TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUZ

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUZ

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUZ

(AS: Bizim yorumlarımız yazının altındadır..)

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın, laikliğin yeni anayasada olmaması ve dindar bir anayasa yapılması gerektiğini ifade etmesi nedeniyle tüm şube temsilciliklerimiz tarafından aşağıda sıralanan eylemler 3 günlük süre içerisinde gerçekleştirilecektir.

1.     Gün : 27.04.2016 Çarşamba günü saat 14.00’te, adliye önlerinde basın açıklaması yapılarak, şube ve temsilcilik başkanlarımız tarafından suç duyurusunda bulunulacaktır.
Ayrıca ekteki “Laiklik Adam Olmaktır. Mustafa Kemal Atatürk” adlı kokart takılacaktır.

2.     Gün : 28.04.2016 Perşembe günü TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a gönderilmek üzere hazırlanan ekteki “istifaya çağrı” mektubu 0312 4205165 nolu faks numarasına
PTT binalarından gönderilecektir.

3.     Gün : 29.04.2016 Cuma günü “Laiklik Adam Olmaktır. Mustafa Kemal Atatürk”
adlı pankart, tüm Eğitim-iş’e ait şube il ve ilçe temsilcilik binalarına kamuoyu bilgilendirilerek asılacaktır.

MERKEZ YÖNETİM KURULU

================================

Teşekkürler EĞİTİM – İŞ…

Biz de bir EĞİTİM-İŞ üyesi olarak sendikamızın bu eylemlerini destekliyor ve katılıyoruz..

  • AKP ve seçtiği TBMM Başkanı İsmai Kahraman’ı bu ilkel – çağdışı ve Anayasayı çiğneme suçu oluşturan davranış nedeniyle şiddetle kınıyoruz..Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu açık anayasa çiğnemi (ihlali) olayında da soruşturma başlatmayacaksa, dava açmayacaksa ne zaman açacak ve ne işe yarayacaktır, süs müdür?
    Fezlekesini hazırlamalı, gecikmeden TBMM’ye yargılama için (TCK m. 257 vd..) başvurmalıdır

    AKP içtenlikliyse (!?),  Cumhuriyet düşmanı Kahraman’ı derhal o görevden çekmelidir.
    Ayrıca AKP, daha önce Anayasa Mahkemesince “Laikliğe karşı eylemlerin odağı” ilan etmiş (yargısal hükme bağlamış!) ve kapatmak yerine nedense para cezası ile yetinmişti.
    AKP aynı suçu bilerek ve isteyerek, meydan okuyarak işlemeyi sürdürmektedir..
    Dolayısıyla bir sonraki yaptırımı hak etmektedir : Kapatma!

    Türkiye’nin esenliği ciddi ve yürekli kararları – adımları, hukuk adamlarını gerektiriyor..
    Gün, bu gündür Cumhuriyetin savcıları..
    Yarın çoook geç olabilir.. ve siz de altında kalırsınız Cumhuriyet çökertilirse.
    Anayasa md. 24 kapı gibi duruyor orada..

  • VI. Din ve vicdan hürriyeti
    Madde 24 – Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.
    Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa,
    din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuzsağlama amacıyla
    her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

AKP’nin maskesi iyice düşüyor.. Davutoğlu, RTE ve AKP’li TBMM Anayasa Komisyonu Başkanının panik içindeki çabaları zırvayı tevile yetmiyor..

Kahraman, Ulusumuzdan dünya önünde özür dilemeli ve epey ilerlemiş yaşını da unutmadan,
77 yaşında artık dinlenmeye – torun sevmeye geçmelidir.

İstifa et İSMAİL KAHRAMAN, istifa et ve onurunu onarmaya çalış İsmail bey!
Duyuyor musun, YARIN İSTİFA ET!

Sevgi ve saygı ile.
28 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

========================================

İSTİFAYA ÇAĞRI MEKTUBU

Sayın Meclis Başkanı’na…

Laiklik ilkesinin yeni anayasada yer almaması gerektiğine yönelik ifadeleriniz kamuoyunda endişe ile karşılanmıştır.
Konuşmanızın bir bölümünde de laikliğin bir tarifinin olmadığından bahsetmişsiniz.
Öncelikle belirtmek gerekir ki laikliğin bir tarifi vardır. Laiklik, devletin müdahalesi olmaksızın, ülkede yaşayan yurttaşların özgürce bir dine ait inançlarını yaşaması, özgürce ibadet edebilmesidir. Bunun yanında başka dine mensup yurttaşlara ve de herhangi bir dine mensup olmayan yurttaşlara da aynı özgürlüğün sağlanmasının güvencesidir.
Demokratik ve çağdaş devletlerin artık vazgeçilmez temel niteliklerinden kabul edilen laiklik kavramının masa başında yazılan ayrıntı ya da tesadüfi bir unsur olmadığını belirtmemiz gerekir. Yüzyıllarca yaşanan savaşlar, zulümler ve acılar laikliğin bir toplumun temel harcı olması gerektiği fikrini tarihe mal etmiş durumdadır. Zira Ortadoğu coğrafyasının mevcut durumu ile ülkemiz arasındaki farklılığı açıklayabilecek başkaca bir kavramın varlığından bahsetmek de olanaksızdır.
Tüm bu hususları siz vekile hatırlatmak da asil olarak bizlere düşmüştür.
Bildiğiniz üzere Anayasamızın ilk üç maddesinde devletin niteliklerinden biri olarak yer alan laik ilkesinin, yine Anayasamızın 4. Maddesinde değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği açıkça yer almıştır.
Diğer yandan “Devletin varlığı ve bağımsızlığını vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim”. şeklinde ettiğiniz yeminin içerisinde, laik Cumhuriyete bağlı kalacağınıza dair büyük Türk Milleti önünde namusunuz ve şerefiniz üzerine andiçmiş bulunmaktasınız.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının yaşam tarzının en önemli unsurlarından olan laikliğin kaldırılması talebinizin, vekili bulunduğunuz egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olan millet tarafından kabul görmesi olanaksızdır. Egemenliğin asıl sahibinin iradesinin aksine yönelik gösterdiğiniz bu tutum ve düşünceleriniz, meşruiyetinizin kaynağı olan anayasaya aykırı davranışlarınız nedeniyle bulunduğunuz makamdaki görevinize devam edemeyeceğinizi düşünüyoruz.
Laiklikten uzak hiçbir fikriyatın Gazi Meclis’te yer bulamayacağı inancımız doğrultusunda
sizi Meclis Başkanlığı ve milletvekilliği görevinizden istifa etmeye davet ediyoruz.

EĞİTİMİŞ Genel Merkezi

=====================================

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA gönderilmek Üzere

…………CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞUÇ DUYURUSUNDA BULUNAN           :………………          TCNO:
ADRES:……….

ŞÜPHELİ                                                     :İsmail KAHRAMAN (Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı)

KONU                                                           :TBMM Başkanı’nın “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” şeklindeki açıklaması hakkındadır. 

SUÇ TARİHİ                                               :25.04.2016

SUÇ                                                               :Görevi Kötüye Kullanma (TCK md. 257)

AÇIKLAMALAR

  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, basına yansıyan açıklamasında, “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır…” ifadesini kullanmış ve söz konusu beyan kamuoyunda
    infiale neden olmuştur.
     
  • Anayasanın “Başlangıç” bölümünde “ Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin,
    Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; (4)

1.2. ve 3. maddelerinde;

Devletin şekli

Madde 1 – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

  1. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

 III. Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti

Madde 3 – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.

hükümleriyle devletin ve cumhuriyetin nitelikleri şekillendirilmiştir.

Bu doğrultuda yer verilen ilk üç maddenin de değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesi dahi teklif edilemeyeceği yine Anayasa’nın 4. Maddesinde;

  1. Değiştirilemeyecek hükümler

Madde 4 – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

yer almıştır.

  1. maddesinde ise;

İnkılap kanunlarının korunması 

Madde 174 – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz: 

  1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
  2. 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun;
  3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;
  4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;
  5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;
  6. 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;
  7. 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;
  8. 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

denilmiştir.

  1. maddesinde milletvekillerinin edeceği yemin metni yer almış, metnin yer aldığı hükümde;
  2. Andiçme

Madde 81 – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim“.

şeklinde yer alan sözlerin milletvekilleri tarafından okunması ve bu esaslara bağlılık yemini etmeleri öngörülmüştür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 14. maddesinde başkanın görevleri;

Başkanın görevleri 

MADDE 14– Başkanın görevleri şunlardır:

  1. Türkiye Büyük Millet Meclisini Meclis dışında temsil etmek;
  2. Genel Kurul görüşmelerini yönetmek;
  3. Tutanak dergisi ile tutanak özetinin düzenlenmesini denetlemek;
  4. Başkanlık Divanına başkanlık etmek ve Divanın gündemini hazırlamak;
  5. Danışma Kuruluna başkanlık etmek;
  6. Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarını denetlemek; işlerde birikme olması halinde komisyon başkanı ve üyelerini uyarmak ve durumu Genel Kurulun bilgisine sunmak;
  7. Başkanlık Divanı kararlarını uygulamak;
  8. Türkiye Büyük Millet Meclisinin idarî ve malî işleri ile kolluk işlerini yürütmek ve denetlemek;
  9. Başkanlık Divanı bünyesinde oluşturulacak “Türkiye Büyük Millet Meclisi Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu” aracılığıyla Meclisi ve çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında tanıtıcı tedbirler almak ve yayın yapmak;
  10. Kendisine Anayasa, kanunlar ve İçtüzük gereğince verilen görevleri yerine getirmek.

Başkan, özürlü olduğu veya Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde iken Ankara dışında bulunduğu zaman, görevlerini yerine getirmek üzere, başkanvekillerinden birisini kendisine yazıyla vekil olarak tayin eder.

Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ayrılan resmî konaklarda oturur.

hükmüyle belirlenmiş, başkanın, anayasa, kanunlar ve içtüzük tarafından verilen görevleri yerine getireceği açıkça dile getirilmiştir.

Bilindiği üzere anayasada yer alan “laiklik ilkesi” ülkede yaşayan tüm yurttaşların din ve ibadet özgürlüğünü korumakla birlikte devletin tüm iş ve işlemlerinde yalnızca yürürlükte olan hukuk kurallarının esas alınacağını güvence altına almaktadır.

Bu esaslar dahilinde Anayasa’da, laiklik ilkesinin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliği olduğu belirtilerek, bu ilkenin değiştirilemeyeceği hatta değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği vurgulanmış, hiçbir kişi ve kuruluşun bu ilkeye aykırı hareket edemeyeceği kuralı yer almış, dahası milletvekili yemini etmiş kişilere de devletin niteliklerinin korunması konusunda özel olarak görev verilmiştir. Meclisi Başkanı konumunda olan kimselerin ise konumu gereği bu konudaki görev ve sorumluluğunun daha da öncelikli olacağı tartışmasızdır. Anayasaya göre bu ilkenin benimsenmesi ve devlet yönetiminde esas alınması zorunluluğu da bu anlamda en başta Meclis Başkanının görev ve sorumluluğu altında olacağı kaçınılmazdır. Diğer yandan Meclis Başkanlığı Makamınca laikliğin kaldırılması gerekliliğine ilişkin açıklamalar, bu ilke esasında görev yapmakla yükümlü tüm kamu görevlilerini de etkileyecek niteliktedir ve aksine davranmalarına neden olabilme kabiliyetine de sahiptir. Bu halde ise ülke genelinde yaşanacak anayasa ve yasalara aykırı eylem ve işlemlerden kamunun göreceği zarar da kaçınılmazdır.

Öte yandan söze konu açıklama nedeniyle kamuoyunda bu açıklamaya tepki gösterenler ile laiklik karşıtı kimselerin açıklamaya verdiği destek değerlendirildiğinde ortaya çıkan tabloda kamu barışının ne denli büyük zarar gördüğü de ortadadır.

Bu yolla Meclis Başkanının, kendisine anayasa ve TBMM İçtüzüğü tarafından verilen anayasa uygun davranma yükümlülüğünün gereklerine aykırı hareket ederek TCK 257. madde kapsamında görevi kötüye kullanma suçunu işlediği açıktır.

SONUÇ VE İSTEM             :

Yukarıda açıklanan ve Başsavcılığınızca resen gözetilecek sebeplerle, görevi kötüye kullanma suçu kapsamında olan fiili nedeniyle ilgili hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılması için dava açılmasını talep ederiz. Saygılarımızla.

Suç Duyurusunda Bulunan

…………….

====================================

 

 

 

 

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir