Hendekler kazılırken devlet neredeydi?

Hendekler kazılırken devlet neredeydi?

Güneydoğu’da yaşanan terör ve sokağa çıkma yasakları ve beraberinde gelen büyük göç, muhalefetin de gündemindeydi.

Saadet Partisi lideri Mustafa Kamalak, Doğu Anadolu’daki sokağa çıkma yasaklarının, bölgedeki sorunları çözmediğini, aksine daha da derinleştirdiğini söyledi. Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendiren Kamalak, güvenlikçi politikaların sorunları çözemediğini vurguladı. Kamalak, “Sokağa çıkma yasaklarının problemi çözemediği, hatta tam tersine hendeklerin daha da arttığı, uygulanan yöntemin sorunu daha da derinleştirdiği görülmüştür. Okullar kapanıyor, öğretmenler süresiz izne gönderiliyor. Kardeşlik duygularının yerini, korku ve öfke alıyor. Söz konusu hendekler, sadece mahalleleri değil, gönülleri birbirinden koparıyor. ‘Gardiyan devlet’ yaklaşımıyla değil, şefkat ve kardeşliğin esas alındığı ‘kerim’ devlet anlayışıyla hareket edilmelidir. Ne olursa olsun hukuktan ayrılmamalı, çözüm süreci sürdürülmelidir. Ancak bunun yöntemi ve metodu değiştirilmelidir.” dedi.

Oktay Vural: ŞEHİRLERE bu hendekler kazılırken DEVLET NEREDEYDİ?

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da, göç dalgası üzerinden iktidara yüklendi. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Vural, halkın PKK’nın kucağına itildiğini kaydetti. Öğretmenlerin bölgeden çekilmesine de tepki gösteren Vural, “Vatandaşlarımızın bölgeyi
terk etmesi büyük bir sorundur. İşin bir başka boyutu da devletin özellikle eğitim ordumuzun öğretmenlerimizin bölgeden çekilmesidir. Devletin bu şekilde geri çekilmesi vatandaşlarımızı
o yöreden kopma sonucu doğurabilir. Devlet neden geri çekiliyor, öğretmenler neden geri çekiliyor? Öğretmenler geri çekiliyorsa okuttukları çocuklar ve aileleri ne düşünür?
Bu geri çekilme ile ilgili bu ortam gerçekten kamu düzenini olduğu gibi devletin egemenlik alanı konusunda şüpheler doğurur. Kaldı ki, bu hendekler kazılırken, evlere bombalar, silahlar yüklenirken devlet ne yapmıştı? Bunlar nereden geldiler?

Hükümet, PKK’yla müzakere ederken halkı terör örgütünün kucağına itmiştir.
ifadelerini kullandı.

CHP’Lİ ENGİN ALTAY: PKK, HENDEK KAZMAKTAN VAZGEÇMELİDİR

CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay ise, PKK’ya, Doğu ve Güneydoğu’da sokaklara hendek kazmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu. Altay, “PKK terör örgütü, bir an önce silahları bırakmalıdır. Hendek kazmaktan vazgeçmelidir. Suriyeli göçmenler gibi bölgeden Türkiye’nin batı illerine bir göç dalgasının başlaması Türkiye’yi dünyaya rezil eder.” dedi.

Devletin, terörle mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Altay, ancak bunun,
temel hak ve özgürlüklerin çiğnenmeden yürütülmesi gerektiğini hatırlattı.
(Zaman gazetesi haber kapısı, 17.12.15

=======================================

Dostlar,

3 farklı görüşü bir arada görüyoruz..
Doğu ve Güneydoğu’da bunca büyük çapta askeri operasyon yapıldığını Kürt isyanları tarihinde anımsamıyoruz. PKK’nın klasik olduğu üzere Batı emperyalizmi güdümünde Kürt ayrılıkçı hareketinin silahlı taşeronluğunu üstlenmesi 30 yılını geçti.. Giderek şiddeti arttı ve artık “orta yoğunluklu bir çatışma” düzeyine ulaştı.

Askeri harekat polis ve korucu desteğiyle yürüyor ve on bini aşkın bir silahlı güç,
yüksek teknik yetenekli silah ve savaş gereçleriyle desstekleniyor. 2 tuğgeneral sahada “operasyonu” yönetiyor. Bölge sokak sokak, ev ev, tepe tepe, mağara mağara…
işgal edilmiş silahlandırılarak mühimmat deposu durumuna getirilmiş..

Apaçık söylemek gerekiyor, bu silahlı ayaklanma ve bölünme planı ve hazırlığı AKP iktidarında oldu. AKP 2002 Kasım’ında iktidar olduğunda PKK askeri olarak bitmek üzere idi. Silahlı örgüt silah bırakmadan mücadelenin yerini müzakere alınca, son 4 yıldır da “ÇÖZÜM SÜRECİ” denen aymaz çözülme süreci devreye girince gelişmeler bu boyuta vardı..

Anlaşılan, BÜYÜK SERHİLDAN (Kürt intifadası) başla(tıl)mak üzere idi.. Bıçak artık kemiği kesmeye başlamıştı. Belki de ilkbaharda bu “kutlu” (!) girişim yapılacak ve halk oylaması ile kendi yazgısını belirleme (self determinasyon) hakkı kullanılarak BM zeminine ve kimi uluslararası andlaşmalara dayanılacak, Türkiye Cumhuriyeti uluslararası hukuk önünde
açmaza düşürülmeye çalışılacaktı. Bu olası gelişmeler, ister istemez AKP – RTE’ye çark ettirerek AÇILIM’dan uzaklaşmayı dayatmış oldu.. Şimdi umut TSK + Polistedir, Korucu desteğindedir.

HDP’nin elinde stratejik bir pazarlık gücü olan PKK ve silahlı ayaklanma şantajı oyuncağının alınması gerekmektedir. Dahası, bu süreçte HDP’nin altı boşaltılaak zayıflatılması ve güç olarak AKP’nin bırakılması bir başka orta (yerel seçimler) ve uzun (2019 ve 2023 seçimleri!) erimli hedef olabilir..

Hatta, kandi tabanı önünde “acze düşürülerek” kıstırılan HDP, perde gerisinden AKP ile
“Yeni anayasa” ve “Başkanlık” için örtük uzlaşmaya zorlanıyor olabilir..

Ne yazlesık ki AKP – RTE ve HDP açık ve saydam politikalar izlemiyorlar.
Ancak her durumda bölgenin silahtan arındırılması ve hendek, tunel, mağara üsler vb. yapılanmalardan arındırılması zorunludur. Hukuk devletinde silah ve silahlı güç kullanma tekeli yalnızca ve yalnızca devletindir. Silahların gölgesinde Devlete şantaj ile hiçbir görüşme yapılamaz. Sonunda TSK – polis – korucular  bu çok büyük ölçekli tahkimatı yerle bir edeceklerdir. Ne yazık ki bölgede masum sivil halk da ağır bedeller ödemektedir.
Devletin silahlı güçlerinin bu bağlamda en üst düzeyde özen gösterdiklerinden kuşku duymak istemeyiz.

Hukuk devleti her durumda korunmak zorundadır.

Bunun tersine uygulamalar Türkiye’nin haklılığına gölge düşürebilir ve ayak bağı olabilir.
Bölge temizlenmeli ve güvenlik sağlanarak göç eden yurttaşların geri dönmesi sağlanmalıdır.
Bu zorlu sürecin başarıyla bitirilmesi Türkiye’nin geleceği açısından yaşamsaldır.
Ancak “başarı” asla AKP – RTE’nin olmayacaktır. Tersine, ülkeyi uçurumun eşiğie getiren bu siyasal kadroların kendi pisliklerini temizleme süreci olacaktır. Buradan herhangi bir siyasal rant çıkmamalıdır.

HDP için de fırsattır, kendini AKP’ye asla satmamalı, bu vesile ile PKK vesayetinden kurtularak etnik siyasetten uzaklaşmalıdır.

Türkiye’de HER -KES için 1. sınıf dengeli bir politik ve ekonomik demokrasi için siyasal uğraş veren solda bir parti olarak HDP, kendine Türk siyasal yelpazesinde önemli yer bulabilir.

Öte yandan bu iç gelişmelerin sınırlarımız ötesinde güneydeki çok sıcak oluşlardan ayrı düşünülmesi de olanaklı değilir. Türkiye kaç cephede sıcak çatışma yürütebilecektir?
Buna gerek var mıdır?

Dış politika gerilimleri üzerinden iç gündemi yönetmeye kalkışmak çok tehlikeli bir kumardır.

BOP eşbaşkanlığı misyonu R.T.Eedoğan tarafından DERHAL bırakılmalıdır.
Komşularda iç savaş kışkırtması gibi ağır ve hukuk dışı, onur kırıcı girişimler Türkiye’ye yakışmamaktadır. Geçtiğimiz yüzyıl başında tarihte benzersiz bir anti-emperyalist kurtuluş savaşını Büyük ATATÜRK öncülüğünde başaran Ulusumuz, emperyalizmin maşalığına indirgenen onur kırıcı politikalardan kesin olarak uzak durmalıdır.

Türkiye, hızla kalkınmak ve insanıın refahını artırmak zorundadır.
Bu vazgeçilmez eksen, savaş ve çatışmayı değil, barış ve uzlaşmayı, komşularla iyi ilişkileri zorunlu kılıyor..

YURTA BARIŞ – DÜNYADA BARIŞ!

Sevgi ve saygı ile.
17 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Hendekler kazılırken devlet neredeydi?” üzerine bir yorum

  1. Üç partinin açıklaması ve bunun hukuk devletinin koruması yok acaba dahada zor günlermi bekliyor Ahmet bey yorumunuz harika saygılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir