaylaştıracak piyasacı ve gerici uygulamalardan vazgeçip bireylerin aklını kullanmasını (bireyin özgürleşmesini) sağlayacak uygulamalara yönelmesi gerekiyor.

==================================

Dostlar,

Prof. Rifat Okçabol hocamız, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü (emekli) öğretim üyesidir. Hocaların hocasıdır. Bu sitede yer verdiğimiz yazılarından birisi “DİN TOPLUMUNA DOĞRU” başlıklıdır ve http://ahmetsaltik.net/2014/06/25/prof-dr-rifat-okcabol-din-toplumuna-dogru/ adresinden erişilebilir.

Sözlerine ve uyarılarına Milli Eğitim Bakanlığı kulak vermelidir. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı da kıdemli bir profesör ancak akademik ünvanına ve birikimine (?) yakışır bir başarım (performans)  sergileyebildiğini kabul etmek olanak dışı. Akademia ve onun asal üyeleri olan Akademisyenler, hele hele Profesörler toplumun beynidir. Bu kesim insanlar toplumun umududur, en iyi eğitimleri almış ve olabilecek en yüksek düzeyde yetkinleşmişlerdir. Bu insanlar, toplumda en az hata yapma sorumluluğu ile yükümlüdürler. Eski deyimle “Ulema” dırlar ve Osmanlı Padişahlar döneminde bile Ulema çok saygı görmüş ve genellikle mutlak egemen olan Sultanlara bile düşüncelerini yüreklilikle aktarmışlardır.

Günümüz Türkiye’sinde, hele hele AKP ile yaşayageldiğimiz 14 lanetli yılda, partili akademisyenler tarihsel birikimi hoyratça harcamış ve tüm etik – moral değerleri ayaklar altına alarak büyük ölçüde yozlaşmış hatta yer yer toplumun genel düzeyinin bile gerisine düşmüşlerdir! Durum ciddi hatta vahimdir..

Türkiye geleneksel olarak 4 kolon üstünde yükselmekteydi ;

1. Akademia
2. Askeriye
3. Adliye
4. Genel İdare..

Prof. B. Ayman Güler’in kavramsallaştırmasıyla Bu “3A1G” yapısı günümüzde AKP eliyle yerle bir edilmiştir. Akademisyenler bu saldırı sürecinde bilim namusu ve ülke – yurt – ulus sevgisi ile blok halinde direneceklerine; kokuşmuş siyaset kurumunun geçici olanakları ile post kapmayı yeğlemişlerdir.. Her şey ama her şey yozlaştırılmış, Türkiye onlarca yıl geriye savrulmuştur.

  • FETÖ’nün eğitim kurumlarına stratejik önem ve öncelikle çullanması nedendir??
  • AKP iktidarı zerre kadar içtenlikli ise                     :

    1- Eğitimde her türlü dinci – gerici tarikatı / vakfı hızla, derhal tasfiye etmelidir.
    2- Eğitimde akılcı – bilimci – sorgulayan – laik – deneyci – karma – uygulamalı – demokratik – katılımcı – istihdama dönük – 21. yüzyıl insangücü gereksinimiyle örtüşen plan ve programlar izlemelidir.
    3- Zorunlu din dersleri derhal kaldırılmalı, AİHS ve AİHM kararları yerine getirilmeldir.
    4- Eğitimde fırsat eşitliğini / ekonomik demokrasiyi mutlaka sağlamalıdır.
    5- Üniversiteler kesinkes evrensel anlamda bilimsel özgürlüğe – yönetsel ve akçal (mali) özerkliğe kavuşturulmalıdır.

    Eğitim alanında çok kısaca bu 5 yıldızlı önlem paketi, 4+4+4 saçmalığından hemen geri dönmeyi gerektirir,
    IHL takıntısından vazgeçerek bunları kapatmayı gerektirir.
    Diyanet İşleri Başkanlığını hurafe merkezi olmaktan çıkarmayı gerektirir.
    Bunları yapmak AKP’nin harcı mıdır?
    Yoksa daha nice 15 Temmuz darbesi benzerleri ile toplum sersemleştirilecek
    hatta alıklaştırılarak sürüleştirilecek, ümmet gözüyle güdülecektir..

    Ama nereye dek hey Lordum (RTE) nereye dek??
    Su testisi su yolunda kırılmaz mı? Bu ham hayal 21. yüzyılda akıl dışıdır!
    Her fani ömrünü tamamlar gider, ülkeye ve halka yazık olmaz mı?
    Siz hiç düşünmez misiniz; 14 yıldır bu ülkenin – halkın başına neden bunca kötülük yağıyor??
    Bir de; aslolan, baki kalan bu kubbede bir hoş sada bırakmak değil midir ey AKP’liler ve onları sürükleyen tek adam R.T. Erdoğan ??

Sevgi ve saygı ile.
12 Ağustos  2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir