TSK’dan önemli açıklama ve Çağrışımları..

TSK’dan önemli açıklama
ve çağrışımları..

GENELKURMAY Başkanlığı, son 24 saat içinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 4 ayrı noktada karayolunun PKK’lı teröristler tarafından kesildiğini, 1’i korucu 2 kişinin öldürüldüğünü, 1’i otobüs
4 aracın yakıldığını, 1 korucunun kaçırıldığını, 6 bin 400 kase yoğurdun gasp edildiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
(http://www.tsk.tr/4_olaylar/4_2_onemli_yurtici_olaylar/onemliyurticiolaylar.html, 18.8.15)

ERZURUM’da 1 KORUCU ŞEHİT, 1 ŞOFÖR ÖLÜ

* Erzurum Şenkaya’da 17 Ağustos 2015’te saat 09.00’da bir grup terörist, Erzurum-Ardahan karayolunu keserek, bir yolcu otobüsünü yakmıştır. Durdurulmaya çalışılan minibüslerden birinin kaçma girişiminde bulunması üzerine ateş açılmış ve minibüs şoförü vefat etmiştir. Aynı gün saat 15.40 sıralarında keşif amacıyla bölgede bulunan unsurlara saldırı düzenlenmiş, bir Geçici Köy Korucusu şehit olmuştur.

HİZAN’DA 1 ONBAŞI YARALI

* Bitlis’in Hizan İlçe merkezinde, İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğüne saat 18.30’da uzun namlulu silahlar ile saldırıda bulunulmuştur. Unsurlarımız tarafından anında karşılık verilmiştir. Saldırı sonucunda bir Jandarma Uzman Onbaşı yaralanmıştır.

Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde saat 23.15’te bir grup terörist tarafınan Tatvan Jandarma
Özel Harekât Tabur Komutanlığı Nizamiyesine yaklaşan plakası belirsiz bir araçtan
5-6 el ateş edilerek silahlı saldırıda bulunulmuştur.

KÖY KORUCUSU KAÇIRILDI

* Van’ın Çatak İlçesi’nde saat 17.30’da bir grup terörist tarafından, Övecek Mahallesinde, Siirt-Çatak karayolu trafiğe kapatılmış, durdurulan bir Geçici Köy Korucusu,
kullandığı minibüs ile kaçırılmıştır. Kaçırılan Geçici Köy Korucusu, aynı gün saat 20.00 sıralarında ailesini cep telefonundan arayarak, Bölücü Terör Örgütü mensuplarının kendisini Dalbastı Mahallesinde serbest bıraktığını ve 18 Ağustos 2015 günü eve geleceğini söylemiştir.

TUNCELİ’DE 3 ARAÇ YAKILDI

* Tunceli’nin Ovacık İlçesi’nde bölücü terör örgütü mensubu bir grup terörist tarafından, saat 15.30 sıralarında Tunceli-Ovacık karayolu kesilmiş, propaganda ve kimlik denetimi
yapılarak trafik akışı belli bir süre engellenmiş ve 3 araç yakılmıştır. Ardından karayolu saat 19.40 sıralarında trafiğe açılmıştır.

* Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde 2’si kadın 5 terörist tarafından saat 15.00’da karayolu Hisarkapı bölgesinde, kesilmiş bir vatandaşa ait araç durdurularak, araçta bulunan 6 bin 400 kase yoğurt gasp edilmiştir.

====================================

Dostlar,

Şimdi bu eylemlere ne ad vermek gerek ?

Doğu – Güneydoğuda yaşayan çoğunluğu oluşturan Kürt nüfusa bölgesel özerklik istemi böyle mi sağlanır? Koskoca bir devlet çapul eylemleri ile ikna edilip masaya oturtulabilir mi? Bu eylemleri PKK hemen reddedebilir mi, yoksa örtük ve kendince denetimli (kontrollü) terör ile sonuç alabileceğini mi ummaktadır?

Örgüt yöneticileri, örgüt bu eylemlere yönlendiriliyorlar ise durup efendilerinin
ne amaçladığını bir kez daha düşünmelidirler.

Örgüt militanları, komutanlarınca bu eylemlere yönlendiriliyorlar ise,
onlar da bir kez daha durup, efendilerinin ne amaçladığını bir kez daha düşünmelidirler.

Bu yolun çıkmaz sokak olduğunu, kendi tabanlarında bile geçici güç gösterisi,
balon gibi sönümlenmeye mahkum anlık psikolojik üstünlük sağlama ötesi katkı vermeyeceğini görmeliler.. Halkın katında da çapul eylemi – eşkıyalıktan öte değildir..

Yok PKK ve uzantıları yapmıyor ise kim yapıyor? Türkiye’de başkaca bu bağlamda
eylem yapacak örgüt biz bilmiyoruz.. PKK ya bu çapul eylemlerini reddetmeli ya da yakalanmaları, engellenmeleri için güvenlik güçlerine destek vermelidir.
(Bu eyleminin onu meşrulaştırmayacağı olgusunu belirtmeye sanırız gerek yoktur..)

Hele işe “insan öldürme” eklenirse tablonun rengi büsbütün değişir. Çünkü can yitiğinin telafisi yoktur ve acımasız bir sarmala bürüyebilir “tarafları”. (PKK, uluslararası hukuk terimiyle “Devletle denk çarpışan taraf” anlamına gelmemek üzere!)

Dikkat buyurulursa, son 2 paragrafın sonuna ayraç içinde çekince – rezervasyon tümceleri koyduk. Konu gerek ulusal hukukta gerekse uluslararası hukukta ve özel olarak da insan hakları hukukunda nazik boyutlar taşımaktadır. Uluorta kalem sallamaktan kaçınmak ve teknik anlam taşıyan terimleri alan bilgisine dayalı olarak özen ve sorumlulukla kullanmak gerekir.

Şu son örnek de tipik :

“Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde saat 23.15’te bir grup terörist tarafınan Tatvan Jandarma
Özel Harekât Tabur Komutanlığı Nizamiyesine yaklaşan plakası belirsiz bir araçtan
5-6 el ateş edilerek silahlı saldırıda bulunulmuştur.”

Koskoca bir jandarma “özel harekat” taburunun nizamiye kapısına dek gelerek,
öncü gözcüleri aşarak?– ateş etmek ve askeri yaralamak.. hangi akla hizmettir?
Arı kovanına çomak sokmak mıdır? Bir aydınlatma fişeği ardından veya termal kameralı görüş ile karşı ateş açarak araç içindekilerin imhası birkaç dakikalık iştir (makinalı ile tarama, tanksavar, el bombası…)

TSK tahrik edilerek daha çok kan dökülmesi sağlanırsa, bu eylem Türkiye’yi nereye taşır?? Bu soru üzerinde düşünmek gerekir.. PKK, güvenlik güçlerini üzerine çekerek denetimli karmaşayı (kontrollü kaos) sürdürmek hatta tırmandırmak istemektedir. Kuşkusuz bu basit, 2 adımlık analizi yapmaktan Türkiye’nin Devlet aklı asla aciz değildir. Ancak yine de meydanı boş bırakmak ve örgütün güç propagandasına ve alan denetimine izin vermek hiç doğru olmaz.

Bu jandarma özel harekat taburu nizamiye karakolu saldırısında araç lastiklerine ateş edilerek saldırganların hareketsiz bırakılması, ardından gece görüşlü helikopter – İHA ile…. etkisizleştirilmesi, izlenerek yakalanıp adalete teslimi olanaklı iken neden böyle yapılmadığını hiç ama hiç anlayamadık!?

AKP – RTE hala frenlemekte midir TSK’yı??

Doğrusu jandarma özel harekat taburunun bu saldırıda teknik zafiyeti olacağını
hiç sanmıyoruz.Kaldı ki  telsiz haberleşmesi ile bölgede daha yetenekli askeri
güç olanaklarının (unsurlarının) devreye sokulması saniyeler içinde olanaklıdır.
Olayın üzerinden 17 saati aşkın zaman geçmiştir. Yeni bir açıklama ile bu saldırganların yakalandığını duymak istiyoruz.. (Ama TSK webinde şu dakikalarda, 18.8.2015, 17:32 yeni bilgi yok.. Genelkurmay Başkanlığı devir – teslim töreni gündemde..).

TSK ve öbür güvenlik güçleri şehit ve gazi vererek son derece önemli bir yurt savunması hizmeti vermektedirler. Acziyet görüntüsüne asla izin verilmemelidir.

Ancak Devlet, “her şeye karşın” mutlaka hukuk içinde kalmak zorundadır.

Bunu, tersinin yapıldığı gibi bir ima yüklemeden, vazgeçilmez önemi nedeniyle
döne döne vurguluyoruz.

Silah kullanma tekeli devlete, hukuk devletinin net ve kesin sınırları içinde verilmiştir. Savunma ve caydırma en başta gelen 2 ilkedir, gerekçedir. Ülkenin – insanımızın – güvenlik güçlerimizin can (ve mal) güvenliği söz konusu olduğunda;

– seçeneksiz (zorunlu),
– aşamalı (kademeli),
– ölçülü ve orantılı

olmak koşulları ile Devlet güçleri silah kullanabilir. Gerek iç hukukta gerekse
uluslararası hukukta yeterince ve açıklıkla düzenlenmiş normatif (pozitif) yasal kural vardır. Bu bağlamda sorun yoktur.

Bölücü maşa terör örgütü PKK‘ya muazzam çokuluslu dış desteğin kesilmesi
1. koşuldur. ABD – AB – İsrail – İngiltere – Almanya ne yazık ki, önde gelen “trajik” (stratejik?!) müttefikleridir Türkiye’nin! 1984’ten beri PKK’yı doğuran ve bugünlere getiren..

Ardından, yalıtılan ve dış lojistik desteği kırılan emperyalizmin taşeronu örgütün
iç kamuoyunda psikolojik olarak yalnızlaştırılması ve dışlanması gelmelidir.
Gerisi, klasik kolluk operasyonlarına indirgenir ki, sonuç almak çok uzamaz..

Tüm bunların başarılabilmesi için ise, “bölücü terörle kararlı mücadele yapacak hükümetler”, kalıcı (istikrarlı) bir siyasal irade gereklidir.

Türkiye’de zincirin en zayıf halkası budur. AKP-RTE, 2002 sonunda iktidar yapıldıklarında, bitmek üzere olan PKK ile mücadeleye devam etmek yerine “müzakereye” yönlendirildiler ve kendilerine biçilen bu misyonu akıl almaz biçimde /
ya da politik tercihleri gereği, BOP eşbaşkanlığı şemsiyesi altında üstlendiler!
Üstelik silah bırakmayan bir terör örgütü ile.. Dünyada örneği görülmedik biçimde
masaya oturdular!

*****

20 Temmuz 2015 günü mü (Suruç kıyımı!) AKP – RTE’nin kafasına saksı düştü?
Hayır!
HDP’nin (ve MHP’nin) yükselen oyları AKP’yi iktidardan edince, kaçak saray sakini
Bay RTE‘nin etekleri tutuştu. Kanlı karmaşa (kaos) planı yürürlüğe kondu ve
MHP – HDP’ye kaçan emanet oyların geri alınması hedeflendi.
Oyun bundan ibarettir.
Zoraki yinelenecek (erken seçim değil!) seçimde AKP 276’yı aşarsa,
kaldığı yerden “AÇILIM sürecine” devam edecektir.
Bu bir geçici parantezdir..
Köprüyü geçene dek ara vermedir.. (Nizamiyeye ateş açan araç neden yakalanmadı??)
Olan Mehmedimize, polisimize, korucumuza, masum ve yoksul halka olmaktadır!
Kanlı ve acı faturayı 18 bin TL bulamadığı için “paralı askerlik” (!?) yapamayan
yoksul aileler ödemektedir..

AKP – RTE, yaklaşık 5 yıldır sürdürdükleri PKK ile “müzakere” politikasını bırakmaları için yıllardır eleştirilmektedir. Cini şişeden çıkartan onlardır. Şimdi ise halkın oyları da
bu eleştiriler yönünde gerçekleşip iktidardan olunca, suret-i haktan görünmeye başladılar.
Takiyyedir!
Asla inanmamak gerekir.
Yinelenecek zoraki seçimde halkımız bu oyuna gelmemeli ve bugünkü musibetimizin – felaketimizin asıl sorumlusu AKP – RTE ikilisine hak ettiği dersi mutlaka vermelidir. Seçim sandığına gömülmelidirler ve hızla dağılarak (rant örgütü!) siyaset çöplüğüne atılmalıdırlar..

57 milyona yaklaşan Türk seçmenine düşen tarihsel misyon; Tayyip bey beğenmedi diye zorla yineleteceği Kasım 2015 seçiminde tam da budur!

RTE ve Başkanlık – Halife sultanlık takıntısı uğruna ateşe attığı güdümlü AKP’den kurtulmadıkça Türkiye’ye rahat ve huzur yoktur..

Hatta RTE’den kurtulmadıkça, AKP’nin artık yaşam şansı kalmamıştır.

AKP’nin aklı başında yöneticileri ve tabanı, artık taşınamaz duruma gelen bu safrayı,
narsistik kişilikli iflah olmaz RTE’yi– sırtlarından atmadıkça Türk siyaset sistemi içinde varlıklarını sürdürme olanağının kalmadığını, eminiz bizlerden daha yetkinlikle değerlendiriyorlardır.

Sevgi ve saygı ile.
18 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazının pdf biçimi : TSK’dan_onemli_aciklama_ve_cagrisimlari

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir