25 YIL SONRA BAHRİYE ÜÇOK ve TURAN DURSUN CİNAYETLERİ..

BAHRİYE ÜÇOK

Melek Esmer*

Yine aylardan Ekim; hüznün ve zamansız vedaların, bitişlerin ayı. “Atatürkçüyüm ben,
bir Cumhuriyet kadınıyım” diyenler için; 6 Ekim günü kalleşçe bir pusuyla evinin önünde öldürülen Bahriye Üçok, Ekim ayındaki hazin kayıplarımızın başında gelir. Çünkü Üçok savunduğu  görüşleri ve ödün vermediği ilkeleri yüzünden bu Ülkede suikasta kurban giden
“tek kadın” aydınımızdır.

Bahriye Üçok’u kısaca tanıtayım; 1919 yılında Trabzon da doğmuş, Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesini (Türk-İslâm Tarihi) ve eş zamanlı olarak Devlet Konservatuvarı “opera” bölümünü bitirmiştir.1953 yılında Ankara İlahiyat Fakültesine öğretim üyesi olarak atanan ilk kadındır. “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı teziyle doçentliğe yükselmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızcayı çok iyi bilen Üçok Kur’anı Kerime bağlı kalarak İslâm Dinini gerçekçi bir bakışla ve Dinin özünde olması gereken hoşgörü ile yorumlamıştır.

bahriye_ucok

Bahriye Üçok 1919-1990

1960 yılında aldığı tehditlerin artması üzerine akademik çalışmalarına ara vermiş, 1971 yılında Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY tarafından kontenjan senatörü seçilmiş ve 5 yıl boyunca Cumhuriyet senatosunda divan üyeliği yapmıştır. Siyasi tercihini 1977 yılında CHP den yana kullanmış ve bu partiye katılmıştır. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında Halkçı Parti kurucu üyesi olmuş aynı yıl Ordu Milletvekili seçilmiş, 1986 yılında SHP’ye üye olmuş ve parti meclisi Üyesi olmuştur.

Laik Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkelerine bağlı kalarak Atatürk Devrimlerine inanmış, O’nun ilkelerinin ışığında kadın haklarının en önde gelen savunucusu olmuştur. Savunduğu ilkeler ve dik duruşu nedeniyle, Şeriat yanlısı yobaz zihniyetin hedefine alınmıştır. Tüm tehditlere karşın  yılmadan aydınlanma mücadelesine devam etmiştir. Özellikle “İslam dininde örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığını” açıklayarak yüksek öğrenimdeki kızlarımızın başörtüsü kullanmalarının İslam diniyle ilgisinin olmadığını, türban ve sıkma-başörtüsünün Laik Cumhuriyet karşıtlığının siyasal simgesi olduğunu geniş kitlelere anlatmaya çalışmıştır. Bahriye Üçok, Kadının bilinçlenmesinin önemini, kadının özgür birey olmasının önemini anlatan ve Laiklik karşıtlarına karşı açıkça savaşan değerli bir aydınımızdı. Cumhuriyet Devrimlerimizin temel taşlarından en önemlisi olan “Laiklik ilkesini” sonuna kadar savunduğu ve gericiliğe direndiği için, “İslâm’a sınır koyanları öldürmeyi borç biliriz” diyen şeriat yanlısı bir örgüt tarafından “tesettür konusunda ki düşünceleri yüzünden cezalandırdık” açıklaması ile,  öldürülen ilk ve tek kadındır.

• İslâmdan dönenler ve yalancı peygamberler,
• İslâm devletinde kadın hükümdarlar,
• Atatürk’ün izinde bir arpa boyu,
• Şeriat sarmalında Türkiye,
• İslâm tarihi, Emeviler ve Abbasiler
adlı yapıtları olan Üçok,  Aly MAZAHERİ’nin “Ortaçağ da Müslümanlarnı günlük yaşayışları “adlı eserini de Türkçeye kazandırmıştır.

Kendisi 3 Ekim 1990 tarihinde SHP Genel Başkanlığına sunduğu raporda “irtica”yı,
“gücünü kutsal inançlardan alan şeriatçı mihrakların eylemleri” olarak tanımlamıştır

1950 de değişen iktidar yapısı ile Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerinden yavaş yavaş uzaklaşılmaya başlanmış ve Kur’an kurslarının ve İmam-Hatip okullarının çoğalması ile tesettür modası da artmaya başlamış, o gün Bahriye ÜÇOK’un dikkat çektiği Şeriat heveslilerinin uygulamaları çığırından çıkmış durumdadır ve 1990 larda aydınlarımızı kaba kuvvetle susturan ilkel zihniyet ne yazık ki halen iktidardadır.

Ülkemin aydın kadınlarından biri olan ve “Çağdaş İlahiyatçı” olarak tanınan Bahriye Üçok’u
6 Ekim 1990 tarihinde evine gönderilen bombalı bir kargo paketi ile haince öldüren “İslami hareket” isimli bir örgüt tarafından cinayet üstlenilmiştir. Benzer örgütler bugün de “ılımlı İslam” görünümünde Laik Cumhuriyeti çökertmek adına haince çalışmalarına devam etmektedir.

Atatürk Cumhuriyetinde ‘aklı özgür birey’ olmak onurunu taşıyan tüm kadınlar için Bahriye Üçok ölmemiştir; bedeni ortadan kaldırılmış olsa bile onun fikirleri ve savunduğu  ilkeler Çağdaş, Yurtsever kadınlara ışık tutmaya devam edecektir…
________
*ADD BDK Üyesi

========================================

Dostlar,

25 YIL SONRA BAHRİYE ÜÇOK ve
TURAN DURSUN CİNAYETLERİ..

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi aydın din bilgini
Doç. Dr. Bahriye ÜÇOK, tam 25 yıl yani çeyrek yüzyıl önce bu gün,
evine gönderilen patlayıcı madde içeren bir paketle öldürülmüştü.

fotosu

 

 

 

 

Ne yazık ki tetikçiler gerisindeki azmettiriciler hala yakalan(a)madı!??

– Bahriye hoca, namaz kılmanın ve oruç tutmanın
İslam dininde zorunlu olmadığını belgeleriyle yazmıştı.
– Türbanın da İslamda yeri olmadığını savlıyordu kanıtlarıyla..

Dinci yobaz, gerçekle yüzleşemedi ve “infaz” kararı verdi..

Allah’ın lanetinin sonsuza dek bu katillerin ve azmettiricilerinin üzerinde olacağı kesindir..
Bizim böyle olmasını dilememize bile gerek yok..

Aynı çağdışı karanlık anlayış, 1 ay önce bir başka aydın din bilgini Turan Dursun’a da kıymıştı.. 4 Eylül 1990’da..
O Turan Dursun ki, Kuran’ın 8 cilt gerçekçi yorumunu (tefsirini, mealini, enterpretasyonunu) yayımlamıştı… (Kaynak Yayınları)

portresi

“DİN BU” adlı görkemli kitabıyla İslamiyeti köhne boşinanlardan (hurafelerden) arındırmaya çabalıyordu.. Din simsarı yobaz,
halkın gerçek İslamı öğrenmesini istemedi, çünkü acımasızca sömürüsünü din üzerinden, onu alet ederek, kutsal duyguları
alet ederek sürdürmeye kararlı idi..

 

ADD Bilim Danışma Kurulu Üyesi Sayın Melek Esmer’in yazısını yukarıda paylaştık..
(Yazıdaki imla hatalarına dokunmadık.. http://add.org.tr/bahriye-ucok/)

İnsan aklı ve onuru elbet bu karanlıkları da aşacak..
Bu çabaya omuz vermek ne onurlu bir sorunluluktur..

Dinci – yobaz şu soruya yanıt vermeli :

  • Bu ülkede 120 bini aşan cami, binlerce kuran kursu, 35 yıldır zorunlu din dersi,
    bolca Arapça ve Siyer dersi, 86 İlahiyat fakültesi, 1.2 milyon İHL öğrencisi…… var…

Türkiye neden kalkınmış bir ülke değil?
Türkiye neden yolsuzlukta, ahlaksızlıkta, rüşvette, dolandırıcılıkta, zimmet – irtikap vb. suçlarda dünyada en önlerde geliyor??
Bunca namussuz, ahlaksız, ırz düşmanı, ihale fesatçısı, vakıf vurguncusu, filo sahibi,
din baronu… uzaydan mı geldi??

ERDEMLİ İNSAN nasıl yetişecek bu topraklarda??
İnsan, nasıl insan olacak / insanlaşacak bu coğrafyada??

Sevgi ve saygı ile.
06 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“25 YIL SONRA BAHRİYE ÜÇOK ve TURAN DURSUN CİNAYETLERİ..” üzerine 2 yorum

  1. “…Dinci – yobaz şu soruya yanıt vermeli …”

    Sevgili Saltık, Neden ‘Dinci’lerden mantıklı bir yanıt bekliyoruz? Onlar mantıklı olabilirler mi? Onları bir Ülkenin gelişmiş olması, olmaması ilgilendirir mi ki? Onlar için asıl olan, önemli olan “Öte Dünya” değil mi?
    “Yobaz, ilkel, bağnaz, hurafe vs. vs.” diyoruz da, neden kıvırtmadan, açıkça “Din” veya “İslam” demiyoruz?…

    Açık ve net konuşalım. İslâm sadece Uhrevi bir Din değildir; aynı zamanda bu Dünyayı da tanzim etmek iddiasında olan dayatmacı bir ideolojidir.
    Turan Dursun gerçeği gördü ve Dinden çıktığı için öldürüldü. (İslâmda Mürtedin katli vaciptir) Tevbe suresi 5. ayet gayet açıktır. “…faktulûl muşrikîne …” Allah’ı tanımayanları, Ona eş koşanları bulduğunuz yerde öldürün!
    Turan Dursun’u Müslümanlar öldürdü.

    Demem o ki, pışpışlamakla bir yere varılmaz. O nedenle senin sorunun,
    “Erdemli insan yetişecek bu topraklarda??…İnsan, nasıl insan olacak bu coğrafyada??….” yanıtı:
    Zor dostum, çoooook zor ! æ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir