Rusya’nın Türkiye ve bölge politikasındaki gelişmeler hakkında düşünceler

Rusya’nın Türkiye ve bölge politikasındaki gelişmeler hakkında düşünceler

portresi2
Onur Öymen

 

 

Rusya’nın bölgedeki hedefleri ve Türk-Rus ilişkileri konusunda bu gün basına verdiğim görüşlerde özetle şunları belirttim:

Son günlerde yaşanan bütün gelişmeleri Rus uçağının düşürülmesi ile açıklamak mümkün değildir. Önce şu soruları cevaplandırmak gerekiyor:

Rusya neden Suriye’ye doğrudan müdahale kararı aldı? Amacı sadece Esad’ı korumak mıydı, yoksa aynı zamanda Suriye’deki stratejik varlığını güçlendirerek Doğu Akdeniz’de ve
Orta Doğu’da önemli bir siyasi oyuncu olmayı mı hedefliyordu?

Uçak olayından sonra bölgede stratejik açıdan önemli değişiklikler oldu. Rusya, bölgeye S300 ve S400 füzelerini konuşlandırdı. Bu füzelerin getirilmesi Rusya’nın terörle mücadelesinin bir gereği olarak izah edilemezdi. Uçak düşürülmesi olayından sonra Türkiye’nin bir tehdit unsuru gibi gösterilmesi bu füzelerin konuşlandırılması için zemin hazırladı. Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını güçlendirmesi yüzyıllardan beri devam eden sıcak denizlere açılma hedefi doğrultusunda bir adım oluşturdu.

NATO’nun gönderdiği gemi ve uçaklar bir yandan Türkiye’nin savunmasına katkı olarak gösterilmekle birlikte, bence aynı zamanda Rusya’nın bölgedeki stratejik üstünlük sağlama çabalarını dengelemeyi amaçlıyor.

Rusya açısından, olayın bir de iç kamuoyu boyutu da var. NATO tarihinde ilk kez
bir NATO ülkesi bir Rus savaş uçağını düşürüyor. Bu nedenle, bir süre iç kamuoyunun tepkilerini yatıştırma ihtiyacı duydukları da anlaşılıyor.

Bu arada Rusya’nın uçağın düşürülmesi konusundaki tezleri yavaş yavaş çürüyor. Öncelikle,
‘biz Amerika’ya bu uçuşun bilgilerini vermiştik. Amerika’nın da bunları Türkiye’ye vermesi gerekiyordu, bu nedenle, Türkiye uçağı bilerek vurdu‘ dediler. Fakat, sonradan ortaya çıktı ki, bu bilgiler aslında Amerika’ya da verilmemiş, Türkiye’ye de ulaşmamış. İkincisi, Türkiye’nin pilotları uyarmadığını iddia ettiler. Ama bu uyarılar bölgedeki, Amerikan uçakları tarafından bile duyulmuş. Rus uçağı Türk hava sahasını ihlal etmedi dediler. Bunun doğru olmadığı yabancı ülkelerin tespitleriyle de anlaşıldı. Rusya’nın olayla ilgili tezlerinin zayıflaması yumuşamaya yardımcı olur. Zayıf tezler üzerine kuvvetli siyaste yapılamaz.

İki nesil boyunca Türk ve Rus siyasetçilerinin, diplomatlarının, askerlerinin ve iş adamlarının çabalarıyla geliştirilen dostluk ve işbirliğinin bir uçağın düşürülmesi gerekçesiyle tümüyle
tahrip edilmesine yönelik adımlar atılması akılcı bir yaklaşım olmaz ve iki ülkeye de zarar verir. Şimdi iki tarafta da sağduyuyu egemen kılmanın zamanıdır. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’yla Rusya Dışileri Bakanı Lavrov’un önümüzdeki günlerde AGİT toplantısı vesilesiyle Belgrad’da buluşabilecekleri belirtiliyor. Bu görüşme bazı olumlu gelişmelerin başlangıcı olabilir.

Saygılar, sevgiler.
03.12.2015

==================================

Dostlar,

Sayın Öymen’in değerlendirmesi yukarıdaki gibi..

Rus uçağının düşürülmesinde Türkiye’nin çok da masum olduğunu düşünmüyoruz..
AKP ve Erdoğan’ın Eşbaşkanlığını yaptığı BOP kapsamında karmaşık planları, dahası seçeneksizlikleri olduğunu düşünüyoruz. Ancak kamuoyu olarak yeter bilgimiz yok.
Açık kaynaklar dışında başkaca kaynak da kullanmadığımızdan, net yargılara ulaşmak
kolay değil. Bu yüzden Can Dündar ve Erdem Gül acımasızca infaz ediliyor..

Gelişmeleri çok bilinmeyenli bir siyaset denklemi gibi değerlendirmek gerek..
İpuçları var ve bunları sitemizde yazıyoruz..

Temel kaygımız, Ortadoğu’da orta ölçeği aşan bir sıcak çatışma içinde Türkiye’nin beklenmedik biçimde kendisini bulmasıdır. Bundan mutlaka sakınmak gerekiyor.. AKP – RTE Suriye politikasında çok hata yaptılar. Hala yapıyorlar.. “Stratejik ortak” (!?) RTE ve Türkiye’yi çıkmaza itiyor. Şimdilerde yaptıkları artık ayaklarına dolanıyor. Ancak faturayı Türkiye ödüyor..
Kuşkusuz bu fatura AKP – RTE’ye ödetilecektir ancak ülkemize yazıkolmaktadır.

Rusya’nın doğal gazı kısması / kesmesi olasılığına karşı kendisine düşüncesi sorulan Edoğan’ın, “Halkımız çilekeştir..” anlamında bir yanıt vermesi, izlenen politikanın da aktörlerinin de
kıratını çok çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.. Bu tablo Türkiye için ciddi bir stratejik risk, dezavantaj ya da handikaptır..

Sevgi ve saygı ile.
03 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir