Ankara-Moskova Krizinin Olası Sonuçları?


Rusya Slav Araştırmaları Merkezi
|27 Kasım 2015 Cuma

Ankara-Moskova Krizinin Olası Sonuçları?

Sabir Askeroğlu

24 Kasım’da Türk F-16 savaş uçakları tarafından vurulan Rus Su-24 bombardıman uçağının düşürülmesi Moskova ile Ankara arasında diplomatik krize neden oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ürdün Kralıyla bir araya geldiği Soçi’de Türkiye’ye yönelik ağır eleştirilerde bulunarak, “yaşananları ciddi bir şekilde değerlendireceğini, ancak yapılanların ciddi sonuçları olacağını” söyledi. Putin’in ardından Rusya’da Türkiye’nin “cezalandırılması” için birçok “hevesli” teklif dile getirildi. Ancak, Türkiye ile ilişkilerini ilgilendiren kararı verecek olan Kremlin, bu konuda daha temkinli davranmaya çalışmaktadır.

Hem Moskova’da hem de Ankara’da uçağın düşürülmesiyle ilgili farklı görüşler mevcuttur. Türk Genelkurmay Başkanlığı tarafından Rus uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiğini ve Türk pilotları tarafından yapılan uyarılara uymayan “uyruğu belli olmayan” uçağın “algılanan tehdit” nedeniyle düşürüldüğünü dile getirmektedir. Bunu doğrulayan harita ve ses kaydını kamuoyuna sunmuştur.

Rusya tarafı ise, Suriye tarafından algılanan radarlara göre Türk uçaklarının Suriye hava sahasına geçerek Rus uçağına saldırdığını iddia ederek bunu kanıtlayan herhangi bir kaynak gösterememiştir.

Kimin haklı kimin haksız olduğu tarafların adımlarını belirleyeceği gibi, uluslararası toplumum kimin yanında olacağını da etkileyecektir. Bu nedenle, Rusya medyası ve akademik çevresi panik halinde ve bazen akademik üsluptan uzaklaşarak Türkiye’yi suçlamak için yoğun bir enformasyon savaşını başlatmıştır. Bunun nedeni ise, Rus uçağının düşürülmesinin en büyük sonucunun Rusya’nın “başarılı dış politika” profiline ve uluslararası prestijine Türkiye tarafından darbe vurulmuş olmasıdır.

Moskova’nın Türkiye’ye hamlesine nasıl cevap vereceği tartışılmaktadır. Ekonomik yaptırımlar ilk akla gelen en önem olarak ön plana çıkmaktadır. Rusya’da da en çok konuşulan budur. Örneğin Rus turistlerin Türkiye’ye gelmesinin engellenmesi. Böylece kendi vatandaşlarını ekonomik abluka altında olan ve ilhak sonrası Rusya için bir yük haline gelen Kırım’a yönlendirecektir. Ancak, Rus turistler Türk sahillerinde bulduklarını Kırım’da bulamayacaklardır. Böyle bir kararın Türkiye’ye 3,3 milyar dolara mal olacağı ileri sürülmektedir.

İkinci ekonomik yaptırım, Türk ürünlerinin Rusya’da yasaklanmasına ilişkindir. Kırım ilhakı sonrası Avrupa’nın yaptırımlarına karşı, Avrupa’dan et, tavuk ve diğer gıda ürünlerinin alınmasına yasak getiren Rusya, bu ürünleri Türkiye’den sağlamaktaydı. Ekonomik yaptırımlar sonucu daha pahalıya alan Ruslar, bu kes daha da zor durumda kalacaktır. Türkiye’yle ekonomik ilişkilerini askıya alan Rusya, Batı’nın yaptırımları nedeniyle sorunlar yaşayan ekonomisine yeni bir darbe vurmuş olacaktır. Bu durum, enerji sektörü için de geçerlidir. Rus Enerji Bakanının, enerji sevkiyatı konusunda herhangi bir değişiklik yapılmayacağı yönündeki açıklaması bu nedenledir. Kısası, Rusya ekonomik alanda Türkiye’ye karşı yapacağı her hangi bir yaptırım Rus ekonomisini de aynı derecede vuracaktır.

Rusya’nın bu yöndeki her adımına Türkiye tarafından da karşılık verilecektir. Türkiye’de bazı ürünlerin Rusya’ya ihracatını yasaklayabilir. Batı’nın Rusya’ya karşı ambargolarına katılabilir. Ya da Ankara Rusya’yla gerçekleşen 22 milyar değerinde “Akkuyu” Nükleer Santral inşası gibi büyük projeleri sonlandırabilir.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dimitri Peskov, Putin Rus uçağının düşürülmesine ilişkin herhangi bir askeri karşılık verilmesi söz konusu olmayacağını ve böyle bir gelişmenin yaşanmasına da izin vermeyeceğini, ancak yapılanların sonucunun mutlaka olacağını belirttiğini söyledi. Dolayısıyla Rusya, NATO ülkesi Türkiye’yle bir uçak için doğrudan bir savaşa girmeyecektir. Ancak, Türkiye’yle doğrudan askeri gerginliğe girmek istemeyen Rusya, dolaylı yollardan Türkiye’ye zarar vermek için elinde kartlar bulundurmak isteyeceğini söyleyebiliriz.

Bunun somut sonucu Rusya’nın Suriye’de güçlerini artırması olacaktır. Rusya Genelkurmay Başkanlığı Acil Müdahale Gücü Komutanı Korgeneral Sergey Rudskoy, Suriye’de bulunan Rus üslerinin güvenliği için önlemler alacaklarını açıkladı: Buna göre, Rusya, Birincisi, hava bombardımanlarının tamamı saldırı uçakları desteğiyle gerçekleştirilecek. İkincisi: Hava savunma sistemleri güçlendirilecek. Bu amaçla, S-300 füzelerine sahip “Fort” hava savunma sistemleriyle donatılmış “Moskova” kruvazörü Lazkiye kıyısı bölgelerde konuşlanacaktır. Üçüncüsü: Türkiye’yle askeri ilişkiler sona erdirilecektir. Türkiye’yle askeri iletişimine son verdiğini açıklayan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Suriye’nin Hmeymim’deki havaalanına S-400 hava savunma sistemleri yerleştireceklerini açıkladı. Bu durum Suriye’deki güç dengesinin değişmesine neden olacaktır.

Suriye’de askeri varlığını artıran Rusya, Suriye iç savaşı içindeki Türkiye karşıtı grupların güçlenmesine destek verebilir. Şam rejimi daha modern silahlara sahip olabilir ve Türkiye için hassas mesele olan Suriye Türkmenlerine karşı daha sert tavır alabilir. Şam yönetiminin “Rus pilotlarının vurulmasından sonra Suriye’deki muhalefetin artık ılımlı olarak görülmeyecek” yönündeki açıklaması bununla ilgilidir. Bunun yanında Şam yönetimi üzerinden Türkiye-Suriye sınırındaki Türk uçaklarını hedef haline getirebilir. Bunu da Suriye’nin egemenliğini ihlal olarak uluslararası toplumda savunmaya başlayabilir.

Rusya’nın Türkiye’ye yönelik dolaylı politikası Suriye’deki PYD’ye silah sağlamak ve Şam yönetimi yanında savaşan Suriye Kürtlerini Suriye krizinin çözümünde önemli aktörler haline getirerek uluslararası toplum tarafından tanınmasını sağlamak olabilir. Uzun zamandan beri “IŞİD’e karşı daha geniş koalisyon” için çabalayan Rusya, PYD’nin de bu koalisyondan yer almasını istemektedir. Ancak Türkiye buna karşı çıkmaktadır. ABD tarafından da IŞİD’e karşı bir müttefik niteliği taşıdığı söylenilen PYD, Rusya’nın da desteğini almak için meşru zemin hazırlanmış olacak.

Ankara-Moskova hattındaki diplomatik kriz iki tarafın siyasetçileri tarafından çözüme kavuşturulması her iki ülke için de en uygun sonuç olacaktır. Ancak Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmüş olması, Türk-Rus ilişkileri açısından olduğu gibi, Rusya’nın uluslararası prestiji açısından da kalıcı iz bırakacaktır.

http://www.21yyte.org/tr/arastirma/rusya-slav-arastirmalari-merkezi/2015/11/27/8349/ankara-moskova-krizinin-olasi-sonuclari 

============================

Dostlar,

Türkiye gündemi son derece hızlı ve karmaşık..
Bunun biraz da kurgulu olduğunu düşünüyoruz.
Kamuoyunun tartışmasının istenmediği, gözden kaçırılmak istenen hususlar var..
Bunlardan biri 64. Hükümetin bileşimi..
Damat beyin (Berat Albayrak) kritik bakanlıklardan birine getirilmiş olması..
Ulusal gelir içinde 1. sayılı kalem enerji dışalımı.. 60 milyar Dolarlar boyutunda.
Maden (örneğin altın!) arama – işletme.. izni verilecek sahalar..
Enerji nakil hatları : Asya – Avrupa arası stratejik boru hatları…

Bir başkası Ali Babacan’ın Başbakan (?!) Davutoğlu’na karşın tasfiyesi..

Bir başkası Cumhuriyet‘e yapılan çok kritik operasyon ve Genel Yayın Yönetmeni
Can Dündar ile Ankara temsilcisinin tutuklanıp hapse atılması..

Tüm bu yaşamsal önemde Türkiye sorunlarının gölgede kalması gerek..
Bir başka önemli, çok sansasyon yaratacak neden – balon bulunmalıydı..
Artık var.. Rusya uçağını düşürme hamaseti..
Çoook derin boyutlu, muazzam maliyetli bir “politik hamle” daha yapılmıştır.
Kesin olarak AKP – RTE’nin ayağına dolanacaktır. 
Ancak ne yazık ki ülkemize maliyeti, öbür “AKP klasikleri” gibi çok ağır olacaktır.

Sevgi ve saygı ile.
27 Kasım 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir