Taşeron işçilik ya da açlıkla terbiye

Taşeron işçilik ya da açlıkla terbiye

İsmail Hakkı Pekin


İsmail Hakkı Pekin
ihakkipekin@aydinlikgazete.com
AYDINLIK, 23 Nisan 2015

İki ay kadar önceydi, Zonguldak’tan bir işçi kardeşim aradı. Ankara’ya gelip benimle görüşmek istedi. Önce programım yoğun olduğu için hemen görüşme olanağımız olmadığını ve sorununu telefonla ya da e-posta ile iletmesini istedim. Fırsatım olduğu zaman da kendisiyle Ankara’da görüşeceğimi söyledim. Müteakiben (AS: ardından) yüz yüze görüştüm de. Sorunu yüz binlerce emekçinin sorunuyla aynıydı. Taşeron işçilik.

Askerliğini yapmış, memleketine dönmüş, Zonguldak’ta bir şirkette taşeron işçi (AS: Taşeron işçiSİ!) olarak çalışıyor ve asgari ücret üzerinden maaş alıyordu. Evlenmişti ve bir çocuğu vardı. Sıkıntısı iş güvencesiydi. Taşeron işçi (AS: işçisi) olduğu için her an işinden olabilirdi.
Yani iş garantisi (AS: güvencesi) yoktu. Olmadık bir zamanda işsiz kalmaktan ve evinin nafakasını temin edememekten, eşini ve çocuğunu aç ve açıkta bırakmaktan korkuyordu.
İsteği kadrolu işçi olmaktı. Bunun için benden tanıdıklarım vasıtasıyla devreye girmemi istedi. İstedi ama ben yapamadım. Tanıdığım insanlara söylememe karşın geri dönüş bile yapamadılar. Tabii yalnızca bana derdini anlatan işçi arkadaşımın taşeronların elinden kurtarılması
bir şey ifade etmiyordu. Önemli olan bu çarpık düzene, kölelik düzenine, emperyalizmin
insana değer vermeyen anlayışına bir son vermekti. Bu sorun ancak o zaman çözülebilirdi.

Türkiye 1980’den itibaren (AS: başlayarak) emperyalist / küresel sisteme eklemlenmeye başlamış ve 13 yıllık AKP iktidarı döneminde bu eklemlenme tamamlanmıştır.

Küresel sistem ne emrediyorsa veya neyi uygun görüyorsa ülkemizde o uygulanmaktadır.

Bu yalnızca ekonomik anlamda değil maalesef bütün alanlarda böyledir. Ülkemiz üretimi
terk etmiş, adeta dışarıdan gelen borç parayla sistem döndürülmektedir. Sanayi ve tarımda üretim durma noktasındadır. Siyasal iktidar anayasal görevlerini yerine getirememektedir. Emekçileri taşeronlara emanet etmiştir. Sendikalı işçiye tahammülü yoktur. Emekçiler
iş güvenliği olmadığı için işten atılmakla / açlıkla terbiye edilmektedir. İşten atılma,
işsiz kalma, aç kalma sopası her zaman işçinin başının üstünde demoklesin (AS : Demokles’in) kılıcı gibi sallanmaktadır.
Çözüm nedir?
Her halde mevcut iktidarın yaptığı gibi sadaka politikası uygulamak değildir.

Emekçilerin sorunu ancak Türkiye’nin sorunları çözüldüğü zaman çözümlenebilir.
Emekçinin sorunları Türkiye’nin temel sorunları ile aynıdır. Daha çok demokrasi,
üretim ekonomisi, emek sömürüsünün sona erdirilmesi, sedikalaşma özgürlüğü,
fikir özgürlüğü, demokratik yönetim, Türkiye’nin Türkiye’den idaresi, insanların bahaneler
ve komplolar yaratılarak itibarsızlaştırılmasının ve zindanlara tıkılmasının önlenmesi vb. sağlanmadan emekçilerin sorunlarının çözülmesi mümkün olmayacaktır. Bütün bunları sona erdirecek ve bunlara dur diyecek, milli politikaları hayata geçirecek bir iktidara ihtiyacımız var. Ancak milli bir iktidarla bunların üstesinden gelebiliriz. Bunun için de emekten, demokrasiden, laiklikten, fikir özgürlüğünden, özgür sendikacılıktan, insan gibi yaşamaktan ve çocuklarımızın geleceği için bütünleşmiş ve ulus devleti muhafaza eden bir vatanımız olsun diyenlere
7 Haziran 2015 genel seçimlerinde büyük iş düşmektedir.
Vatandaşlarımız bunu başaracak iradeye sahiptir. Başaracaklardır da.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir