Hüsnü MAHALLİ : G.F-F.G!

G.F-F.G!

Portresi

 

Hüsnü MAHALLİ
YURT
, 07.08.2016

 

(AS : Bizim kısa bir katkımız yazının altında..)

Hikâye Türkiye’nin NATO‘ya girdiği 1952 yılında başladı.
Türk Ordusu her şeyiyle Amerikancı oldu.
Bir ara ABD’nin Türkiye’de 112 askeri üs ve tesisi vardı.
12 Eylül darbesi dâhil bu ülkede her şey Made in USA.
Geçelim.
11 Eylül (AS: 2001, ABD’de İkiz Kulelerin vurulması) sonrasında Afganistan ve Irak işgalleri ABD’nin İslam âlemi ile ilişkilerinde yeni bir dönem başlattı.
Irak işgali öncesinde Amerikan askerleri Türkiye’nin birçok yerinde yayılmak istiyordu.
1 Mart 2003‘de henüz başbakan olmayan Erdoğan’ın tüm çaba ve baskılarına rağmen AKP’li vekiller CHP’lilerle birlikte Tezkereye ‘hayır’ dedi.
6 Mayıs 2003’de dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcı Wolfowitz rahmetli Birand ve Cengiz Çandar’ı çağırarak CNN-Türk’e konuştu. Wolfowitz tezkerenin reddedilmesine çok kızmış, askerin sessiz kalmasına şaşırmış ve çaktırmadan intikamdan söz etmişti. İntikam gecikmeden 4 Temmuz 2003’de alındı. Kuzey Irak’ta Süleymaniye’de 11 Türk askerinin kafasına çuval geçirildi. Türk ordusu ve AKP hükümeti sessiz kaldı.
Buna şaşırmayan ben ‘bunun devamının geleceğini ve son hedefte Türk ordusunun dağıtılacağını’ anlatıp duruyordum.
Haziran 2004’de Başbakan Erdoğan BOP’ta Eş-Başkan seçildi.
2008-2012 Ergenekon, Balyoz, Andıç, Casusluk ve bildik kumpaslar yaşandı.
Türk Ordusu büyük darbe yedi. Ordunun beyni konumunda olan Kozmik Oda’ya girildi.
FETÖ’cüler orduyu ele geçirdi.

  • AKP iktidarı tüm bu süreçte  ‘Atatürkçü ordudan’ kurtulmak için
    FETÖ’cülere sınırsız destek verdi.

Bu da yetmedi aynı iktidar 11 askerimizin kafasına çuval geçiren generalleri Ankara’da konuk etti. Emri veren General Petraeus 30 Haziran 2009’da ABD Merkez Kuvvetler Komutanı ve 18 Temmuz 2011’de (Suriye’de silahlı ayaklanmanın başladığı günler) CIA Başkanı olarak iki kez Ankara’ya geldi. Kimlerle neyi nasıl konuştuğunu elbette bilen yok. Çuval emrini uygulayan General Odierno ise ABD Kara Kuvvetleri Komutanı olarak 7 Şubat 2014’de geldi. Yani 17-25 Aralık’tan sonra. Aynı General 29 Ocak 2015’te Washington’u ziyaret eden dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar‘a ‘Türk kara kuvvetlerinin başarılı bir şekilde yeniden yapılandırılmasını sağladığı, Türk ve Amerikan kuvvetleri arasında iyi bir koordinasyon oluşturduğu, Suriye konusunda sergilediği tutum, Türk ve Amerikan özel kuvvetleri arasında daha  geniş bir işbirliğinin geliştirilmesine katkı sunduğu için’ Liyakat Nişanı taktı. İlginç.
Tüm bu dönemlerde FETÖ’cüler Ordu ve devletin tüm kurumlarında istedikleri her şeyi yapıyorlardı. 17-25 Aralık 2013 kavgasına rağmen. Öncesinde FETÖ’cülerin Şubat 2013’te Hakan Fidan’ı hedef alan kumpasına rağmen.
Üstelik FETÖ’cüler başta Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, MİT Müsteşarı Fidan, Genel Kurmay Başkanı Özel olmak üzere devletin tüm ‘Âli’ makamlarının telefonlarını dinlemişti.
AKP ve yandaş medyaya göre FETÖ’cüler ‘Darbeci ve İsrail, ABD, Almanya ve diğer ülkeler adına casusluk ve ajanlık yapıyordu’. Bu durumda devletin bütün sırları bu ülkelerin eline geçmişti. Özellikle FETÖ’cülerin hamisi olarak bilinen CIA.
Bu bir ülke için çok vahim bir durumdu ama dosya kapanıp gitti.
Hiç kimse FETÖ’cülere dokunmadı. 15 Temmuz darbe girişimine kadar.
Emekli Orgeneral Başbuğ’a göre ‘ Başarılı olmayacak şekilde planlanmış darbe’.
Yani ihtilal. Arapçada işgal anlamında kullanılır. Yani Türk ordusunu işgal etmek.
Nitekim de öyle oldu. Güven, disiplin, dayanışma, sadakat ve bağlılık duyguları darmadağın edildi. Alınan kararlarla Ordu devletin herhangi bir sivil organı haline getirilecek.
Diğer detayları herkes biliyor. Bu Ordu artık kolay kolay toparlanamaz.
Herkes herkese kuşkuyla bakıyor. İhbarcılık ve dedikodu mekanizması çok tehlikeli.

Böyle giderse AKP süreç içinde kendi ordusunu kurar.

Saddam Hüseyin ve Hafız Esad böyle yaptı. Baas dönemi. Yani ‘İdeolojik ordu’.
Arap milliyetçisi, ilerici ve anti-emperyalist ordu. Bu kritere uymayanlar subay olamazdı.
Belki de bundan böyle AKP’li olmayan subay olamaz. Yani  Mütedeyyin belki de İmam Hatipli olma koşulu aranır. Türk ordusu bundan böyle adına uygun olarak  örgütlenir :
Peygamber Ocağı. Yani İslamcı. Mehmetçikler hakiki Müslüman olmalı.
Bir zamanlar Osmanlı’da olduğu gibi her 100-150 Mehmetçik için bir İmam görevlendirilir.
İsrail ordusunda olduğu gibi. Üstelik orada ‘Ordu Başhahamı’ var ve bu Haham izin vermeden savaş bile yapılmaz. Hikayeyi istediğiniz kadar uzatabilir detaylandırabilirsiniz..
Ama özde gerçek değişmez. Başbakan Yıldırım’ın dediği gibi,
‘Bu TSK’nın 150 yıldır yapmaya çalıştığı reform’.

Şu darbeden kimin önce haberdar olduğunu anladığımızda bu reform tamamlanmış olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım ‘MİT Müsteşarı Fidan ve Genel Kurmay Başkanı Akar bize bilgi vermedi’ diyorlar. Yahu bu CIA de ne cinmiş! Bir taşta birçok kuş ve civciv vurdu. Ordu, devlet, siyaset ve toplum darmadağın. ‘Hoca Efendi’nin elini öpüp hayır duasını alanlar kesin şimdi mutludurlar.

Ama esas mutlu olan  Hoca Efendi’nin ‘Hocası’ Graham Fuller’dir.

Ceplerdeki 1 dolarların üzerindeki ‘F’ harfinin belki de  gerçek sahibi.
F.G – G.F. Alfabede peş peşe gelen iki harf. Tesadüf.

======================================

Dostlar,

Hüsnü Mahalli, işin anatomisini de fizyolojisini de fizyopatolojisini de deşmiş..

Can alıcı saptama ya da soru şu :

  • Şu darbeden kimin önce haberdar olduğunu anladığımızda
    bu reform tamamlanmış olacak.

Bu kritik noktaya biz de 15 Temmuz bağlamında yazdığımız birkaç yazıda ısrarla değindik..

Gerçeklerin çok saklanamama gibi bir huyları olduğu söylenir..
Dileriz bu kez Türkiye’ye, AKP – RTE’ye özgü ve özel bir ‘anomali’ (siyasetbişilm terimi olarak), ayrık durum (istisna) olmasın ve olan bitenlerin içyüzünü hızla, çok geç kalmadan, zamanında öğrenelim…

Sevgi ve saygı ile.
08 Ağustos 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“Hüsnü MAHALLİ : G.F-F.G!” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir