Prof. Örsan K. ÖYMEN : İSLAM KUR’AN ve ŞİDDET


İSLAM; KUR’AN ve ŞİDDET

Dostlar,

Felsefe Profesörü Sn. Prof. Örsan K. ÖYMEN,  AYDINLIK Gazetesi’nde
11, 15 ve 18 Ocak 2015 günlerinde son derece önemli 3 makale kaleme aldı..
Bu 3 makaleyi birlikte aşağıda sunuyoruz.
Öymen hocamızı da gönülden kutluyoruz.
Söz konusu 3 yazı, İSLAMCI KANLI TERÖRÜ çözmede çok önemli katkılardır.
Birlikte, dikkatle okunmalıdır.

Bir de “AKP’LİLER MÜSLÜMAN MI?” başlıklı yazısı var Öymen hocanın.
Eğer bu sorunun yanıtı “evet” olsaydı, Türkiye için iyimser olabilirdik.
(Bu son yazı da mutlaka okunmalı.. okumak için lütfen tıklayınız :
AKP’liler_MUSLUMAN_mi.pdf

Son olarak, bu sitede bizim kaleme aldığımız önemli bir yazı daha var :
(http://ahmetsaltik.net/2014/08/23/canlar-kimin-icin-caliyor-islamda-reform-kapiya-dayandi/)

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ??
İSLAMDA REFORM KAPIYA DAYANDI

AYDIN DİN BİLGİNLERİ; İHANETİNİZE ARTIK BİR SON VERİN
VE

İSLAMDA REFORMUN KAPISINI AÇIN!..
İSLAMDA REFORM KAPIYA DAYANDI!

Yoksa bu bataklık sizi de yutar, ne din bırakır ne de iman..

Sevgi ve saygıyla.
23.8.2014, Çanakkale

******

Yukarıdaki gibi bir çağrı ve feryat var yazımızda..
Dileriz bu aşamadan sonra olsun bir işe yarasın..

SORUN İVEDİDİR…
SORUN CİDDİDİR..
HEM DE ÇOK CİDDİ VE İVEDİ BİR KANLI SORUN İLE YÜZEYİZ..
ACELE EDİLMELİ..

Sevgi ve saygı ile.
18.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Son not : Yine dün (18.1.15) sitemizde Deniz Kavukçuoğlu’nun bir makalesine yer vermiştik.
O makalede Yeni AKİT’ten Faruk Köse’nin dehşet veren bir yazısına gönderme yapılmaktaydı :

KİM DEMİŞ İSLAM BARIŞ DİNİDİR DİYE??
Erişkesi (linki) aşağıda..
Kim_demiş_Islam_baris_dinidir_diye_Faruk_Kose_YENI_AKIT_12.1.15

========================================================

İSLAM; KUR’AN ve ŞİDDET

portre

 

Prof. Örsan K. ÖYMEN
AYDINLIK, 
11, 15 ve 18 Ocak 2015

 


İSLAM ve ŞİDDET

(11 Ocak 2015, AYDINLIK)

Fransa’nın başkenti Paris’te “Charlie Hebdo” adlı mizah dergisinin ofisine İslamcı teröristler tarafından düzenlenen saldırıda, derginin ve Fransa’nın önde gelen karikatüristleri de dahil,
12 kişinin yaşamını yitirmesi, tüm dünyada şok etkisi yarattı. Teröristler, “Allahu ekber” ve “Muhammed’in intikamını aldık” sloganları eşliğinde, İslam dininin peygamberi Muhammed hakkında alaycı ve eleştirel yayınlar yaptıkları gerekçesiyle, katliam gerçekleştirdi ve
masum insanları öldürdü.

Bu eylemle, sadece bir katliam gerçekleşmedi, aynı zamanda Avrupa’daki düşünce, ifade ve basın-yayın özgürlüğü ilkesine de bir darbe vuruldu. Düşüncelere düşüncelerle, yayınlara yayınlarla karşılık vermek ilkesinden uzak İslamcı yabaniler, sık sık yaptıkları gibi, düşüncelere ve yayınlara öldürmekle karşılık verdiler.

İslam dini adına terör ve şiddet uygulanması, yeni bir şey de değil. Onlarca yıldır, yüzlerce terör örgütü ve yapılanması, İslam adına katliam gerçekleştirdi, masum insanları öldürdü.
Hamas, Hizbullah, Taliban, El Kaide, El Nusra, IŞİD gibi köktendinci radikal örgütler,
İslam dinini savunmak adına, mağduriyet edebiyatı üzerinden, dünyayı kana buladı.
Bu örgütlerin eylemleri sonucunda on binlerce insan yaşamını yitirdi.

Söz konusu örgütlerin ortak özelliği, mağduriyet üzerinden zulüm yapmaları…
İslamcı siyaset nasıl mağduriyet gerekçesi üzerinden despotizm uyguluyorsa,
aynısını İslamcı terör örgütleri de yapıyor. Vahşilikleri, yabanilikleri ve şiddet tutkuları, oluşturdukları mağduriyet senaryoları tarafından besleniyor. Bu mağduriyetler bazen sahte, bazen gerçek oluyor. Ancak gerçek de olsa, hedef genellikle, onları mağdur edenler değil, masum insanlar oluyor.

Türkiye’de de, özellikle 1990’lı yıllarda, bunların birçok örneği yaşandı :

– Muammer Aksoy,
– Çetin Emeç,
– Bahriye Üçok,
– Turan Dursun,
– Ahmet Taner Kışlalı,
– Uğur Mumcu

gibi gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, İslam adına katledildi.

Aynı yıllarda Sivas’ta onlarca şair, müzisyen, sanatçı yakılarak öldürüldü.

İslamcı siyasete sorarsanız, o yılların mağdurları kendileriydi. Çünkü başörtüsüyle üniversiteye giremiyorlardı! Atatürk devrimlerini ve laiklik ilkesini savunanların can güvenliği bile yoktu, ama nasıl oluyorsa en büyük mağdur onlardı!

Bu sadece İslamcı terörün değil, İslamcı siyasetin de bir hastalığıdır. Onlar her zaman mağdur oldukları sanısıyla yaşarlar ve kendileri gibi olmayanların gerçek mağduriyetleriyle hiçbir zaman ilgilenmezler. İlgilenseler, kendi uyguladıkları zulümlere, vahşetlere ve şiddete bir gerekçe bulamazlar. Her zalimliğin, vahşetin ve şiddetin bir mağduriyet senaryosuna ihtiyacı vardır!

“Charlie Hebdo”, ağırlıklı olarak sosyalistlerden, anarşistlerden ve ateistlerden oluşan bir dergi. Yazılarında ve karikatürlerinde de, sadece Muhammed değil, İsa ve Musa hakkında da alaycı ve eleştirel yayınlar yapıyorlar. Eleştiri odaklarında, siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları,
din adamları, Hristiyanlık, İslam, Musevilik, hepsi var. Ama nasıl oluyorsa, bir Hristiyan,
İsa’ya hakaret ettikleri gerekçesiyle veya bir Musevi Musa’ya hakaret ettikleri gerekçesiyle dergiyi makineli otomatik tüfeklerle basıp ortalığı kan gölüne çevirmiyor!
Avrupa’da ve Amerika’da Hristiyanlığa ve Museviliğe sert eleştiriler getiren birçok kitap ve yazı yayınlanır, birçok film yapılır, ama hiçbirisi Hristiyan ve Musevi terör örgütlerinin
hedefi olmaz!

Bunun nedeni nedir? Asıl soru budur?
Neden İslam ve şiddet sürekli yan yana gelen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor?
Neden Müslüman nüfustaki şiddet, vahşet ve terör eğilimi, Hristiyan ve Musevi nüfustan
çok daha fazla?

Bunun bir nedeni kuşkusuz ki, Avrupa’daki ve Amerika’daki demokrasi geleneğidir,
bu bölgelerde tarihte yaşanan siyasal devrimlerdir. Bunun başka bir nedeni de kuşkusuz ki,
bu ülkelerdeki ekonomik gelişmişlik seviyesidir. Ancak konu sadece bununla ilgili değildir. Sonuçta siyasi ve ekonomik açıdan Avrupa ve Kuzey Amerika kadar gelişmiş olmayan
Orta Amerika’da, Latin Amerika’da, Afrika’da ve Asya’da yaşayan yüzlerce milyon
Hristiyan var. Ancak burada insanlar bir terör örgütü kurup, İsa’yı eleştirenleri veya
İsa’ya hakaret edenleri veya dinsizleri veya dindar olup aynı zamanda laiklik ilkesini savunanları katletmiyorlar.

Bu nedenle, konuya sadece siyasi ve ekonomik açıdan bakmak olanaklı değildir.

  • Kur’an’daki ayetler ve ona ek olarak hadisler incelenmeden
    ve bu inceleme sonucunda 
    İslam dininde ciddi bir reform hareketi gerçekleştirmedenİslam dininin şiddetten, vahşetten ve terörden kurtulması olanaklı değildir.

===========================================

KURAN ve ŞİDDET

BİRİNCİ BÖLÜM, (15 Ocak 2015, AYDINLIK)

Prof. Örsan K. ÖYMEN
AYDINLIK, 
15 Ocak 2015

Fransa’nın başkenti Paris’te, İslamcı teröristlerin, yayınlarında Muhammed’e hakaret ettikleri gerekçesiyle Charlie Hebdo” dergisini basarak on iki kişiyi katletmeleri, ardından başka bir İslamcı teröristin, Musevi mahallesinde bir süpermarketi basarak üç Museviyi öldürmesi,
İslam ve şiddet konusunu yeniden gündeme getirdi.

İslamcı terör aslında onlarca yıldır süren bir olgu.

  • Hamas, Hizbullah, Taliban, El Kaide, El Nusra, Bako Haram
    ve IŞİD gibi terör örgütleri, bugüne kadar İslam adına
    on binlerce masum insanı katletti.

Avrupa’da da böyle bir eylemin gerçekleşmesi ilk değil. Daha önce Hollanda’da,
Theo van Gogh adlı yönetmen, bir filminde İslam’a hakaret ettiği gerekçesiyle İslamcı teröristler tarafından Amsterdam’da öldürülmüştü. Türkiye’de,1990’larda Muammer Aksoy,
Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu gibi gazeteci, yazar ve akademisyenler, Atatürk devrimlerini ve laiklik ilkesini savundukları için katledilmişlerdi.

  • Sivas’ta 30’u aşkın vatandaş, Alevi veya dinsiz oldukları gerekçesiyle, diri diri yakılarak öldürülmüştü.

Avrupa’da ve Amerika’da, Hristiyanlık, Musevilik, Musa ve İsa aleyhinde de birçok yayın yapılır, ancak Hristiyanlar ve Museviler bu yayınları yapanları katletmezler. Buna dair örnek bulmak çok zordur. Bunu sadece Avrupa ve Amerika’daki demokratik yapıya ve ekonomik gelişmişlik düzeyine bağlamak olanaklı değildir. Latin Amerika, Asya ve Afrika’da yüzlerce milyon Hristiyan yaşamaktadır, ancak bu ülkelerin halklarından da, bu tür terör eylemlerini gerçekleştiren kişiler nadiren çıkmaktadır.

Bu nedenle İslam dininin kendisine bakmak kaçınılmazdır.

İslam’ın temel kitabı da Kur’an’dır.
Oysa İslam ve şiddet tartışılırken kimse Kur’an üzerinden bir tartışmaya girmiyor.
Kur’an’ı tartışmak adeta bir tabu haline gelmiş durumda.
Kur’an’daki ayetler tartışılmadığı için, hiçbir yere varılamıyor,
herkes başkalarını ve kendisini kandırmaya devam ediyor, sorunun üzeri örtülüyor.

Dogmatizm ve despotizm, sorgulayıcı düşünceyi, özgür tartışma ortamını ve
İslam’da olası bir reform hareketini esir alıyor.

Her şeyden önce şunu ortaya koymak gerekir:

Kur’an bir terör ve şiddet kitabı değildir. Bu son derece toptancı bir anlayış olur.
Şiddet içerikli bazı ayetleri cımbızla çekip, Kur’an’ın amacının şiddeti teşvik etmek olduğunu söylemek doğru değildir. Kur’an’da hoşgörü, barış, adalet, merhamet, iyilik, yardımseverlik, zulüm yapmamak, insan öldürmemekle ilgili birçok ayet vardır.

Ancak bu ayetlerle birlikte, şiddet unsuru içeren, şiddeti teşvik etmeye yönelik ayetler olarak yorumlanabilecek birçok ayet de vardır.

Bu konularda yorum yapanlar, Kur’an’ı okumadıkları için veya okudukları halde yalan söyledikleri için ve Kur’an’daki bazı ayetleri gizlemeyi marifet saydıkları için,
İslam dünyası da, dünya da, Türkiye de, bu konuda hiçbir yere varamıyor.

Şiddet içerikli söz konusu ayetlerin birçoğu, cehennemdeki cezalarla ve çekilecek acılarla ilgili ayetlerdir. Aslında bu da başlı başına tartışılması gereken bir konudur. Çünkü Kur’an’da, Tevrat’a ve İncil’e göre, cehennem ve ahiret üzerinden insanları caydırmaya ve korkutmaya yönelik ayet sayısı çok daha fazladır. Kur’an’da belli şeylerin yapılması veya yapılmaması durumunda cehennem azabı çekileceğine dair yüzlerce ayet vardır. Söz konusu ayetlerin birçoğunda da çekilecek azap ayrıntılı bir biçimde, şiddet unsurlarını da betimleyecek biçimde ortaya konur. Kur’an, en azından nicelik olarak, cehennem azabı konusunda, Tevrat’tan ve İncil’den çok daha fazla ayet içerir.

Ancak onun dışında, ahiretten önce, cennet-cehennem yolundan önce, belli olaylar karşısında, bu dünyada insanların insanlara vereceği cezalarla ve yapacakları şeylerle ilgili şiddet ve savaş unsurları içeren birçok ayet de vardır.

Nisa Suresi, Ayet: 34, 84; Maide Suresi, Ayet: 33, 38, 51; Enfal Suresi, Ayet: 60, 65, 66;
Tevbe Suresi, Ayet: 5, 29, 41, 73, 123; Nur Suresi, Ayet: 2; Furkan Suresi, Ayet: 52;
Ahzab Suresi, Ayet: 60, 61 bunlara dair örneklerdir.
İslam adına terör ve şiddet uygulayanların birçoğu bu tür ayetlerden esinlenmektedir.

  • Bu kategorideki ayetler, ilahiyatçılar, dini liderler, müftüler, imamlar,
    İslam üzerinden siyaset yapanlar tarafından, dönemin tarihsel koşulları
    ve olayları bağlamında yeniden yorumlanmadan,
    İslam ve şiddet sorununu çözmek olanaklı değildir.

===================================

KUR’AN ve ŞİDDET

Prof. Örsan K. ÖYMEN
İKİNCİ BÖLÜM
(18.1.15, AYDINLIK)

Paris’teki terör olayları nedeniyle, İslam ve şiddet tartışmaları devam ederken, İslam’da reform ve Kur’an’daki ayetlerin günümüz koşullarına göre yorumlanması konuları, her zaman olduğu gibi, yüzeysel bir biçimde geçiştiriliyor. Medya, ilahiyat ve siyaset camiası, Kur’an’da konuyla ilgili ayetleri görmezden gelerek, halkı uyutmaya devam ediyor.

Kur’an’da hoşgörü, barış, adalet, merhamet, iyilik, yardımseverlik, zulüm yapmamak ve
insan öldürmemekle ilgili birçok ayet vardır. O nedenle Kur’an’ı bir şiddet ve terör kitabı olarak yansıtmak doğru değildir. Ancak Kur’an’da bu ayetlerle çelişen ve/veya şiddeti ve hoşgörüsüzlüğü teşvik eden ayetler olarak yorumlanabilecek ayetler de vardır. İslam adına
şiddet uygulayanlar da zaten bu ayetlere sığınıyorlar.

Söz konusu ayetlerin,
dönemin tarihsel koşullarına ve olaylarına göre yorumlanması gerekirken,
birçok Müslüman, tüm ayetlerin, tüm zamanlar ve koşullar için geçerli Allah’ın buyrukları olduğunu savunuyorlar ve bu varsayım üzerinden terör ve şiddet içerikli eylemleri meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Üç maymunu oynamak yerine, söz konusu ayetlerin somut bir biçimde ortaya konması gerekir:

Nisa Suresi: 84. Ayet: “Ey Muhammed! Allah yolunda savaş; sen ancak kendinden sorumlusun; inananları teşvik et; umulur ki Allah inkar edenlerin baskısını önler…”

Maide Suresi: 33. Ayet: “Allah ve peygamberleriyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek
ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir…”.

Maide Suresi: 51. Ayet: “Ey inananlar! Yahudi ve Hristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır.
Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.”

Enfal Suresi: 59-60. Ayet: “İnkar edenler, asla üstün geldiklerini sanmasınlar, çünkü onlar sizi aciz bırakamayacaklardır. Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar -Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah’ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere-kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.” 65-66 Ayet: “Ey Peygamber! Müminleri savaş için coştur.
Sizin sabırlı yirmi kişiniz, onlardan iki yüz kişiyi yener.
Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener…”

Tevbe Suresi 5. Ayet: “Hürmetli aylar çıkınca,

puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün;

onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse peşlerini bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.”

29. Ayet: “Kitab verilenlerden, Allah’a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın.”

41. Ayet: “İsteyen, istemeyen hepiniz savaşa çıkın.
Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edin. Bilirseniz bu sizin için hayırlıdır.”

73. Ayet: “Ey Peygamber! İnkarcılarla, iki yüzlülerle savaş; onlara karşı sert davran…”

123. Ayet: “Ey inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın;
sizi kendilerine karşı sert bulsunlar…”

Furkan Suresi: 52. Ayet: “Sen, inkarcılara uyma, onlara karşı olanca gücünle savaş.”

Ahzab Suresi: 60-62. Ayet: “İkiyüzlüler, kalblerinde fesad bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye
davet ederiz…Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler. Allah’ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah’ın yasasında bir değişme bulamazsın” *

Yukarıda belirtilen ayetler, tarihteki belli topluluklar arasındaki belli savaşlar ve çatışmalar bağlamında Kur’an’da yer alır. Ancak günümüzde İslam adına terör uygulayanlar,
kendi işlerine geldiği gibi bu ayetlerin içini doldurup, kendilerine göre bir “inkarcılar”, “putperestler”, “zalimler”, “Müslümanlarla savaşanlar”, “fesadçılar”, “bozguncular”
kitlesi kurgulayıp, bu kurgu üzerinden masum insanları katlediyorlar.

Çağdaş hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü kavramlarından yoksun bu barbarlar, mafya zihniyetiyle, 7. yüzyılda yazılan bir din kitabı üzerinden,
kendi adaletini kendisi sağlamaya çalışıyor.

Bu zihniyetin alt yapısını da, İslamcı siyaset hazırlıyor!

(* “Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı (Meal)”, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,
Ankara, 1961; Çeviri: Hüseyin Atay ve Yaşar Kutluay)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Prof. Örsan K. ÖYMEN : İSLAM KUR’AN ve ŞİDDET” üzerine 2 yorum

  1. Güya ‘din kaynaklı teröre karşı’ olan ve bu terör olaylarını irdeleyen yazıların neredeyse tümünün, yine her zaman olduğu gibi “Din referanslı” süslemelerle donatılmış olması, en hafif deyimle aymazlıktır. Daha da ilerisi, o terörün kaynağını olumlulandırmak, ululandırmaktan başka işe yaramaz. Yıllardan beri, böyle durumlarda, her kesimden insanlar; “Gerçek İslam bu değildir, İslam hoşgörü dinidir” vs. teranelerle adeta kendi kafalarını kuma gömmekle birlikte, bilerek ya da bilmeden insanları uyutmaktalar! Nedir öyleyse İslam arkadaş?! Söyleyin de bilelim! 1400 yıldan bu yana aynı hikayeyi dinlemekten bıktık! Elin adamı ta 17nci yy. sonları ile 18. yy. başlarında oluk oluk kan akıtarak ödedikleri bedelin sonunda reform ve Rönesans ile Din kurumunu Vatikan’ın tepesine hapsedip, insan olmanın gereği olan, esas işlere koyuldular ve bilim, sanat teknoloji, kültür, ekonomi, insanca yaşam konularında geldikleri nokta gözümüzün önünde duruyor.
    Dünya coğrafyasına şöyle bir göz atınız lütfen; kan gölü içerisinde yüzen, zulmün, vahşetin kol gezdiği, öz değerlerin emperyalizme peşkeş çekildiği ülkelerin tümü, İslam ülkeleri değil mi?! Ülkemi yönettiğini sanan en tepedeki insanlar, İslam’ı referans alarak ve ağızlarından köpükler saçarak, kendi ülkesinin halkını birbirine kırdırma kışkırtıcılığı yapmıyor mu?! Lütfen sağa sola kıvırmayın; İslam, işte tam da budur arkadaş!

  2. Yine de, Örsan hocanın değerlendirmesi, bu güne kadar bu konuda yazılmış olanların, en dikkate almaya değer olduğunu söylemeliyim. Saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir