İlker Başbuğ : Darbe girişiminin arkasında 3 grup var

İlker Başbuğ’dan çok konuşulacak açıklamalar:
Darbe girişiminin arkasında 3 grup var

İlker Başbuğ'dan çok konuşulacak açıklamalar: Darbe girişiminin arkasında 3 grup var
hurriyet.com.tr/İHA
02 Ağustos 2016 – 10:10 Son Güncelleme : 02 Ağustos 2016 – 10:53

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
İlker Başbuğ dün akşam CNN Türk’te Ahmet Hakan‘ın sorularını yanıtladı. 15 Temmuz kalkışmasının askeri darbelere benzemediğini savunan Başbuğ, “15 Temmuz kalkışmasını bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum. Askeri darbe olarak tanımlanmasına sıcak bakmıyorum. Bu Gülen cemaatinin silahlı darbe hareketi” dedi. 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Darbe girişiminin ana omurgasının Gülen Cemaati olduğunu ama toplamda üç grup olduğunu ifade etti.

CNN Türk‘te yayınlanan Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan‘ın sorularını yanıtlayan 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, darbe girişimine karşı koyan sivil ve güvenlik görevlilerinin şehit olduğu hususuna kendisinin de iştirak ettiğini söyledi.

15 Temmuz kalkışmasının askeri darbelere benzemediğini savunan Başbuğ, “15 Temmuz kalkışmasını bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum. Diğer askeri darbelere benzemiyor. Askeri darbe olarak tanımlanmasına sıcak bakmıyorum. Bu Gülen cemaatinin silahlı darbe hareketi” dedi. Başbuğ bu darbe girişimin arkasındaki iradenin de CIA olduğunu belirterek,

  • CIA’in FETÖ’yü kullanarak asıl darbeyi TSK‘ya vurmaya çalıştığına
    dikkat çekti.

Başbuğ, TSK’ya sızan FETÖ unsurlarının askeri darbelerdeki gibi kendi başına bu hareketi yapmadığını söyleyerek, “Kendilerine özgü hedef ve amaçları mı var? Dışarıdan bu hareketi yönlendirenlerin hedef ve amaçları var..” diye konuştu.

=================================

Dostlar,

Ahmet Hakan’a, 26. Genelkurmay Başkanı E. Org. İlker Başbuğ‘u Tarafsız Bölge programına konuk ettiği için teşekkür ederiz. Sayın komutana da çok teşekkür borçluyuz içtenlikli ve yürekli, çarpıcı açıklamaları için..

Bu programın tümüyle izlenmesi ve yinelenerek yayımlanması gerek.. Örn. 2002-10 arasında MİT’ten, FETÖ’cü sızmaya ilişkin hiçbir bilginin gelmemesi vurgusu düşündürücü ve çarpıcıdır.. Ayrıca Başbuğ Paşa, TSK’nın önceki komutanlarının da 669 sayılı OHAL Kararnamesi ile TSK’nın darmadağın (sözcük bize ait) edilmesine ilişkin görüşlerini açıklamaya çağırması da kayda değerdir. Bu çağrıyı biz de yapıyoruz..

  • 669 sayılı 3. OHAL Kararnamesi getirdiği düzenlemeler, tam anlamıyla AKP – RTE sivil OHAL darbesidir! Mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir. Tükiye’nin sağduyulu seslerinin yükselmesinin zamanıdır.
  • Ülkemiz, “TEK ADAMIN” 2 dudağı arasından çıkan talimatlarla hücrelerine dek başkalaştırılmaktadır ve
  • TSK ağır biçimde zayıflatılarak ülkemiz için kabul edilemez bir güvenlik zaafiyeti yaratılmaktadır. Bu 669 sayılı OHAL Kararnamesi pek çok bakımdan Anayasa’ya aykırıdır. Ne var ki, Anayasa md. 148/1 uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne iptal için götürülememektedir. Ne “şekil bakımından” ne de “esasa ilişkin” olarak..
  • Pekiii… bu sınırlama engeli nedeniyle, OHAL kararnamesi çıkarma yetkisine sahip Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu nasıl sınırlanacak ve denetlenecektir?? Anayasa’nın göz göre göre çiğnenmesine hukuk devletinde izin verilebilir mi? Dolayısıyla sorunun çözümü için Anayasa Mahkemesi önüne bu OHAL kararnameleri götürülmeli ve bir karar üretmesi sağlanmalıdır. Hukuk çaresizlik kurumu değildir. Mutlaka, demokratik hukuk devleti ana ilkesi (md. 2 vd.) ekseninde bir “hukuksal müdahale” olanağı yaratılmalıdır. Anamuhalefet CHP bu yolu denemelidir. Bu yol tıkanırsa bireysel başvuru yolu zorlanabilir ardından.. Ama, TBMM’nin AKP’nin Meclis grubunun mutlak güdümünde olması çaresizliği karşısında Anaysa yargısınca denetimin önü kesilemez. Anayasayı açıkça çiğneyen OHAL kararnameleri çıkarmanın mutlak ve sınırsız – denetimsiz bir yetki olacağı varsayılamaz. Böylesi bir kabul, demokratik hukuk devletinin yadsınması olur ki; Anaysamızın yalnız sözü (lafzı) değil özü ve ruhu da buna asla izin vermez. Kuşku yok, bu OHAL Kararnemeleri, OHAL sonrası Anayasal yargı denetimine taşınacaktır; ancak çok geç olabilecektir birçok bakımdan.
  • AKP-RTE içtenlikli ise bu vahim yanlışlardan hemen dönmelidirler.
  • Tersi durumda, OHAL bahanesiyle Türkiye’ye apaçık bir sivil darbe uygulandığı kabul edilecek ve Türkiye kamuoyunca asla kabul edilmeyecektir..
  • İnanılır, tutarlı yanı yoktur yapılanların.. Örn. TİB’in kapatılması.. Bu kurumu AKP – RTE kurdu.. Tayyip bey, çaycısına dek kendi seçerek atadı Başbakan iken.. Bu ne hazin çelişki ve yanılgıdır ve kaçıncıdır!? Bunca çok yanılan ve ağır hatalar yapan bir siyasal kadro zerrece kendini sorgulamaz ve istifayı düşünmez mi onuruyla??

    Hiç kimsenin ama hiç kimsenin ülkemizin onuru ve geleceği ile kumar oynama hak ve yetkisi yoktur. Böylesi bir tutum ve zorlama açıkça gayrı meşrudur ve halkımıızn evrensel hukukta tanımlanan temel direnme hakkına yol verecektir.

    Sevgi ve saygı ile.
    02 Ağustos 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir