Dünya Sağlık Örgütü Diyabet Raporu – 2015 sonu

Dünya Sağlık Örgütü Diyabet Raporu – 2015 sonu

Dostlar,

Verileri ve raporları paylaşıyoruz..
Dünya Sağlık Örgütü’nin kuruluş günü 7 Nisan..
Her yıl önemli bir küresel sağlık sorunu o yılın teması olarak belirleniyor..
Geçen yılınki (7 Nisan 2015 – 7 Nisan 2016) “SAFE FOOD” “/ Güvenli Gıda .. idi.
Bu yıl ise, 7 Nisan 2016 – 7 Nisan 2017 arası tema DİYABET / ŞEKER HASTALIĞI..

Kısa bir Türkçe özet ve kapsamlı İngilizce veriler..

Diyabet korunulabilir bir hastalık..
Yaşam biçimimizi düzenleyeceğiz.. En etkili yol bu..
Gereksiz kalori yüklenmeyeceğiz ve hareketli olacağız, yakacağız..
Türkiye verileri Dünyanın neredeyse 2 katı!
Bu çok üzüntü ve kaygı verici..

DSÖ’nün Küresel Diyabet Raporunu (GLOBAL REPORT ON DIABETES) okumak için tıklayınız (88 sayfa, İngilizce, pdf, yakl. 7 MB) :

GLOBAL_REPORT_on_Diabetes_7.4.2016

Sevgi ve saygı ile.
07 Nisan 2016, Ankara


Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

******

Dünya Sağlık Örgütü, diyabet olgularındaki hızlı artışın sürdüğünü ve neredeyse her 11-12 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu açıkladı.

BBC’de yer alan habere göre örgütün hazırladığı kapsamlı raporda, 1980’de 108 milyon olan diyabet hastası sayısının 2014’te neredeyse dört katına çıktığı belirtiliyor.

Raporda, kanda yüksek glikoz oranının dünyada her yıl 3,7 milyon insanın ölümüne neden olduğu ve önlem alınmazsa hasta sayısının artmayı sürüdreceği de vurgulanıyor.

RAKAMLARLA DİYABET

2014’teki diyabetli sayısı: 422 milyon
1980’deki diyabetli sayısı: 108 milyon
Dünyadaki yetişkin nüfusta diyabet oranı: %8,5
2012’de diyabet kaynaklı ölüm sayısı: 1,5 milyon
Kanda yüksek glikoz oranı bağlantılı ölümler: 2,2 milyon

Tip 1 ve tip 2 diyabetlerini birlikte değerlendiren Dünya Sağlık Örgütü,
artışın daha çok yaşam biçimiyle ilgili olan tip 2 diyabetten kaynakladığını belirtiyor.

Dünya Sağlık Örgütü‘nde diyabetle ilgili çalışmaları yürüten Dr Etienne Krug,
diyabetin sessiz bir hastalık olduğunu, fakat hızlı ilerleyişinin durdurulması gerektiğini söyledi.

Krug, “İnsan sağlığı ve toplum üzerine büyük etkisi olan bu hastalığın bu biçimde ilerlemesine izin veremeyiz; onu durdurabiliriz, ne yapılması gerektiğini biliyoruz.” dedi.

Kandaki şeker oranının denetim altında tutulmaması kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği, körlük, uzuvların ampütasyonu (AS: kesilmesi) ve gebelikte sorun riskini arırıyor.

Diyabet her yıl 1.5 milyon kişinin ölümüne yol açıyor ve ölüm nedeni sıralamasında 8. sırada yer alıyor. Ayrıca 2,2 milyon kişi de kanda yüksek glikoz oranıyla bağlantılı hastalıklardan ölüyor.

1980’lerde zengin ülkelerde yaygın olan bu hastalık,
bugün daha çok düşük ve orta gelirli ülkeleri etkiliyor.

Ortadoğu’da diyabet olguları 1980’lerde nüfusun %5,9’unu etkilerken, 2014’te bu oran %13,7’ye çıktı.
===========================================

World Health Day 2016: Action needed to halt rise in diabetes

World Health Day 2016 poster

WHO, 6 April 2016
http://www.who.int/mediacentre/commentaries/diabetes/en/ 

The number of people living with diabetes has nearly quadrupled since 1980 to 422 million adults, with most living in developing countries.

WHO is marking World Health Day, 7 April, by calling for action on diabetes.

In its first Global report on diabetes,
WHO highlights the need to step up prevention and treatment of the disease.

  • Read the news release
  • Read the Global report on diabetes
  • Read the fact sheet on diabetes*********
    Dr Margaret Chan, Director-General of WHO speaking at the plenary session of the Sixty-sixth World Health Assembly.

    World Health Day 2016: Let’s beat diabetes

    Dr. Margaret Chan, Director-General of WHO

    Commentary, 6 April 2016

    WHO will celebrate its birthday on 7 April 2016 – World Health Day. But this year, not with cake. The traditional birthday cake will be replaced by healthier options, like fruit, and a call to action to tackle diabetes.

    Dr Margaret Chan

    WHO

    Diabetes – long perceived as a disease of the affluent – is on the rise everywhere and is now most common in developing countries. Its impact is felt by individuals, families, communities and national economies, yet much of its burden is avoidable.

    The statistics speak for themselves. The number of people living with diabetes and its prevalence are growing in all regions of the world. In 2014, 422 million adults (or 8.5% of the population) had diabetes, compared with 108 million (4.7%) in 1980. Diabetes is rising fastest in the world’s low- and middle-income countries. In 2012, diabetes caused 1.5 million deaths. Higher-than-optimal blood glucose levels caused an additional 2.2 million deaths, by increasing the risk of cardiovascular and other diseases.

    Poorly controlled diabetes can cause complications including heart attacks, strokes, kidney failure, blindness, and foot ulcers than can lead to amputations. Many of these complications, and these premature deaths, could be prevented. The technologies and medicines to enable people with diabetes to live healthy lives exist, yet still do not reach those who need them.

    Diabetes is a disease characterised by elevated blood glucose levels. Most people with diabetes have the type 2 form of the disease, which is largely caused by unhealthy eating and lack of physical activity. Staggeringly, today more than one in three adults is overweight and more than one in 10 is obese. Type 1 diabetes, which most commonly affects children and adolescents and requires daily insulin for survival, is currently not preventable.

    At the World Health Assembly in 2013, governments committed to halt the rise of diabetes by 2025, but we are clearly not on track. Policies are needed to improve people’s access to affordable, healthy foods and to opportunities for physical activity, to influence patterns of diet and physical activity across whole populations. A combination of fiscal policies, legislation, changes to the environment and raising awareness of health risks works best for promoting healthier diets and physical activity. Such measures will also benefit people living with diabetes and reduce risk of complications.

    Governments have also committed, most recently in the 2030 Agenda for Sustainable Development, to reduce premature mortality from non-communicable diseases including diabetes. People with diabetes can live long and healthy lives if their disease is detected and well-managed. WHO’s Global report on diabetes, released today, shows that governments around the world have begun to act, but much more concerted action is needed.

    “People with diabetes can live long and healthy lives if their disease is detected and well-managed.”

    Dr Margaret Chan, WHO Director-General

    Access to essential medicines and technologies for diabetes is frighteningly inadequate in low- and middle-income countries, where most people with diabetes live. For example, blood glucose and urine glucose measurement—basic technologies necessary for diagnosis and monitoring—are generally available in less than half of low-income countries, in contrast to more than 90% of high-income countries. Similarly, only 23% of low-income countries report that insulin is generally available in publicly-funded primary-care facilities, in contrast with 96% of high-income countries.

    Preventing deaths and complications from diabetes requires access to affordable health-care services with equipment sufficient to diagnose and monitor diabetes; patient education to promote healthy diet, physical activity and self-care; essential medicines for diabetes management, including life-saving insulin; regular screening for complications and early treatment when they are found; and a referral system across various levels of health care.

    Governments also need to invest in better monitoring of diabetes, including who is getting access to the treatment they need, and who is missing out.

    Together, we can halt the rise in diabetes and provide care to improve quality of life for the millions of people living with the disease. Deliberate, effective responses are needed from government; health-care providers; civil society; producers of medicines, technologies and food; from people living with diabetes; and from each of us.

  • Everyone has a role to play.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“Dünya Sağlık Örgütü Diyabet Raporu – 2015 sonu” üzerine 2 yorum

  1. Ahmetçiğim,
    Gerek diabet, gerek diğer hastalıklar benim ayrıca çevre sağlığı ve çevre kirliliği açısından da ilgimi çekiyor. Bildiğin gibi çevre kirliliği en çok dört hastalık ya da beden düzeniyle ilgili hastalık ve yakınmaları arttırıyor. Şöyle ki:
    Sinir ve endokrin (iç salgı bezi) sistemi hastalıklarında özellikle:
    -Öğrenme bozuklukları
    -IQ düşüklüğü, motor ve mental gerilikler
    -Parkinson hastalığı
    -Alzheimer (ileri yaş erken bunaması) hastalığı
    -Gençlik tipi (Tip I) Diabet Mellitus
    -Yaşlılık Tipi (Tip II) Diabet Mellitus’u;

    Üreme ve gelişme bozuklukları hastalıklarında özellikle:
    -Prematürelik (erken doğum),
    -Düşükler,
    -Düşük doğum ağırlık bebek,
    -Erkek ve kadın kısırlığı
    -Fötüsün cinsiyet bozukluğu
    -İleri yaşlardaki cinsel davranış bozuklukları,
    -İnmemiş testis ve buna bağlı kanser;

    Bağışıklık sistemi bozuklukları ve hastalıklarında özellikle:
    -Bağışıklık sistemi zayıflığını gösteren hastalıklar
    -Kötü Huylu Tümörler ve Kanserlerin sayısı
    -Akciğer Kanseri
    -Meme kanseri
    -Çocukluk çağı lösemileri (15 yaş altı)
    Bağışıklık Sisteminin aşırı duyarlılığını gösteren hastalıklarında özellikle:
    -Astım (erişkin ve çocukluk çağı)
    -Astım krizi (erişkin ve çocukluk çağı)
    -Diğer alerjik hastalıklar ve

    Solunum ve dolaşım sistemi hastalıklarında özellikle:
    -KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı)
    -Alerjik solunum yolu hastalıkları
    -Solunum yolları enfeksiyonları (beş yaş altı, 15-49 yaş ve 50 yaş üstü)
    -Kalp damar hastalıkları
    -Kalp krizi.
    Bu geri bildirimi sana diabet konusunda Dünya’da ve Türkiye’de Tip I diabetlerin oranlarının verilmediğini ve değerlendirilmediğini saptadığım için yazıyorum. Tip II’yi de arttırsa da özellikle bağışıklık sisteminin baskılanması bağlantılı olarak TİP I Diabet görülme sıklığımızın başta Çernobil Kazası olmak üzere pek çok yerel ve küresel (çoğu bilinmeyen) çevre kirliliklerinin artışına bağlanması gerektiğini düşünüyor ve özellikle Tip I için bölgesel araştırmaların ve veya hastalık istatistiklerinin incelenmesi ve Çernobil serpintisini az veya çok olduğu bölge farklarının karşılaştırılmasının önemini belirtmek istiyorum. Bu konuda yazmayı tasarladığım populer makaleyi henüz bitirmedim.
    Söz açılmışken son günlerde ülkemizde görece artış görülen cinsel davranış bozukluklarına bağlı şiddet ve istismar olgularının da çevre kirliliğine bağlı artan “İleri yaşlardaki cinsel davranış bozuklukları” başlığıyla (çevresel östrojenler vb.) ilişkilendirilmesinin ve araştırılmasının gerektiğini düşünüyorum. Tabii bu tip davranış bozukluklarının kayda geçmesi böyle adli durumlar dışında zor, ama olanaksız değil.
    Üretkenliğinin bitmemesi dileği ve sevgiyle.
    Umur Gürsoy

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir