Türk Tabipleri Birliği’nden Artvin / Cerattepe Direnişine Destek

TTB_logosu

Dünden beri Artvin’de insanlar ve öbür canlılar gözyaşartıcı gaza boğuluyor.
Artvinliler bu şiddete şimdiki ve gelecekteki kuşakların yaşam hakkını, yaşam alanlarını savunmak için mücadele etmeleri nedeniyle maruz bırakılıyor. (17 Şubat 2016)

BASIN AÇIKLAMASI

Artvin Halkının Sağlığına, Yaşamına, Yaşam Alanlarına Saldırının
Derhal Durdurulmasını Talep Ediyoruz

Dünden beri Artvin’de insanlar ve öbür canlılar gözyaşartıcı gaza boğuluyor.
Artvinliler bu şiddete şimdiki ve gelecekteki kuşakların yaşam hakkını,
yaşam alanlarını savunmak için mücadele etmeleri nedeniyle maruz bırakılıyor.

Biz hekimler artık çok iyi biliyoruz ki; biber gazı insanları, canlıları hasta ediyor, öldürüyor, canlarına sağlıklarına zarar veriyor. Tıpkı bozulan ve kirlenen çevrenin hasta ettiği,
öldürdüğü gibi.

Artvin halkı 25 yılı aşkın süredir, suyunun, havasının kaynağı, yağmurda, karda çevre felaketlerinin önleyicisi Cerattepesini korumak için barışçıl bir biçimde demokratik
hak arama mücadelesini sürdürüyor.

Sermaye, yöre halkına ve hukuka karşın Cerattepe’ye el koyma isteğinden vazgeçmiyor.
Oysa daha 2013’te Artvin Cerattepe’de açılması planlanan “Cerrattepe Bakır Madeni” projesi için Rize İdare Mahkemesi dedi ki;

  • Planlanan bu maden faaliyetinin yaşama geçirilmesi Artvin ilini yöre sakinleri açısından yaşam alanı olmaktan çıkarır.
  • Bu maden projesi ile etkisi altında bulunan yaşam alanları ve koruma altındaki alanlar
    bir arada olamaz”

Yani Rize İdare Mahkemesi Ya madeni ya da Artvin halkını tercih edin dedi.

Bu karar yok sayılarak hukuksuz biçimde bir kez daha çevre etki değerlendirme (ÇED)
olumlu işlemi tesis edilerek yaşam alanları madencilerin çıkarlarına feda edilmek isteniyor.
Bu hukuksuz işleme karşı açılan dava halen daha devam etmektedir.

Uzun bir süreden beri çadır nöbeti tutarak yaşam alanlarına sahip çıkan, şiddete başvurmaksızın demokratik haklarını kullanan Artvin halkına, orada yaşayan canlılara yoğun biber gazı ile yapılan müdahale, kullanılan şiddet yaşam ve sağlık hakkının ölçüsüz bir biçimde ihlal etmektedir.

Artvinliler’in yaşam alanlarını savunmaları en temel haklarıdır. Halkın ve gelecek kuşaklarun yaşam ve sağlıklarının korunması mücadelesini etkisizleştirmek için
ülkenin pek çok noktasından getirilen çevik kuvvetlerle desteklenen güvenlik güçlerinin şiddetine son verilmesi, Artvin halkına karşın yaşam alanlarını yok edecek madencilik projesinden vazgeçilmesi çağrısında bulunuyoruz.

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

Fotoğraf: DHA

============================================

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz  yasal meslek örgütümüz (6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası), yukarıdaki basın açıklamasını web sitesinde yayımladı.

Söz konusu maden alanını işletecek olan, Bay RTE’ye yakın Bay Mehmet Cengiz olup,
Milletin a…’a koyacağız diyebilen yüz kızartıcı küfürü yapan adamdır!
Bütün Türkiye’ye çok ciddi özür borcu olan ve pek çok hak yoksunluğu ile hukuksal olarak “yaptırım” görmesi gereken bu zat, tersine Devletten ve AKP iktidarından “umur” görmektedir. Bu etik – ahlak – hukuk dışı durum halkın adalet duygusunu derinden zedelemektedir. En ağır biçimde küfür edilerek vicdanlarda aşağılanma duygusu oluşturulan Ulusumuz,
yaşadığı örselenmeyi (travma) unutmuş değildir. AKP’nin kendisine “dost” olmadığını da yaşayarak acı biçimde görmektedir  Esas olarak bu tür travmaların olumsuz etkilerinin,
onurlu insanlar (halkımız!) üzerinde uzun yıllar sürdüğü de bilinmektedir.

Bu sosyal psikolojik / politik sosyolojik sorunsal bir yana, Artvin’in eşi bulunmaz doğasını hoyratça tahrip edecek maden arama izni (ruhsatı) nasıl verilebilir? Böylesi bir ruhsata
nasıl olumlu ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) Raporu verilebilir??

Başbakanlığının son dönemlerinde bütün maden arama izinlerini Bay RTE’nin tekelinde topladığı ileri sürülmüştü. Bir Başbakan neden böyle yapar? Ülkenin Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı (son AKP Hükümetinde RTE’nin damadı Albayrak!?) ne güne durmaktadır?
Bu davranış hukuksal olarak bir yetki gaspı ve kamu yönetimi ilkelerine ters olmanın yanı sıra politik olarak da ciddi soru işaretleri uyandıran bir fiyaskodur. “Niçin” sorusuna Bay RTE’nin hiçbir biçimde akılcı, hukuka, devlet geleneklerine,, uygun yanıt vermesi olanağı yoktur.
O zaman da apaçık şaibe altında kalırsınız..

*****
Sorunun bir başka boyutu Anayasa’nın 56. maddesidir. Bu madde, açıkça Yurttaşa çevreyi geliştirme, koruma ve kirlenmesinin engellenmesi görevi vermektedir Devlet ile birlikte.
Bu düzenleme yurttaşa hem Anayasal buyruk hem de anayasal bir yetkidir.
Sorumluluk doğal olarak yetkiyi doğurur. Yurttaşın çevreyi koruma – geşiştirme ve
kirlenmesini engelleme davranışı gösterMEmesi anayasal suçtur!

Artvin halkı, Cerattepe’de bakır madeni açılmasını, Anayasanın anılan maddesi bağlamında çevreyi geliştirme, koruma ve kirlenmesinin engellenmesi görevi kapsamında görmektedir. Takdiri ve değerlendirmesi bu yöndedir. Bu kanaat ve kararın tersi yöndeki tercihten değersiz olduğunu savlamak olanaksızdır. Dahası, 1 ya da birkaç kişinin çıkarı, şirketlerinin kârı,
yöre halkının yaşam hakkını sınırlama, doğayı tahrip etme hakkı asla ver(e)mez.

Çevreyi korumak, geliştirmek ve kirlenmesinin engellenmesini istemek, 3. kuşak insan hakları kapsamındadır. Demokratik ülkeler artık bu aşamadadır. Ülkemizde ise, AKP ile birlikte
en temel insanlık hakkı olan SAĞLIKLI YAŞAM HAKKI bile tehdit altındadır ve çiğnenmektedir.

Hiçbir iktidar döneminde bunca çok insanımız yaşamını yitirmemiştir!
Niçin?? Nereye dek?? Eli kanlı iktidarların sonuç aldığı görülmüş müdür? 

Silahsız ve şiddet kullanmayan, suç işlemeyen ve suça teşvik etmeyen bırakın yasal – anayasal, evrensel hakkı ve görevi olan direniş gösteren Artvin halkının üstüne güvenlik güçlerini orantısız güç kullanarak salmak, olsa olsa AKP iktidarı gibi açık faşizme geçmiş
bir siyasal anlayışın ürünü olabilir.

Ek olarak, Anayasa md. 34 de toplantı gösteri yürüyüşü hakkını düzenlemektedir.
Artvin halkının direnişi bu anayasal madde bağlamında da AKP iktidarınca çiğnenmek istemektedir… Bu yazının yazıldığı 18 Şubat 2016 günü saat 23:45 dolayında binlerce Artvinli dev bir yürüyüşe geçmiş ve Valilik önünde toplanarak Atvin’i haramzadelere bırakmayacaklarını haykırmaktadırlar.. Ankara’da gün içinde yapılan destek eyleminde polis 11 dolayında insanı gözaltına almıştır. Oysa gözaltını gerektirecek bir davranış olmamıştıri Polis yetkilerini aşarak hem Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkında Yasayı hem de Polis Vazive ve Selahiyetleri yasasını çiğnemiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararları, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri sırasında zorunlu (mücbir) sebepler olmadıkça suç bile işlense eylem hakının engellenmemesi, hukuka aykırı eylemin belirlenerek sonrasında işlem yapılması yönündedir.

AKP iktidarı ne hukuk, ne yasa, ne hak, ne töre ve gelenek dinleMEmektedir.
Halkın sırtından polis – jandarma copunu – dipçiğini, biber gazını – basınçlı suyu eksik etmeyerek nereye varabileceğni düşünüyor AKP iktidarı ve İçişleri Bakanı Efgan Ala??
Nereye denli??
Bu baskı meşru direniş hakkını bilemez mi?

Ayrıca, AYYÖŞ (Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı) de bu tür girişimlerde
yöre halkının onayına başvurulmasını gerektirmektedir.

AKP iktidarı apaçık hukuk ve insanlık dışına bir kez daha düşmüştür.
Söz konusu polis – iktidar saldırısı derhal durdurulmalı ve sükunetle, katılımcı olarak
konu bir kez daha irdelenmelidir.

Artvin halkının hukuka uygun ve tümüyle meşru direnişini selamlıyoruz.

AKP iktidarını hukuk dışı güvenlik gücü kullanma zorbalığını durdurmaya çağırıyoruz.

Bizim de üyesi olduğumuz EĞİTİM-İŞ’in Cerattepe diernişine destek posteri için lütfen tıklayın:

Cerattepe_EGITIM-IS_20.2.16

Sevgi ve saygı ile.
18 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir