Levent Kırca’yı kim öldürdü?

Levent Kırca’yı kim öldürdü?

Soner Yalçın
Soner Yalçın
Twitter: hsoneryalcin
syalcin@sozcu.com.tr

SÖZCÜ, 13 Ekim 2015

Levent Kırca… Ah be ağabey… Ne yazacağım şimdi ben?
Ne söyleyeceğim, ne anlatacağım?
Yalçın Küçük, “kanser büyük üzüntü hastalığıdır” derdi. Ve ben hep karşı çıkardım;
bilimsel açıklamalara girişirdim.Saatlerdir düşünüyorum; Levent Kırca 2001 yılında
kan kanserini yenmişti. Sonra ne oldu da, karaciğer kanserine yakalandı? Ve hemen üç ayda koşar gibi bu dünyadan nasıl göçüp gitti? Saatlerdir düşünüyorum;

Levent Kırca neden Ankara’daki faciayı duyduktan hemen sonra bizlere veda etti?

Yüreği bu büyük katliamı kaldıramadı mı?..
Levent Kırca’nın çektiği sancılar ülkesinin acılarıydı…
Levent Kırca da şiddetin kurbanıdır.
Kimimiz bombaların, kimimizi zalim acıların şiddetiyle ölüyoruz!
O kara kaplı deftere; Ankara’da kaybettiğimiz canlarla birlikte bir büyük sanatçının da adını ekleyin lütfen… Bakınız… Siz! Levent Kırca’yı her gördüğünüzde gülümsediniz; kahkaha attınız. Ben! Levent Kırca’yı her gördüğümde gözlerinden dökülen ıslaklıklara şahit oldum.
Hayır! O kendine üzülmeyi zul sayardı. Ülkesi için, halkı için ıslanırdı o yanaklar.
68 Kuşağı’nın idealist-romantik tüm devrimcileri gibi, ülkesinin bu cinnet günlerinden sorumluluk-suçluluk duyardı. Kuşkusuz… Çoğu gibi sorumluluğu başkalarının omuzlarına yükleyerek sırça köşkünde yaşamayı sürdürebilirdi. Yapmadı. Yapamadı.
Hep… Bir şey yapamamanın çaresizliğini hissetti. Faşizme tahammülü yoktu.
Ortaçağ cinnetine tahammülü yoktu. Makamdan-şöhretten feragat etti.
Çığlık attı sesi yettiği kadar. Kimileri bunu siyaset yapıyor, slogan atıyor sandı.
Oysa… Sanatından başka silahı yoktu. Onlarca yıl güldürdüğü halkından başka dayanağı yoktu. Her yere koştu…

Sessiz Çığlık
eylemlerine de katıldı; Silivri Cezaevi önündeki barikatlara da çıktı.
İşçi direnişlerinde de bulundu, zengin sofralarında da. Hep anlattı, yaşanılan büyük zulmü.
Halkına cesaret aşısı yapmak istedi. Bu nedenle… Bir despot tarafından sürekli mahkemelere verildi; polis gazı yutturuldu. Eğitimli kötülük tarafından linç edilmek istendi.
Sahi… Levent Kırca’yı kimin öldürdüğünü sanıyorsunuz siz?

Bana kızacaktır

Biliyorum…
Gerçek hümanist- içten barışsever Levent Kırca; bunları yazdığım için bana kızacaktır;
“Bırak beni, Ankara’da ölen kardeşlerimizi yaz..” diyecektir.
Söz Levent Kırca! Yitirdiğimiz canları da yazacağım. Çok yazacağım. Israrla yazacağım.
Bu şeytani oyunların ortaya çıkarılması için elimden geleni yapacağım.
Senin de bildiğin gibi;

  • terörün amacı, bireyin ruhunu kemirerek, toplumun altını oyarak korku rejimini kurmaktır. Amaç, tiranın buyruklarına koşulsuz itaat edilmesidir.

Levent Kırca!.. Biz de senin gibi bu zulme tahammül etmeyeceğiz.
Bezdirici, yıpratıcı, sistemli eziyetlere hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz.
Ama ne olur… Bu gün izin ver… Halkımız adına sana minnet borcumuzu ödeyeyim.
Senin ruhunun yüceliğini, düşüncenin zenginliğini bir kez daha yazayım.
Seni halkının daha iyi tanımasına yardımcı olayım. Evet… Bilir misiniz ki…
Levent Kırca iyi bir ressam ve heykeltıraş idi.
Sergi açmasını çok istedim. Hep “olur” dedi ama bir türlü yapmak istemedi. Belki de kendini
o yeterlilikte görmüyordu. Oysa.. Zeki Müren’in yaptığı soyut resimleri gördüğümde de
çok şaşırmıştım; bu tablolar da kendine “ressamım” diyen nice zanaatkarın yaptığından iyiydi.
Levent Kırca sergi yapmadı; hayata hep neşe katmayı tercih etti.

  • Tüm yasakların, dogmaların kalkanını, mizahın gücüyle delmeyi tercih etti.

Ülkenin üzeri siyah bir örtüyle kapatılmak istenirken, o tüm renkliliğiyle mizaha sarıldı.
Mizahla başkaldırdı. Mizahla acılara merhem oldu.

Teşekkür borcu

Ah be Levent Kırca… Ah be can dostum… Ne çok sevildin.
Ve kimilerini ne çok kızdırdın; kendine düşman ettin! Gerçi…
Gücü elinde tuttuğunu sanan zorbalar, bağımsız düşünen kimi hasım olarak görmezler ki?
Onlara göre Levent Kırca, “haddini aşmıştı!” Evet, kara bir tehlikeye karşı halkını uyardığı için haddini aşmıştı. Evet, zorunlu kulluğa-köleliğe başını eğmediğin için haddini aşmıştı.
Evet, yüce gönüllü- vicdanlı olduğun için haddini aşmıştı. Evet, açık sözlü- mert olduğun için haddini aşmıştı. Peki…
“Levent Kırca haddini aştı” diyelim. Hangi sanatçılar haddini aşmadı?
Pür heves- soluksuz fikir savaşına girip, köşeyi döndükten sonra eşyaya köle olanlar!
İktidara göre sürekli kılık değiştirenler! 
Kim ne derse desin… Levent Kırca sadece tiyatro sahnesinde oynadı.
Hayat sahnesinde adam gibi adamdı. Sanatçıydı. Devrimciydi. Cesurdu. Fedakardı.
Soyu tükenmekte olan bir aydındı. Levent Kırca!
Ağabeyimdi. Dostumdu. Yoldaşımdı. Bunların ötesinde…
Vicdanını, düşüncesini ve gücünü halkı için kullanan büyük bir sanatçıydı.
Levent Kırca! Tüm yaptıkları için teşekkür ederim.
Biliyorum ki adını tarihin sonsuzlar listesine yazdırıp, ölümsüzlüğe eriştin.
Ve sizler! Levent Kırca’nın yiğit halkı… Bu gün… Büyük sanatçıyı son yolculuğunda
yalnız bırakmayacağınızdan eminim. Evet… Hakikatlerin boşa söylenmediği,
mücadelenin boşa verilmediği bilinsin, görülsün…

=======================================

Dostlar,

Soner Yalçın Türkiye’nin yetiştirdiği 1. sınıf devrimci aydınlardan biridir.
Kıratı, bu gün sonsuzluğa uğurladığımız Levent Kırca üstadımızdan geri değildir.
Yazdığı yazılar, kitapları, dik duran savaşımı, Silivri sınavı.. Soner Yalçın’ı yıldızlaştırmıştır.

Yarın ve sonrasında AKP -RTE’nin yüz karası ANKARA KATLİAMI sorumluluğunu
aydınlatmak için yazacağı çoook değerli yazıları okuyacağız.. Gereğini birlikte yapacağız. .

Karanlıkları yırtacağız.. İnsanlık onuru, kadim ANADOLU topraklarında bir kez daha
alçakları – hainleri – emperyalizmin maşalarını… alt edecek..

Altın fırsat bereket çok da yakın.. 1 Kasım 2015 genel seçimleri..
Oyunları bir bumerang gibi kendilerini vuracak..
Cumhur” u an gelip göğe çıkaran (!), an gelip seçim iradesini beğenmeyip yere çalan,
400 vekil istemini kan – şiddet – ölümle halka dayatan ikiyüzlü siyaset dibe vuracak..
Türkiye halkı o denli aptal – salak değil.. Öyle sananlara çok yakışıyor bu 2 sıfat..

Zor da değil…
Eyyy yurttaş, sandığa git.. Geçerli oy kullan!.. Katılım % 84’ten yukarı her 1 puan yükseldikçe AKP oyları da oransal olarak düşüyor.. 7 Haziran’da oy kullanmayan % 16’nın
(9,1 milyon seçmen) AKP seçmeni olmadığı kesin.. Bu kitle mutlaka seçime gitmeli..
AKP oyları sayısal olarak dondu, hatta geriliyor.. Salt seçime katılımı artırarak AKP’yi
tasfiye etme olanağı var.. Bu altın fırsatı iyi kullan Türkiye; sırat köprüsündesin,
farkında mısın? 
Kutsal yaşam hakkın bile artık tanınmıyor.. Ya ölüm ya AKP’ye oy!?

92 yıllık Cumhuriyet tarihinde hangi iktidar bu denli kanlı oldu??

Bir düşün.. Niye ??
Makarnaya, bulgura, avantaya, geçici işe, rüşvete .. OY’unu bu kez sakın satma!

Sevgi ve saygı ile.
13 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir