Karşıdevrim kendi eğitim kuşağını tasarlıyor

Karşıdevrim kendi eğitim kuşağını tasarlıyor

portresi

 

Orhan BURSALI
17.4.2016, Cumhuriyet

 

Takvimlerin 17 Nisan’a yöneldiği her yıl büyük bir “cumhuriyetçi eğitim imanıyla” çalışan ve çok değerli bir fikri ısrarla yaşamda tutmaya çalışan Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği ve Vakfı harekete geçiyor. Bu gönüllü hareket bir odak. Sayıları giderek azalan Köy Enstitüleri mezunları, artık çocukları ve torunlarıyla birlikte bu çatı altında yaygın faaliyet gösteriyorlar. Kemal Kocabaş Hoca yüklenmiş götürüyor…
Ben de dün Denizli’de, bugün de İzmir’de bu etkinliklerin bir parçası olarak görevdeyim! Sanırım, Rize’nin Derepazarı Varangoz köyü camisinin sınıfa dönüştürülmüş bir odasında toplanmış 1-5 sınıf öğrencilerinin hepsine birden eğitim veren “İzmirli” öğretmenimiz Köy Enstitülü idi.
Eğitim, hiçbir ülkenin “başıboş” bırakmadığı ve ülkenin gereksinimlerine göre yönlendirdiği, siyasetin, ülkenin ve devletin temel politikasıdır! Dahası: En temel!
Şüphesiz nasıl bir ülke istiyorsanız, eğitimi de ona göre düzenlersiniz.
Cumhuriyet nasıl bir ülke düşü kurduysa, ona uygun bir eğitime gitti. Öncelikle herkesin okuma yazma öğrenmesinden başladı… Üretime yönelik kitlesel ve toplumsal eğitime önem verdi. Halkevleri gibi yaygın eğitim kurumlarını kurdu.
Ve eğitimde en büyük devrimi ise Köy Enstitüleri’yle ve arkasından Köy Enstitüsü Yüksek Öğretmen Okulları açarak yaptı.
Köy Enstitüleri gerçeği, Cumhuriyeti kuranların, ülkeyi yöreten devrimci kadronun, “toplum yapısını yönlendirici uygulamalarının en belirgin örneklerindendir”.(*)

Büyük bir aydın kuşağı yetişti
21 Köy Enstitisü’nden 1953 yılına dek 17.341 öğretmen mezun oldu. Bunların 1398’i kadındı.
Tabii bunun bir önceki adımı da vardı: 1936’da “eğitmen kursları” açılmıştı. 1947’ye kadar 8.675 eğitmen diploma aldı. Aralarında 1.248 sağlık memuru vardı.
İşte Cumhuriyet Türkiyesi’ni önemli ölçüde ve tabanda omuzlayan, yüklenen bu eğitim sistemi oldu… Köy çocuklarının iyi bir eğitim sistemiyle ne büyük başarılara imza atabileceğinin evrensel bir örneği idi bu eğitim modeli.
Kuşkusuz, ressamı, yazarı, romancısı ile tüm sanat ve edebiyat alanında da Köy Enstitüleri derin bir iz bıraktılar. Onlar toplumsal hayatımızda, “Köy Kökenli Aydın Kuşağı” olarak, Cumhuriyetin sonrasında kurucu temel taşları arasına katıldı.
Cumhuriyet bu sayede Cumhuriyet oldu ve bir millet yaratıldı!

Üreten özgür yurttaşlar ülkesi
Tabii salt bunlar değil, uçak yapımından tutun, büyük mühendislik atılımları, yurtdışına gönderilen ve döndükten sonra ünversite ve eğitim yaşamına damga vuran bilim ve eğitim neferleri ile, dört bir alanda kurulan araştırma enstitüleriyle, laik, çağdaş ve uygar bir ülkenin temelleri atıldı.
Üreten, eleştiren, Cumhuriyetin yükselişine katkı koyan özgür yurttaşlar Cumhuriyeti amaçlandı.
Biliyoruz ki bugün hâlâ ayakta isek ve İslam coğrafyasından hâlâ farklı isek, onlar sayesindedir. Bu, Kurtuluş Savaşı’yla gerçekleşen, Kuruluş ile geliştirilen, dünya tarihinde az rastlanır cinsten büyük bir devrimdi. Bu devrimin neferleriyiz hepimiz.

Ama şimdi?!
Türkiye dünyanın parasını harcıyor eğitime, diyelim. Ama aldığı sonuç, acaba ilköğretim ve liseleri kaldırsak daha mı iyi olur sorusunu sordurtacak kadar kötü. Eğitimle, dünyanın kültürel, ekonomik ve bilimsel gereksinimleri için cahil yetiştirme rekorunu kırıyor olabiliriz.
Denizli Havaalanı’ndan kente girerken, sağ tarafta imam hatip okulları inşaatları kale gibi yükseliyordu!
Ne demiştik: Cumhuriyet devrimi, “toplum yapısını yönlendirici uygulamalarının en belirgin örneklerini” verdi.
Bu devrimlerin tam karşıtını yaşıyoruz şimdi.

  • Karşıdevrim yönetimi ele geçirdi ve devrimci Cumhuriyetin tüm kazanımlarını
    tasfiye etme girişimindeler.

Meşruiyetlerini aldıkları sandık sonuçlarının, ülkede her şeyi darmadağın etme hakkı, her şeyi yıkıp geçme hakkı, her şeyi gerçekleştirme, her türlü hukuksuzluğu yapma ve onların orada varoluşlarını sağlayan anayasayı bile askıya alma hakkını verdiğini düşünerek yapıyorlar her şeyi. Eğitimi de imam hatipleştirerek, türlü çeşitli cemaat okulları, Ensar-Kaimder yuvaları ve evleriyle tasfiyeyi sürdürüyorlar.

‘Ne güzel günlerdi’yi bırakalım!
Geçmişe ağıt yakma zamanları değil. Bugün eğitimle ilgili neler yapabiliriz, toplumu, çevremizi, insanları, öğrencileri, toplumun ileri, lider ve önder kesimlerini nasıl etkileriz?
Yarının öncülerinin ortaya çıkması için bize düşenler nedir, bence herkesin odaklanması gereken noktalar bunlar.
Yeni girişimlere büyük ağırlık verilmeli… Madem eğitim bu kadar özelleştirildi, o halde bu çerçevede ne yapılabilire kafa yormak gerekir.
Peki ne yapabiliriz, başka neler yapabiliriz?                                        
(*) https://toplumsaltarih.wordpress.com/2012/09/07/koy-enstitulerineden- kuruldu-neden-kapatildi/

=========================================

Dostlar,

Teşekkürler değerli yazar Sayın Orhan Bursalı‘ya.
Yılların deneyimi, birikimi ve de doğrultu tutarlığı budur işte..
Selam olsun KÖY ENSTİTÜSÜ fikrinin sahipleri Mustafa Kemal Paşa‘ya, İsmet İnönü‘ye, mimarları Hasan Ali Yücel‘e, İsmail Hakkı Tonguç‘a, Saffet Arıkan’a… ve adsız emek sahiplerine..

Selam olsun oradan yetişen 200 bine yakın AYDINLIK insanımıza…
Günümüzde ne yapabileceğimizi, nasıl yapabileceğimizi, daha daha iyiyi nasıl yakalayabileceğimizi ve en önemlisi de AKP – RTE eliyle Batı emperyalizminin ülkemize dayattığı KARŞI DEVRİMİ nasıl aşabileceğimize çooook kafa yormalıyız, bunu başarnalıyız.

Sevgi ve saygı ile.
17 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir