SİYASET SİLAHA ESİR OLMAMALI


SİYASET SİLAHA ESİR OLMAMALI

Hüseyin Çelik, Doç. Dr.
(Eski) AKP Milletvekili, M. Eğitim Bakanı, Parti Sözcüsü
http://huseyincelik.net/siyaset-silaha-esir-olmamali/ 26.01.2016

PKK, hendek siyaseti ile bölge insanını felakete sürüklemiştir.
Silaha teslim olan HDP siyaseti ise bu tavrı ile maalesef yüzlerce genç insanın
kanına ekmek doğramıştır.

Dağda, mezrada, yaylada, mağarada bulunan PKK’lı teröristlerin silahlarıyla birlikte
şehirlere yerleşmeleri, filin züccaciyeci dükkanına girmesi gibidir. Fil oradan eninde
(AS: önünde) sonunda ölü olarak çıkarılabilir ancak… Dükkanda sağlam cam, porselen
veya kristal kalmayacaktır. Bugünkü manzara ne yazık ki budur.

Çözüm süreci ne yazık ki katledilmiştir

Çok iyi niyetlerle ve büyük bir cesaretle başlatılan Çözüm Süreci, ne yazık ki katledilmiştir. Çözüm Süreci esasen başlangıç için iki şart getiriyordu:

  1. Parmaklar tetikten çekilecek.
  2. Tüm silahlı PKK’lı unsurlar ülke sınırlarını terk edecek.

Birinci şarta hem devletin silahlı güçleri hem de PKK uydu.
Ancak silahlı PKK’lılar ülkeyi terk etmek yerine gelip kentlere yerleştiler.

‘Çözüm Süreci’ni bozmamak adına ve tamamen iyi niyetle, valiler, kaymakamlar, savcılar, hakimler, polis, asker, jandarma ve korucular, PKK’nın yapıp ettikleri karşısında
adeta elleri kolları bağlı sabrın sınırlarını zorlayarak beklediler.

PKK, ‘Çözüm Süreci’ni kendi lehine ama Kürt halkının aleyhine istismar etti.
Gelinen nokta ise vahim…
Siyaset inisiyatifi silahlara bıraktı!

Biz, bölgeyi ve bölgenin dinamiklerini bilen birisi olarak,
2009’dan itibaren olanları ve olabilecekleri,

– Bakanlar Kurulu’nda,
– AK Parti MYK’sında,
– MKYK’sında,
– AK Parti Ortak Söylem toplantılarında ve nihayet
– Çözüm Süreci konulu tüm özel toplantılarda

yetkili arkadaşların,
– Sayın Başbakan’ın ve
– Sayın Cumhurbaşkanı’nın huzurunda,
– bütün açıklığı ve netliği ile ortaya koyduk.

Zaman zaman kendisini Çözüm Süreci’nin romantizmine kaptırarak bütün fotoğrafı görmek istemeyen bazı yetkili arkadaşların ciddi tepkilerine de muhatap olduk.

2014’teki Afyon’daki AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda
benzer bir yaklaşım ve tutumla endişelerini dile getiren ve uyaran
ciddi sayıdaki milletvekili, bu yetkili arkadaşlar tarafından tepkiyle karşılandı.

Keşke yanılmış olsaydık

Ancak zaman, bizi ve konuyu bizim gibi gören AK Partili milletvekillerini haklı çıkarmıştır. Keşke yanılmış olsaydık da bugünkü manzara ile karşılaşmasaydık…

Bugün adeta borsa göstergeleri gibi her gün ölüm rakamlarının verildiği zamanlara geldik. Unutmayalım ki ölümler her iki yakada da kinleri, nefretleri ve öç alma duygularını büyütüyor.

Bazıları Sur’u Çermik gibi, Çüngüş gibi Diyarbakır’ın herhangi bir ilçesi zannedebilir.
Ancak bilenler bilir ki Sur kadim Diyarbakır’dır, yanı Diyarbakır surlarının çevrelediği
tarihî Diyarbakır şehridir. Fatih ilçesi İstanbul için ne ise… Sur da Diyarbakır için aynıdır.

PKK, ağır silahlarıyla gelip metropol bir şehre yerleşmişse bunda kendisi için ders ve sorumluluk çıkaracak birçok ‘yetkili’ olmalıdır.

Bir AK Partili, bir Kürt, bir vatandaş olarak…

Bir AK Partili, bir Kürt ve her şeyden önemlisi bu ülkede feryat etme sorumluluğu hisseden bir vatandaş olarak hayatının baharında toprağa düşen şehitler ve onların geride bıraktıkları gözü yaşlı aileleri adına bu çatışmalarda hayatını kaybeden Kürt gençlerin geride kalan
bağrı yanık anneleri adına, bu ülkenin heba olmaya devam eden kaynakları adına,
harap olan şehirler adına ve bu ülkenin dinamitlenen bin yıllık kardeşliği adına
derin bir elem ve ızdırap duyuyorum.

Her zaman söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Dünyanın hiç bir yerinde silahla saldıran terörist gruplara çiçek buketleri ile karşılık verilmez. Elbette kısa ve orta vadede silahlı mücadele terörle mücadelenin olmazsa olmazıdır. Ya uzun vade daha ne kadar uzayacak? Silah ”hard power”dır. Yani kaba güçtür. Siyaset, konuşma, müzakere, diyalog özetle akıl ”Soft Power”dır. Yani yumuşak güçtür. Kaba güç de ancak akılla yani yumuşak güçle idare edilirse bir işe yarar. Aksi takdirde yarayı derinleştirir. Doktorun tıbbî yöntemlerle yarayı deşmesi ile herhangi bir insanın bildiği yöntemlerle yarayı kurcalaması şüphesiz ki
çok farklı şeylerdir.

Gönüller bölünürse toprak neye yarar!

Özetle demem odur ki silahlı mücadele devam ederken siyaset, yanı akıl bütün imkanlarını devreye sokmalıdır. Bunun yolunu, yöntemini ve kapsamını da akıl tayin edecektir.
Yeter ki akla yol verilsin. Aklımız duygularımızı idare ederse milletçe kazanırız.
Tersi olur da duygularımız aklımızı idare ederse hep birlikte kaybederiz.
Tarih, duyguları aklına galip gelenlerin trajik sonlarının örnekleri ile doludur.

Ben, bu ülkede toprak bölünmesi olmayacağına inananlardanım.
Ne var ki gönüller ve beyinler bölündükten sonra toprak bütünleşik kalmış neye yarar! Unutmayalım ki toprak insan içindir; insan toprak için değil.

========================================

Evet dostlar,

Hüseyin Çelik beyefendinin günah çıkarışı yukarıda..
Yazdıkları her şeye karşın önemli.
Epey geç de olsa..
Yeterince açık olmasa da..
Hüseyin beyin sanırız özlediği mevki artık kalmamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, iktidar partisi AKP’nin sözcülüğünü üstlenmiş ve partisinde
en üst görevlerde yer almıştır. Siyaseti bırakır ve Üniversiteye dönerse, Doçentlikte 5 yılını tamamlar ve yeterli bilimsel ürün ortaya koyarsa, Profesör de olur içinde kaldıysa eğer.
*****

Hüseyin bey, bu yazdıklarını daha net ve somut çözüm önerileri de içeren biçimde madde madde sıralayarak 12. CB Bay RTE’ye, kamuoyuna açık mektup biçiminde yazmalıdır.

Ortada olup bitenler, SÖZDE ÇÖZÜM sürecinde = İHANET SÜRECİNDE olup bitenler öyle yenilip yutulur, unutturulur cinsten değildir.

Apaçık, hukuk devletinin en temel ilkeleri ayaklar altına alınmış, mülki amirlere yasa dışı buyruklar verilmiştir. Siyasal sorunluluk ve insani sorunluluk bir yana, ağır bir Anayasa suçu işlenmiştir. Anayasa ve çağdaş hukuk sistemleri YASAYA AYKIRI buyrukların yerine getirilemeyeceğini kurallaştırmıştır. 1982 Anayasasının 137. maddesine ilgili herkesin
bir kez daha ve özenle bakmasında çok yarar vardır. AKP iktidarının mülki – askeri erkana
bu bağlamda, yani PKK’lılara her ne yolla olursa olsun dokunulmaması emri,
ilgililerce kişisel arşivlere konmuştur. Yeri geldiğinde basına açıklanacak ve mahkemelerde savunma aracı olarak kullanılacaktır.

Her ne denli bu buyruklar, KONUSU SUÇ OLUŞTURDUĞU için, Anayasa md. 137 gereği yazılı verildiğinde bile yerine getirilmemesi gereken, getirilirse sorumluluk doğuracağı için,
bu Kaymakamlar yakayı kurtaramayacaklardır. Askeri cenahın güvenlik operasyonu yapmak için sayısı 300’e (üç yüz!) varan yazılı istemine karşın 10’u (on!) bile bulmayan izin yazısı eldedir. Mülki amirler için siyasetin baskısı ve varsa yazılı buyrukları belki (?) hafifletici neden sayılabilecektir ancak buyruğu veren siyasal otoritenin, dönemin Başbakanı RTE ve İçişleri Bakanlarının hafifletici nedenleri var mıdır?

”Bana Sam amca baskı yaptı..” mı diyeceklerdir?!

Yıllarca göz yumacaksınız;

– PKK ülkeyi terk edecek ya da silahlarını teslim edecek iken
– Tam da tersine dağdan inip hem de metropollere yerleşirken,
– Üstelik tuneller kazıp, barikatlar yapar ve hendekler kazarken
– Yani apaçık, Batı güdümlü bir silahlı iç çatışma ve isyana (iç savaşa!) hazırlık yaparken…

Tüm bunlara yaklaşık 4 yıl göz yumacaksınız, sonra da hala tam anlayamadığımız nedenlerle birden bire şahin kesilecek (?!) ve ”Sonuna dek temizleyeceğiz..” diye gürleyeceksiniz?!..

Kimin kesesinden? — Milletin vergisinden
Kimin malından?— Garip – gureba masum Kürt yurttaşların, ülkenin
Kimin canından? — Gencecik Vatan evlatlarının

Böylesi bir karabasan (kâbus) insanlık tarihinde çok az görülmüş ya da görülmemiştir.
Başlıca hatta tek sorumlusu, Sayın Çelik’in yazısında da açıklıkla adres gösterdiği
dönemin başbakanı ve 2104 Ağustos sonundan günümüze CB olan Bay RTE‘dir!

Evet, yüreğimizin yangının söndüremiyoruz.. PKK’lı hainlere acıdığımız pek söylenemez.. Her türlü kalleşlik ve kahpeliği emperyalizmin maşası olarak, sözde haklarını savundukları Kürt kardeşlerimiz adına yapmaktan geri durmuyorlar.. Ancak Mehmetçikler, polisler, korucular vahşice şehit ediliyor.. Her gün birkaç şehit haberi ocaklara yangın düşürüyor., silahsız masum halk ve özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar.. PKK yıldırı için, psikolojik üstünlük kurma adına ve kamuoyunda bıkkınlık yaratmak için hiçbir kural tanımıyor.

****
Artık ok yaydan çıkmıştır..
Tüm tuneller çökertilecek, barikatlar kaldırılacak, hendekler kapatılacak ve
silahlı PKK ögeleri bölgeden temizlenecektir. Kandil’e kara harekatı da mutlaka..

IRA – İngiltere örneğinde olduğu gibi, tüm silahlar Devlete teslim edilecek,
suç işleyen PKK militanları da cezalarını çekmek üzere Devlete teslim edilecektir.
Öyle silahı gömmek ya da elini kolunu sallaya sallaya yurt dışına çıkmak yok!

Ardından oturur konuşuruz..

Ülkesi ve ulusu ile bölünmez bir Türkiye tartışma dışıdır.

Tekil (üniter) devletin ve Anayasanın ilk 4 maddesi başta olmak üzere, bağlantılı sistematiğin tartışılacak yanı yoktur.

1. sınıf bir demokrasi tüm yurttaşlar için esastır.
Etik ya da inanç temelinde siyaset utanç verici, yüz kızartıcıdır.

Sorunun çözümüne, Doğu – Güneydoğu’da feodalitenin,
Kürt toprak ağalığının tasfiyesi ile başlanmalı, yoksulluğun – işsizliğin,
eğitim – sağlık – altyapı sorununun üzerine öncelikle gidilmelidir

Önceki gün Bay RTE, kaymakamlara, terörle mücadelede mevzuatı bir kenara atma çağrısı yapmıştır, yapabilmiştir!
Bu dehşet verici bir durumdur.
Tayyip beyin bilinçaltını da dışavurmaktadır bir bakıma.

Hiçbir şey Tayyip beyi durdur(a)mamaktadır!?

Oysa üzerine titrediğimiz husus, mutlaka ama mutlaka HUKUK DEVLETİ kurallarına uymaktır. Terör ya da suç örgütleri doğaları gereği yasa ve hukuk dışıdırlar ve eylemleri de haliyle öyledir. Ancak bu durum bile Devletin mutlak hukuk devleti sınırlarını kaldırmaz.

Türkiye CB Bay RTE ne yazık ki bir kez daha apaçık ve bu kez kamuoyu önünde suç işlemekte ve güvenlik güçlerini suç işlemeye teşvik etmektedir.
Bizim de yurtsever güvenik güçlerimize çağrımız tam tersinedir..

Aman haaa.. sakı haaa.. Hukuk dışına çıkmayınız.. Buna gerek yoktur zaten.
Türkiye meşru bir savunma içinedir.

Tayyip beyin başta TBMM, kamuoyu tarafından frenlenmesi gerekmektedir.
CB seçiminde aldığı oy, toplam seçmen sayısının yalnızca %38’idir, bunu hiç unutmasın.

Ana muhalefet ve MHP (HDP’yi saymıyoruz, artık çoooook net biçimde PKK’nın
TBMM uzantısıdır!) Parlamentoda Bay RTE’nin bu çok tehlikeli çıkışını gündeme taşımalıdır.

CB dokunulmaz değildir.. Hele hele suç işleyen bir CB asla..
TBMM pek ala bir uyarı kararı alarak bunu kamuoyuna açıklayabilir ve
Bay RTE’ye tebliğ edebilir… Bu uyarı Tayyip beyi kendine getirebilir..

Rejimin kalbi TBMM’dir. Ana sorumluluk TBMM’nindir..

* Sayın Hüseyin Çelik gibi nihayet vicdanı uyanan ve giderek isyan eden
vatansever – yurtsever AKP’liler.. görev başına..

Yangın daha fazla büyümeden Tayyip beyi hizaya çekiniz.. Yoksa halimiz haraptır.
Önce AKP göçecek, parçalanacaktır, hesap verme dönemi açılacaktır..
Türkiye ise her geçen gün uçuruma iyice itilmektedir Bay RTE tarafından..
Vicdanınızın – gönlünüzün mührünü çözünüz..
3 maymunu oynamayı bırakınız..

Gerçekten Müslümansanız Allah’tan korkunuz..

Sevgi ve saygı ile.
2
7 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“SİYASET SİLAHA ESİR OLMAMALI” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir