Dünyada Nükleer enerji gözden düşüyor! Ya Türkiye de??

Dünyada Nükleer enerji gözden düşüyor!
Ya Türkiye de??

Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden neredeyse dört yıl geçti (AS: 11 Mart 2011).
Facia, dünya çapında nükleer enerjiye bakışı önemli ölçüde etkiledi.

“Fukuşima faciası nükleer enerji konusunda küresel bir kilometre taşı.”

Çevre örgütü Greenpeace tarafından facianın dördüncü yıl dönümü öncesinde açıklanan
bir rapora göre, nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor.
Dünya çapındaki nükleer santrallerde üretilen elektrik miktarının 2011’de %4, 2012’de de %7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, özellikle Japonya’daki tüm santrallerin kapatılmasının etkili olduğu, ancak buna ek olarak Almanya, Fransa, Finlandiya, Güney Kore ve ABD’nin de aralarında bulunduğu toplam 16 ülkede söz konusu miktarda azalma kaydedildiği belirtiliyor.

Nükleer santrallerin faturası kabarıyor

Greenpeace, birçok ülkenin Fukuşima sonrasında nükleer enerjiye geçiş planlarından vazgeçtiğini veya bu planları ertelediğini anımsatıyor. Raporda ayrıca güvenlik konusundaki yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması nedeniyle, santrallerin işletmesinin de giderek daha pahalı olduğu vurgulanıyor.

“Yenilenebilir enerji ciddi rakip”

Her yıl açıklanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu‘nun hazırlanmasına da öncülük eden bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider ise küresel trendleri şöyle özetliyor:

“Nükleer santrallerden gelen elektriğin üretim giderleri son yıllarda önemli ölçüde arttı.
Bu önemli bir gelişme, çünkü başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere tüm öbür teknolojilerin masrafları azalıyor. Yenilenebilir enerji ciddi bir rakip, ayrıca Avrupa’da elektrik tüketimi de geriliyor.”

Finansmanı zor

1997’de “alternatif Nobel” olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü‘ne layık görülen enerji analisti Mycle Schneider, 1970’li yıllarda altın bir geleceği olduğuna inanılan nükleer santrallerin, günümüzde finansmanının bile zorlaştığına dikkat çekiyor.

“Bugün nükleer santrallerin finansmanını üstlenen tek bir büyük ticari banka bile kalmadı.
Tüm kredi derecelendirme kuruluşları yeni bir nükleer santrale yatırıma olumsuz not veriyor.” diyen Schneider, buna karşılık, Siemens örneğinde olduğu gibi nükleer enerjiye vedanın da,
bu kuruluşlardan olumlu not kazandırdığını hatırlatıyor. Nükleer santral inşaatlarının sayısının ise çok az olduğunu ve yalnızca belli sayıda inşaat şirketinin ayakta kalmayı başarabildiğini belirten enerji analisti, son olarak, kendini dünyanın bir numarası olarak lanse eden Fransız Areva şirketinin kredi notunun 2014 sonunda ıskarta düzeyine indirildiğine dikkat çekiyor.
Rus Atomenergoprom şirketinin notunun da, birkaç gün önce aynı biçimde ıskarta düzeyine çekildiğini kaydeden Schneider,

“Yani özetle finans dünyası, hangi ülkeden olursa olsun, nükleer enerji şirketlerine
kötü not veriyor
.” tespitinde bulunuyor.

Tam bir devrimin ortasındayız”

30 yılı aşkın süredir nükleer enerji alanındaki gelişmeleri izleyen Schneider, gelecek yılların enerji sektöründe ne gibi değişikliklere gebe olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

“Tam bir devrimin ortasındayız. Deutsche Bank ya da İsviçre’nin en büyük bankası olan UBS’in en yeni analizleri oldukça ilginç. UBS, binanın çatısına konacak bir güneş enerjisi sisteminin ve elektrikli bir taşıtın 2020 yılında birçok insan için karlı olacağını hesaplamış. Bu tür gelişmeler tüm enerji sistemini baştan aşağı değiştirecektir. Deutsche Bank’ın tahminlerine göre ise, tüketicilerin güneş enerjisi ile kendi ürettikleri elektrik birçok ülkede şimdiden şebekeden gelen elektrikten daha hesaplı. Bu da, geleceğin enerji piyasasında geçerli olacak kuralların günümüzdekiler ile yakından uzaktan ilgisi olmayacağı anlamına geliyor.”

Nükleer enerji sektörünün geleceği

Bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider, tüm bu gelişmelerin nükleer enerji sektörü için ne anlama geleceğini tek bir kelimeyle özetliyor, “felaket!”.

© Deutsche Welle Türkçe, Gero Rueter
(http://www.dw.com/tr/n%C3%BCkleer-enerji-g%C3%B6zden-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCyor/a-18304747)

========================================

Dostlar,

Herkes gider Mersin’e, biz tersine.. benzeri bir tekerleme vardı değil mi??

Almanya_nukleerden_vazgeciyor

AKP iktidarı Akkuyu ve Sinop nükleer güç santrallari için “dayatmayı” sürdürüyor..
Arka yüzünü biliyoruz ama yazarsak suç olacak..
Bu da AKP’nin “ileri demokrasi” si değil mi..
Kediye kedi, haine hain, hırsıza hırsız, adama cüdam.. diyemiyorsunuz.
Müddei iddiasını ispatla mükelleftir..” diye 140 dB öfke patlamasıyla yanıt / gözdağı
tepelerden geliyor..

Bir de siz “öyle olmadığını” kanıtlamak için adım atsanız??
Örneğin İsviçre bankalarında milyarlarca Dolar serveti olmakla suçlanan bir ülke yöneticisisiniz.. “İspatlamayan müfteridir..” çığlıkları yeter mi?? Yoksa suçluların telaşı mıdır?
Yetiyor herhalde ki o partilere, ahlakı bozularak yolsuzluğa ortak edilenler
milyonlarca oy yağdırıyor!?

Biliyoruz ki bu ülke (İsviçre) kişilerin banka hesap bilgilerini 2. ülke ya da kurumlara vermiyor..
Yaz bir yazı bu bankalara ve kamuoyu önünde çık açıkla, bu bankaları senin hesaplarını
resmen açıklamaya yetkili kıl.. Durum ortaya çıksın.. (Deniz Baykal aynen böyle yapmıştı!) Varsa milyar Dolarlar biz de bilelim ve mal bildiriminde gösterip göstermediğine bakalım, “nerden buldun?” diyelim, “neden bildirmedin?” diyelim vs. “Neden Türk bankalarında değil servetin?” diye soralım.. Ya da yersiz damgalamaya kalkanları hep birlikte ayıplayalım..

Yaygın söylem – bilgi o ki; nükleer güç santrali yapımında %20-25 arası maliyet,
o ülke yöneticilerine verilen “komisyon” (= post-modern rüşvet!)..

Türkiye’de “haşa”, böyle olmadığını kanıtlamak, şayiayı defetmek kime düşüyor??

Akkuyu’da ÇED raporu mahkemede iken inşaatı sürdürmek, olmadı mahkeme iptal etse bile geriye dönüşün olanaksızlığı durumu yaratmak, olmadı Çevre Yasası’nı değiştirip istenen projeleri ÇED Raporundan bağışık tutmak… Yargısından Yasamasına hepsi Yürütme’nin emrinde.. Güçler ayrılığı değil, Güçler birliği! Bu rejimin adı ne? Totaliter rejim..
Yani? “Total” tüm – toplam yetkiler 1 kişide..
Peki bu kişinin sıfatı o zaman “Diktatör” olmaz mı? Söyleyin de görün, hemen hakaret davası
ve ertelenmeyen cezalar, fiilen infaz edilerek insanların hapse atılması..

Yaşasın AKP iktidarı ve bu bezirgan saltanatına son olarak 7 Haziran 2015’te 18+ milyon oy yağdıran “necip milletimiz”.. Toplam kayıtlı oyların %32’si ama seçim sistemi cilveleri,
seçime katılmayan %14, iptal edilen – geçersiz oylar ve net %41 olarak yansıyan oran..
Ve de TBMM’de 258/550 = %47 oranı ile temsil gücü..

Daha ne denli ve nereye dek Heyy Lordum!??

Sevgi ve saygı ile.
13 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
NÜSED Önceki 2. Başkanı
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Dünyada Nükleer enerji gözden düşüyor! Ya Türkiye de??” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir