ANAYASA’DA LAİKLİK OLMAZSA…

ANAYASA’DA LAİKLİK OLMAZSA…

Nusret KEBAPÇI
08–05–2016, Ankara

(AS: Bzim katkılarımız yazının altında..)

Doğrusunu isterseniz bir süredir nabız yoklama çalışmaları devam etmektedir…
Hem zaten adetleridir… Önce bir sert çıkış… Baktılar ki meydan boş devamını getiriyorlar.
Son günlerde anayasa’dan laikliliğin çıkarılması veya dindar bir anayasa konusu sık sık gündeme getiriliyor ya… Sizce amaçlanan şey ne olabilir?
Türkiye’de dindar olmanın ya da olmamanın önünde herhangi bir engel mi bulunuyor?
Elbette hayır. Asıl amaç farklı… Daha doğrusu bu iş emperyalizmin yüz yıl önce yapamadığı Mustafa Kemal ATATÜRK sayesinde yarım bırakmak zorunda kaldığı Türkiye’nin sömürgeleştirilmesi projesinin devamıdır…

Biliyorum kafanız karıştı ama biraz sabrederseniz size konuyu dilimin döndüğü, kalemimin yettiğince açıklamaya çalışalım… Hanı birileri bir süredir Osmanlı sözü eder oldular ya…
Biz de o yüzden Osmanlı’nın son döneminden başlayalım…Hatta biraz daha öncesinden.
Birinci Dünya Savası yılları…Batılı büyük devletler çoktan karar vermiş…
Demişler ki Osmanlının topraklarında zengin madenler ve petrol var bu yüzden Osmanlıyı aramızda paylaşalım… Tabi Osmanlı o dönemde sanayi devriminde uzak kalıp seferlere çıkamayıp memleketi borçla idare etmeye de çalıştığı için ekonomi kötü durumda…
Doğru dürüst sanayi, işletme falan da yok. Olanlar da zaten yabancıların. O dönemle ilgili
şunu söylemek bile mümkün :

  • Hani yerli ve mili olmak deniyor ya işte o yıllarda yerli ve milli banka olmadığı gibi
    Devletin merkez bankası bile bulunmuyor.Neyse lafı uzatmayalım. 1. Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya ile birlikte yenilmemizin ardından önce Mondros, ardından da Sevr anlaşmasıyla Osmanlı hakkında idam kararı veriliyor. Sonrasında da memleketin her köşesi bilfiil işgal ediliyor. Tam her şey bitti, “Türk Milleti diye bir milleti tarihten sildik” dedikleri anda bir adam; Mustafa Kemal ATATÜRK, Samsun’dan başlayan bir uzun yürüyüşün ardından memleketi düşmanlardan kurtardığı gibi…

Çeşitli etnik ve dinsel kimliklerden oluşan halkı da birleştirerek bir ulus meydana getiriyor.
Tabii ardından da yerli ve milli bir sanayi kurmayı da ihmal etmiyor. İşte bu durum emperyalistlerin hiç hoşuna gitmiyor ve yaklaşık 100 yıldır da fırsat kollamaktadırlar ve mevcut iktidar sayesinde de amaçlarına yaklaşmış konumdalar…

Neden mi? Bir kez iktidar, ulus devlet ve kimlik değil ümmet ideolojisi taşımaktadır.
Dolayısıyla milli değil. Bu nedenle ulus, vatan, bağımsızlık, ekonomik kalkınma, sanayileşme gibi herhangi bir dertleri de yok… Hem olsa memleketin taşı toprağı en stratejik olanı da dahil olmak üzere “babalar gibi” satılır mıydı?

Diyeceksiniz ki tamam da, laikliğe hiç değinmedin, Anayasa’da olsun mu olmasın mı?
İşte vatan, bağımsızlık, ekonomik kalkınma, yani sanayileşme ancak ulus olmakla mümkün olabiliyor. Ve ulus olabilmenin de ilk koşulu laiklik. İsterseniz bir de tersten söyleyelim…

Laik olabilirseniz, ulus olabiliyorsunuz!
Ulus olunca toprak, vatan oluyor; Vatan olunca bağımsızlık.
Emperyalizme karşı mücadele anlam kazanıyor. Demek istediğim işin nirengi noktası laiklik.
O olmazsa bırakın kalkınmayı, gelişmeyi, demokrasiyi falan, yurttaş bile olamıyorsunuz…

==================================

Teşekkürler Sayın Nusret Kebapçı dostumuz..

60’a yakın İslam ülkesinde katı şeriat rejimleri günün koşulları karşısında yumuşarken,
örn. Suudi Arabistan’da bile kadınlar otomobil kulanma, çalışma yaşamına katılma, kimi seçme – seçilme hakları kazanma ve katı biçimde kapanmalarını gevşetirrken; İran’da başörtüsü – türban başın arkasına itilip – düşürülmek üzere iken; Türkiye halkının çoğunluğu müslüman olan
tek laik ülke olarak örnek kılmak yerine, AKP – RTE dayatması – özentisi nedeniyle Vahhabilerin çağdışı – ilkel çöl şeriatına tutsak edilmek isteniyor! Olacak şey midir?!

Batı’nın 1453’lerde başardığı laik – seküler düzene Türkiye 500 yıl sonra Büyük ATATÜRK sayesinde erişebilmişti. Bu topraklarda şeriatçı ayaklanma 1908’de bile bastırılmış ve
2. Meşrutiyet (Hürriyet!) ilan edilerek 2. Abdülhamit tahttan indirilmiş, yeni Padişahın yetkileri iyice sınırlandırılmış, Mutlakiyetten Meşrutiyete. geçilmişti.. İngiltere’de 1215 Magna Carta ile, Osmanlı’da 1908’de 2. Meşrutiyet ile! Halifelik ve şeriat da 3 Mart 1924’te kaldırılmıştır!

Tarihin tekerleğini tersine çevirmek isteyenler iyice anlamalı ve öğrenmelidirler ki;
bu boşuna ve anlamsız çabaları akıl dışıdır, Gerçekçi değildir, çağlar gerisi ve dışıdır, ilkeldir!
Ne Türkiye’yi zorlayıp meşgul etsinler ne de ülkemizde bir şeriat düzeni özlemi kursunlar!
Varsa birikimleri ve nitelikli kadroları; ülkemizi her yönden boğan, Cumhuriyetin değil kendilerinin yarattığı çok temel sorunları çözsünler. Yatılı yerlerde fakir – fukara Müslüman çocuklarının din dersi hocası insan müsvettelerince ırzına geçilmesini önlesinler, utansınlar!. 

Haklarında ve hakkımızda hayırlı olacak olan tam da budur.. Şer batağından çıkmalıdırlar!

Sevgi ve saygı ile.
09 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir