Bülend KIRMACI : NÜFUS..

Nüfus!
portresi

Bülend KIRMACI
https://rbulendkirmaci.wordpress.com/2015/12/05/nufus/
 

 

Ülke nüfusunun algoritması yaşam kalitesini etkilemektedir.
Eğitilmiş, doğaya saygılı bireylerden oluşan, sağlıklı koşulları üreten bir nüfus esastır.
“Biz” halen 77 milyonu aştık, beş yıl içinde 82 milyona ulaşacağız ve çok “genciz”.
İnsanımıza iş, aş, meslek, onurlu bir emeklilik, doğduğu yerde esenlik sağlamak zorundayız.
Kapalı toplumlarda doğurganlıkla ilgili devlet öğütlerini de komplo teorilerini de bırakalım.
Ancak alt başlıklarıyla Demografi, Demokrasinin nitelikleri ve yaşamın nimetleriyle ilgilidir.
Bu makalemizdeki sayısal verileri her okuduğunuzda eğitim, sağlık, emeklilik, çevre anılmalı.

Bizde artıyoruz, dünya da çoğalıyor!

Bir BM çalışmasına göre son 12 yılda Dünya Nüfusu 1 milyar daha arttı!
Halen 7,3 milyar insan yaşıyor yerkürede; 2050’de 9,7 ve 2100 yılında (küresel ısınmadan geriye hale bir gezegenimiz kalırsa) Dünya Nüfusu 11 milyar 200 milyon kişiye ulaşacak.

Savaşlar, salgınlar, doğal afetler vs. hepsi “hesaplanmış” gerçek şu ki;
taşıma kapasitesi giderek zorlanan bir dünyadayız!

O arada kıtaların özgül nüfus ağırlıkları da değişiyor. Örneğin Dünya nüfusunun birlikte
%19’unu oluşturan Çin ve Hindistan 2022’de liderliği değiş tokuş edecekler. Son 35 yılda Afrika dünyadaki nüfus artışının yarısını oluşturdu; 28 ülkenin nüfusu 2’ye katlandı.

Nijerya (ki, yolsuzluklar şampiyonu olarak bilinir) 2050’de ABD’nin nüfusunu geçecek
ve dünya üçüncüsü olacak diye bekleniyor.

Avrupa ise yaşlanıyor… 50’lerde 4 Avrupa ülkesi; Rusya başta ve Almanya, İngiltere, İtalya
ilk 10’dayken, 2050’den bu yana hiçbiri en kalabalık on ülke arasında yer almayacak.

Yaşlanmış nüfusun getireceği sorunlar olduğu gibi hızlı artışın getirdiği sorunlar da var:

-Yoksulluğun artması,
-Eşitsizliğin yoğunlaşması,
-Açlığın yaygınlaşması,
-Eğitim ve sağlık hizmetlerinde düşüş…

Şimdi sıkı durun: Bu yüzyılın sonunda 11 milyar insanı konuk edecek şu yaşlı dünya.

20. yüzyıldan ve özellikle Tarım Devriminden bu yana yaşamda kalma oranı arttı,
soğuk depolama sistemleri ticari otoyollarla birleşti ve artık bu ağı internet tamamlıyor;
bu refah (AS: gönenç) demek; her türlü olanaksızlığa karşın aşı ve temiz içme suyu kampanyaları açmak demek. Şimdi artık;

-Su kaynakları, 
-Ormanlar,
-Yeşil Alanlar,
-Göller,

Hem merkezi yönetimlerin hem de yerel yöneticilerin dillerinde ve onları da denetleyen
uluslararası kurumsal dayanışmanın hedefinde… Ama küresel kirlenme de bir başka yanda
en acı ve geri dönüşümü zor sonuçlarla duruyor. Kimi kuramlara göre metalik buzul vahşi bir çağa da girmiş bulunuyoruz. Şimdilik bilim-kurgu olarak gişe yapan filmler, doğanın yıkımını önleyemezsek, “Nüfus bakımından azala ezile eskiye döner miyiz??” sorusunu da birlikte getiriyor.

MÖ 6500’de örneğin Kuzey Afrika, Mezopotamya ve Güney Asya’da topu topu bütün Kürede 7,5 milyon “insan” yaşıyormuş… Sezar’ın Roma’sı hüküm sürerken 285 milyon kişi varmış.
Çin’de pirinç bulununca dünya nüfusu 12,5 milyona çıkmış, Mısır’da yazı keşfedilince de
14 milyona “yükselmiş” o günün dünyasının nüfusu…

İlk kez 4000 yıl önce sayımız ciddi olarak artmaya başlamış. 1960’lardan başlayarak
Dünya Nüfusu ikiye katlanmış (tarımda, sanayide, tıpta ilerlemelerle) insanlığın
küresel gelir toplamı on kat, nüfusu ise %40 dolayında artmış.

Fakat 21. yüzyılın dünyası yaşam niteliği ve paylaşımın dengesi bakımından çok olumlu göstergelere sahip değil: Dünya’da şirketler var devletlerden zengin, devletler içinde
şirketler var kendi yönetimlerinden daha büyük! O arada ülkeler arasında ve ülkeler içinde bölgeler, bölgeler ölçeğinde kentler ve kentler içinde sosyal kesimler açısından çok ciddi gelir, geçim, yaşam standardı farklılıkları (AS: uçurumları!) var. Bütün bu olgular, sürdürülebilir bir yaşam için kolektif bir bilince ve vicdana çağrıyı gerektiriyor…

Doğal dengeye, yeşil enerjiye önem veren, öte yanda, silahlanma ve kimyasal kirliliği azaltan, eğitime, sağlığa, altyapıya yatırımları konusunda hükümetleri özendiren, kaynak kullanımı ve dağılımı için hakça düzenlemeleri ön gören yepyeni, insancıl, sosyal bir anlayış gerekiyor.

Ya insanca bir yaşamı insanlık olarak birlikte kuracağız ya da nerede çokluk orada yokluk.

(Bu yazı Milliyet-blog için yazılmıştır. BK, http://blog.milliyet.com.tr/bulendkirmaci)

==================================

Dostlar,

Değeri dostumuz Sn. Kırmacı Türkiye’nin ve Dünya’nın en teme sorunlarının belki de
başında gelen “anormal hızlı – gereksiz – yersiz – tehlikeli – sürdürülemez – akıldışı” nüfus artışı sorununu ustalıkla ve dünden günümüze verilerile işlemiş..

Eklenecek çok şey yok..
Hep yazageldiğimiz – söyleyegeldiğimiz gibi;

HER AİLEYE 1 ÇOCUK; BAŞKA ÇARE YOK!

Konuya ilişkin olarak Nüfus / Demografi – Sağlık ilişkisini daha fazla öğrenmek için kapsamlı bir sunumuz var… AÜTF Dönem 2’de ders olarak işliyoruz..

DÜNYADA ve TÜRKİYE’de NÜFUS SORUNLARI ve POLİTİKALARI
(
HIZLI NÜFUS ARTIŞI SORUNU / The CHAOS of HUGE POPULATION GROWTH)

Lütfen tıklar mısınız??

Nufus_sorunlari_ ve_ politikalari

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir