Hüsnü Mahalli : AKP için çalışanlar

AKP için çalışanlar

Seçim sonuçları ile ilgili olarak herkes bir şeyler yazıp anlatıyor.
Ben ise böyle bir sonucu beklemiyordum ama AKP’nin tek başına iktidar olacağını düşünüyordum. Bunun nesnel nedenlerini kişisel sohbetlerde anlatıyordum. Özetle:

1- Başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ciddi ve etkin bir çalışma yapmadı.
Deyim yerindeyse AKP kazansın diye çalıştılar.
2- “Bu seçim adil ve demokratik değildir” söylemini sık sık tekrarlayan muhalefet partilerinin
bu savı da ciddi değil. Mademki adil ve demokratik değil o zaman neden seçimi
boykot etmediniz. Belki o zaman toplum nezdinde daha fazla  saygı ve anlayış görebilirdiniz.
3- Muhalefetin “Terör olmasın diye mitingleri iptal ettik” söylemi daha da anlamsız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu her yerde konuşacak ama siz
oturduğunuz yerde oturacaksınız sonra da halkın size oy vermesini bekleyeceksiniz.
4- 7 Haziran’da olduğu gibi CHP’nin seçim kampanyası çok kötüydü.
Amacı net olarak belli olmayan bu kampanya sonuçta AKP’ye yaradı.
5- MHP ise varla yok arasındaydı ve 7 Haziran sonrasındaki tüm süreçte olduğu gibi AKP için çalıştı. Özellikle PKK ve HDP söylemlerinde.
6- HDP çelişkiler kıskacından kurtulamadı ve AKP’nin işini kolaylaştırdı.
7- PKK 20 Temmuz sonrasında giriştiği terör eylemleriyle AKP’ye en büyük hizmeti yaptı.
8- CHP içindekiler dahil ‘Ulusalcı’ parti, televizyon, gazete, internet siteleri ve köşe yazarları
elbirliğiyle ‘vatan-millet’ hamaseti yaprak terör-istikrar ilişkisinde AKP’nin söylemine dolaylı destek verdiler.
9- IŞİD, Suruç ve Ankara katliamları ile toplumun terör konusundaki duyarlılığını provoke ederek AKP’ye en büyük desteği verdi. Toplum, muhalefetin AKP-IŞİD ilişkisi ile ilgili söylemlerinin tümünü görmeyerek bu örgütün yarattığı terörü bahane edip AKP’yi tercih etti.
10- AKP’ye oy veren insanlar ülkenin geleceğine yönelik hiçbir söylemi ciddiye almayarak ‘istikrarı’ tercih etmesi çok ilginç.
11- AKP’ye oy veren insanların dış politikada bunca riske karşın ‘istikrarı’ tercih etmesi
daha da ilginçtir. Her iki tercihten dolayı AKP’ye oy veren insanların sosyolojik ve psikolojik gerekçelerini öğrenmek bilim adına büyük bir zenginliktir. Bu insanlar seçimden üç-dört gün önce Gülen medyasına yönelik saldırılardan dolayı mutlu oldular ve demokrasi, özgürlükler ve benzeri söylemleri önemsemediklerini kanıtladılar. Bu vatandaşların büyük bölümü, oportünist bir yaşam biçimi ile AKP’nin ‘Yeni Türkiye Projesi’nin ideal bireyleri olabileceklerini de kanıtladılar.

Peki böyle bir Türkiye’de neler olacak ya da olmayacak ?

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP 2019’a kadar iktidarda kalacaklarına göre,
2023 garanti görünüyor.
2- 2023 hedefini tutturabilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP, şekil ve şeması ne olursa olsun her türlü muhalefetten kurtulacaklar. Bu kurtulma operasyonu yakında başlayacak.
3- İlk hedefte başkanlık sistemi olduğuna göre Cumhurbaşkanı Erdoğan en kısa zamanda
330 sayısını ( fazlası da olabilir) bulacak ve yeni anayasayı çok rahat bir şekilde topluma
kabul ettirecek.
3- Son 13 yılda hiçbir projesinin olmadığını kanıtlayan  muhalefet partileri kendini sorgulamadığı ve toplumu inandıramadığı sürece bu gidişatı asla  durduramayacaklar.
4- Bunu gören ve bilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devletin tüm kurumlarını kişisel olarak kendine bağlayacak ve kendisine oy verenleri ‘biat’ mantığı ile göreceği için Türkiye’yi devlet ve toplum olarak çok hızlı bir şekilde İslamlaştıracak.

2023 öncesinde.
Son seçimde AKP’ye oy verenlerin büyük bölümü ve vermeyenlerin de bazıları bunu kabullenecek. Önemli olan ‘istikrar’ ve biraz da din ve iman.
Karınlar da doydu mu iş tamam. Gerisi zaten teferruat. Malezya’da olduğu gibi.
ABD mucizesi! ‘Arap Baharı’ olmadı alın size en hakikisinden  ‘Ottoman’ olanı.

=================================

Dostlar,

Bu yazısında Sayın Hüsnü Mahalli’yi biraz karamsar bulduk.
Oysa Suriye Esad hakkında, bize göre hep “oldukça” iyimser oldu.
Tayyip beyin 2019’da yeniden seçilmesinin biraz daha kolaylaştığı söylenebilir.
AKP iktidarının ise en zor yılları önümüzdeki yıllar olacak.
Kendi biriktirdiği açmazlar ve bölgesel – küresel konjonktür çok sıcak..

AKP’nin sürgit dayatmalarına boyun eğmek hiç ama hiç olası gözükmüyor.
Çünkü bunlar artık giderek marjinal değişimler, istemler, dönüşümler olacak..
Kıbrıs’tan çekilme, güneyde Kürdistan’a boyun eğme, içeride çok ağır olabilecek ve uzayacak bir ekonomik bunalımla başetmne, Kürt sorunu – AÇILIM, RTE’nin Başkanlık takıntısı ve dayatması, yorulan ve ayrışan – çatışan AKP kadroları ve yükselen gençlik, Halk’ta bıkkınlık veren AKP ayak oyunları… Ne güvenlik bağlamında ne de ekonomik istikrar bağlamında
AKP kamuoyunun beklentilerini karşılayamayacak gibi gözükmekte.. Gençlik, başta çok yaygın işsizlik olmak üzere ciddi sorunlarıyla yükseliyor.. Yoksulluk ve yolsuzluk aşılamıyor; yasaklar bunaltıyor..  2002 sonlarındaki 3Y tersine dönmüş durumda.. Yoksulluk, Yolsuzluk,  Yasaklar..

Biraz bekleyip, gelişmeleri görmek gerek daha ötesi için.. PKK’nın olanaklı olursa “kökten” tasfiyesi ve bu “zafer” in politik anlamda pazarlanması, genel ya da yerel bir seçim öncesinde oya dönüştürülmesi birkaç yıl oyalanmayı gerektiriyor. Bu da hiç kolay değil..

Sevgi ve saygı ile.
05 Kasım 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir