Türk iş dünyasını döviz kuru vurdu.. EKONOMİDE SULAR ISINIRKEN

 

Türk iş dünyasını döviz kuru vurdu!

Dolar, TL karşısında geçen yıla göre %8 değerlendi.
2013’teki kur artışı firmaların kârlarını eritmişti.
MÜSİAD’ın anketine göre işadamlarının %62’si
2014’te de kurdan olumsuz etkilendi..

Döviz kurlarında görülen hızlı yükseliş sanayicileri olumsuz etkiledi.
İthalata bağımlı yapısı nedeniyle yüksek döviz borç stokuna sahip Türk özel sektörünün, 2013 yılında Türk lirasında görülen %20-22 oranındaki devalüasyon sonucu
net kârı erimişti. Fortune Türkiye dergisinin 500 büyük şirket için açıkladığı rakamalarda net kârda görülen erime %13.2 olmuştu.

2014’te de kurlar 2013’e kıyasla daha yavaş artsa da Dolar kuru Türk lirası karşısında
geçen yıla göre %8’e yakın değerlendi. Kurdaki bu artış sanayicileri olumsuz etkiledi.

YÜZDE 62’si OLUMSUZ ETKLENDİ
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak’ın, MÜSİAD Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı’nda, üyeleri arasında yapılan bir ankette verdiği rakamlar da bunu gözler önüne serdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın da katıldığı toplantıda, MÜSİAD Değerlendirme Anketi’nin sonuçlarını da paylaşan Olpak,
şu bilgileri verdi:
“Ankete katılanların %31’i, ihracatlarında artış, %17’si ise azalma olduğu yönünde
yanıt verdi, %52’sinin ise ihracatları değişmedi.Döviz kurunda yaşanan dalgalanmalar üyelerin % 62’sini olumsuz etkiledi,
olumlu etkilenenlerin oranı yalnızca %0.08 oldu.

Üyelerin %39’u, 2014 yılının firmaları açısından ‘daha iyi’, %36’sının ‘aynı koşullarda’,
%25’inin ise ‘daha kötü’ geçtiğini belirtti.
Üyelerin %49’unun yurt içi satışları arttı, %24’ün ise satışları düştü.
Üyelerin %48’i geçen yıl yeni yatırımlar yaptı, %22’sinin yatırımları azadı.’’
BÜYÜMEDE HIZ KAYBI 
Toplantıda ekonomik büyümeye ilişkin de değerlendirmede bulunan Nail Olpak,
geçen yılın 3. çeyreğindeki büyümenin, beklentilerin altında kalmasının önemli nedenlerinden birini şöyle anlattı:
“Son yıllarda adeta kronikleşen cari açığı düşürmek amacıyla iç talebin kısılmasının karşılığı alınırken, bunun büyümeye yansıması, beklenen şekilde, olumsuz olmuştur.”
Olpak, “Büyümedeki bu hız kaybı analiz edildiğinde, dış talebin büyümenin lokomotifi olma özelliğini sürdürmesine rağmen, 3. çeyrekte, bir önceki yılın aynı dönemine göre azalış gösteren kamu ve özel sektör yatırımları dikkat çekmektedir.” diye konuştu.Kamu ve özel sektör yatırımlarındaki bu düşüşün etkenlerinden birinin Merkez Bankası’nın faiz politikası olduğunu ifade eden Olpak, faiz oranlarında indirime gidilmemesinin nedenlerinden olan enflasyon oranlarında da geçen ay dışında düşüş sağlanamadığını söyledi.

======================================

EKONOMİDE SULAR ISINIRKEN…

Dostlar,

Sular giderek daha da ısınmakta.. Artık kanka MÜSİAD bile sesini “temkinli” olarak yükseltmekte.. Sermaye bu; tunç yasası “maksimum kâ” dır ve bu yasa İslami sermaye için de kesin olarak geçerlidir. Hatta dinin, pek çok çıkara – nefse araç edilişinin yanı sıra,
ticarete de araç kılındığının sayısız örnekleri vardır.

AKP 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanıp Kasım ortasında hükümet kurduğunda 1 $ = 1,60 TL idi.. Günümüzde 2,40’a koşmaktadır.  Bu rakam, Dolar’ın 12 yılda % 50 değer kazandığını, Dolar karşısında yıllık basit aritmetik ortalama ile erimenin %4 dolayında olduğunu
ortaya koyar. Üstelik düşük kur – yüksek faiz politikasına karşılık.. Çifte kavrulmuş yani..
Bir yandan enflasyonun üstünde reel faiz, bir yandan da ana paranı değerlenmesi..
FED % 0.25 puan / yıl Dolar faizi verirken siz net % 2 – 2,5 (8 – 10 katı) fahiş tefeci faizi ödeyerek sıcak para gereksiniminizi ekonomiyi kanatarak karşılamayı sürdürdünüz..  
Bu arada TCMB döviz rezervlerine neredeyse 100 milyar Dolar eklediğiniz masalını da yurdum insanına ikide bir vaaz ederek..

TL’nin 12 yıl boyunca kesintisiz, ortalama %4’lük edeğer yitirmesine ortalama %1,3 – 1,4 dolayında nüfus artışını ve de muazzam yolsuzlukları katın.. Son ikisi birlikte, en insaflısı ile 2 puan sayılsa; Dolar karşısındaki % 4’lük erimeyi de katınca %6 bulursunuz. Eh AKP’nin
12 yıllık ekonomik başarımı da (performansı da) yıllık ortalama büyüme rakamı olarak
%6-7 aralığında. “Net büyüme” oranını arıyorsanız geriye %1 ya kalır ya kalmaz..

Pekii, görünür iyileşme nerede?” diye sorulur ise; yaklaşık 60 milyar Dolara varan özelleştirme talanı girdilerinde. Dikkat buyurun “geliri” değil “girdisi” demekteyiz..
Artık onlarında bittiğini geçen yıl Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek itiraf etti.

Ek olarak toplamda 221 milyar Dolar olarak alınan borcun 700 milyar Dolara erişmesinde,

12 yılda toplam 500 milyar, yılda ortalama 40 milyar Dolar borç yüklenmesinde..
Nerdeyse 2014 sonu TUG (toplam ulusal gelir – GSMH) rakamı 800 milyar Dolara erişiyor.
Yani geleceği tüketerek (haydi “çalarak” demeyelim..)

Bir de kaynağı belirsiz serseri sıcak para var. Bu sonkine resmi tablolarda
“net hata noksan kalemi” denilmekte kamufle etmek için.. Namuslu paranın kuması adeta.. Nazlı, kaprisli, şımarık, maliyeti yüksek (düşük kur – yüksek faiz baskısı) hatta tehditçi ve şantajcı..

“Giderim haaa, çıkarım haa..”

Son yıllarda yüz milyar Dolar / yıl dolayında dış ticaret açığı, 50 milyar Dolar’ın altına inmeyen cari açık, % 70 – 80 dışalım (ithal) girdiye mahkum ilkel dışsatım (ihracat)..
Bir de 23.5 milyar Dolarlık IMF borçlarının tasfiye edildiği cakası..

12. CB – Yarıbaşkan Bay RTE ailelerden 5 çocuk isterken, ekonomiden sorumlu Başbakan Yrd. Ali Babacan, işsizliği azaltamayacaklarını çünkü işgücüne katılımın yüksek olduğunu.. buyurdu önceki gün.. Yani, açıkçası hızlı nüfus artışı baskısından yakındı. Üretmeyen, dolayısıyla istihdam da yaratmayan dışa bağlı hastalıklı ekonominin özürünü biraz da
hızlı ve gereksiz nüfus artışına bağlayarak.. Her yıl 1 milyona yakın genç insanın işgücü havuzuna – işsizlik havuzuna dolduğundan, becerebilirse ancak bir bölümünün işgücü piyasasına katılabildiğinden yakındı..

Bu ne yaman çelişkidir?

**********

Çare ÜRETİM EKONOMİSİDİR… 

Devlet öncülüğünde ılımlı devletçilikle planlı, üretken ekonomidir..
Henüz başka reçete keşfedilmedi..
AKP – RTE’nin de başını ekonomik çıkmaz yiyecek..
Olan yine Türkiye’ye, özellikle de emekçilere olacak.
Türkiye artık küresel kapitalizmin post-modern neo-kolonisidir.
Bu lanetli zinciri tez elden kırmak hepimizin boynunun borcudur.
İlk hedef de 2015 Haziran’ında AKP’yi iktidardan indirmektir.

Sevgi ve saygı ile.
08.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir