TERÖRLE İÇLİ DIŞLI OLMAK!

TERÖRLE İÇLİ DIŞLI OLMAK!

portresi

Dr. Ceyhun BALCI

Türkiye yakın tarihinin en karanlık ve ürkütücü günlerinden birisini yaşadı!
Seçimler yaklaşırken siyasetin kanla, canla biçimlendirilmesi girişimidir belki bu
kanlı saldırılar!
Ama, kim yaptı; ne çıkar sağlayacak gibi boş soru/yanıtlara odaklanmak kadar,
neden yaptı sorusunu da sormak gerekir.
Bir şey kesin!
Bu kanlı saldırının bir yitireni varsa o da Türkiye’dir!
Onlarca insanının yanı sıra, saygınlığını yitirmiştir!
Terörle içli dışlı olan herkesin başına gelebilecek türden bir olay yaşadık bu gün!

Ders alınabilirse kötülükten iyilik çıkmış olur!

ankara-patlama-haritasi,Vl9Tb69V0UC11ANyS8MZug

Bugünkü (AS: 10 Ekim 2015, Ankara) kanlı saldırı sonrasında yakın geçmişte yolculuğa çıkalım! İki binli yıllara girmeye hazırlanırken bölücübaşı Suriye’den çıkmaya zorlanmış ve
bu gelişmeyi izleyen birkaç ay içinde ele geçirilmişti. Başkalarından esirgediği ve
kendisinin zerrece hak etmediği adaletle yargılanarak yaşamboyu hapisle cezalandırılmıştı.

Yargılayan da sorgulayan da yaşıyor! Rastlantıya bakın ki; her ikisi de VP’de siyaset yapıyor.

Bugünün İmralı kıymetlisi o günlerde süt dökmüş kedi gibiydi.
Yanlış yaptığından ve her fırsatta aşağıladığı TC ile işbirliği yapmaktan söz ediyordu!

APO’yu Yargılayan Mehmet Turgut Okyay, bu yargılamadan kısa süre sonra Adıyaman’ın
Tut ilçesine bağlı köyüne yürüyerek gidebilecek denli güvenli ve terörden arındırılmış bir Türkiye manzarası vardı karşımızda!

Emperyalist proje partisi AKP’nin Türkiye’nin yönetimini ele geçirmesi; bununla kalmayıp biri birini izleyen seçimlerde egemenliğini pekiştirmesi “devletle işbirliğine hazır bir katille devletin işbirliğini” doğurdu!

Avustralya’dan, Hint Okyanusu’ndan ifadeye çağırılan subaylar koşarak ülkelerine dönerken; kevgire dönmüş ülke sınırlarından koşar adım içeri giren başkaları da vardı! Habur’da kurulan çadır mahkemelerinde ışık hızıyla aklanan eli kanlı katiller davul, zurna eşliğinde
utku kazanmış savaşçılar olarak ilçe ilçe dolaştırılmaktaydılar.

Devletle işbirliği zorunluluğunun ortadan kalktığını gören İmralı kıymetlisi, işi ilerletmeyip de ne yapacaktı? Bir adım sonrasında kitlesel asker tutuklamalarında, mahpus olacakların listesini hazırlama fırsatı bile buldu (APO). Yargılayanı değil ama sorgulayanı ve onun nezdinde terörle mücadeleye yıllarını vermişleri başarıyla saf dışı bıraktırabildi.

Şam’da namaz hevesiyle yanıp tutuşan kudretli AKP iktidarı bir gecede düşman olduğu Esad’ı yıkmak uğruna karşısına çıkan herkesle ve özellikle de dinci/bölücü eşkıyayla dostluğu ilerletti. Silah götüren cankurtaranlar yaralı getirirken; sınırdan içeriye iç savaştan kaçan umarsızların yanı sıra sayısı belirsiz terörist elini, kolunu sallayarak girdi.

Tam da bu ortamda açılım saçmalığı gereğince polis karakola, asker kışlaya hapsedildi.
Bu engin hoşgörü ve serbestlik ortamında belediyelerin iş makineleri bile teröristlerin başyardımcısı oldu çıktı. Dedektörlere yakalanmayan bomba düzenekleri, çoluk çocuklarının gözü önünde öldürülen subaylar, polisler! Uykularında katledilen güvenlik güçleri!

Cin şişeden çıkmıştı bir kez!

Yaklaşık iki buçuk aydır harekete geçen asker, polis yaşamsal bir mücadeleye girişti
teröre karşı! İlginçtir! Bu mücadele bile aklı başında pek çok kişinin de aralarında bulunduğu kimilerince “saray savaşı” olarak yaftalandı.

İki buçuk ayda kahpece öldürülen 150 dolayında asker, polis!
Onlara eklenen bir o kadar suçsuz yurttaş!

Son birkaç ayda akan kanda geometrik artış olsa da; son 6-7 yıldır terörle içli dışlı olmuş
bir Türkiye! Meslek örgütleri, sendikalar, siyasetçiler, demokratik kitle örgütleri ve hatta
dinsel topluluklar terörü övmekte, teröre güç vermekte sakınca görmediler.
Bu akıl almaz aymazlığın tek gerekçesi vardı oysa! BARIŞ!

Böylesi kutsal ve koruyucu bir gerekçe olunca birkaç mangal yürekli dışında
sesini çıkartanın olmamasına da şaşmamak gerekirdi!
Terörle böylesine sarmalanmış bir ülkede önce Suruç bugün de Ankara saldırıları yaşandı!
Elbette acımız büyük! Yastayız!
Ama, hiç olmazsa bu kez sorgulamayı akıl edebilecek miyiz?

Bugüne dek ne, nerede, nasıl, ne zaman ve kim sorularını sormakta kusur etmedik!
Bir önemli eksik vardı her seferinde atlanan!

“Neden?” sorusu her nedense sorulmadı! Unutkanlık mı bilinçli bir göz ardı ediş mi?
Bilinçli olduğuna kuşku yok! Bu soru sorulduğunda içine düştüğümüz gaflet, dalalet ve
hatta hıyanet tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacaktı çünkü!

Türkiye’nin terör sorunu emperyalist bir kurgudur! Terörün nedeni de bu kurgudur!

Bilinç körlüğümüz tedavi edilip, “nasıl” sorusunu sormadıkça; Ankara son olmayacaktır!
Bir sonrakine dek öfkemiz dinecek, acılarımız hafifleyecek ama bir sonrakinde
hepsi yeniden kabaracaktır!

=============================

Dostlar,

Meslektaşımız Dr. Ceyhun Balcı‘ya teşekkür edeiz..
Bu yazı önemli bir irdelemedir.

– Türkiye’nin terör sorunu emperyalist bir kurgudur!
Amacı Türkiye’yi ülkesi ve ulusu ile bölmektir, buna kanla razı etmektir.

20 Temmuz Suruç katliamıyla 34 yurttaşını kanlı bölücü teröre kurban veren Türkiye‘de,
24 Temmuz 2015’te başlayan PKK ve uzantılaruna dönük askeri süpürme operasyonu yerindedir, haklıdır, meşrudur ve ne yazı ki çoooook geciktirilmiştir AKP – RTE tarafından..

“AÇILIM – ÇÖZÜM SÜRECİ” saçmalığının birkaç yıl süren ayracı (parantezi) Türkiye’ye çoook cana mal olnuştur. Hem bu irrasyonel (akıl dışı) politikanın AKP -RTE tarafından sürdürülebilirliği kalmamıştır hem de 7 Haziran 2015 genel seçiminde % 13 oyla 80 vekil çıkararak AKP’yi tek başına 4. kez iktidar yapmayan HDP – PKK‘nin artık
terbiye edilmesinin = TBMM dışında bırakılmasının zamanı gelmiştir!..

Sonrası malum…
“Tek adam” Rus Ruleti oynamaktadır..
7 Haziran 2015 seçimlerinin sonucunu beğenmemiş, Cumhur’u kan ve gözyaşıyla terbiye ederek partisi AKP’ye 400 vekil verilmesi koşulunu dayatmıştır.. Dünyada örneği görülmemiştir!

Kan deryasının biricik sorumlusu Bay RTE ve alet ettiği AKP’dir.
Bu oyunu görmeyerek bu ikiliye 19 milyon oy veren yurttaşlar suça ortaktır!
Bu çıplak notu tarihe düşmek gerekmektedir.
1 Kasım 2015’te Türk halkı gereğini yapacaktır umuyor ve diliyoruz…
Ya da sonuçlarına katlanacak, koyu bir dinci – faşist karanlığa gömülecektir.

Sevgi ve saygı ile.
12 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir