Hüsnü Mahalli : Esad sizi savundu

Esad sizi savundu

‘Arap Baharı’ denilen o rezil oyun ile birlikte Tunus ve Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidara taşındı. İktidar değişimi ile Müslüman Kardeşlerin gücü Yemen’de arttı. Libya’da Kaddafi’nin devrilmesi ile Müslüman Kardeşler ve her türlü İslamcı grup ülkeyi darmadağın etti.
Sıra Suriye’ye gelmişti.Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere Körfez ülkeleri, AKP yönetiminde Türkiye ve ‘Suriye Dostu Grubu’ adı altında toplaşan yüz kadar emperyalist, sömürgeci ve işbirlikçisi ülke Suriye halkının üzerine çullandı.
2008-2009’da Kerry’nin iki kez  ‘Bölgenin en çağdaş, laik ve umut veren lideri’ dediği Esad,
aniden ‘zalim, diktatör ve halk düşmanı’ ilan edilmişti. İlan edenler arasında en ilginç olanları ise dünyanın en geri kalmış, çağ dışı, ilkel, bağnaz, rezil, ahlaksız ve demokrasi ve özgürlüklerle zerre kadar ilişkisi olmayan Arap Kral, Emir ve Şeyhleri var. Bu kral, emir ve şeyhlerin milyarlarca doları Türkiye üzerinden Suriye’ye akmaya başladı.
Bu dolarlarla dünyanın dört bir yanından binlerce ruh hastası, sapık ve katil Suriye’ye taşındı.
Türkiye üzerinden.. Herkes için tek bir slogan ve amaç vardı :
‘Biz Sünniler el ele verip kafir Alevi Esad ve Suriye’deki tüm Alevi ve Şii yandaşlarını
yok etmeliyiz’. 
Herkes bu amaca yönelik hareket etmeye başladı.
Alevi ve Şii köy, kasaba ve şehirler hedef seçildi.
Haziran 2011’deki ilk terörist saldırılardan bu yana her Alevi ve Şii ailede en az iki şehit var.
O günden bu yana ordu, güvenlik güçleri ve halk savunma gruplarından on binlerce şehit düştü.
Birçoğu da hunharca ve vahşice şehit edildi.
Ama Esad, Suriye devleti, ordusu ve halkı direndi.
Dünya tarihinde böyle bir mücadele görülmemiştir.
Suriye dünyanın en gaddar, kanlı, aşağılık ve insanlık dışı evrensel bir saldırıya karşı koydu. 
Bu direniş ve karşı koyma bölgemizi ve dünyayı büyük bir beladan kurtardı.
Suriye direndi diye Mısır halkı ve ordusu Müslüman Kardeşleri devirdi.
Suriye direndi diye Tunus halkı Müslüman  Kardeşlerden kurtuldu.
Suriye direndi diye Lübnan İslamcıların eline geçmedi.

Suriye direndi diye Erdoğan’ın halifelik ve
sultanlık hayalleri çöktü.

Çöktüğü için de Erdoğan bu kadar kızdı Esad ve Sisi’ye.
Çöktüğü için de hep mezhepsel söylemlerini ön planda tuttu.
Kılıçdaroğlu’na bile ‘ Alevi olduğun için Alevi Esad’a destekliyorsun’ dedi.
Peki liberallerimiz, sözde solcu aydınlarımız, garip demokratlarımız ne yaptı.’Arap Baharı’nı destekledi ve utanmadan ‘ Diktatör Esad da devrilmeli’ dedi.
Geldikleri nokta ortada. Çok net, açık ve keskin ifadelerle söylüyorum :
Suriye ordusu, halkı, güvenlik güçleri ve Esad direnmeseydi
bugün başta Türkiye olmak üzere tüm coğrafyamız kapkara olacaktı.
Ana şemsiye Müslüman Kardeşler altında tüm ruh hastası, sapık ve mezhepçi
öldürmeye programlanmış katil sürüleri her tarafı yönetecekti.Bir düşünün görüntüleri bile ürpertici olan IŞİD, Nusra, ÖSO ve benzeri yüzlerce çetenin yüzbinlerce ruh hastası elemanları etrafımızda dolaşacak ve hepimize çağ dışı bir yaşam biçimini zorla kabul ettirecekti.İnanın bana böyle olacaktı.

Şimdi onların işgali altındaki Suriye ve Irak bölgelerinde bunlar oluyor.
İnanın bana böyle bir yaşama bir hafta bile dayanamazsanız.
Esad direnmeseydi Türkiye şimdi yaşadığı karanlığın bin katını yaşayacaktı.
Siyasal, sosyal, kültürel, dinsel ve mezhepsel olarak.
Suriye halkı direndi hepimiz kazandık.
Kazandığımız için birileri çıldırıyor.
Kazandığımız için Suriye’yi  dağıtmak için her türlü ihanetin içine giriyorlar.
Allah’ın kutsadığı Şam’a dokunanlar bir gün gelir Allah tarafından cezalandırılacaktır.

Ben buna inanıyorum ve Suriye direnişinden onur duyuyorum.
Barış, dostluk, kardeşlik, sevgi ve insanlıktan yana herkes adına.
Ne olur bu yazıyı 2-3 kez okuyun ve neden doğru söylediğimi anlayın.
Çünkü Suriye, Türkiye ve tüm coğrafyamızın sizin sağ duyu, dayanışma ve
desteğinize ihtiyacı var.
Suriye kurtulursa size de birilerinden ve onların karanlık dünyalarından kurtulacaksınız.

===================================

Dostlar,

Ortadoğu ve özellikle Suriye konusunda uzman gazeteci – yazar Sayın Hüsnü Mahalli,
özellile son 4 yıldır, Suriye’ye dönük iğrenç – kanlı emperyalist güruhun saldırından bu yana adeta bir pusula hatta kutup yıldızı gibi bize yol göstermekte.
Yazıları, yorumları, TV programlarındaki katkıları büyük ölçüde doğrulandı.

Bu yazısı on yılların en önemli makalelerinden biri. Dilediği gibi birkaç kez okunmalı ve üzerinde düşünülerek paylaşılmalı.

Suriyeli yiğit direnişçi kardeşlerimize ve onların önderi meslektaşımız tıp doktoru
(göz hastalıkları uzmanı) Beşar Esad‘a, bu haklı kavgalarında kararlı anti-emperyalist duruş sergileyerek başından bu yana Suriye’ye destek veren komşularımız İran ve Rusya ile uzaklardaki dev Çin’e, Lübnan’a… çooook teşekkür borçluyuz.

Türkiye ise bu süreçte 4 yıldır onursuz ve sefil bir dış politika izledi :

– Emperyalizmin safında yer aldı, dahası maşası ve taşeronu oldu
– Komşusunu hasım edinerek Batı emperyalizminin gözüne girmek istedi
– Suriye’de iç savaşı, rejime karşı kalkışmayı en geniş anlamda destekledi
– Dünyanın her yerinden gönderilen ücretli IŞİD cihatçılarını topraklarından geçirdi..
– Yaralı IŞİD cihat militanlarına sağlık hizmeti verdi, sakladı, barındırdı
– MİT TIR’ları ile silah ve cephane yolladı ve halkına gerçekleri söylemedi
– “Şam’da Emevi camisinde namaz kılacağız” diye psikolojik savaş yürüttü.
– BM’nin sınırların değişmezliği ilkesini, sıranın kendine geleceğini görmeden derin aymazlık içinde Batı emperyalizmine vekaleten çiğnedi..
– Milyonlarca masum Suriye’linin mülteci – sığınmacı olmasına yol açtı.
– 1,5 milyona yakın Suriyeli yurtsever insan, çoğu Alevi – Şii olmak üzere öldürüldü,
onbinlerce masum kadının ırzına geçildi.
– Türkiye bu süreçte çağ dışı Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle utandıran işbirliği yaptı.
– ABD’nin maşası – aleti olarak, Suriye’nin meşru Esad rejimine ve masum halkına karşı savaşmak üzere ne idüğü belirsiz lejyonerlerin “eğit – donat” sefil projesine katıldı.
– Büyük ATATÜRK’ün “YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ” savsözünü çiğnedi..
– Sonunda “haydut devlet” sınırına geldi.. Yöneticileri “İnsanlık suçu işledikleri” savıyla Uluslararası Ceza Mahkemesine verildi.
– Ve…. şimdilerde düne dek yaptıklarının tersini yapma başladı..  Kullanıldı ve Batı politialarını değiştirdiğinde Türkiye’ye de tükürdüğünü yalamak düştü.. Erdoğan düne dek IŞİD’in aleyhine ağzını açmaz, “terörist” bile demezken bugün bu kanlı Vehhabi örgütün üstüne yürümek zorunda kaldı..

*****

Bunca vebal asla cezasız – yaptırımsız kalmaz, kalamaz.
Tanrı kavramına, tanımına, adaletine…… sığmaz..
Bu canavar politikaların siyasal ikballeri uğruna aleti olanlar mutlaka ama mutlaka yasal hesabını vereceklerdir.

Ortadoğuda barışın önünde en büyük engel AKP ve RTE’si ya da RTE ile AKP’sidir.
Dünya kamuoyunun geldiği son nokta budur..
“Stratejik Derinlik” adlı 500 sayfalık kitabın yazarı, Boğaziçi Üniversitesi hocası,
Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi uzmanı Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu
çıkmaz sokağı neden göremez, görmez, anlaşılır bir olgu değildir!
Bu tablo Türkiye adına çoook hazin ve yerin dibine batıracak ölçüde utanç vericidir.
Türkiye bu “ikili” den (AKP – RTE) bir an önce kurtulmalıdır.
AKP’yi içermeyen / dışlayan bir hükümet kurulmaya çabalanmalı ve kan akışı ancak böyle durdurulmalıdır. Bu hükümet salt erken seçime dekr bir olgu bile olabilir. Uzatmalı – işgalci – gaspcı AKP iktidarı yönetiminde seçime gidilmemelidir!
Bu da yapılamıyorsa en yakın erken seçimde Türk ulusu bu kez AKP’yi bir daha doğrulamayacak biçimde sandığa gömmelidir..
Başka kurtuluş yolu kalmamıştır.Sevgi ve saygı ile.
1 Ağustos 2015, Yozgat

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Hüsnü Mahalli : Esad sizi savundu” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir