COP 21; Küresel İklim Değişikliği için bir umut mu?

COP 21;
Küresel İklim Değişikliği için bir umut mu?

Dr. Ahmet Soysal
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi
Halk Sağlığı Anabilim Dalı

http://www.halkinsagligi.org/cop-21-kuresel-iklim-degisikligi-icin-bir-umut-mu-dr-ahmet-soysal/, 28 Aralık 2015
Paris’te 2015 Kasım ayının sonunda başlayan ve tüm Dünya ülkelerinin katılımı ile yapılan iklim konferansında 12 Aralık’ta (2015) sona gelindi…  190’a yakın ülke basına da sızan antlaşma metini üzerinde üç haftaya yakın bir süredir tartışıyorlardı. Bu satırlar yazılırken konferansın ev sahibi Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius bir metin üzerinde antlaşma sağlandığını; ‘adil ve sürdürülebilir’ olarak nitelediği metinin ülkelerin onayına sunulduğunu açıkladı…

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin verilerine göre Sanayi Devrimi‘nden
bu yana gökyüzüne bırakılan sera gazlarının miktarı günden güne devasa boyutlarda artıyor; artış hızı özellikle 1950’li yıllardan sonra inanılmaz boyutlara ulaştı. Fosil yakıtlar atmosfere bırakılan sera gazı içinde yaklaşık %75’lik paya sahip. IPCC’nin yaptığı hesaplamaya göre Dünya, Sanayi Devriminden bu yana; son 200 yıl içinde ortalama 0.7º C ısındı; yapılan projeksiyonlarda sera gazı salınımları bugünkü hızla artmaya devam ederse bu ısınma 2100 yılına kadar 2º C’yi bulacak ve bu ısınma dünyanın sonunugetirecek. IPCC’nin yaptığı hesaplamalara göre; Sanayi Devrimi’nden bu yana atmosfere 2.000 milyar ton CO2 bırakıldı
ve 2030 yılına dek 1.650 milyar ton daha bırakılırsa 2º C’lik artışa giden yolu artık kesmek olanaklı olmayacak. Bu nedenle sera gazı salınımını azaltmak için ülkeler arasında çok ciddi
bir antlaşmaya ve çok sıkı bir denetim mekanizmasına gereksinim var. Yine IPCC’e göre
bu azaltma önümüzdeki 10-15 yıllık bir dönemde yapılmazsa; artık çok geç olacak ve artık
ne yapılırsa yapılsın 2100’e doğru 2ºC artış önlenemeyecek; yani başka bir anlatımla
küresel iklim değişikliğini durdurabilecek; hiç olmazsa yavaşlatabilecek son kuşağız..

İşte bu dönemde 30 Kasım’da Paris’de başlayan ve 190’dan çok ülkenin katıldığı
COP 21 Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı çetin pazarlıklara sahne oldu; çevreci ve ekoljistler; bir an önce fosil yakıtların kullanımını ciddi şekilde kısıtlayan,
sera gazı salınımlarını azaltan ciddi bir antlaşma için çaba gösterirken; ülkeler ise
‘ekonomik pazarlıkların’ içine girdiler.. Sera gazı salınımının yaklaşık %75’inden sorumlu
20 ülke bu salınımlarını azaltma konusunda bir yandan ayak diretirken; öbür yandan da
kendi sorumlu oldukları küresel iklim değişikliği nedeni ile ekonomik yitiklere uğrayan
yoksul güney ülkelerinin zararlarını karşılama noktasında isteksiz bir yaklaşımın içine girdiler.. Brezilya’nın başını çektiği bir başka küme ülke ise fosil yakıt kullanımı yerine yenilenebilir enerji kaynaklarını’ geliştirebilmelerinin maliyetini büyük oranda sera gazı salınımından sorumlu ülkelerin karşılamasını istedi…  Öbür yandan Suudi Arabistan’ın başını çektiği
fosil yakıt üreticisi ülkeler ise başta petrol olmak üzere fosil yakıt kullanımını kademeli olarak azaltma planlarına karşı çıktılar; bu maddelerin antlaşma metininde çıkarılması için
son güne dek uğraştılar; ayak direttiler; dünyanın geleceğini düşünmeden..

Sonuçta 12 Aralıkta Paris’te bir anlaşma metini ortaya çıktı; başlangıçta 55 sayfa olduğu bilinen ancak sonra 29 sayfaya indirilen bu metinden basına sızan kimi önemli maddeler ise şunlar:

  • Küresel ısınmayı 2º C nin altında tutmak için gereken her türlü önlem alınacak; bunun ötesinde olanak olursa 1.5º C altında tutmak için de çaba gösterilecek. Özellikle denizlerin yükselmesi nedeni ile su altıda kalabilecek kentleri ve ülkeleri kurtarmak için bu çaba ayrı bir önem taşıyor.
  • Ülkelerin bu antlaşma ile kabul ettikleri yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri
    her beş yılda bir denetlenecek.
  • Gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarını sürdürebilmeleri ve bunun için gerekli enerji gereksinimlerini fosil yakıt dışı kaynaklardan sağlayabilmeleri için her yıl 100 milyar dolarlık bir fon yaratılacak. Bu fon bugüne dek sera gazları salınımının büyük bölümünden sorumlu olan gelişmiş ülkelerin katkısı ile oluşturulacak; 2025’ten sonra ise miktarın artırılmasının
    yolları aranacak.

Sonuç:

Paris’teki BM İklim Değişikliği Konferansı hiç kimseyi tatmin etmemiş olsa da
bir antlaşma metni ile tamamlandı. Antlaşma her şey planlandığı gibi giderse bir ay sonra BM’de imzalanacak.. Ancak 1 Ocak 2020’de yürürlüğe girebilecek.. Bu tarihte yürürlüğe girebilmesi için de aynen Kyoto antlaşmasında olduğu gibi belli koşullar var;
sera gazı salınımlarının %55’inden sorumlu ülkelerin imzalaması; toplam ülke sayısının %55’inin imzalaması gibi… Kyoto Antlaşması’nın yürürlüğe girmesini geciktiren bu koşulların şimdilik bu Aantlaşmayı tehlikeye düşürmeyeceği düşünülüyor; ancak antlaşmanın
1 Ocak 2020’de yürürlüğe gireceği düşünülecek olursa ihtiyatlı olmakta yarar var.

Antlaşmanın belki de en önemli maddeleri küresel ısınmayı 2º C nin altında tutma sözü ve
fosil yakıtların kullanımının belli bir takvim içinde azaltılmasının taahhüt edilmesi…
Kyoto Antlaşması ile ‘insan eli ile oluşmuş küresel iklim değişikliği’ gerçeğini kabul eden ülkeler; bu Antlaşma ile buna yol açan sera gazı salınımlarına çok büyük ölçüde kullandıkları fosil yakıtların neden olduğu gerçeğini kabul ediyorlar.. Başka bir anlatımla artık fosil yakıtların kullanılma dönemi başta kömür olmak üzere; bu antlaşma ile birlikte
er veya geç bitecektir.
Antlaşmanın düş kırıklığı yaratan boyutu ise yürürlüğe giriş tarihi ve hedeflerinin ‘insan eli ile oluşmuş küresel iklim değişikliğini’ durdurup durduramayacağıdır. Kimi  uzmanlar 2020’den sonra atılacak adımların küresel ısınmayı 2º C nin altında tutmak için başarı şansının düşük olacağını savlıyorlar. Ayrıca‘dünya ekonomisinin karbonsuzlaştırılması’ hedefi de antlaşma metninde yok. Birçok bilim insanına göre bu metin Kyoto antlaşması metini gibi yetersiz ve işlevsiz kalmaya mahkum..

Ülkemiz açısından bakıldığı zaman durum çok ilginçtir; ülkemiz bir yandan konferansa katılırken ve Antlaşma metnine imza koyarken; öte yandan Konferansın amacı ile tümden zıt
bir biçimde kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi politikasını sürdürmektedir;
mevcut 18 kömürlü termik santralinin yanı sıra 80’in üzerinde yeni kömürlü termik santral yapımına hazırlanmaktadır. Sera gazı salınımını azaltmak bir yana; Dünya üzerinde sera gazı salınımı en hızlı artan ülkeler arasında yer almaktadır.. Şu anda sera gazı salınımı açısından ülkeler arasında 20. sırada olan Türkiye, planladığı gibi 80 yeni termik santral kurarsa,
sıralamada hızla ilk 10 ülke içine girecektir.

COP 21 Paris BM İklim Değişikliği Konferansı bünyesinde yapılan ‘Sağlıkçılar Sağlıklı Enerji ve İklim İçin Eylemde’ panelinde konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Beyazıt İlhan’ın da belirttiği gibi; ülkemiz derhal kömürlü termik santral projelerini iptal etmeli; gereksinimiz olan enerji ihtiyacımız yeniden hesaplanmalı,
enerjinin verimli kullanımı sağlanmalı ve elektrik üretimindeki payı çok düşük olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulumu ve geliştirilmesi desteklenmelidir.
Bu yapılmadığı takdirde, zaten yetersiz olan ve 2020’de uygulamaya girecek olan
Paris antlaşmasına ülkemizin uyumu hayal olacaktır.

Kaynaklar

  1. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli; IPCC. http://www.ipcc.ch/, 09.12.2015
  2. 12 Aralık 2015 Paris Antlaşması; fosil yakıtlar için sonun başlangıcı. https://yesilgazete.org/blog/2015/12/12/12-aralik-2015-paris-anlasmasi-fosil-yakitlar-icin-sonun-baslangici/, 12.12.2015
  3. COP 21 bitti. Tarihi bir toplantı oldu; ya bundan sonrası ? https://ekogazete.wordpress.com/2015/12/12/cop21-bitti-tarihi-bir-toplanti-oldu-peki-bundan-sonrasi/, 13.12.2015
  4. COP 21 The end of fosil fuels is near. We must speed its coming. Ecologist, setting the environmental agenda since 1970. http://www.theecologist.org/blogs_and_comments/commentators/2986655/cop21_the_end_of_fossil_fuels_is_near_we_must_speed_its_coming.html, 13.12.2015
  5. 2015 Paris Climate Conference; COP 21. http://www.cop21paris.org/about/cop2,
    02 Aralık 2015
  6. Türk Tabipleri Birliği (TTB). Paris İklim Konferansı COP 21’de ‘Sağlıkcılar Sağlıklı Enerji ve İklim İçin Eylemde’ paneli gerçekleştirildi. http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/paris-5794.html, 05.12.2015===================================

    Dostlar,

    Sevgili arkadaşımız Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet SOYSAL’ın derlemesi oldukça başarılı.
    Kendisine teşekkür ediyoruz.

    Biz bu konudaki irdelememizi bilerek geciktiriyorduk Antlaşmanın BM’de onayına dek.
    Daha çok konuşup – yazacağız COP-21 sonuçlarını ve özellikle eylem planını..
    Yıllık değerlendirme raporlarını okuyacağız UNDP kaynaklı.
    Doğrusu biz de çok umutlu değiliz sıkı uygulamadan ancak başkaca çözümümüz de
    en azından şimdilik yok!

    Sevgi ve saygı ile.
    28 Aralık 2015, Ankara

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK
    Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
    AÜTF Halk Sağlığı AbD
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“COP 21; Küresel İklim Değişikliği için bir umut mu?” üzerine bir yorum

  1. “COP 21 Küresel İklim Değişikliği için bir umut mu?…”

    Umut olmasına umut da, “mutatis mutandis” bir antlaşma ne kadar bağlayıcı ise, işte o kadar umut… æ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir