ANKARA’nın SU SORUNU


ANKARA’nın SU SORUNU

22.05.2008 Ankara

Duran AYDOĞMUŞ

Ankara’da yaşayan Değerli Dostlar,
23.05.2015 Cumartesi günü uzmanından izlediğim 24 yansılık bir özet sunum ektedir.
Büyük ekranda sunumu yapan Sayın Erkin ETİKE (ODTÜ Kimya Mühendisliği ve Avukat, TMMOB Kimya Müh. Odası Ankara Şb. Bşk.).
Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak, SU konusu ile ilgili ve yetkili uzman kurum olarak Ankara’nın kent Suyu konusunda resmi makamlarla işbirliği içinde ve sağlıklı su sağlanması için yaptıkları yazışmalar ve yanıtları dahil, bu yansılarda verilmiştir.
Aşağıdaki Ek’i tıklayarak 24 yansının her birini iyice okuyarak Ankara’nın şebeke suyunun
ne durumda olduğunu az da olsa bilmek ve gerektiğinde bu yansılardaki kadar bile bilgi sahibi olmak gerekir.
Şebeke suyuna zaman zaman Kızılırmak suyunun da karıştırıldığını hem kimya mühendisi sunucu, hem de tıp doktoru Prof. Ahmet Saltık‘ın söylediklerine göre;
– Kızılırmak suyu karıştırılsa da karıştırılmasa da şebeke suyu taşıyan boruların sağlıksız
-eski, çürük- olduğu
– Bu borulardan gelen su içildiği için olacak, hastalıkların çoğaldığını,
– Bu yüzden polietilen maddeden üretilen damacana su sektörünün ve su filtre sektörünün doğduğunu
– Her ikisinin de sağlıklı olmadığını ve bunun dünyada örneğinin pek olmadığını,
– Kimyasal tahlil sonuçlarını resmen bildirdikleri halde Belediye ve Sağlık Bakanlığından
yanıt alamadıklarını
– Sağlık Bakanlığı’nın bu kimyasal analiz sonuçları yayınlamadığını… anlattılar.

Barajların durumu da sağlık yönünden yürekler acısıdır zaten..

2000’lerin başında WHO (Dünya Sağlık Örgütü) dünya ülkeleri kent şebeke suları hakkında
bir rapor yayınlamıştı, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’nin musluk sularının en temiz içilir
SU olduğu yayınlanmıştı. Avrupa ülkelerinde şebeke su kaynağı olan barajlar hep orman içinde ve ne insanların ne hayvanların barajlara yaklaşması olası değil. Bizim Çubuk barajı kenarında piknik yapıldığını, her pisliğin baraja karıştığını hep biliriz!
Ben de bu konferans sonunda ; “Polietilen maddeden üretilen damacanaların güneş ışığı altında belirli ölçüde zehir ürettiğini okumuştum. “Bu doğru mudur?” diye sormuştum.
Hem kimya mühendisi, hem tıp doktoru Prof. Saltık “doğrudur” dediler.
Hepimiz her gün görüyoruz ki; su dağıtıcıları bu konuda bilgisiz olduğu için bu damacanalar ve pet şişeler gün ışığı altında. Ben gördüğüm yerde uyarıyorum ama yararı olmuyor tabi.
Bu konuda yüzlerce TV kanallarında ilgili devlet kuruluşunun bir uyarısını, bilgilendirmesini duyanınız var mı?! En etkili yol TV yayını olduğu halde.
Bu sunumun sonunda (Kimya Mühendisinden sonra) Su sağlığı konusunda önemli bilgileri bize aktaran ve kimi soruları yanıtlayan Prof. Dr. Ahmet SALTIK hocamıza da
teşekkür ediyorum kendi adıma.
Sağlıklı günler saygılar.
Duran Aydoğmuş
29.05.2015, Ankara
Ulusal Eğitim Derneği

===========================================

Dostlar,

Bu konferansı geçtiğimiz hafta web sitemizden duyurmuştuk..
Birkaç temel noktaya da orada değinmiştik.

http://ahmetsaltik.net/2015/05/23/ankarada-su-sorunu/

Biz toplantı sonrası yazmaya zaman bulamadan, toplantıyı izleyen dostumuz
Sn. Duran Aydoğmuş notlarını paylaştılar..

Sağolsunlar bizim katkılarımızı da anıyorlar..

Suumu yapan Sn. Kim. Müh. Ersin Etike, 24 yansılık sunumlarını bizimle de paylaştılar
ve sitemize koymak üzere izinlerini almıştık..

Ersin_ETIKE_ULUSAL_EGITIM_DERNEGI_20150523
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Ersin Etike
ve Ulusal Eğitim Drn. Gn. Bşk. Nazım Mutlu, 23.5.2015

Biz de sorular üzerine yer yer katkılar verdik
sağlık ve biyolojik kirlilik boyutunda :

1. Pet damacanaların 30-60 doldurma sonrası ilgili firmaca yenilenmesi gerekir.
2. Damacana suyu alınacaksa evde – işyerinde cam damacanaya aktarmak yerinde olur.
3. Büyük firmaların reklamlarını yapmak / öbürleri aleyhine haksız rekabet aklımızdan geçmez ama ister istemez büyük firmaların “görece daha güvenilir” olduğu söylenebilir.
Bu olgu, su dışı gıda sektörü için de geçerlidir.
4. Evlerde – işyerlerinde su deposu yaptırılacaksa paslanmaz çelikten olması ve yılda 1-2 kez yöntemine uygun temizlik yaptırılması zorunludur.
5. Su sebillerinin ve damacana pompalarının mekanizmaları haftada bir kez çamaşır suyu ile iyice temizlenmelidir.
6. Sağlıklı – güvenli içme – kullanma suyu bir temel insanlık hakkıdır ve yerel yönetimler
yasal olarak bunu sağlamak zorundadır. Ülkemizde denetim ise Sağlık Bakanlığı’nın yetkisindedir (5996 sayılı yasa  md. 27). Ulusal ve Uluslararası / Ulusalüstü hukukta pek çok düzenleme bu yöndedir. Örn. Anaysa md. 56, AİHS’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) yaşam hakkıyla ilgili 2. maddesi ve Devletin her durumda özen yükümlülüğü.. vd.
7. Ayrıca yurttaşın sağlığı – güvenliği bağlamında hukukumuz KUSURSUZ SORUMLULUK
ilkesini benimsemiştir ve İdare (Yerel – Genel yönetim), hukuk önünde hiçbir kusur
kabul edilmeksizin yükümlü – sorumlu tutulmaktadır. (Türk Ceza Yasası md. 185-196 vd.)
8. Evlerde alınabilecek filtre  vb. önlemler bireysel ve sınırlı etkili, pahalı ve savunulamayacak geçici çözümler olabilir.. Ancak orta – uzun erimde sağlıklı-güvenli içme suyunun yerel – genel yönetimlerce sağlanmasını örgütlü olarak ve sürekli biçimde istemek, kalıcı çözümler üretmek gerekir.
9. Su tasarrufu yaşamsal önemdedir..  Zerresi israf edilmemelidir, bu yönde sürekli olarak
halka eğitim verilmelidir. Asıl tüketim kaynağı olan tarım ve sanayide kullanım da
gözden geçirilmelidir. Tüm musluklar ışığa duyarlı (fotoselli) yapılmalıdır
10. Dağıtım şebekeleri hızla ve öncelikle iyileştirilmeli, kayıp ve kaçaklar önlenmeli,
klorlama sonrası şebekede güvenlik amaçlı kalıcı klor bırakılmamalıdır.
11. Kızılırmak suyu ileri derecede kimyasal kirlilik – ağır metaller- yüklüdür..
Ancak ileri arıtma ile kullanıma verilebilir; bu da çok pahalıdır ve ülkemizde kurulu değildir.
Bu vb. sular Ankara şebeke suyuna katılmamalıdır.
12. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu‘nun
yasal denetim görevi gereği yaptığı uyarıların gereğini mutlaka ve geciktirmeden yerine getirmelidir.. Bu yazışmalar ve ölçümler saydam, kamuoyu bilgisi içinde olmalı,
yurttaşın BİLME HAKKINA kesinkes saygı duyulmalıdır.
13. Kamuoyu örgütlü biçimde süreci izlemelidir. TTB (Türk Tabipleri Birliği)
TMMOB (Kimya, Çevre ve Gıda Mühendisleri Odaları özellikle), halka öncülük etmeli;
kuruluş yasalarından kaynaklanan görevlerini – yetkilerini kullanmalıdırlar.
Unutulmamalıdır ki, bu kurumlar Anayasa’nın 135. maddesinin koruması altındadırlar
ve “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları”dır..
14. Su sağlanması için orta ve uzun erimli havza ve nüfus planlamaları yapılmalıdır.
Ancak unutulmamalıdır ki, 20-25 km yarıçaplı bir alanda 5 milyona yakın bir nüfusu yığmak doğa yasaları ve çevresel kaynaklarla uyumlu değildir. Bunca dar bir alanda milyonlarca nüfusa yetecek su doğal kurguda/çevrede yok-tur!

Ve 15. madde .

TÜRKİYE NÜFUSUNU ARTIRMAMALI;
AZALTMAYA GEÇMELİDİR


Dünya için de bu acı gerçeklik söz konusudur..


HER AİLE 1 ÇOCUK İLE YETİNMEK ZORUNDADIR!

*****
Çevre ve İnsan Sağlığı / Environment and Human Health
(http://ahmetsaltik.net/2014/11/21/cevre-ve-insan-sagligi-environment-and-human-health/)
başlıklı dosyamıza da bakılmasını öneririz.

Sevgi ve saygı ile.
29 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir