İlker Başbuğ : Silvan’da – Cizre’de Gördüğüm Manzaralardan Rahatsızım

Başbuğ: Silvan’da – Cizre’de Gördüğüm Manzaralardan Rahatsızım

Kitaplarının imza gününde konuşan
26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ,

Silvan’da – Cizre’de, Silopi’de gördüğüm manzaralardan fevkalade rahatsızım” dedi.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, TÜYAP’taki Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı‘nda

“Nasıl bir Türkiye ve
“Suçlamalara Karşı Gerçekler” adlı kitaplarının imza gününe katıldı.

Okurlarına kitaplarını imzalayan Başbuğ, Paris‘teki terör saldırısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Başbuğ, “Paris’in göbeğinde çok ciddi, hatta onların deyimiyle 2. Dünya Harbi’nden sonra en büyük facia yaşanan bir gündeyiz.” dedi.

“BARIŞ VE GÜVENLİK YA HER YERDEDİR YA HİÇBİR YERDEDİR”

Dünyanın terör olaylarını tam olarak anlayamadığını ve gelişen teknolojinin terör olaylarını küreselleştirdiğini ifade eden Başbuğ,

“Biz yıllardır şunu söyledik : ‘Barış ve güvenlik ya her yerdedir ya hiçbir yerdedir.’

Bu ifadeyi 2000’li yılların başından beri söylediğini belirten Başbuğ,

“Bunun anlamı, bir gün Afganistan‘ın bir şehrinde, ertesi gün Irak‘ta, başka bir gün Suriye‘de, başka bir gün ise Pakistan‘da çok ciddi, acı ve büyük terör eylemleri gerçekleşiyor. Afganistan‘da olsun, Pakistan‘da olsun, Suriye‘de olsun, son dönemlerde Türkiye de aynı acıları paylaşıyor. Ancak bütün dünya bu terör olaylarını paylaşıyor mu? Daha açık söylemek gerekirse sanki ‘o terör olayları kendi ülkelerinde olmuş gibi hissediyorlar mı?’ Terörle mücadelede bu çok önemli, hep bunu söyledik.” diye konuştu.

“DÜNYA, PARİSTEKİ TERÖR OLAYINA DA BAĞDAT‘TAKİNE DE
AYNI TEPKİYİ GÖSTERMELİ”

“Paris’teki acıyı tabii ki paylaşıyoruz. Gerçekleşen terör olayı, tabii ki vahim.” diyen Başbuğ, “Ama dünya Paris‘te olan olaya da aynı tepkiyi göstermeli, aynı zamanda Bağdat‘ta olana da göstermeli, aynı zamanda Pakistan‘ın herhangi bir yerinde olan olaya da göstermeli.
Yetkili ve sorumlular da görevlerini yerine getirmeli. Yoksa bugün Paris‘te olan olay yarın Avrupa‘nın başka ülkelerinde de olabilir.” dedi.

“SİLVAN’DA, CİZRE‘DE, SİLOPİ‘DE GÖRDÜĞÜM MANZARALARDAN FEVKALADE RAHATSIZIM”

Türkiye‘de yaşanan terör olaylarına de değinen Başbuğ,

“Biz hep şunu söyledik, bir terör olayıyla karşı karşıyaysanız, terörle mücadelede taviz vermeden devam edeceksiniz. Ama bunun yanında terörün nedenleri üzerinde de durun ve
bu nedenleri giderici tedbirleri de alın.” dedi.

Son günlerde Silvan, Cizre ve Silopi‘de yaşanan olaylara da değinen Başbuğ,

“Silahlı kuvvetlere elli yıldır hizmet veren ve terörle mücadele eden birisi olarak,
aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ben, Silvan‘da, Cizre‘de, Silopi‘de gördüğüm manzaralardan fevkalade rahatsızım. Elbette güvenlik kuvvetleri gerekeni yerine getirmeli ama bunun yanında da şu soruyu sormadan geçemeyeceğiz :

Peki benim bu güzel ülkemin bu şehirleri neden bu hale geldi?” diye konuştu.

Başbuğ, “Mücadele edeceğiz ama bunun yanında bu ülke nasıl bu hale geldi, neden bu hale geldi diye sormak durumundayım.” şeklinde konuştu.

==================================

Dostlar,

Ülkemizin özellikle güneydoğusundaki birkaç ilde PKK – HDP – KCK…. nin yılardır nasıl bir bölünme kurgusu içinde olduğu, son “Kurtarma – geri alna” operasyonlarında izleniyor.

* Sivil halk gönüllü – gönülsüz ciddi düzeyde silahlandırılmış..
* Evler, işyerleri, kimi binalar, mezarlıklar biler silah – cephane deposu yapılmış..
* Uçaksavarlar, roketatarlar, makineli tüfekler.. ağır silahlr konumlandırılmış
* Binaların arasından tuneller, yeraltı geçitleri açılmış..
* Sokaklara hendekler kazılmış, barikatlar kurulmuş..
* Sığınaklar yapılmış, yiyecek ve tıbbi araç-gereç depolanmış..
* Kamu binalarına PKK filaması asılmış sözde bayrak yerine..
* Okullar, Devlet daireleri ve memurları teslim alınmş, eğitim durmuş gibi..
* Esnaf baskı ve haraçtan bıkmış, genç insanları PKK dağa kaldırıyor..
………………

Uzatmaya gerek var mı?

Hangi Devlet böylesi kabul edilemesz bir taboya göz yumabilir??
İşte Türkiye AKP iktidarında özellikle “AÇILIM” ihaneti sürecinde bu ürkünç (vahim) duruma sürüklendi.
Bir “serhildan” – “Kürt intifadası” ayaklanması ile bölünmeye 5 kalmıştı!
Bunları hep yazdık web sitemizde..

– BİRLEŞİK BÜYÜK KÜRDİSTAN’a = 2. İSRAİL’e ve
POSTMODERN ya da YENİ SEVR’e = BÖLÜNMEYE BEŞ KALA..
(http://ahmetsaltik.net/wp-admin/post.php?post=32262&action=edit)

– BÜYÜK KÜRDİSTAN’ın TOP SESLERİ ve EŞBAŞKAN’ın SAHTE ÇIĞLIKLARI..
(http://ahmetsaltik.net/wp-admin/post.php?post=32382&action=edit)

Sonra 7 Haziran 2015 seçiminde AKP %9 oy yitirip iktidarı yitirince AKP – RTE silkindiler ve stratejik hedef olarak HDP’yi baraj altına itmeye giriştiler.. MHP tabanını da eşzamanlı vurmaya.
Yapılacak ilk iş “AÇILIM”ı buzdolabına koymak ve Doğu – Güneydoğu’da şahinleşerek
HDP – MHP oylarını kendisine kaydırmak.. Suruç kıyımı gerekçe oldu..
TSK da hep uyarıyordu “gelinen çok kritik aşama“ya ilişkin olarak..

Ve 24 Temmuz 2015’te başlatılan Türkiye Cumhuriyeti’nin nefsi müdafası sürüyor.
Güvenlik operasyonu 4. ayına yaklaşıyor. Yüz dolayında asker – polis şehidimiz var
Korucular dışında. Tam sayıyı bilen yok.. Kış yaklaşıyor ve bölgede askeri operasyon yapmak zorlaşıyor.

Öte yandan askeri ve güvenlik önlemleri politik – ekonomik – diplomatik.. ve sosyal – kültürel önlemlerle bütüncül olarak yürütülmek zorunda. Bu bütünselliği göremiyoruz ve
AKP – RTE’nin 64. hükümeti kurduktan sonra Başkanlık uğruna “AÇILIM” ı yeniden piyasaya sürebileceğini derin kaygı ile öngörüyoruz.

Güneydoğuda yerleşimlerin, koca koca ilçelerin harap olmuş, savaştan çıkmış gibi görüntüleri bizi de çok üzüyor. Yöre halkı, Kürt ama KÜRTÇÜ OLMAYAN – AYRILIKÇI KÜRTÇÜLÜK YAPMAYAN – PKK KARŞITI Kürt kardeşlerimizin çektiği sıkıntılar da..
Ama Devlet, artık Devlet olma sorumluluğunu göstermeli.
Psikolojik üstünlüğü mutlaka ele geçirmeli.. Yarın çooook geç olabilir..

“BARIŞ HEMEN ŞİMDİ!” diyenler, o ilçelerin Batı emperyalizmi maşası PKK güdümünde ayaklanma karargahı durumuna gelişini görmezden gelebilirler mi?
Bu durumun düzeltimi için daha iyi bir önerileri var mı?

PKK silah bırakmıyor! Silahlandırılan bir bölüm sivil halk da..
Tersine; tuzaklarla, kamu binalarını – karakolları.. roket ateşine alarak…insan öldürerek,
insan kaçırarak, haraç alarak….. Türkiye ile çatışmasını en kanlı biçimde sürdürüyor.

Silahların betona gömülmesi önerileri havada kalıyor.
Oysa bu silahlar betona gömülmeyip teslim edilmeli.
Kim kullandı ise balistik incelemeleri yapılarak kan dökenler – cana kıyanlar yargılanmalı. Suça bulaşmayanlar da dahil hepsi yargılanmalı. Ardından belki bir hafif af yasası düşünülebilir, halkoylamasına sunularak.. Tersine Mehmetçiğin, polisin, korucunun, masum sivil halkın… katilleri öylesine ellerini kollarını sallaya sallaya, hiçbir şey olmamışçasına ülkeye nasıl
kabul edilebilir? Çadır mahmekemeleri rezaleti yinelenebilir mi?
Teslim olmayan suça karışmış militanlar da bulunduğu ülkede yaşamını sürdürsün..

AKP – RTE, kendi yarattığı canavarı etkisiz kılmak zorundadır.

Sevgi ve saygı ile.
16 Kasım 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir