Levent Kırca’nın sevenlerine son iletisi..

Levent Kırca’nın sevenlerine son iletisi..

LEVENT_KIRCA'nin_OLUMU-1_12EKIM2015

“1974’te TRT ile girdim yaşamınıza. O günden bu yana baya bir zamanınızı aldım.
41 yıl… Yürekten teşekkür ederim, anılarınızda bana yer açtığınız için.

Yaşamımda sayısız ödül aldım. Renk renk, biçim biçim. Altından olup da bir şey ifade etmeyeni de var, tenekeden olup da paha biçilmezi de. Aldığım ilk birkaç ödülü çalışma masamın üstüne koydum. Çalışacak yer kalmayınca camlı bir dolaba koydum. Dolap isyan edince odamı onlara tahsis ettim. Evi istila ettiklerinde ise sokakta kaldım.

Arada bir onları ziyaret ettiğimde hiç dertleri olmadığını gördüm. Üzerlerindeki toza rağmen şikayet edeni yoktu. Hepsi yerini biliyordu. Birbirlerine saygılılardı. Hiç kavga etmediler. Birbirlerini yemediler. Bir arada mutlu mesut geçindiler. Altından da olsalar, tenekeden de olsalar, hepsi birer ödüldü. Hepsi eşitti.

İki kardeş bir çorap yüzünden kavga edebilirler. Ama komşunun çocuğu sorun çıkardığında
iki kardeş birlik olur. Ev sahibi ile kiracı arasında problem olduğunda, bina yıkılacaksa birlik olurlar. O öbürünün tepesinden halı sarkıttığında kavga eden komşular, mahalle maçlarında birlik olur. Hacısı, ateisti takımı gol attığında sarılır, ağlarlar. Düşman ülke sana savaş açtığında ülke birlik olur. Toprağım dediğin adamın her işine koşarsın. Memlekette yüzünü bile görmek istemediğin, başka şehirde canın, memleketlin olur. Toprak aynı toprak, biraz tozlu, biraz killi. Su aynı su, biraz berrak, biraz kireçli. İnsan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?

Güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır.

Geçmişlerimiz ve benim kuşağımdaki insanlar için, eskiler her zaman daha güzel gelmiştir insana. Daha sağlıklı, daha diri, daha dertsiz gelmiştir. Daha adaletli, daha umutlu gelmiştir.

Eski zamanlar; “Ah o eski zamanlardır”

Bu mektubumu sizlere değerli bir film festivali vesilesiyle yazıyorum. O yüzden benim için
yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum.

Woody Allen’ın Midnight in Paris filminde zaman atlamaları vardır. Film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. Filmde o geçmiş dönemler içinde
Ernest Hemingway, Dali, Picasso, T.S. Elliot, Edgar Dega, Luis Bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. Hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. Hepsinin ağzından “Ahh, o eski zamanlar” cümlesini bir kez duyarız. Filmin ana önermesi ise sonunda en güzel ânın,
içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir.

Yaşadığımız şu an..

Şu an.. Elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. Ödül vermek onore etmektir.
Almaksa onore olmak. Düşünüp, cesaret edip, birşeyi yaşama geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. Bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. O işiniz için
ödül alırsınız. Yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın topyekün ödüllendirilmesi gibidir. Bu ödülün anlamı benim için çok büyük.

Bu ödülü de eve götüreceğim. Ama öbür ödüllerin arasında baş köşeye koymayacağım.
Ödülsen ödüllüğünü bil. Öbürrleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. O da onlarla birlikte tozlanacak. Onlardan biri olacak. Yaşam boyu onur ödülü de olsan, Cumhur’iyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam. Öbürleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. Çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir.

İster misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin?

Güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. Benim kuşağımda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı, şu an bilemiyorum.

Yine Woody Allen, ”Bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir.” der. Siz de yönetmensiniz. Ailenizi yöneten, işinizi yöneten.. Etrafınızı yöneten. ‘
‘Şu an”, yöneten. Birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun.

Dik durun…
Adil olun,
Sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin.
Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle.
Atatürk’le kalın,
Cumhuriyetle kalın,
Hoşçakalın!!”

================================

Güle güle büyük usta Levent KIRCA
Güle güle..

Bir kuyrukulu yıldız daha küçük ama fantastik gezegenimizi terk ederek
Evrenin sonsuzluğuna karıştı..

O’nunla “daha iyi bir dünyada buluşacağız”;
yani “DAHA İYİ BİR DÜNYA İNŞA EDECEĞİZ!”
Dik duracağız,
Adil olacağız,
Sabırlı olacağız; yani AYDIN ACULUĞU – SABIRSIZLIĞI – YILGINLIĞI GÖSTERMEYECEĞİZ..
Elbette BÜYÜK ATATÜRK ile kalacağız..
Elbette CUMHURİYET’i kutsal emanet bilip sonsuza dek yaşatacağız..

Usta; iletin (mesajın) alınmıştır, emrin olur..:
Işıklar içinde ol .. demeyeceğiz..

Sen kendin IŞIK – AYDINLANMA kaynağısın..

LEVENT_KIRCA'nin_OLUMU-2_12EKIM2015

Sevgi ve saygı ile.
12 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir