Hendeklere Gömülen Yeni Anayasa

Hendeklere gömülen Yeni Anayasa

portresi_bayrakli

 

Doğu Perinçek
Aydınlık
, 18 Şubat 2016,

 

 

Bir: Türk milletini Anayasadan çıkartmaya kalkmışlardı.
İki: Özerklik yapıp vatanı bölme sürecini fitilleyeceklerdi.
Üç: Tarikatları cemaatleri yasallaştıracaklardı.

Bu üç noktada AKP ile CHP ve HDP arasında üstü örtülü bir anlaşma vardı. MHP ise, yalnız tarikatların yasallaştırılması konusunda bu Cumhuriyet ve Vatan karşıtı anlaşma içindeydi.
Anlaşmanın örtüsü ise, “Darbe Hukukunun temizlenmesi” diye özetleniyor. Burada da Ergenekon-Balyoz sürecinden bu yana birlik halindeler.

Dördüncü olarak, Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık Sistemi ısrarı var. Orada ayrılıyorlar, ancak Yeni Anayasa girişiminin esası, Başkanlık Sistemi değil, vatanı bölmek ve Atatürk Devrimini yıkmak.

MİLLETİN PARLAMENTOYA HAPSEDİLEMEYEN GÜCÜ

“Darbe Hukukunu temizleme” adı altında Millî Devletin temellerini yıkma konusunda el ele vermişken, ne oldu da Uzlaşma Masası devrildi?

Burada Türk milletinin Parlamentoya hapsedilemeyen gücünü görüyoruz.

  • Parlamentodaki dört parti, sistem tarafından ele geçirilmiştir.

Ama görüyoruz, güçleri yetmiyor. Vatan Partisi’nin 2002’den bu yana AKP’nin Yeni Anayasa girişimini cepheden göğüsleyen kararlı mücadelesi var. Millî Anayasa Hareketi (MAH) var. Daha önce Millî Anayasa Forumu’nun Türkiye ölçeğinde örgütlediği direnç var. Türk Ordusunun ve Güvenlik güçlerinin PKK’yı temizleyen büyük mücadelesi var. Bu mücadeleler, bütün partilerin tabanını oluşturan milletin kararlı duruşunu yansıtıyor. Artık söz Türk Milletinindir. Türk Milleti, üstünlüğü ele geçirmiş bulunuyor.

ABD SİLAHIYLA “YENİ ANAYASA” DAYATMASI

Türkiye’nin temelleriyle oynamak öyle kolay bir iş değil. Türkiye, emperyalizme karşı silahla kuruldu.

Silahla kurulan Türkiye’yi yine silahla yıkabilirlerdi. ABD silahlı kuvvetleri, bu girişim sürecinde geldi komşumuz oldu. Önce Irak’ın kuzeyine sonra Suriye’nin kuzeyine yerleşti. Üzerimize silahlandırdığı PKK’yı sürdü ve kaleyi içerden yıkmak için de AKP iktidarını getirdi, tepemize oturttu. Arkasından CHP’yi avucuna aldı ve en son PKK’yı da Meclise soktu.

Aslında Yeni Anayasa, Türkiye’ye Körfez Savaşı’nın başladığı 1991 başından beri ABD silahlarıyla dayatılıyor. Her anayasa gibi, Yeni Anayasa da, namlunun ucundadır. Çünkü bu Yeni Anayasa girişimi, aslında yeni bir devlet, daha doğrusu yeni bir devletçik kurma girişimidir. Nitekim AKP, “Yeni Türkiye”den söz ediyor. “Yeni Türkiye”ye yeni bir anayasa gerekiyordu ve o Yeni Anayasa da ABD silahlarının namlusundan çıkacaktı.

TÜRK MİLLETİNİN NAMLUSU

Ancak bu süreç içinde başka bir namlu ortaya çıktı. Türk Silahlı Kuvvetleri, 24 Temmuz 2015 günü ABD’nin “Kara gücü” olduğu açıkça belirtilen PKK’ya karşı harekâtlara başladı. Aslında “Yeni Anayasa” girişiminin bozgunu o gün başlamıştır. Hava Kuvvetleri, dağı taşı vurmadı, PKK’yı vururken Yeni Anayasa girişimini de vurdu. Bölücü Terör Örgütü Türk Ordusu ve Polisi tarafından hendeklere gömülürken, “Yeni Anayasa” da hendeklere gömülüyordu.

Yeni Anayasa girişiminin Türk milleti ve vatanını hedef alan maddeleri, PKK’nın talepleriydi. Şimdi o talepler PKK ile birlikte toprağa gömülmektedir. Ve o talepleri hendekten çıkarabilecek güç bulunmuyor. Ancak olay bitmiş değil, Masanın devrilmesi yalnızca ilk devrenin sonucudur.

YENİ ANAYASACILARIN BÖLÜNME SÜRECİ

AKP, özellikle Tayyip Erdoğan, Yeni Anayasa sevdasından vazgeçmeyecek belli.

PKK/HDP, Bölücü Anayasanın asıl sahibidir. O da vazgeçmez.

CHP’nin Neoliberal yönetiminin en son 17 Ocak 2016 Genel Kurultay Bildirgesine bir kez daha bakınız, baştan aşağı AKP-PKK Ortaklığının Yeni Anayasasını göreceksiniz. Sorosçular da görevlerinden vazgeçmezler.

Ancak bu ortaklık, Türk Milletiyle karşı karşıyadır. O nedenle sürekli bölünmek zorundadır.

MİLLET İLE ORDUNUN BİRLİĞİ

Masayı deviren Türk Milleti ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin birliğidir. Türkiye’nin son iki yüzyılına bakalım, Millet ve Ordu yan yana geldiği zaman, Türkiye yeni bir karara yürüyor demektir. O yeni karar, Türkiye’yi bölme ve dağıtma girişimini bozguna uğratmanın ötesinde, Cumhuriyeti yeniden İstiklâl Savaşı temelleri üzerine oturtmaktır.

Türkiye’nin temelleriyle oynamaya kalkanlar, Türkiye’yi ayağa kaldırmışlardır ve şu anda işin daha başındayız. Devamı herkesi şaşırtacaktır.

============================================

Dostlar,

Türkiye’nin gündemi ile de sürekli oynandığını ve asıl sorunlarından uzak tutulmaya çalışıldığını ne yazık ki açıkça izliyoruz. Geçelim “yeni Anayasa” yı, Anayasa değişikliği bile ülkenin akut gündeminde değil.. Her şeyden önce “can ve mal güvenliği” yok ülkede! Bu temel yoksunluğun AKP’nin bir kurgusu olduğunu düşünmeye başlıyoruz.. İnsanları terör ile teslim alma..

Haziran 2015 genel seçimleri sonrası 258 vekilde kalarak tek başına iktidar olamayan AKP, dış akıl hocaları güdümünde terör silahına sarıldı ve “verin 400 vekili, kurtulun bu beladan..” diyerek immoral siyasal şantaj ile halkın özgür istencini yönlendirdi.. Sosyal psikolojinin – siyaset sosyolojisinin incelikleri bu bağlamda kullanıldı ve sonuç da alındı..

Bu aracı Bay RTE ve AKP bir kez daha kullanmak istiyor anlaşılan.. Ateşle oynuyorlar.. Bu büyük bir kumar ve bedeli yüzlerce insanın canı – kanı.. AKP – RTE bu kez “ver Başkanlığı, kurtul bu çatışmalardan, Türkiye iyi yönetilmiyor, güçlerin uyumu gerekli, rejim fiilen değişti çatışma olmaması için Türk tipi başkanlık zorunlu…” gibi söylemler çevrede dolaşıyor. Bu “sözler” Batlı danışmanlar güdümünde belirleniyor ve kitlelerin psikolojik algısını yönlendiriyor. Kabul etmek gerekir ki etkili oluyorlar. Çünkü bilimsel yöntemlerle kanıtlanmış süreçlerin ürünü. Acımasızca, çirkin siyasetin buyruğuna sokulmuş durumunda.

Sayın Perinçek’in saptaması ne denli çarpıcı ve yerindedir :

  • “..Üzerimize silahlandırdığı PKK’yı sürdü ve kaleyi içerden yıkmak için de
    AKP iktidarını getirdi, tepemize oturttu…”

Şu saptamayı yapalım : Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce Atina’da yaşamış kadim siyaset felsefecisi Aristo bile “Güçlerin ayrılığı” nı savunmuştu. Tersi durumda yöneticinin Tiranlaşacağı uyarısını yapmıştı Ünlü Fransız siyaset filozofu Montesquieu ise çağdaş biçimde formüle etmişti bu kuramı ve günümüzde çağdaş demokrasilerin hepsi de özünde GÜÇLER AYRILIĞINA dayanmaktadır (separation of powers). Çağcıl demokrasi kuramının mihenk taşlarından biri, LAİKLİK – SEKÜLER düzenle birlikte Yasama – Yürütme –  Yargı Güçlerinin ayrılığıdır.

Bay RTE’nin önerdiği Türk tipi – GÜÇLERİN UYUMU, Tayyip beye PADİŞAHLIK YETKİSİ ile denktir ve siyaset bilimi yazınında (literatüründe) karşılığı olmayan bir kavramdır; uydurmadır ve değersizdir, geçersizdir; halkı kandırma amaçlı retorik (sözel) tuzaktır! Osmanlı imparatoru 2. Abdülhamit bile şakağına silah dayanarak 1. Meşrutiyet’e boyun eğdirilmiş, bu topraklarda 140 yıl önce Anayasal rejime, Meclis-i Mebusan’a kavuşulmuştur.. Magna Charta’dan 661 yıl sonra da olsa! Köprülerin altından çoooook sular akmıştır. Türkiye’yi, AKP – RTE, Batılı emperyalist yönlendiricilerinin tüm çullanmalarına karşın teslim alamayacaklardır. Ulus, kendisine kurulan sefil tuzağı algılamıştır. Oyunu bozacaktır..

Sevgi ve saygı ile.
20 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir