ANAYASA MAHKEMESİ’nden SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA TEDBİR İSTEMİNE RED

ANAYASA MAHKEMESİ’nden
SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA
TEDBİR İSTEMİNE RED..

090508-Anayasa Mahkemesi-HL-01.jpg

Anayasa Mahkemesi, HDP’li Meral Danış Beştaş’ın yaptığı bireysel başvuruda ara karar vererek, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarına ilişkin tedbir talebini reddetti.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş,
bazı il ve ilçelerde uygulanan sokağa çıkma yasağıyla yurttaşların yaşam, sağlık, eğitim ve seyahat hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürerek, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştu.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Beştaş’ın bireysel başvurusundaki tedbir talebine ilişkin ara kararını verdi.

Yüksek Mahkeme’nin kararında, Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun‘na göre, tedbir kararının, başvurucunun yaşamına ya da maddi
veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması halinde
,
başvuru hakkında esasa ilişkin inceleme yapılana kadar Bölümlerce resen (AS: kendiliğinden) veya başvurucunun istemi üzerine gerekli tedbirlere karar verilebildiği hatırlatıldı.

Kararda, Valiliklerce, 5442 sayılı Kanun’un (AS: İller İdaresi Yasası) 11. maddesinin (C) fıkrası uyarınca;
– terör örgütü mensuplarının yakalanması,
– terör olayları nedeniyle halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması,
– sokak aralarındaki barikatların kaldırılması,
– hendeklerin kapatılması ve kurulan bombalı düzeneklerin imhası çalışmaları

esnasında sivil vatandaşların can ve mal güvenliğinin temin edilmesi gibi gerekçelerle
“sokağa çıkma yasağı” kararları alındığının belirtildiği aktarıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin, daha önce benzer bir başvuruda, Şırnak Valiliği tarafından
kamu düzeninin, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla “sokağa çıkma yasağı” ilan edilmesinin temelsiz olduğunun söylenemeyeceğine karar verdiği hatırlatıldı.

Bireysel başvurunun niteliği gereği, tedbir istemlerinin yalnızca başvurucunun kişiliğine yönelik iddialar yönünden değerlendirilebileceği ifade edilen kararda; bu kapsamda, Ankara’da
ikamet ettiği anlaşılan başvurucunun “sokağa çıkma yasağı” kararlarından derhal tedbir kararı verilmesini gerektirecek biçimde kişisel olarak etkilendiğine ya da alınan kararların
doğrudan mağduru olduğuna ilişkin bir sonuca ulaşılamadığı belirtildi.

Kararda, “Açıklanan nedenlerle, başvurucuya yönelik derhal tedbir kararı verilmesini gerektiren ciddi bir tehlike bulunduğu dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden bu aşamada anlaşılamadığından, koşulları oluşmayan tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekir.” denildi.
(http://www.ntv.com.tr/turkiye/aymden-sokaga-cikma-yasaklarina-iliskin-tedbir-talebine-ret,Chh633YKd0qTnobT7U-kiQ, 13.1.2016)

====================================

Evet dostlar,

Bir hukuksal tartışma alanı, AYM’nin bu red kararı ile geride kalmış oldu (12.01.2016).
Doğu – Güneydoğu’da sürdürülen sokağa çıkma yasağına tedbir konulması istemini,
Anayasa Mahkemesi hukuka uygun bulmayarak, HDP eşbaşkanının bireysel başvurusunu
geri çevirdi.

Doğu – Güneydoğu’da sürdürülen savaşım (mücadele), Türkiye Cumhuriyeti adına
açık bir meşru savunmadır.

“Meşru” olma, “hukuksal olma” kavramından daha üst, daha güçlü bir vurgu içerir.
Öyle ki, “meşru olan” biçimsel – yazılı hukuka uygun olmasa bile onaylanır..
Örneğin an gelir, birisini öldürmek meşru savunma olur ve zor koşullarında ceza görmez.

HDP‘nin bu güvenlik operasyonlarını önlemeye çalışması da kendisi açısından anlaşılır bir olgudur; çünkü PKK ile organik bağ içindedir, onun resmi uzantısıdır.
Son gelişmeler, bir kez daha çok çıplak olarak bu olguyu kanıtlamıştır.
HDP hakkında Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açıp açmama kararı, Anayasa gereği Cumhuriyet Başsavcısınındır AY m. 69/4). Ancak bu partinin suç işleyen vekillerinin soruşturma ve kovuşturma usulleri olağan CMK yöntemleriyle de yürütülebilmektedir.
Elbette TBMM’nin yasama denetimi yolları, dokunulmazlığı kaldırarak Yüce Divan‘a yollama olanağı vardır (AY m. 83-84).

Bu dakikadan sonra HDP’den, bölücü örgütle (yalnız terör örgütü değil; terörü bölücü amaçla
araç olarak kullanan Batı taşeronu örgüt!) arasına uzaklık koyması, karşı çıkmasını istemek abesle iştigaldir.

Ne acıdır ki; 2016 ilkbaharında iç isyanın (serhildan – intifada) eşiğine gelecek ölçüde ağır silahlanma ve psikolojik – siyasal – lojistik – diplomatik destek bulma ve altyapı oluşturma,
silah ve mühimmat depolama, hendek – barikat – tunel yapımı… son birkaç yılda doruğa ulaşmıştır. Oslo’da PKK yetkilileriyle yapılan gizli görüşmeler ve izleyen AÇILIM saçmalığı ve ihaneti; günümüzde yaşanan kanlı tablonun hazırlayıcısıdır ve 1 numaralı hukuksal ve politik sorumlusu, her türlü tartışmanın dışında olarak AKP – RTE’dir..

Ödenen kanlı bedelin, şehit ve gazilerin, can ve mal yitiklerinin, ülkenin bozulan ve
ciddi tehdit altına giren barış ikliminin, ödenen ağır ekonomik faturanın.. çöken dış ticaret
ve turizmin… sorumlusu AKP – RTE’dir! Bu çok ağır politik sorumluluğun yasal hesabı
er ya da geç ama mutlaka sorulmalıdır, sorulacaktır!

Tayyip beyin 2 oğlunun askerlik durumu nedir? Kamuoyuna Saray açıklamalıdır.

Şimdilerde AKP – RTE, ülkemizi içine soktukları kritik bunalımdan çıkarmak zorundadır.

Başlatılan güvenlik operasyonları sonuna dek,
kesintisiz ve tam kararlılıkla sürdürülmek zorundadır!

Tamamlayıcı tüm önlemlerin de eş zamanlı ve eksiksiz olarak alınması koşuluyla..
*****

Kürt yurttaşlarımız kardeşlerimizdir..

Ancak yurttaş – vatandaş olmanın 1. koşulu ülkesine – devletine sadakattir!
(Anayasa : Başlangıç, 42 ve 81. maddeler..)
Bu temel, sine qua non” (olmazsa olmaz!) kural bozulursa,
Devletin şefkat eli değil demir yumruğu konuşur.
Bu olgu dünyanın her yerinde ve tüm zamanlarda geçerli evrensel nitelik taşır.

Bu bağlamda, Kürt kardeşlerimizin ezici bir kesiminin PKK’ya destek vermediğini görmek
çok önemlidir ve sevindiricidir.

Güvenlik harekatında onların da çok hırpalandığını görmek ise çok üzüntü vericidir.

Güvenlik güçlerimizin elden gelen özeni en üst düzeyde gösterdiklerinden kuşku duymuyoruz
ve bunun mutlaka sürdürülmesini diliyoruz.. Çoook uzun yıllardır bu bölgedeki yurttaşlarımızın
elektrik faturasını kendileri ödemiyor.. O bölge Belediyelerine aktarılan vergilerimiz yöre halkına değil de bölücü örgüte kullandırılıyorsa, buna hoşgörü göstermek olanaksızdır, suçtur.
6360 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nın olanakları Devleti yıkmak için kullanılabilir mi?

Aman ha aman, her şeye karşın Devlet asla hukuk dışına çıkmamalıdır!
Her durum ve koşulda HUKUK DEVLETİ boynumuzun borcu, başımızın tacıdır.
Savaş durumunda bile geçerli hukuk kuralları, savaşın da hukuku vardır (AY m. 92, 117, 122).
Bu kritik yükümlülüğe gösterilecek en üst düzeyde özen, ülkemizin uluslararası düzlemde
şu ya da bu yolla zorlanmasının da önüne geçebilecektir..

Kandil dahil, sorunun güvenlik operasyonları boyutunun birkaç ayda tamamlanması
iyimserlik ve umudumuzu koruyoruz.
Şehitlerimize rahmet diliyoruz..
Gazilerimize şifa niyazımızdır.
Tüm ulusumuzun acısı yüreğimizin derinliklerindedir.
Son Sultanahmet faciası kurbanı yabancıların (12 Ocak 2016) acıları da..
Bu olayda da siyasal iktidarın ne yazık ki bağışlanmaz büyük hataları vardır..
Tayyip bey Başbakan iken, uzun süre IŞİD için “terör örgütü” dememiş, “IŞİD unsurları” nitemini (sıfatını) kullanmıştır ısrarla.. Suriye’de iç savaşı kışkırtmak – Esad rejimini devirerek
dinci – gerici Müslüman Kardeşler yönetimi kurmak.. bu amaçla her tür destek – yardımı isyancılara sunmak, aracı sağlamak… Türkiye’nin olağanüstü hatalı dış güdümlü politikası olmuştur. Bu nedenledir ki, ülkemizde 2,4 milyon Suriyeli sığınmacı vardır ve
güvenlik – kimlik…. önlemleri çok yetersiz kalmaktadır; bu açık ve ağır idari kusurdur.

Kolay gelsin Türkiye’miz!
Hiç kolay değil biliyoruz ama başkaca seçenek de kalmadı..
Şehitlerin – gazilerin mübarek kanları – canları bir kez daha ülkemizi esenliğe kavuştursun diyedir dualarımız.. Sorumluların da cezalarını mutlaka bulacaklarına inandığımız gibi..

Sevgi ve saygı ile.
13 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir