Mehmet FARAÇ : ERDOĞAN KİME TESLİM OLDU??

ERDOĞAN KİME TESLİM OLDU??

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in,
“Erdoğan yurtseverler tarafından ele geçirildi” sözleri dünya basınında geniş yankı buldu…

Mehmet FARAÇ
AYDINLIK, 14 Temmuz 2016

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

portresi

Bu çıkış New York Times ve Frankfurter Allgemeine gibi önemli yayın organlarında da yer alınca, bizim iktidara yağ çekmekten bitap düşen Türk basınında ancak tepki uyandırabildi…
Malum bizim basın, ciddi söylemleri ve olayları ancak yabancıların tezgahı ya da süzgecinden geçince vaka haline getirebiliyor… Gazetecilik zekaları teslim alındığı için haberciliğe duyarlı muhabir gibi de düşünemiyorlar çünkü!..
Gelelim bizim matbuatın ancak ecnebiler görünce uyanabildiği müthiş “ele geçirilme” meselesine.
Duyarlı kesimler farkındadır; Erdoğan’ın bir merkez ya da grup tarafından “ele geçirildi”ği tartışmaları hiç de yeni değil… Bu konuda ilginç rivayetler ve gazete arşivlerinde sarsıcı öngörüler de vardır…
Meraklılar, Aydınlık dergisinin 20 Ekim 1996 tarihli sayısının kapağında yer alan
“Abramowitz Tayyib’i Erbakan’ın yerine hazırlıyor” başlıklı o çok önemli habere bakabilirler… Ve de derin bağlantılı Morton Abramowitz’in “CIA” istasyon Şefi Graham Fuller’e kadar uzanan ilişkilerine!!!

Öngörenler ve saptamalar!..

Erdoğan 1996’da birilerini mi ele geçirdi, O’nu mu ele geçirdiler, yoksa karşılıklı çıkarlar doğrultusunda bir “gelecek” ilişkisi mi kuruldu, şimdilik pek bilinmiyor!..
Ancak ABD’nin o gizemli desteği olmadan, Erdoğan’ın henüz 3 ay önce kurulmuş bir partiyle devletin tepesine oturamayacağını da herkes biliyor…
Diğer yandan bu “ele geçirilme” ilişkisinin perde gerisini biraz olsun çözebilmek için Erdoğan’ın “BOP eşbaşkanlı”ğını kabul ettiği konuşmalarına bakmak da zaten yeterli geliyor!..

  • Ancak bu tartışmayla ilgili bilinen tek gerçek Aydınlık’ın, AKP kurulmadan tam 6 yıl önce Erdoğan’ın dış güçlerin de desteğiyle Erbakan’ın yerine gelerek başbakan olacağını öngörmesidir…

Bu saptama habercilikte yalnızca öngörüyü değil, tutarlı ve ciddi olmayı da unutanlara bir gazetecilik ve aynı zamanda siyaset dersidir…
Gelelim Perinçek’in geçen haftaki ilginç çıkışıyla gündeme gelen “ele geçirilme” meselesine… Vatan Partisi lideri “ele geçirilme” tartışmaları dünya basınında yankı bulunca konuyu gündemde tutmaya devam etti… Tutmalı bence… Çünkü herkesin aklına şu da geliyordur;

  • Erdoğan’ın başbakan olacağını çok önceden bilenler, teslim olduğunu da pekala görebilirler…Ve Perinçek, kimi şaşkınlar bu önemli meseleyi daha iyi anlasınlar diye
    11 Temmuz 2016 tarihli Aydınlık’ta şu önemli satırları da kaleme aldı;“Türkiye, Atlantik ülkelerine sırt çevirirken yeni dostlar arayışına girmiştir. Kısacası Atlantik sisteminin hâkim güçleri Türkiye’nin yönelişi karşısındaki tavırlarını kesin ve keskin bir dille açıklıyorlar. New York Times, biraz daha umutlu olmak istiyor. Alman sermayesinin büyük gazetesi ise, Tayyip Erdoğan’a öfkesini çok daha ağır ifadelerle açığa vuruyor.Tayyip Erdoğan’a Kemalist Devrimi yıkma görevi vermişlerdi,
    oysa Tayyip Erdoğan Kemalizme teslim oldu. Dizginleri ellerinden kaçırmışlardır.
    Bu saptama, Batı açısından stratejik yenilginin itirafıdır.”

Mecburiyet rotası!..
Perinçek’in, şaşırtıcı öngörülere dayandırdığı konuşmalarını yaparken ya da Aydınlık’ta yazarken lafını hiç esirgemediği herkesin malumu… O yüzden Perinçek’in,

“Erdoğan yurtseverler tarafından ele geçirildi” sözleriyle 4 gün önceki
“Tayyip Erdoğan Kemalizm’e teslim oldu” şeklindeki yazısını analiz etmeye çalışırken
rotasını kaybedenler şu sorulara da yanıt hazırlasınlar;

Ne yapacaktı ki Erdoğan?.. Kol kola yürüdüğü Fethullahçıların dümen suyunda,
devletin tamamen ele geçirilmesini ve kendisinin de bir köşeye atılmasını mı izleyecekti?..

Bir ucu okyanus ötesinde olan bir dinci yapılanmanın kendisini de yutup yok etmesine
sessiz mi kalacaktı?..
Yoksa Erdoğan gerici, bölücü, ikinci ve kinci cumhuriyetçi zirzoplarla, sahte solcular, cemaatçi yoldaşları rahatlıkla ilerlesin diye, dinleme-kumpas-çete üçgeninde cumhuriyetin medyasından bürokrasisine, yargısından ordusuna kadar kuşatılmasını mı destekleyecekti?..

Bitmedi… Ne olacaktı Erdoğan’a?.. “Açılım” tuzağının kanlı girdabında yuvarlanarak
ülkenin “özyönetim- federasyon” hattında iç savaşa sürüklenmesi sırasında koltuğunda rahatlıkla oturabilecek miydi, partisi ayakta kalabilecek miydi?..

Kimse kendini sakın ola kandırmasın;

  • “Tek hakim güç” de olmak isteyen Erdoğan, Fethullahçılarla işbirliğinin kendisini, teröre tavizin ise ülkeyi tamamen bitireceğini bildiği için gaflet uykusundan uyanmak zorunda kaldı!..Unutmayınız ki, Erdoğan ve AKP’liler son seçimlerde “millicilik” lafını da yalnızca MHP oyları ve PKK’ya operasyonlar nedeniyle dillerine dolamadılar… Başka çıkış yolu bulamadıkları için milliciliği keşfederken, Perinçek’i haklı çıkardılar… Velhasıl Erdoğan’ı kimin ele geçirdiğini
    ya da kimin teslim aldığını tartışanlar şu gerçekleri de göz ardı etmesinler:* Erdoğan’ın bölücülük-cemaatçilik kıskacında cumhuriyete sarılmaktan başka çaresi yoktur, ileride de kesinlikle olmayacaktır!.. Ulus izin vermez O’na…Çünkü O’nu ve AKP’yi buna yalnızca cemaat ve PKK’dan yediği kazıklar değil,
    hangi siyasal gücün taarruzu olursa olsun, Cumhuriyetin sağlam çimentosunun çözülmeyeceğinin anlaşılması da zorlamıştır…

    Erdoğan da AKP’liler de istedikleri kadar “ikinci” cumhuriyet, “yeni cumhuriyet”, hilafetçilik ya da Kemalizm’den rövanş alma rüyası görüversinler…
    Dayanacakları ve teslim olacakları güç ve ruh, ülkeyi mahveden cemaatçilik-bölücülük çarkı değil, Cumhuriyeti kuran inanç olacaktır…

    ====================================

    Dostlar,

    Son derece ufuk açıcı bir yazıdır, dikkatle okunmasında ve üzerinde düşünülmesinde
    çok yarar var. Sayın Faraç’a teşekkür ederiz. Yazının tarihine dikkat; 15 Temmuz darbe girişiminin 1 gün öncesindedir. Erdoğan, “Ulusa” iyice teslim olmuş görünmektedir.
    15/16 Temmuz (2016) gecesi sabahın ilk saatlerinde yaşamının kumarını oynayarak yandaşları başta olmak üzere halkı sokaklara çağırmıştır. Erdoğan’ın çekebileceği en son silah buydu ve çaresiz kalarak kullandı. Önce “ümmet..” benzeri laflarla gene saçma çağrışımlara neden oldu ancak daha sonra hatasını fark ederek bu sözü kullanmadan “millet” demeye başladı..

    TBMM’de 4 parti de çekincesiz, ortak bildiriye imza koydular.
    Bunlar, bu tablonun başlıca sorumlusu da sorunlusu da olan AKP – RTE’ye gül hatırları için verilen destekler değildir. Ülkemizin gül hatırına sorumluluk bilincinin ürünüdür.
    AKP – RTE bu çok değerli desteğe yaraşır davranmalıdır.

    Her şeyden önce Erdoğan’ın bundan böyle Ulusu ayrıştırıcı hiçbir söylemi ve eylemi olmamalıdır. “Bunlaaaarrr….” diye başlayan sorumsuz tümceler çok utandırıcıdır ve
    ülkeye hiçbir yararı olmadığı gibi; Erdoğan başta, hepimize ölçüsüz zarar vermektedir.

    Çare                  ;
    Anayasa’nın başlangıç bölümünde ve özellikle ilk 3 maddede yer alan temel nitelikleri üzerinde tüm tartışmaları derhal kapatarak onlara sarılmak ve ulusal birliği onarmaya çalışmaktır.
    Atalar, “Her şeyde bir hayır vardır..” buyurmuşlar. Dileriz bu 15 Temmuz faciası gereken dersleri verir. 1950’den bu yana gerici – sağcı iktidarların besleyip büyüttükleri Nurcular, ABD’nin emrine girerek ülkemize ve halkımıza yabancılaştırılmışlardır.
    Halen RTE öncülüğünde Nakşiler iktidardadır. Türkiye ne yazık ki, 2 dinci tarikat arasında
    kolan vurmaktadır İsmet İnönü‘nün iktidarı seçimle bıraktığı 14 Mayıs 1950’den bu yana..

    En gerçek tarikat, büyük Atatürk’ten öğrendiğimize göre “UYGARLIK TARİKATIDIR”.
    AKP – Erdoğan, Milli Eğitim’i ve ulusal politikaları bu rotaya çevirmek zorundadır.

    Dikkaten mutlaka kaçmamıştır :

  • Erdoğan, büyük badire ile 16 Temmuz gece yarısı, sabaha doğru Marmaris’ten geldiği İstanbul’dan, Ankara’ya GE-LE-ME-MEK-TE-DİR!Türkiye topraklarında Cumhurbaşkanı’nın bu 2 kent arasında kara ya da hava yolculuğu yapabilmesi için can güvenliği, darbe girişiminin 4. gününde hala sağlanamamaktadır!?Bundan çıkarılacak çoook dersler olmalıdır. T.C. Cumhurbaşkanı, İstanbul Kısıklı’daki evinde adeta “enterne” dir..

    Türkiye, her durumda “HUKUK DEVLETİ” olmaktan asla ayrılmadan, Atlantik ötesi patentli – dinci gerici maşa FETÖ örgütü üzerinden sergilenen bu saldırıyı defetmeyi başarmalıdır. Halkımız asla kışkırtılmadan, Ordumuz – Mehmedimiz asla incitilmeden,
    yargımız – polisimiz asla sağduyudan ayrılmadan..
    Askerimize zulmedenler ve bunu emredenler de hemen engellenip yargılanarak…

    Sevgi ve saygı ile.
    18 Temmuz 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir