Yekta Güngör ÖZDEN : Gaflet, dalâlet, hıyanet.

Yekta Güngör Özden
Yekta Güngör Özden
yektagozden@sozcum.com

9 Nisan 2015, SÖZCÜ

“Gaflet, dalâlet, hıyanet..”

İleri görüşlü ATATÜRK‘ümüzün 15-20 Ekim 1927’de altı gün süren Büyük Söylev’inin sonunda Gençliğe Seslenişi içinde vurguladığı ve yazımızın başına koyduğumuz sözcüklerle nitelendirip adlandırdığı aymazlık, sapkınlık, kötülük her zaman, her durumda ve her koşulda kaçınmamız gereken tutumlar, eylemlerdir. Ama tersine tutumlar artıyor.

Köhnemiş Osmanlı Devleti’nin ülkeyi sömürge durumuna getiren yönetimine son verip
tam bağımsızlığı, özgürlüğü, ulusal egemenliği, çağdaşlık ve uygarlığın ortamı cumhuriyetle demokrasiyi amaçlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak yurdunu ve ulusunu kurtaran, halkının namusuyla onurunu koruyan Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarına saldırılar iktidar güvencesinde sürmektedir. Menderes yönetiminde yürürlüğe konulan 5816 no’lu Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Yasa (25 Temmuz 1951’de yayımlandı) geçerliğini yitirmişçesine aldırışsızlık sergilenmekte, kimi yandaş yayın organlarında yalanlarla süslenen çirkinlikler yönetimin hoşgörüsü, ilgili kurulların umursamazlığıyla yoğunlaşmaktadır.
Son TBMM’ndeki bilgisizlik yansıtan amaçlı kötü konuşma için soruşturma açılmasının
öbür aykırılıkları önlemeye katkısı olmasını ummak isteriz.
Değişik ortamlarda yazıyla ve sözle saldıran ahlâksız, onursuz ve bağnaz-yobaz yalakalara karşı çıkmak, onları kınamak yerine kışkırtıcılık yapılıyor. 10 Kasım’da insanlık ve terbiye dışı eylem öneren kendini bilmeze önce yöneticilerin bir şeyler söylemesi gerekirdi.

ATATÜRK‘ü kötüleyenler insan olamazlar ki
Türk ve dindar olsunlar.

Gidiş

Bugün dünden iyi değildir, böyle giderse yarın da bugünden iyi olmayacaktır.
Parti devletiyle rejim değişikliği kalkışmaları, denemeleri, kınanacak yönü çok yönetim uygulamaları, hukuksuzluklar iyice belirginleşmiştir. Doğa ve çevre yıkımına kültür ve sanat alanındaki girişimler de eklenmektedir. Aksaklıklar, çelişkiler ve aykırılıklar ölçülemez duruma gelmiştir.

Yönetim, devletin gerçek sahibi topluma, ulusa asla aldırış etmemekte, bildiğini okuma direnişini sürdürmekte, kendi amacını gerçekleştirmek için her yola ve yönteme başvurmakta, her bozukluğu ve kötülüğü geçerli saymaktadır.

Siyasal bir çöküşün, yıkımın ayak sesleri giderek büyümektedir.

Kimilerinden kaçırılarak, kimileri çağrılmayarak Ankara dışında düzenlenen ve koyu yandaş bir sendika yöneticilerinin ağırlığıyla geçen sözde eğitim şurasının kararları ile
Osmanlıca için AKP’li cumhurbaşkanının dayatıcı konuşmaları ortada.
Gelecek günlerde Arapça yazının gündeme alınması şaşırtıcı olamaz.
“Mezar taşıyla övünülmez” diye bir halk sözü vardır. Yitirdikleri büyüklerinin mezar taşlarında yazanları anlamak isteyenler okuyanı bulup öğrenebilirler. Bir mezar taşı, birçok mezar taşı için kendi dilimizden, yazımızdan yoksun kalmanın, karmaşa ve kargaşa yaratmanın gerçekçilikle bağdaşır hiçbir yanı yoktur.

Bu kafalarla hiçbir yere varılamaz.

Uyuşmazlık

İktidar kesimiyle sanki bir kan uyuşmazlığı var.

Sormak gerekir:

Atatürk‘ten ve cumhuriyetten ne istiyorsunuz?

Zorunuz nedir? Atatürk ve cumhuriyet olmasaydı bugünlere gelebilir, bu durumlarda
ve konumlarda olabilir miydiniz? Lâiklik olmasa inanç güvencesi olur muydu?
Hanginiz Atatürk kadar inançlı ve içtenliklisiniz? Konuşmalarınız ve yazılarınız insanlıkla, ahlâkla, onurla bağdaşıyor mu? Atatürk‘ün 19 yılda kazandırdıklarını kimler başardı,
dünyada bir örneği var mı?

  • Anayasa’yı, yasaları Vasiyetnamesini tanımıyor,
    kör inancınızdan başka bir şeyin değerini bilmiyorsunuz.

İçtenlikli ve temiz inançlı kimselerden beklenmeyecek eylemlerle inançtan soğuttuğunuzun aydırdında mısınız?

Kul ve ümmet yapısından yurttaş ve ulus düzeyine gelmeye yaraşır olup olmadığınızı
hiç düşündünüz mü? Yaptıklarınız ahlâkla, kutsal kitapların öngörüp önerdiği yaşamla bağdaşıyor mu? Kimleri sevindirip mutlu ediyorsunuz?

Sağlıklı mısınız?

İktidara yaranmak için kimi kendini bilmez eğitim yöneticilerinin okullarda yaptıklarının, yapmak istediklerinin bilgisi tüyler ürpertmektedir. Hiçbir yararı saptanmamış kişilerin peşinden gidip onlarla “gurur duymak” aymazlığından kurtulmadıkça karanlık artacak ve koyulaşacaktır.

Kurtuluş Savaşı, Lozan ve demokrasi kahramanı, üstün ahlâklı, örnek yurtsever,
seçkin devlet adamı İsmet İNÖNÜ
için kimi kendini bilmezlerin saldırılarıyla gündeme getirilen yalanlar, basın ahlâkıyla bağdaşmayan amaçlı yayınlar, insanlıkdışı suçlamalar,
iktidar yalakalarının düşüklüklerinin belirtisidir.

============================

Teşekkürler Sayın Yekta Güngör ÖZDEN büyüğümüz…

Sevgi ve saygı ile.
11 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir