Maraş’ta katliamla yüzleşmek mümkün mü?


Maraş’ta katliamla yüzleşmek mümkün mü?

Necdet Saraç
necdetsarac@ilerihaber.org, 25.12.14
http://ilerihaber.org/yazarlar/necdet-sarac/maras-ta-katliamla-yuzlesmek-mumkun-mu/603/

Dersim katliamı nedeniyle Aleviler üzerinden Cumhuriyet’le ve CHP’yle hesaplaşmak isteyen AKP, “yüzleşme” kavramını çok öne çıkardı. Ancak aynı AKP, yakın geçmişimizde yaşanan katliamlarla ilgili sesini bile çıkarmadı. Sesini çıkarmak bir yana, parlak ve kulağa hoş gelen laflarla Alevilere aşk ilan eden AKP, bu yıl da Maraş katliamını protesto etmek ve orada katledilen eşini, dostunu, kardeşini, yoldaşını anmak isteyenlere yine yasak koydu.
Maraş 21 Aralık’ta tam bir sıkıyönetim kentine dönüştü. Maraş sokakları boşaltıldı.
Kentin giriş çıkışları binlerce asker ve polisle tutuldu… Bir kez daha, katliamları hatırlamak
ve hatırlatmak “suç ve hata”, unutmak ve unutturmak ise “doğru ve haklı” gibi sunuldu…

Bunu yapan AKP ne Dersim, ne Maraş ne de Sivas katliamlarıyla yüzleşemez!
Yalnız AKP değil, çünkü AKP bir sonuç, asıl olarak, siyasal İslamcı ve milliyetçi zihniyet katliamlarla yüzleşemez.

Neden mi?

Çünkü, siyasal İslamcı, muhafazakar ve milliyetçi-ırkçı zihniyet laf düzeyinde reddetseler bile, dünden bugüne katliamlardan beslenmektedir.

Katliamlardan beslenenler Maraş katliamıyla yüzleşemezler!

Çünkü, bu katliamlar “üç-beş kişinin eseri” değildir. Maraş katliamı başta olmak üzere, Sivas örneğinde de görüldüğü gibi bütün planlı katliamlara on binlerce kişi fiili olarak katılmıştır…

Ama öldürerek, ama tekbir getirerek, ama katledilmesi gerekenleri işaret ederek!
Düne dek aynı sokağı, aynı mahalleyi paylaştığı, aynı bakkaldan alış veriş yaptığı, çocuklarının birlikte oynadığı komşusunu “İşte bunlar da Alevi” diyerek…

Bu nedenle Maraş katliamıyla yüzleşmek on binlerce insanın da, bu anlamıyla işin gerçeği bütün Maraşlıların kendileriyle yüzleşmesini beraberinde getirecektir. O zaman
bu yüzleşme, bırakın 36 yıl öncesini, daha bugün “Burası Maraş, buradan çıkış yok”
veya “Maraş Ovası Müslüman Yuvası” sloganı atan 18-19 yaşlarındaki çocuklarla
ve o çocukların ana-babasıyla yüzleşme anlamına gelecektir.

Bu yüzden “yüzleşme” lafları havada uçuşsa da, kendisini dün Adalet Partisi’nde (AP), Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP), Milli Selamet Partisi’nde (MSP), bugün AKP’de, MHP’de, SP’de kendisini ifade eden siyasal İslamcı, muhafazakar milliyetçi, ırkçı ve ayrımcı anlayış katliamla yüzleşemez!

Çünkü, katliamdan dolayı 36 yılda şehrin bütün siyasal ve sosyal yapısı kökten değiştiği için, bugün “katliamla yüzleşme” demek, örneğin Maraş’ta yaşayanların % 92’si ile yüzleşmek anlamına gelir!

Neden mi? Anlatayım!

Örneğin 1977 yılında Maraş kent merkezinde oy kullananların, %34’ü CHP’ye olmak üzere yaklaşık %40’ı sol adaylara oy vermiş. %26’sı AP’ye, %15’i MHP’ye, %15’i de MSP’ye
oy vermiş.

Bundan 9 ay önce yapılan 30 Mart 2014 yerel seçimlerindeki tablo Maraş’taki siyasal değişimin boyutunu gösteriyor. 2014 yerel seçimlerinde AKP %59, MHP %31 oy almış. Bu oy oranları BBP ve SP’nin oylarıyla birlikte tam %92 yapıyor. Geriye ne kalıyor; %8 bile değil. CHP % 6,3, HDP de %1,3 oy almış!

Daha da iyi anlaşılması için şöyle örneklenebilir: 1977’de oy kullanan 200 bin kişinin
7283’ü CHP’ye oy verirken, 2014’de oy kullananların sayısı 600 bin olmuş. CHP’nin aldığı oy 37534 almış. HDP ise 7698.

Değişim bu kadar net. Bu değişim 1970’lerde “Altın Hilal” tespitiyle hedefe konan ve
o dönem Alevilerin yoğun yaşadığı bütün kentler için hemen hemen aynı sonuçlarla geçerli… Yani yalnızca Maraş değil, örneğin Elazığ, Malatya, Sivas, Yozgat gibi…

Bunlar katliamlarla yüzleşemezler…

Çünkü, katliamla yüzleşmek demek, dosyaların yeniden açılması anlamına gelir.
Dönemin siyasal sorumlularının yargı önüne çıkması anlamına da gelir.
Tabii o katilleri savunanları yeniden deşifre etmek anlamına da…

Çünkü, her şey bir yana, yüzleşme demek, katliamlara “olay” demenin bitmesi ve katliamlara “katliam” denmek zorunda kalınacağı için yüzleşme olmuyor!

Durum böyle olunca, halen linç kültürünün yaşandığı, insanların etnik ve dinsel kimliklerine göre kutuplaştırıldığı, dinin yaşamın her alanına nüfuz ettiği bir ortamda kardeşlikten, eşitlikten, yüzleşmeden söz etmek koca bir yalandan başka bir şey anlamına gelmiyor…

Maraş katliamının nasıl örgütlendiği, nasıl yapıldığı bugün bütün belgelerle orta yerde.

Dönemin “taraflı” mahkeme tutanakları bile bunun için fazlasıyla yeterli.
Orta yerde sır yok! Tıpkı Sivas katliamı gibi, Hrant Dink cinayeti gibi…
Ancak Devlet kendisi de işin içinde olduğu için yüzleşmenin yalnızca lafını ediyor,
asıl sorumluları yargılayamıyor. Yanılmak isterim ama, görülüyor ki, bu ülkede
sol iktidar olmadığı sürece bu tür katliamlar ve siyasal cinayetler yapanın yanına
kâr olarak kalmaya devam edecek.

=================================

Dostlar,

Geçen yıl bu gün sitemizde yayımladığımız önemli bir makaleyi yeniden paylaşmak istiyoruz..

Sevgi ve saygıyla.
25.12.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

******************************

Dostlar,
36 yıl önce bugünlerde Maraş’ta katliam sürüyordu!
Evet evet, sürüyordu. 19 Aralık’ta başlatılmış, 25 Aralık’a dek (1978)
Devletin gözünün önünde sürdürülmüştü!

Gazteteci – yazar dostumuz Sn. Necdet Saraç, 21 Aralık 2014 günü Ulusal Kanal’da
bizim yönettiğimiz programda 2 katılımcıdan biri idi (öbürü Sn. Av. Kazım Dinç).

O programda kapsamlı olarak dile getirdiklerini, sağ olsunlar özetleyerek kaleme almışlar.
Biz de program konuşmalarını web sayfamızda özetlemiştik :

AKP Alevi Haklarını ve AİHM Kararlarını Neden Görmezden Geliyor?
(http://ahmetsaltik.net/2014/12/21/akp-alevi-haklarinii-ve-aihm-kararlarini-neden-gormezden-geliyor/, 21.12.14)

Bir kez daha kurbanlara (beşyüzü aşkın!) rahmet ve yakınlarına dayanma gücü dilerken;
Devleti – toplumu da bu insanlık suçu katliamı açığa çıkarmaya çağırıyoruz.
Uluslararası toplumun desteğini de diliyoruz elbette, içişlerimize karışmadan!

Sevgi ve saygıyla.
25.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir