Suay Karaman : “GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE”


“GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE”

 portresi_Anit_Kabir'de

Suay Karaman
05.10.2015

 

17 Eylül 1994 tarihinde “Bütün okullar imam hatip yapılacak” diyen Tayyip Erdoğan,
dikensiz gül bahçesinde bu isteğini gerçekleştirmektedir.

İstanbul’daki genel bir lisenin, imam hatip lisesine dönüştürülmesi mutluluğuna tanıklık etmek için, 28 Eylül 2015’te yeni eğitim-öğretim yılının açılış törenine Tayyip Erdoğan da katıldı.

Anayasasında laik devlet tanımı yapılan ülkemizde, yeni eğitim-öğretim yılının açılışı
Kuran okunarak yapıldı. 8 Ocak 1996’da “Ben belediye meclisinin dua ile açılmasından yanayım.” diyen Tayyip Erdoğan, şimdilik eğitim-öğretim yılının açılışını Kuran okutarak yaptırdı. Parlamentodaki bütün siyasal partiler dini kullandığı için, yakında elbirliğiyle TBMM’yi de Kuran okutarak açmaya soyunurlar.

Yeni eğitim-öğretim yılının açılış töreninde yaptığı konuşmada kendisinin de mezun olduğu imam hatip liselerinin önemine değinen Tayyip Erdoğan, eğitim sisteminden ve yeni kuşaktan beklentisini şu sözlerle açıkladı:

  • “Müslümanların kendi ölüsünü kendisi yıkayabilecek kabiliyete erişmesi gerekir, işin aslı budur, yoksa ölüler ortada kalır.”

    Ölünün nasıl yıkanacağını, kime ve ne zaman öğretirler bilinmez ancak dirinin nasıl soyulduğunu 13 yıldır siyasal iktidar örnekleriyle göstermektedir. Artık 17 – 25 Aralık (2013) arası ülkemizde “Yolsuzluk Haftası” olarak adlandırılmaktadır. Evden çıkan para sayma makineleri ve ayakkabı kutuları ile “Bilal” söylemleri belleklerdedir.

Yaratılan muhalefet boşluğu ve aydın aymazlığı gibi nedenlerle laik ve demokratik sosyal
bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, alıştıra alıştıra İslami bir cumhuriyete doğru dönüştürülmektedir. Laiklikten her sapış, bu dönüştürme projesinin bir parçasıdır.
25 Eylül 2015’te Köln’de düzenlenen basın toplantısında, yurt dışında seçim güvenliği için,
her sandığın başında din görevlilerinin olmasını isteyen ana muhalefet partisi genel başkanı da, bu dönüştürme projesi aşamasının gizli ortaklarındandır.

  • Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylanan
    iktidar partisi
    , yıllardır sivil darbe yapmaktadır.

Yaptıkları sivil darbe ile öncelikle eğitim ve hukuk alanını yoklayan siyasal iktidar,
anayasayı da hiçe sayarak, ayaklar altına almaktadır. Çünkü Parlamento’da bu iktidara
“dur” diyecek muhalefet yoktur. 23 Ağustos 2015’te yapılan parti meclisi toplantısındaki açıklamalarıyla bu sivil darbeyi yeni anlayan ana muhalefet partisi genel başkanı gibi
siyasal parti yöneticilerinin olduğu bir ülkede, demokrasiden söz edilemez.
Demokrasiden söz edilemediği gibi, tam bağımsızlıktan da söz etmek olanaksızdır.

Anayasada da yazıldığı gibi

  • Devletin görevi, gençleri Atatürk ilke ve devrimleri ışığında yetiştirmektir.

    Oysa dindar ve kindar nesil yetiştirmek isteyen siyasal iktidar, demokratik ve laik Cumhuriyetten intikam almaya girişmiştir.

    4 + 4 + 4 olarak adlandırılan ve laik eğitim sistemini dinci eğitime dönüştüren yasa çıkarılarak, imam hatipleşmenin önü açıldı. Öbür okulların ders programlarına Kuran-ı Kerim, Peygamberin Hayatı (AS: Siyer) gibi dersler eklenerek, tüm okulların imam hatipleştirilmesine olanak tanındı. Milli eğitim, kimidinci vakıf ve tarikatların yönettiği bir alan durumuna getirildi. Sivil darbe yaparak anayasayı tanımayan siyasal iktidar, kendilerine karşı örgütlü ve güçlü tepki verilmeyince istediklerini rahat rahat gerçekleştirmeye başladı.
    Bunun sonucunda laik ve demokratik rejimimiz elimizin altından kaymaya başladı.

Tayyip Erdoğan ve benzerlerinin geçmişteki söylem ve eylemlerini unutarak,
“gömlek değiştirdi”, “demokrasi yolunda müthiş adımlar atılacak” diye TV programı yapanlar, gazetelerde yazanlar, bugün “Geçmiş Olsun Türkiye” demektedirler.

Geçmişte yazdıkları yazılarla Fethullah Gülen’e övgüler düzenler, bugün Atatürk’e sıkı sıkı sarılmaktadırlar. Büyük paralar ve projeler dönen basın sektörünün patron ve yöneticileri de,
dar ufukları ve çıkarları nedeniyle bugünlerin hazırlayıcılarındandır. Tayyip Erdoğan ve ekibinin ne olduğunu ve değişmeyeceğini söyleyenlere paranoyak diyerek dudak bükenler, bugünlerin de sorumluları arasındadır.

Ancak durum ne denli kötü olursa olsun, koşullar ne denli zor olursa olsun, Mustafa Kemal gibi düşünerek, bugünlerin de üstesinden geleceğimiz bilinmelidir. “Geçmiş Olsun Türkiye” söylemi, teslimiyetçiliktir, mücadeleden kaçmaktır. Atatürk’ün gençleri dün olduğu gibi, bugün de, yarın da bu ortaçağ artığı aydınlık düşmanlarına karşı örgütlü mücadeleyi sürdürecek ve zafer kazanacaktır..

==================================

Dostlar,

Türkiye kritik bir tarihsel kavşakta…
Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olan Siyasal Parti, iktidarı bırakmıyor!.

7 Haziran’da seçimi yitirerek iktidardan düştü ama türlü politik oyunlarla eylemli olarak (fiilen) iktidarı gasbetmiş durumda aylardır..

Bir muhteris adam, yıllarca tek parti iktidarı ile Başbakanlık yaptıktan sonra,
yetkileri parlamenter rejimlerde örneği görülmnedik düzeyde artırılmış Cumhurbaşkanlığı makamını da beğenmeyerek “Başkan” olmak ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kendi deyimiyle
bir “anonim şirket” gibi yönetmek istiyor!

Ve bu süreçte Makyavel’in dudaklarını uçuklatacak her türlü yönteme başvurularak
“güç” elede tutulmaya, iktidar devredilmemeye, muhalifler sindirilip – eritilmeye çalışılıyor..

“2023 hedefleri” ne kilitlenmiş bir siyasal kadro, kara bulutlar gibi çökmüş Ülkenin ufkuna!
“Anadolu Federe İslam Devleti” ve Halifelik – Yeni Osmanlıcılık artık saklamadıkları hedef.

Umut 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde…
Ya bu “dud-i mauannit” (inatçı bulutlar) dağıtılır ya dağıtılır..
Başka seçenek yok..
Bu halk gereğini yapacaktır 1 Kasım!da; “AKP – RTE parantezi” ni reddeecektir.

Sevgi ve saygı ile.
05 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir