Milli Hükümet Programı – Vatan Partisi Programı

Milli Hükümet Programı
Vatan Partisi Programı

Logo

GİRİŞ

Türk Devrimi’nin Eşsiz BirikimiTürkiye, iki yüzyıldır dış ticaret çağının yayılmacı kapitalizmine ve emperyalizme karşı savaşıyor. Dünyada benzeri olmayan bir tarihsel mirastır bu. Eşsiz bir tecrübe birikimidir ve eşsiz bir özgüven kaynağıdır.Meşrutiyetlerden, Kurtuluş Savaşımızdan ve Kemalist Devrim’in büyük atılımlarından süzülüp gelen bu büyük mücadele, özetle Türk Devrimi’dir. İki yüzyıldır millî ve halkçı devrimimizi tamamlamak; bağımsız, özgür, çağdaş bir toplum kurmak için savaşıyoruz.

Millî devletimizi, Cumhuriyetimizi, millî birliğimizi, vatan bütünlüğümüzü, kamusal varlığımızı ve aydınlanmamızı, Türk Devrimi’ne borçluyuz.

Tek Çözüm

Arkada kalan 60 yıllık tecrübe bize göstermiştir ki, Atlantik ilişkileri içinde, millî devletimizi, millî birliğimizi, toprak bütünlüğümüzü, kamu çıkarına dayanan Cumhuriyetimizi ve çağdaş değerlerimizi kaybediyoruz. Bu tarihî ders, milletimizin önünde varolmak için iki yol değil, tek bir yol bulunduğunu öğretmektedir. Emperyalist sisteme bağımlılık, liberalizm denen bireycilik ve özel çıkarcılık, Türkiye için bir çözüm değil, fakat yıkımdır. Türk Devrimi’nin açtığı vadide ilerlemek, milletimiz için biricik çözümdür.

Denenmiş Program

Türk Devrimi’nin programı, iki yüzyıllık bir süreçte, milletimizin bağımsızlık, özgürlük ve çağdaşlaşma ihtiyacına cevap veren millî pratikler içinde oluşmuştur. Meşrutiyetleri, Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’i gerçekleştiren kuşakların başarılarıyla tanımladığımız bu gelenek, denenmiş olmanın ötesinde, geleceğimizi kuracak birikimi de yansıtır. Türk Devrimciliği, tarihin seyri içinde millî gerçeğimize oturmakla birlikte, Fransız Devrimi, Halkçılık Cereyanı ve Sovyet Devrimi deneyimlerini değerlendirmek yoluyla milletlerarası kaynaklardan da beslenmiş ve bütün Mazlumlar Dünyası için bir model oluşturmuştur. Türk Devrim geleneği, bütün bu yönleriyle millîdir ve milletlerarasıdır.

19. yüzyılın sonlarında belirginleşen Türk Devrimci Milliyetçiliği, Fransız ve İngilizlerinki gibi emperyalist değil, bağımsızlıkçıdır ve diğer milletlerle uyum içinde yaşamayı öngörür; bireyci değil toplumcudur; özel çıkarcı değil kamucudur; ademi merkeziyetçi değil merkeziyetçidir.

Kurtuluş Savaşımıza yol gösteren Halkçılık Programımız, 1921 ve 1924 anayasalarımız, 1920 ve 1930’lu yılların temel program ve siyasetleri, bu gelenek içinde billurlaşmıştır ve geleceğimize ışık tutan büyük tarihsel mirasımızı oluştururlar. Bu esaslar, Büyük Devrimci Önderimiz Atatürk tarafından 1930’larda Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik ilkeleriyle özetlenmiş ve 1937 yılında Anayasamıza kaydedilmiştir.

Yükselen Uygarlık

Bu devrimci rotada ilerleyen milletimiz, Atatürk önderliğinde, dünyanın ‘Türk mucizesi’ diye adlandırdığı büyük başarıyı gerçekleştirmiştir. Bugün Asya’dan yükselen yeni uygarlık, bütün dünyanın kabul ettiği gibi, bağımsız millî devletlerin ve kamu ağırlıklı toplumsal-ekonomik modelin eseridir.

Latin Amerika ülkeleri de, özellikle son yıllarda emperyalist merkezlerin denetimi dışına çıkma arayışındadırlar. Emperyalizmin güdümündeki ülkelerde çöküşler ve felaketler yaşanırken; bağımsız, halkçı, kamucu ve aydınlanmacı çizgide önemli başarılar kazanılmaktadır.

Neoliberalizm denen küresel emperyalist saldırının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Mazlumlar Dünyasında ve gelişmekte olan ülkelerde, yeniden bağımsızlık ve halkçılık eğilimi yükseliyor. Türkiye, büyük imparatorluklardan ve Türk Devrimi’nden gelen tarihsel birikimiyle bu büyük çözümün önder ülkeleri arasındaki yerini alacaktır.

Yeniden Yapılanma

Washington’dan güdülen mafya-tarikat rejimi altında, devlet egemenliğimizden toprak bütünlüğümüze kadar her şeyimizi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Milletimiz, bu mafya-tarikat yönetimini yıkmazsa, onlar Cumhuriyet’i yıkacaklardır.

Bugün Cumhuriyetimizin kaleleri büyük ölçüde yıkıma uğratılmıştır. Gittikçe ağırlaşan tehditlere, var olan kurum ve ilişkilerle karşı koyma olanağına sahip değiliz. Türkiye, bu tehditleri ancak yeniden yapılanarak, Kemalist Devrim’in kurumlarını ve toplumunu yeniden örgütleyerek göğüsleyebilir. O nedenle muhafaza edilecek bir Cumhuriyetimiz değil, yeniden kurulacak bir Cumhuriyetimiz vardır.

Millî İktidar Hedefine Kilitlenmek

Bütün mesele, bağımsız millî devletimizi halkçılık temelinde yeniden örgütleyecek bir meclis ve hükümetin oluşturulmasıdır.

Tarihsel Örgütlenme Modeli

İktidar hedefine ulaşmak için, Türk Devrimi’nin yalnız programı değil, başarılar kazanmış örgütlenme modeli de geçerlidir. Namık Kemal, Talat Paşa, Mustafa Kemal Atatürk’lerin simgelediği kuşaklar, büyük tecrübeler içinde bir öncü parti modeli üretmişlerdir. Yeni Osmanlılar, İttihat ve Terakki ve Müdafai Hukuk partileri ile sosyalist partilerin temsil ettiği örgütlenme geleneği, Türkiye’nin 19 ve 20. yüzyıldaki bütün ileri atılımlarının yaratıcısıdır.

Özellikle kör çıkmazlarda yeniden tarih sahnesine çıkan, bilimin yol göstericiliğinde büyük fedakârlık ve kahramanlık örnekleri yaratan, milletimizin olanca yeteneğini seferber eden ve geleceğin yolunu açan, hep bu gelenektir.

Zaman Dar

Bugün Türkiyemizde kendisini bu öncü geleneğin içinde tanımlayanlar, milletimizin geleceğine önderlik edecek büyük birikimi temsil etmektedirler. Ancak çeşitli partilere veya derneklere dağılmışlardır veya partisiz konumdadırlar. Onları aynı öncü örgütlenme, yani siyasal parti içinde birleştirmek, millî hükümet amacının zorunlu kıldığı yakıcı görevdir.

ABD’nin “Binyılın Meydan Okuması” gibi iddialı isimlerle Türkiyemizi işgal tatbikatları yaptığı ve ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi’nin ülkemizi parçalama haritaları yayınladığı dikkate alınırsa, zamanımız dardır. Türkiye’nin öncüleri, her gün her saati olağanüstü dinamik bir tavırla değerlendirmek ve iktidar hedefine kilitlenmek durumundadırlar.

Birincisi; Kendisine ‘Kuvayı Milliye’, ‘Müdafaai Hukuk’, ‘Millîci’, ‘Atatürkçü’, ‘Kemalist’, ‘Vatansever’ gibi adlar veren dernekçiliği olağandışı bir tavırla aşmak zorundayız.

İkincisi; farklı partilere bölünmüşlüğü yine devrimci tarzda aşmak zorundayız. Namık Kemal-Talat Paşa-Atatürk geleneğinden gelen öncüler ve kökleri yine Türk Devrimi’nin içinde olan sosyalist birikim, tarihî bir görevle karşı karşıyadır. Bu görev, öncelikle Kemalist Devrim’i tamamlamak için Vatan Partisi’nde birleşmektir. Türkiye’nin öncü birikiminin yüzyılların tecrübeleri içinde oluşmuş bilimselliğini, namusunu, fedakârlığını ve cesaretini bugünün koşullarında yeniden üreten ve hayata geçiren, Vatan Partisi’dir.

Vatan Partisi, Edirne’den Hakkâri’ye kadar bütün halkımızı Millî Hükümet Programı ekseninde seferber edecek ve 21. yüzyılın bağımsız, halkçı, aydınlanmış ve devrimci Türkiyesini kuracaktır. Nâzım Hikmet’in deyişiyle, “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşamak için…

I. MİLLÎ DEVLET VE HALK YÖNETİMİ
1. Kemalist Devrim’i TamamlamakMillî Hükümet’in amacı, Kemalist Devrim’i tamamlamak; millî devleti bağımsızlık ve halkçılık temelinde yeniden yapılandırmak; özgür, aydınlanmış, çağdaş ve zengin bir toplum kurmaktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, bu esaslara dayanarak yeniden yapılacaktır.

2. Halk Yönetimi

İktidarın kaynağı halktır. Halk yönetimi, köy ve mahalleden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar her düzeyde, bütün toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullarıyla gerçekleştirilecektir.

Siyasal hayatı, partileri ve seçimleri düzenleyen kanunlar yeniden düzenlenerek, siyasal partiler arasında eşitlik sağlanacak ve gelişmenin önünü tıkayan hükümler kaldırılacaktır. Siyasal partilere hazine yardımına son verilecektir.

3. ABD Denetimine ve AB Aday Üyeliğine Son

Türkiye, Türkiye’den yönetilecektir. Türkiye üzerindeki yabancı denetim ve müdahale bütün temelleriyle tasfiye edilecektir. Milletçe refaha ilerlemenin ve özgürleşmenin biricik siyasal çerçevesini oluşturan millî devlet, emperyalizmin küresel saldırısına karşı savunulacaktır.

Türkiye’yi Avrupa Kapısı’na bağlayan, millî devletimizi ve Atatürk Devrimi’ni tasfiye eden AB aday üyelik sürecine son verilecektir. AB Aday Üyelik Protokolü, Katılım Ortaklığı Belgesi, Müzakere Çerçeve Belgesi gibi yeni Sevr antlaşmaları feshedilecek ve Türkiye, Avrupa Gümrük Birliği’nden çekilecektir.

4. Milletin Birliği

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Türkiye halkı, Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırarak ve Cumhuriyet’i kurarak, Türk milletini devrimle oluşturmuştur. Cumhuriyeti kurma iradesine ve eylemine, eşit yurttaşlık bağına, ortak millî kültüre ve birlikte yaşama arzusuna dayanan millî birliğimizi pekiştirmek ve kaynaşma sürecini ilerletmek; özgürleşmenin gereğidir ve Millî Hükümetin görevidir.

5. Vatanın Bütünlüğü ve Bölgeler Arasında Denge

Vatan bir bütündür, bölünemez. Yurttaşlarımızın Cumhuriyet bilincinin güçlendirilmesi, Ortaçağ ilişkilerinin bütünüyle tasfiyesi ve bölgeler arasında dengenin sağlanması, vatan bütünlüğünün güvencesidir.

Millî Hükümet, kamu yatırımı ve hizmetlerinde, ülkemizin geri kalmış bölgelerine öncelik sağlayacak, bu bölgeleri desteklemek için millî bütçeden özel kaynak ayıracaktır.

6. Kürt Meselesine Emperyalist Müdahaleye Son

Türkiyemizde Kürt meselesi, demokratik hak ve özgürlükler açısından esas olarak çözülmüştür. Ülkemizde iç barışı, bütünlüğü ve kardeşliği sağlamak için esas görev, emperyalist müdahaleye karşı birleşmek ve direnmektir.

Bu amaçla izlenecek siyasetler ve yerine getirilecek görevler şunlardır:

– Kürt kökenli yurttaşlarımızın millî bütünlüğe kazanılması ve Cumhuriyet’in devrimci kültürünün hakim kılınması,

– Bölgede kamu yatırımlarıyla herkese iş ve aş sağlanması, çok boyutlu bir kalkınmanın gerçekleştirilmesi,

– Toprak reformuyla ağalık, şeyhlik ve aşiret reisliğinin tasfiyesi, hazine topraklarının ve mayından temizlenmiş arazilerin yoksul köylüye dağıtılması,

– Bölücü teröre karşı kararlı ve kapsamlı mücadele,

– Irak’taki işgalci güçlerin çekilmesi ve Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması,

– Suriye, İran, Irak, Azerbaycan ve KKTC ile bölgesel ittifak.

7. Millî Egemenliğin Şartı Olarak Laiklik

Laiklik, millî egemenliğin ve halk iktidarının şartıdır ve demokratik devrimlerdeki bu içeriğiyle hayata geçirilecektir. Saltanatın kaynağı, kralların, padişahların ve şeyhlerin binlerce yıldır iddia ettikleri gibi ilahî değildir. İktidar, yalnız ve yalnız halka aittir. Din bir vicdan işidir. Dünya işleri, devletin bağımsızlığı, milletin egemenliği, vatanın bütünlüğü ve halkın mutluluğu esaslarına göre düzenlenecektir. Türkiye şeyhler, müritler, dervişler ve mensuplar ülkesi olamaz. Alevi yurttaşlarımızın azınlık konumuna düşürülmesine izin verilemez.

Herkes, vicdan, kanaat, dinî inanç veya inanmama özgürlüğüne sahiptir. Herkes, ibadetini serbestçe yapar. İnsanların ibadet ihtiyaçlarını karşılayan yerler kapatılamaz. Kimse dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dinsel emirleri yerine getirmeye veya inanç ve kanaatini açıklamaya zorlanamaz.

Dinler hakkındaki bilgi, felsefe, tarih ve sosyoloji derslerinde verilir. Hz Muhammed’in önderlik ettiği medeniyet devriminden sonra gerçekleştirilen Türk ve İslam uygarlıklarının devlet kuruculuğuna, bilime, bayındırlığa ve uygarlığa yaptığı büyük katkıların öğretilmesine önem verilir.

Türkiye’de Haçlı misyoner faaliyetine ve Fener Patrikhanesi’nin Lozan Antlaşması hükümleri çiğnenerek Ekümenik (Evrensel) ilan edilmesine izin verilmeyecektir. “Dinler arası diyalog” türünden emperyalist uygulamalar kesinlikle önlenecektir.

8. Devrim Kanunları Uygulanacak

Millî Hükümet, Devrim Kanunları’nı kararlılıkla uygulayarak, Sultanlığın ve Halifeliğin kaldırılması; tekke ve zaviyelerin kapatılması; ağalığın, efendiliğin, paşalığın kaldırılması;
Latin harflerinin kabulü; laiklik ve dilde halkçılaşma gibi, Cumhuriyet Devrimi’nin bağımsızlık, demokrasi ve aydınlanma yönündeki bütün kazanımlarını halk yararına geliştirecek; çağdaş toplumu kurmanın tarihsel birikimi olarak değerlendirecektir.

9. Halka Dayanan Güçlü Devlet

Devlet otoritesi, her alan ve düzlemde halka dayandırılarak ve adalet reformu yapılarak güçlendirilecektir. Devlet hortumcunun ve soyguncunun elinden kurtarılacak, halkı yoksullaştıran aciz devlete son verilecek, yoksulun ve kimsesizin yardımına koşan güçlü devlet kurulacaktır. Cumhuriyet yıkıcılığına, bölücülüğe, teröre, mafyaya ve sokakta şiddete aman verilmeyecek, vatandaşın huzur ve güveni sağlanacaktır. Sivil toplum kuruluşlarının ve kurumların yabancı devlet ve kurumlardan para ve maddî destek almaları yasaklanacak, millî devleti ve ülke bütünlüğünü tahrip etmeleri önlenecektir.

10. Basit, Ucuz, Açık, Hızlı ve Etkin Yönetim

Millî Hükümet, kamu yönetimini basitleştirecek, hızlandıracak, yasaları azaltacak ve sadeleştirecek, kamu hizmetini ucuzlatacaktır. Yönetim etkin kılınacak, başka deyişle iş ve hizmet üretecektir. Kaynakları, emeği ve zamanı israf eden, yolsuzluğa batmış, pahalı, verimsiz, hantal yönetim yapısı köklü bir reformla değiştirilecektir. Halk girişkenliği canlandırılacak, halk denetiminin kurumları yaratılacak ve geliştirilecektir.

Cumhuriyet’i, milletin birliğini ve vatanın bütünlüğünü etkin olarak savunan güçlü merkezi yönetim ile Ortaçağ kalıntılarından kurtarılmış yerel halk girişimi birbirini bütünler. Yerel yönetimler, bu esasa uygun olarak güçlendirilecek ve kaynaklarını genişletme olanakları sağlanacaktır.

Polisin halkla bağları güçlendirilecek ve saygınlığı yükseltilecek, çalışma ve yaşama koşulları düzeltilecektir.

11. Millî Yargı

Anayasa’nın 90. maddesindeki, milletlerarası sözleşmeleri millî yasaların üzerine çıkaran hüküm ile millî yargıyı devre dışı bırakan milletlerarası tahkime ilişkin Anayasa ve yasa değişiklikleri ve ikili antlaşmalar kaldırılacaktır. Yabancı yatırımlar ve ticari işlerle ilgili milletlerarası tahkim kararları, millî ekonominin gereklerine, milli güvenliğe, kamu düzenine ve kamu sağlığına aykırı olamaz. Doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili yargı kararları, millî mahkemelerce verilecek, tahkim kararları yargı denetimine tabi tutulacaktır.

12. Adalet Reformu

Adalet ve infaz sisteminde köklü reform yapılacaktır. Davaların yıllarca sürmesine ve milletimizi canından bezdirmesine son verilecektir. Yargılama süreci hızlandırılacak ve
adalet etkin kılınacaktır. Bunun için gerekli altyapı gerçekleştirilecektir.

Yargının bağımsızlığına yönelik bütün engeller ortadan kaldırılacaktır.

Cezaevleri tutukluların, hükümlülerin ve yakınlarının eza ve cefa yeri olmaktan çıkarılacak, insanlarımızı topluma yeniden kazanmayı amaçlayan eğitim kurumlarına dönüştürülecektir.

Güvenlik güçlerinin asli görevi suçun işlenmesini engellemek olacak, adli polis teşkilatı kurulacaktır.

Savunma hakkının önündeki engeller kaldırılacak, savunma güçlendirilecek, savcılık ile savunma arasında eşitlik sağlanacaktır.

Kişiye özel yargılama usullerine son verilecek, herkes makamına bakılmaksızın suçun türüne göre ilgili mahkemede yargılanacaktır. Kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı düşen bütün özel uygulamalar kaldırılacaktır. Milletvekilliği dokunulmazlığı, siyasal dokunulmazlık esasına göre yeniden düzenlenecektir.

II. BAĞIMSIZ DIŞ POLİTİKA, MİLLİ SAVUNMA VE GÜVENLİK
13. Yurtta Barış Cihanda BarışMillî Hükümet, dünyanın bütün devletleriyle, eşitliğe, bağımsızlığa, devlet egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, içişlerine karışmama ve karşılıklı çıkar temelinde barış içinde işbirliği siyaseti izleyecek, Atatürk’ün ‘Yurtta barış cihanda barış’ ilkesini hayata geçirecektir.

14. Caydırıcı Millî Savunma

Ülkemize, dışta Irak’ın Kuzeyi, Kıbrıs ve Ege üzerinden yöneltilen; içte bölücülük ve gericilik gibi etkenlerle desteklenen ve sözde insan hakları yalanlarıyla meşrulaştırılan tehdide karşı caydırıcı bir savunma sistemi kurulacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin halkla bağları ve donanımı güçlendirilecektir. Atlantik merkezli “profesyonel ordu” girişimlerine set çekilecek; demokrasinin ayrılmaz parçası olan genel askerlik ilkesi korunacaktır. Millî savunma sanayisi, Türkiye’nin bağımsız savunma ihtiyacını karşılayacak ölçülerde geliştirilecektir.

15. Yabancı Üs ve Askere Son

Topraklarımız üzerinde yabancı üs ve asker bulunmasına izin verilmeyecek, güvenliğimizi ve komşularımızı tehdit eden ikili antlaşmalar kaldırılacaktır. Türkiye, NATO’dan çekilecek, emperyalist askeri ittifaklara katılmayacaktır.

16. ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne Hayır

Millî Hükümet, ABD’nin bölgemize ve Avrasya’ya yönelik müdahale ve saldırı eylemlerinde rol almayacak, “Büyük Ortadoğu Projesi”nin engellenmesi için bölge ve dünya devletleriyle işbirliği yapacaktır.

17. Bölge İttifakı

Bölgeye yabancı müdahaleleri ve terörü önlemek, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü savunmak, güvenliğini ve kalkınmasını sağlamak ve barışı korumak için, Suriye, İran, Irak, Azerbaycan ve KKTC ile bölge ittifakı gerçekleştirilecektir. Türkiye’nin güney komşuları yanında, Karadeniz’e çevre ülkelerle, Kafkas ve Balkan ülkeleriyle her alanda işbirliği kurumları oluşturulacaktır. Bu bölgelerde ortak gümrük alanları oluşturulacak, ortak enerji ve ulaştırma projeleri geliştirilecek, çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalar yapılacak, ortak yatırım ve kalkınma bankaları kurulacak, bölgesel ticareti özendiren sistemler geliştirilecek, bilim, teknoloji, kültür ve eğitim alanlarında işbirliği yapılacaktır.

18. Avrasya’da İşbirliği ve İttifak

Türkiye, dünyada ve bölgemizde güvenlik ve barış için, başta Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Orta Asya Cumhuriyetleri, Hindistan, Pakistan olmak üzere Avrasya ülkeleriyle işbirliği ve dayanışmasını güçlendirecek, dünya dengelerini değerlendirecektir. Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki bağımsız yerini alacaktır. Böylece ülkemizin ABD ve AB ile ilişkilerini normalleştireceği ve karşılıklı yarar esasına oturtacağı koşullar da yaratılmış olacaktır.

19. KKTC’nin Türkiye ile Bütünleşmesi

ABD’nin “Birleşik Kıbrıs” planı yapaydır ve emperyalist amaçlara hizmet etmektedir. Bir Kıbrıs milleti olmadığı gibi, “Birleşik Kıbrıs devleti”nin başka bir temeli de yoktur. KKTC’nin Türkiye ile bütünleşmesi, Kıbrıs’ın her iki toplumu yanında Türkiye ve Yunanistan halklarının yararınadır ve dünya barışı için en doğru çözümdür. Millî Hükümet, bölge ve Avrasya ülkelerinin de desteğini alarak, KKTC’nin Türkiye ile bütünleşmesini adım adım gerçekleştirecektir. Kıbrıs’ta Türkiye ve Yunanistan dışında, herhangi bir devletin ve devletler topluluğunun askerî güç bulundurması ve üsler kurması kabul edilemez.

20. Ermeni Soykırımı Yalanına Son

Millî Hükümet, emperyalist amaçlarla uydurulan Ermeni soykırımı yalanına karşı özellikle ABD ve AB’de kapsamlı bir mücadele yürütecektir. Devletin girişimleri yanında, Batı ülkelerinde yaşayan beş milyon Türkün seferber edilmesi yoluyla, Ermeni soykırımı yönündeki parlamento kararlarının kaldırılması sağlanacaktır.

21. Azerbaycan’ın Toprak Bütünlüğü

Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi için, devletin ve milletin bütün olanakları değerlendirilecek, milletlerarası alanda gerekli girişimler kararlı olarak yürütülecektir.

III. HERKESE İŞ VE REFAH
22. Millî Direnme EkonomisiEkonomide öncelik, halkın refahıdır. Türkiyemizin varlığını tehdit eden dış ve iç güçlere karşı bir millî direnme ekonomisi yapılandırılacak, ülkenin doğası ve kaynakları korunup geliştirilecek, bölgeler arasında dengesizlikler giderilecektir.

23. Karma Ekonomi

Kamu kesimi öncülüğünde, özel girişimin dinamik katılımıyla, halkçı, planlı, karma ekonomi siyasetleri uygulanacaktır. Kamu öncülüğü ile özel kesim arasındaki uyumun yol gösterici ilkesi, halkın ihtiyaçları ve millî ekonominin gerekleridir.

24. Planlama

Ülke kaynaklarının halkın ihtiyaçları için, verimli ve etkin kullanılmasını sağlamak, böylece ekonomik gelişmeyi kesintisiz sürdürmek amacıyla, Devlet Planlama Teşkilatı yeniden örgütlenecek; beş yıllık genel ve yıllık özel kalkınma planları uygulanacaktır. Millî ekonominin lokomotifi olan kamu kesimi ile piyasa mekanizmaları arasındaki ilişkinin düzenlenmesinde, çalışmanın ve üretimin özendirilmesi, ekonominin etkin işleyişi ve üretim ile hizmetlerin halkın gerçek ihtiyaçlarını karşılaması esasları gözetilecektir.

25. İç Borçlar Ertelenecek

Devlet Tahvili ya da Hazine Bonolarından vadesi 10 yıl içinde dolacak olanların ana para ve aylık, üç aylık, altı aylık ya da yıllık faiz ödemeleri, yeni bir ödeme planına bağlanarak ve adalet ilkesi gözetilerek ertelenecektir. Küçük tasarruf sahiplerine olan borçlar düzenli olarak ödenecektir. Böylece millî devlet borç ve faiz batağından kurtarılacak, kamu kaynakları büyük bir yatırım planı uygulamak, üretimi artırmak ve iş sahaları açmak için değerlendirilecektir.

26. Dış Borçlar İçin Yeni Takvim

Alacaklı ülke ve kuruluşlarla görüşülerek, dış borç ana para ve faizlerinin, Türkiye ekonomisinin gelişme olanaklarını tahrip etmeyen, yıllara yayılan yeni bir ödeme planına bağlanması sağlanacaktır. Dış borçların ödenmesinde yıllık dışsatımın belirlenecek oranı aşılmayacaktır. Bu oran, dışalım için gerekli dövize göre saptanacaktır.

27. IMF ile Bağlantı Kesilecek

IMF’nin dayattığı tarıma destekleri, gümrükleri, KİT’leri, kamu hizmetini ve paranın giriş çıkışına kontrolü kaldıran politikalara son verilecektir.

28. Türk Bayrağı Altında Türk Lirası

Merkez Bankası güçlendirilecektir.

Türkiye’de Dolar ve Avronun saltanatına son vermek ve Türk Lirasının millî piyasada rakipsiz dolaşımını sağlamak için, yurda sermaye giriş çıkışı ve kısa vâdeli para hareketleri denetim altına alınacaktır. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu’na göre yeni kararlar ve Merkez Bankası tebliğleri çıkarılarak, eski kararlara göre devredilen yetkiler kaldırılacak ve mevzuat yeniden düzenlenecektir. Döviz üzerinden işlem ya da sözleşme yapılması izne bağlanacak ve denetim altına alınacak; bankaların dövizle borçlanma ve döviz pozisyonu tutma yetkileri sınırlandırılacaktır. Döviz tevdiat hesapları Türk Lirası mevduat hesaplarına çevrilecek; döviz büfeleri kapatılacaktır.

29. İMKB Yeniden Düzenlenecek ve Emtia Borsaları Canlandırılacak

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın yatırıma, üretime ve ekonominin verimliliğine katkısı bulunmayan, tersine kaynakları çarçur eden, küçük birikim sahiplerinin kandırılmasına ve kumar benzeri haksız kazançlar sağlanmasına olanak veren, en önemlisi emperyalist para operasyonlarıyla dışa kaynak aktarılmasına neden olan bugünkü işleyişine son verilecektir. İşlem gören kağıtlarla ilgili yeni düzenleme yapılarak Sermaye Piyasası Kurulu’nun yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenecektir.

Emtia borsalarının ekonominin etkin işleyişine katkısı geliştirilecektir.

Dünya fındık ve kayısı borsaları Türkiye’de kurulacaktır.

30. Tefeciliğe Son, Halkçı, Üretken ve Millî Bankacılık

Bankacılıkta yabancı sermayeye izin verilmeyecek, bankacılık sektörü millileştirilecektir.

Devletin ekonomiyi toplum yararına yönlendirmesi, millî planın uygulanması, tefeciliğe son verilmesi, gelir dağılımında adaletin sağlanması için, bankacılık ve kredi sistemi etkin bir biçimde kullanılacak ve yeniden düzenlenecektir. Hızlı kalkınmanın aracı olarak kamu uzmanlık bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları örgütlenecektir. Devlet bankalarının sermayesi güçlendirilecektir. Kooperatifçiliği geliştiren özel kredi yöntemleri uygulanacaktır. Hazinenin, KİT’lerin ve yerel yönetimlerin parası, kamu bankalarına yatırılacaktır.

Tasarrufu özendirmek, üretimi artırmak, planlamanın önceliklerini gözetmek, gelir bölüşümünde adaleti sağlamak ve tefeciliğe izin vermemek amacıyla etkin faiz politikası izlenecektir.

Tekelci sermaye bankacılığı önlenecek, bankacılığın belli sermaye gruplarının denetimi altına girmesine, bankaların ticari ve sınai holdinglerle bütünleşmesine izin verilmeyecek, bu amaçla kamulaştırma dahil her önlem alınacaktır.

31. Nereden Buldun Kanunu

Kambiyo ve Gümrük mevzuatında, Bankalar Kanunu ve Vergi Kanunlarında, 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılarak, millî ekonomiye hizmet etmeyen teşvikler kaldırılacak, bu kanunların etkin ve kararlı bir şekilde uygulanması sağlanacaktır. Bu amaçla Servet Beyanında bulunma yükümlülüğü getirilerek Nereden Buldun Kanunu çıkarılacaktır. Uyuşturucu, silah ve nükleer madde kaçakçılığından elde edilen bütün servetlere, kara ve kirli paraya el konacak; hortumculuk, bankaların içini boşaltma, rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma gibi yasadışı yollardan elde edilen bütün kazançlar ve servet unsurları kamu kaynağına dönüştürülecek ve bu suçları işleyenlere karşı etkili ve hızlı ceza kovuşturması yürütülecektir.

32. Vergi Reformu

Dar ve sabit gelirliler, ücretli ve maaşlılar, esnaf ve zenaatkâr üzerinde doğrudan ve dolaylı vergi yükünü azaltmak, yatırımı özendirmek ve istihdamı artırmak için, vergi mevzuatı, ülke ekonomisine ve milletlerarası ölçülere göre yeniden düzenlenecektir. Vergi kayıp ve kaçakları giderilecek; vergi muafiyet ve istisnaları gözden geçirilerek vergi yükümlülüklerinde adil dağılım sağlanacak ve vergi kanunları sadeleştirilecektir. Ekonomik işlemlerin esas olarak ada yazılı senetlerle ve kâğıtlarla yürütülmesi için gerekli düzenleme yapılacak, hamiline yazılı kâğıt ve işlemler sınırlanacaktır. Kaldırılan “Servet beyanı ve gider bildirimi” esası yeniden getirilecektir.

Vergi idaresi güçlendirilecek, bu bağlamda personelin özlük hakları iyileştirilecek, maliye memurluğu “kariyer memurluk” haline getirilecek, yeterli bina, araç ve gereç sağlanacak, vergi arşiv çalışmaları tamamlanacaktır. Vergi idaresi, vergisel olayları etkin olarak izleyebilen dinamik bir yapıya kavuşturulacaktır.

Vergi denetimi dağınıklıktan kurtarılacak, güçlendirilecek ve bağımsızlaştırılacaktır. Bunun için bütün vergi denetimi aynı örgütlenme çatısı altında toplanarak keyfî müdahalelerden kurtarılacaktır.

33. Millî Ekonomiye Katkıda Bulunan Yabancı Sermaye

Yabancı sermayenin dolaşım ve faaliyeti, millî ekonominin gelişmesine katkıda bulunma şartına bağlanacaktır.

34. Yurt Düzeyine Yayılan Sanayileşme

Hızlı ve etkin bir yatırım programıyla fabrikalar yurt düzeyine yayılacak, beş yıl içinde herkese iş sağlanacaktır. Halkın ihtiyaçlarını karşılayan, ileri teknoloji kullanan, kaliteli üretim yapan, yurt dışında yarışabilen millî sanayinin kurulmasına, kamu iktisadi kuruluşları öncülük edecektir. Ülke çıkarları ile uyumlu özel sektör yatırımları özendirilecektir. Tarım ürünlerini işleyen sanayi işletmelerinin kurulmasına önem verilerek tarım ile sanayinin uyumlu gelişmesi sağlanacaktır.

Devlet olanaklarıyla özel şirketleri ve mafyayı zenginleştiren teşvik siyasetlerine son verilecek, kamu kaynakları öncelikle kamu yatırımlarında, kamu hizmetinde ve millî tarım ile sanayinin gelişmesinde kullanılacaktır.

Ara mallar ve yatırım malları üreten sanayi birimleri ve küçük sanayi siteleri geliştirilecek, yeni teknolojilerle donatılacak, küçük ve orta sanayi işletmeleri desteklenerek iç pazar genişletilecek, ekonomimiz ve güvenliğimiz dışa bağımlılıktan kurtarılacaktır.

35. Özelleştirmeye Son, KİT’lerin Verimli Kılınması

Özelleştirme kapsamında bulunan ve yürütülen bütün işlemler derhal durdurulacaktır. Özelleştirme kapsamına alınan ve özelleştirilen, ortaklık yapısı kısmen ya da tamamen değiştirilerek yönetimi yabancı sermaye ve işbirlikçilerine veya yerli sermayeye devredilen ya da bunlarla paylaşılan İktisadi Devlet Teşekkülleri, Kamu İktisadi Kuruluşları ve bunların iştirakleri yeniden kamulaştırılacaktır. Özelleştirmeyle ilgili bütün işlemler ayrıca soruşturulacaktır.

İktisadi Devlet Teşekküllerini, Kamu İktisadi Kuruluşlarını ve bunlara ait iştirakleri verimli hale getirmek için, gerekli kaynaklar bütçeden karşılanacak ve Devlet Yatırım Bankası yeniden örgütlenecektir.

KİT’lerin işletilmesinde, millî çıkar, üretim ve istihdam artışı, verimlilik, fiyat istikrarı, ucuz fiyat ilkeleri esas alınacaktır. Dar gelirlilerin gıda, giyim ve ısınma ihtiyaçları için üretilen mallar, satış mağazaları zinciriyle halkın ayağına götürülecektir. Ancak bunlar dışında kalan mallar, piyasa kuralları içinde oluşan fiyatlarla sunulacak, devlet eliyle kaynak aktarılması önlenecektir. KİT’lerin kendi çalışanlarına sosyal ve kültürel yarar sağlayan hizmetleri geliştirileciktir.

36. Tarıma Destek ve Eğitim

Tarımda hedef, köylüyü efendi kılmak; her tür bağımlılığa son vermek, Türkiye’yi beslenme, giyim, gübre, tohum ve damızlıkta yeniden kendine yeterli bir ülke haline getirmek; üreticinin hayat düzeyini yükseltmek ve dışsatıma azami katkı sağlamaktır. Bu amaçlarla Avrupa Birliği, IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve benzeri örgütlerin dayatmaları reddedilecek ve tarım desteklenecektir. Çiftçiye, besiciye ve balıkçıya, düşük faizli kredi, ucuz mazot, ucuz gübre, ucuz tarım ilacı, ucuz tarım aleti, ucuz ve sağlıklı tohum ve damızlık sağlanacaktır. Tarım desteklerinin ve kredilerinin amaca uygun kullanılması için gerekli önlemler alınacaktır. Çiftçiye üretimi özendiren taban fiyat verilecektir. Üreticinin alacakları, devlet ve kooperatiflerce zamanında ödenecektir. Tarıma destek siyasetleri bir yıl öncesinden ilan edilecektir. Pamuk, sıvı yağ, tütün, sigara, şeker, hayvan ürünleri gibi Türkiye’de yeteri kadar üretilebilecek tarım mallarının ve gıdaların dışalımı yasaklanacak; yerli üretim özendirilecektir.

Tarım üreticisinin emeğinin karşılığını alması ve tüketicinin uygun fiyatlarla gıdaya ulaşması için, kamu eliyle ve kooperatifler aracılığıyla etkin ve iyi işleyen bir pazarlama sistemi örgütlenecektir.

Yoksul ve orta halli köylüler, tefeci ve banka borçlarından kurtarılacak, ipotekler kaldırılacaktır.

Tarım işçilerinin sosyal güvenlik, sendika ve bütün demokratik hakları gerçekleştirilecektir.

İhtiyarlık, sakatlık veya hastalık nedeniyle toprağını işleyemeyen köylülerin, dul ve yetimlerin geçimleri, bakımları sağlanacaktır.

Çiftçinin eğitimi için gerekli kurumlar oluşturulacak ve araçlar devlet tarafından sağlanacaktır.

Tarımda biyoteknoloji veya benzeri yöntemlerle üretim, sadece sınırlı ve korunmuş alanlarda, devlet denetimindeki millî şirketler eliyle yapılacaktır. Tarım alanları ve ürünleri, özellikle yabancı sermayenin yol açtığı genetik kirlenmeden korunacaktır. AR-GE faaliyetleri tamamen devlet denetiminde ve devlet destekli millî sermayeli şirketler tarafından gerçekleştirilecektir.

37. İşletme Ölçeğinde Verimlilik ve Kadastronun Hızla Tamamlanması

Tarımda işletme ölçeğinin verimlilik esasına göre oluşması için, gerekli hukuki ve ekonomik önlemler alınacak, kooperatifçilik ayrıca bu amaçla desteklenecektir.

Köy Kanunu çerçevesinde kalan tarım ve köy arazilerinin kadastro işlemleri hızla bitirilerek, köy senetleriyle yapılan satışlar tapuya tescil edilecektir.

38. Ortaçağ Kalıntılarının Temizlenmesi İçin Toprak Reformu

Yurdumuzun belli bölgelerinde hâlâ varlığını sürdüren toprak ağalığı, aşiret reisliği, şeyhlik, tefecilik gibi Ortaçağ kalıntısı ilişkileri kökünden temizlemek; köylüyü toprak sahibi yapmak ve özgürleştirmek; yoksulluğu yenmek; ülke bütünlüğünü sağlamlaştırmak; tarım üretimini çağdaşlaştırmak; verimliliği artırmak; başta ormanlarımız ve sularımız olmak üzere doğal kaynaklarımızı korumak amacıyla toprak reformu yapılacaktır. Orta halli ve zengin köylülerin mülkiyetleri korunacaktır. Toprak reformunun uygulanmasına, kamu denetimi altında oluşturulacak Köy Meclisleri önderlik edecektir.

Herhangi bir hüküm veya belgeyle veya örf ve adetle aşiretlerin şahsiyetlerine veya onlara dayanılarak reis, bey, ağa ve şeyhlere ait olarak tanınmış, kayıtlı kayıtsız bütün taşınmazlar, hazine toprakları ve mayından temizlenen araziler, topraksız veya az topraklı köylülere bedelsiz olarak dağıtılacak ve tapuya bağlanacaktır.

Köy sınırları içindeki göller, sular ve meralar köylünün ortak malıdır. Devlet bu kaynakların köylüye hizmet dışında özel çıkar için kullanılmasına izin vermeyecektir.

39. 2b Alanları Orman Köylüsüne ve Halka

6831 Sayılı Kanun’un 2b maddesi uyarınca orman niteliğini tam olarak kaybettiği kesinleşen ve orman rejiminden çıkarılan alanlar, orman köylüsüne mera, tarım ve yerleşim alanı olarak bedelsiz tahsis edilecektir. Fiilen yerleşim alanına dönüşmüş 2b alanları, köy, belde ve il tüzel kişiliklerine ayrılacaktır. Bunun için toplu yerleşim yeri kavramının bilimsel tanımı yapılacak; sel, taşkın, su baskını, deprem, heyelan ve sağlıksız yaşama koşullarını kaldırmaya yönelik imar planları yapılacaktır. Orman niteliğinin kaybına, orman alanlarının daralmasına ve yeni 2b alanlarının oluşmasına engel olacak önlemler alınacaktır. İşgal, haksız yapılanma ve tahsisler kamulaştırılacak ve kaldırılacaktır. Devlet ormanlarının yönetimi ve işletilmesi ekosistem işlevleri itibariyle devlet tarafından gerçekleştirilecektir.

Dağ ve orman köylerinin çok amaçlı kooperatifler yolluyla kalkındırılmasına özel önem verilecektir.

40. Yabancıya Toprak Satışı Yasaklanacak

Yabancıya toprak satışını serbest bırakan kanun kaldırılacaktır.

41. Tarımda Kooperatifleşme ve Kamu Hizmetinin Örgütlenmesi

4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Kanun yeniden düzenlenerek, Devletin tarım kooperatiflerini ve çiftçi örgütlerini desteklemesini engelleyen hükümler derhal kaldırılacak, kooperatifleşme özendirilecektir. Kooperatiflere ilişkin bütün düzenlemeler, tek bir yasada toplanacak ve basitleştirilecektir.

Toprakların islahı, erozyonun önlenmesi, yeni tarım alanlarının açılması, dağların zeytin ve meyve ağaçlarıyla şenlendirilmesi, teraslama, sulama kanalları ve bentler yapılması, hayvancılığın islahı, balıkçılığın modernleştirilmesi, ormanların ve doğanın korunması gibi verimi artıracak ve tarımı geliştirecek önlemlerin elbirliğiyle ve imece yöntemleriyle başarılması için, özellikle üretim kooperatiflerine gerekli makine, araç, traktör, tarım ilacı, gübre, yem, tohumluk ve kredi sağlanacaktır.

Sulama, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile tarımsal ve kırsal altyapı hizmetlerinin tamamlanması devletin görevidir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü bu amaçla yeterli araçlarla donatılarak tarımın hizmetine koşulacaktır.

Tarımsal kamu yönetimi yeniden yapılandırılacak, Zirai Mücadele, Toprak-Su, Gıda İşleri, Veteriner İşleri, Ziraat İşleri Genel Müdürlükleri, Türkiye Zirai Donatım Kurumu,Süt Endüstrisi Kurumu, Et Balık Kurumu, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tekel, TŞFAŞ, Yem Sanayii gibi kapatılan veya özelleştirilen kurumlar, çiftçiye hizmet anlayışıyla yeniden örgütlenecek, tarım üreticisi piyasada ezilmekten kurtarılacaktır. Ziraat Bankası, çiftçiye tarımsal kredi sağlamak, tarımı ve tarıma dayalı sanayiyi geliştirmek göreviyle yeniden yapılandırılacak ve yeterli sermayeye kavuşturulacaktır. Atatürk’ün çiftlikleri, Zirai Kombinalar, Devlet Üretme Çiftlikleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Tarımsal Araştırma Genel Müdürlüğü (TAGEM), Türk tarımının hizmetinde yeniden örgütlenecektir.

42. Türkiye’de Yeterince Üretilebilecek Mallar Dışardan Alınmayacak

Başta tarım ürünleri olmak üzere Türkiye’de yeterince üretilebilecek malların, lüks tüketim maddelerinin ve ikame edilebilen malların dışalımına son verilecek; yerli üretimin verim ve kalitesinin artırılması için tarım ve sanayi üreticisi desteklenecektir. Dışalım, millî ekonominin ayakları üzerinde doğrulmasına, üretimin artmasına, millî teknolojinin gelişmesine, halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına ve millî savunmanın gereklerine bağımlı kılınacaktır.

Millî Hükümet, Dünya Ticaret Örgütü’nün eşitsizliğe dayanan yapılanmasını değiştirmek, özellikle mali kuruluşlarımıza, tarımımıza, küçük ölçekte üretim yapan sanayi işletmelerimize ket vuran düzenlemelerini etkisiz hale getirmek için, her düzlemde mücadele yürütecek ve kalkınmakta olan ülkelerle işbirliği yapacaktır.

43. Türkiye’de Türk Tüccarı ve Esnafı

Yabancı sermayeyi teşvike ilişkin düzenlemeler gözden geçirilerek millî tüccar, esnaf ve zenaatkâr korunacaktır. Yabancı hipermarket ve süpermarketler millileştirilecektir. Yerli süpermarketler şehir dışında faaliyet gösterecektir.

Toplumun üretim ve hizmet birikiminin en büyük ölçüde değerlendirilmesi ve istihdamın genişlemesi için, esnaf, zanaatkâr ve kobiler üzerindeki vergi yükleri hafifletilecek; küçük ve orta büyüklükteki işletmeler desteklenecektir.

44. Kamu Hizmeti Kamu Eliyle

“Devleti küçültme” adı altında kamu hizmetinin ortadan kaldırılmasına, belediye hizmetlerinin özelleştirilmesine son verilecektir. Kamu hizmeti, esas olarak kamu eliyle yapılacaktır. Köy hizmetleri, kaynak ayrılarak güçlendirilecektir. Kamu inşaatlarını ve hizmetlerini gerçekleştiren kamu kurumları yeniden örgütlenecektir. Böylece on yıllardan beri vurguna, israfa ve rüşvete giden kaynakların, kamu kaynağı olarak halkın refahı için kullanılması sağlanacaktır.

45. Enerji Üretim, İletim ve Dağıtımında Kamuculuk

Enerji üretim, iletim ve dağıtımı kamu eliyle yürütülür. Enerji iletim şebekesi ıslah edilerek kayıplar ortadan kaldırılacaktır. Enerji Verimliliği Kanunu çıkartılarak ve diğer önlemlerle tüketimdeki savurganlığa son verilecektir. Enerjide millî-doğal kaynaklarımıza öncelik tanınacak; ithal fosil yakıta bağımlılık en aza indirilecek; akarsu, güneş, rüzgâr, biyoenerji ve yeraltı ısısı gibi temiz ve yenilenebilir kaynaklar değerlendirilecektir. Bağımsız nükleer enerji üretimi ve teknolojisi, güvenliğe ve çevreye uyumlu olarak geliştirilecektir.

46. Demiryolları ve Denizyollarını Esas Alan Toplu Taşımacılık

Ülkemizin coğrafi olanaklarını değerlendiren, kaynaklarını savurmayan, güvenli, ucuz ve halkın ihtiyaçlarına cevap veren toplu ulaştırma ve taşımacılık siyaseti izlenecektir. Devletin milyarlarca dolarını otoyol projelerine dökerek yabancı otomotiv sanayisini destekleyen karayoluna öncelik yerine, demir ve denizyoluyla ulaşım geliştirilecek ve ucuzlatılacaktır. Böylece çarpık kapitalizmin trafik anarşisine, can ve servet kaybı ile çevre kirlenmesine son verilecektir.

Millî hükümet, Kemalist Devrim’in anayurdu demirağlarla örme siyasetini yeni atılımlarla sürdürecektir. Yıllardır kaderine terk edilmiş olan demiryolu yatırım ve taşımacılığı geliştirilecek, yeni demiryolları döşenecek, eski demiryolları teknolojik gelişmelere uygun olarak iyileştirilecektir. Demiryollarında elektrik enerjisi kullanılmasına yönelik yatırımlar yaygınlaştırılacaktır. Lokomotif, vagon ve diğer demiryolu araç ve gereçleri yurt içinde üretilecektir.

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denizyolunun kullanılması özendirilecek ve yaygınlaştırılacaktır. Limanlar devlet eliyle çoğaltılacak ve geliştirilecektir. Özelleştirilmiş limanlar kamulaştırılacak ve devletçe işletilecektir. Limanlarımız milletlerarası taşımacılığa uygun konteyner terminalleriyle, araç ve gereçlerle donatılacaktır. Milletlerarası sularda taşımacılığa hizmet eden gemilerin yapımı için büyük tersaneler kurulacak, dünya ölçeğinde yarışacak deniz taşıma filosu oluşturulacaktır. Su santralleri için yapılmış baraj göllerinde ve doğal göllerde insan ve yük taşımacılığına uygun limanlar yapılacak, ülke içi bağlantılar kara ve demir yolu ağıyla sağlanacaktır.

Hava yollarıyla taşımacılık geliştirilecektir.

47. Turizmde Doğaya, Tarihe ve Sağlığa Yatırım

Millî Hükümet, yurdumuzun dört mevsimi bir arada yaşayan iklimini ve uygarlık birikimini, halkımızın ve insanlığın kültürel ve ekonomik gelişme ve zenginlik kaynağı olarak değerlendirecek; turizm işletmeciliğini yabancıların elinden kurtaracak ve millî işletmeleri destekleyecektir. Yabancıların kaçak çalışması önlenecektir. Türkiye’nin tarihsel ve doğal zenginlikleri, kıyıları, kaplıca ve ılıca gibi sağlık kaynakları ve kayak, dağcılık gibi spor olanakları, millî ekonominin hizmetine sokulacaktır. Turizm bahanesiyle tarım ve orman alanlarını yıkıma uğratan betonlaşmaya son verilecektir.

48. Doğal Kaynaklar ve Madenler

Millî ekonomi ve ülke savunması açısından stratejik önem taşıyan doğal kaynaklar ile bor, trona, uranyum ve toryum gibi stratejik önem taşıyan madenler kamu eliyle işletilecektir. Yabancı sermayeye verilmiş olan maden ruhsatları ve imtiyazları gözden geçirilerek, millî çıkarlara uygun olmayanlar kaldırılacaktır.

Doğal kaynakların bulunması yanında niteliklerinin, ekonomik değerlerinin ve işletme teknolojilerinin saptanması, korunması ve zenginleştirilmesi için, araştırma seferberliği başlatılacaktır. Bu amaçla yeni kurumlar oluşturulacak ve Maden Tetkik Arama Kurumu geliştirilecektir.

Türkiye’nin kıta sahanlığındaki doğal kaynaklar üzerindeki hakları, her tür müdahaleye karşı korunacaktır. Denizlerdeki doğal kaynakların araştırılması ve kullanılması doğrultusunda bilgi edinmek ve teknoloji geliştirmek için bütün olanaklar değerlendirilecektir. Bu konuda yabancı güçlerin müdahale ve kısıtlama girişimlerine izin verilmeyecektir.

49. Kıyılar, Ormanlar, Sular ve Tarihsel Zenginlikler

Doğal ve tarihsel zenginliklerimiz ile kültür değerlerimiz kamuya aittir. Kıyılar, ormanlar, millî parklar, bitki tür zenginliği, yabani hayvan varlığı ve kültür hazineleri korunacaktır. Bu varlıkların kamu mülkiyetinde bulunması sisteminden verilen ödünler kaldırılacaktır. Bu değerler, özel çıkarcılığın neden olduğu yıkımdan kurtarılacak ve halkın yararına sunulacaktır. Kıyılar halka açılacaktır. Erozyonu önleme ve ağaçlandırma amacıyla, halkın, gençliğin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin etkin ve gönüllü katılımıyla yoğun bir seferberlik gerçekleştirilecektir.

50. Rantlara Son, İnsancıl Kentler

Millî Hükümet, kapitalizmin yol açtığı hastalıklı kent yapısını planlı ve köktenci uygulamalarla değiştirecek; insanı ve doğayı gözeten, halkçı kent projelerini ve imar planlarını yürürlüğe koyacaktır. Halkı depreme, sele, toprak kaymasına ve yangına karşı korumak için gerekli kentsel dönüşümler gerçekleştirilecektir. Büyük kentlerimizi emperyalist metropollerin çöplüğü ve batakhanesi haline getirecek “uluslararası bütünleşme” projelerinin uygulanmasına izin verilmeyecektir.

Havadan para kazanma aracı olan kent rantları halkın kaynağına dönüştürülecektir. Hazine arazileri, kent refahının hizmetine sokulacak ve bütün bu önlemlerle insancıl, sağlıklı, trafik sorunu olmayan, rahat ve uyumlu bir kent yaşamının ve belediye hizmetinin koşulları sağlanacaktır.

Köyler ve küçük yerleşim birimleri çekici hale getirilerek büyük kentlere yığılma önlenecektir. Verimli tarım topraklarında sanayi kurulmasına ve betonlaşmaya izin verilmeyecek, kentler ve sanayi merkezleri tarıma elverişsiz topraklarda kurulacaktır.

Hedef, nüfusu birkaç yüz bini geçmeyen, insan ilişkilerinin zengin ve toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu, doğayla iç içe, toplumsal hizmetlerin halka kolayca götürülebildiği, kültür ve sanat hayatı canlı, halkın siyasal hayata katılma olanaklarının geliştiği, doğrudan demokrasi uygulamalarına elverişli, ferah kentler oluşturmaktır.

Büyük kentlerde ulaşımı felç eden, her gün milyonlarca saat zaman kaybına ve enerji savurganlığına yol açan, ömür törpüleyen bugünkü ulaşım yapısı değiştirilecek, devletin otomotiv sanayisine yaptığı büyük desteklere son verilecek, toplu taşımacılık, bu arada yeraltı ve yerüstü raylı ulaşım projeleri gerçekleştirilecektir.

Şehiriçi ulaşım, elektrik ve ısınma gibi kamu hizmetleri ucuzlatılacak ve zamanla parasız hale getirilecektir.

Millî Hükümet, İstanbul Boğazı’ndaki betonlaşmayı yıkarak, bu eşsiz doğa güzelliğimizi halkın gezme, dinlenme, sağlıklı yaşama ve kültürel ihtiyaçlarının hizmetine sunacaktır.

Atatürk Orman Çiftliği, sahibi olan millete iade edilecektir.

51. Doğa ile Uyumlu Kalkınma

Özel çıkarcılığın derelerimizi, ırmaklarımızı, körfezlerimizi, denizlerimizi ve toprağımızı kirletmesine ve yaşam koşullarını bozmasına izin verilmeyecektir. İnsan ile doğa arasındaki uyum ve dengeler gözetilecektir.

52. Teknoloji Atılımı

Ekonomide dışa bağımlılığa son verilmesi, esas olarak özgücümüze dayanan bir ekonominin kurulması, milletlerarası rekabet yeteneğimizin geliştirilmesi, yüksek katma değer sağlanması, gelişme hızının artırılması, topyekûn kalkınma ve millî savunma sanayisinin geliştirilmesi amacıyla Teknoloji Atılımı gerçekleştirilecektir. “En büyük üretici güç insandır” gerçeğinden hareketle, bilgi piyasanın engelleyici etkilerinden kurtarılacak ve yaygınlaştırılacak, insan kaynaklarımız planlı olarak geliştirilecek ve verimli kullanılacak, bilimsel-teknolojik araştırma ve geliştirmeye öncelik verilecektir.

53. Emek Seferberliği, İşsizliğe Son

Ekonomik, toplumsal ve teknolojik gelişmenin ve iç barışın sağlanabilmesi için, emek özgürleştirilecek ve ülkenin insan kaynağı bütünüyle seferber edilecektir. Devlet, belediyeler, kooperatifler ve diğer toplumsal kuruluşlarla işbirliği yaparak, yeni tarım alanları açma, toprağı islah etme, teraslama, sulama, dağları şenlendirme, orman alanlarını genişletme, denizlerimizi ve ırmaklarımızı koruyarak su ürünlerimizi geliştirme, doğal güzelliklerimizi bütün halkın yararlanmasına elverişli hale getirme, turizmi geliştirme, yol, liman, baraj ve bent yapma gibi emekyoğun işler yapılmasına önderlik ederek, bugün boşta gezen milyonlarca işsize iş ve gelir sağlayacak, üretimi, hizmetleri ve refahı geliştirecektir.

54. Yeterli Ücret, Maaş ve Taban Fiyat

Ürün taban fiyatlarının, işçi ücretlerinin, esnaf ve zanaatkâr gelirlerinin, memur, emekli ve yetim aylıklarının artırılması yoluyla iç pazarda talep büyütülecek ve refah yükseltilecektir. Herkese parasız sağlık ve eğitim, sağlıklı konut, sağlıklı ve hızlı ulaşım, herkese kültür ve sanat olanağı gibi toplumsal siyasetlerle halka refah sağlanacak ve sanayinin tam kapasiteyle çalışması ve tarım kaynaklarının seferber edilmesi koşulları yaratılacaktır.

IV. SAĞLIKLI VE GÜVENLİ YAŞAM55. Herkese Sağlıklı ve Güvenli Konut

Millî Hükümet, herkese, sağlıklı, güvenli, depreme dayanıklı ve uygarca yaşayabileceği bir konut sağlayacaktır. Bu hedefe ulaşmak için konut yapımı planlanacak, kooperatifleşme desteklenecektir. Her yeni yatırım, yaratacağı konut ihtiyacıyla birlikte ele alınacaktır.

56. Parasız ve Nitelikli Sağlık

Aşağıya alaıyoruz..

BProgramın kalanını – bütününü okumak üzre aşağıda pdf olarak erişkesini (linkini) sunuyoruz..

VATAN_PARTISI_Programi_2015

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir