Dünya Ekonomisi Borç İçinde


Dünya Ekonomisi Borç İçinde

Prof. Dr. Erinç Yeldan
Cumhuriyet portalı, 11.02.2015
Geçen hafta boyunca Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik eleştiriler Türkiye’nin ciddi anlamda güven yitiğine neden olmuş ve TL’nin ABD Doları karşısında hızla değer yitirmesine yol açmıştı. Türkiye’nin “yerel” kırılganlıklarından ve istikrarsız yapısından kaynaklanan bu gelişime bir de ABD’de ocak ayı istihdam verisinin “beklentilerin” üzerinde gelmesi eklenince Doların fiyatı tüm dünya ekonomilerinde yükseldi; Türkiye’de de TL/$ kuru 2.50’ye yaklaştı.


ABD’de ocak ayında yeni yaratılan istihdamın 257 bin kişi düzeyinde olduğu haberi tüm dünyada finans piyasalarını kaygılandırdı. Zira, ABD’de istihdam artışının güçlü olması durumunda FED’in artık “sabretmeyi” bir kenara bırakarak “faiz artırımına başlayacağı”
ve böylelikle, küresel piyasalarda ucuz para, düşük faiz döneminin geride kalacağı endişesi yaygınlaşmaktaydı. Veriler Ocak ayında ABD’de işsizlik oranının değişmediğini (%5.7), ancak yeni istihdam artışlarının daha çok yarı zamanlı ve çoğunlukla hizmetler sektörlerinde söz konusu olduğunu vurguluyor ABD’de yeni istihdamın inşaat sektöründe yalnızca 39 bin, imalat sanayi sektörlerinde ise 22 bin dolayında kaldığı gözlenmekte.


ABD Ocak ayı saatlik ortalama ücretlerinde ise “12 cent’lik” küçük çaplı bir yükselme
söz konusu. Ancak son 3 aylık ortalamalara bakıldığında ücretlerdeki artışın yalnızca %2 düzeyinde kaldığı; bu rakamın da hem ABD toplam ulusal gelir artışının, hem de geçen seneki eş dönemdeki ücret artışlarının (%2.2) gerisinde olduğu gözlenmekte.
Ücret artışlarında gözlenen belirgin yavaşlama, ABD ekonomisinin uzun önemde
cılız düzeyde sürdürülen canlanmasının önündeki en büyük engel.

***

Bu koşullar altında dünya ekonomisini canlı tutan en önemli olgu olarak geriye yalnızca borçlanma” yetisi kalıyor. McKinsey Enstitüsü tarafından yayımlanan veriler Dünya ekonomisinde küresel krizden bu yana toplam borçlanmanın 57 trilyon dolar olduğunu,
bu rakamın ise dünya ulusal gelirler toplamına eşit olduğunu vurguluyor.

Dünya toplam borçları 199 trilyon dolara ulaşmış durumda;

bu rakam dünya toplam ulusal gelirinin %286’sı. Oysa küresel kriz öncesinde, dünya borçlar toplamı, ulusal gelirler toplamının %269’ı düzeyinde idi. Tüm dünyada dış borçlar, ulusal gelir üretiminden daha hızlı artmakta. Aşağıdaki tablo borçlanıcılar ayırımında dünya borç dinamiklerini özetliyor.

Haber görseli

2000’den başlayarak 2014’e değin hane halklarının borçları 21 trilyon, finans dışı şirketlerin 30 trilyon, devletlerin 38 trilyon, finansal şirketlerin (bankalar) 25 trilyon dolar artmış durumda.

McKinsey Enstitüsü’nün verileri, ulusal gelire oran olarak dünyanın en borçlu ekonomisinin Japonya olduğunu (%400), bunu İrlanda (%390), Singapur (%382) ve Portekiz’in (%358) izlemekte olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin de borç oranının %100’ü aşan ülkeler liginde olduğunu belirtelim.

Bu kırılgan yapısıyla Türkiye, sürdürmekte olduğu faiz polemikleriyle uluslararası piyasalara hiç de “güven” vermiyor.

============================================

Dostlar,

Yetkin ekonomist Sn. Prof. Dr. Erinç Yeldan’a bu ufuk açıcı yazısı için teşekkür ederiz.

Ülkeyi yönetenlerin söylemleriyle gerçekler arasındaki uçurumun takdirini size bırakıyoruz.

Sevgi ve saygıyla.
11.02.2015, Antalya

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir