Tuzla Tersanesinde 136. Ölüm!


136. ÖLÜ !!

http://ulusunsesi.com/haber_detay.asp?id=1854&uyeid=157, 19.08.2010

Orda ekmek yemenin ve kazanmanın sermayesi ÖLÜM!
Başbakanın (AS: R. T. Erdoğan‘ın) öğretmesine gerek yok! 

Bol yağmurlu bir İstanbul günü. Sanki Ekvator’da ani bastıran bir yağmur altındayız.
Bardaktan boşalırcasına yağıyor yağmur.

Tuzla’da tersanedeyim
.

Çalıştığım gemi bakım için tersanede. Yağmurdan kaçan işçiler küpeşte altına kaçışıyorlar güverteden. İklimlerin değişikliklerinden başlayıp şu anda kaç evin su baskınına uğrayacağına dek kestirimler yapıp söyleşiyoruz.

Birisi aniden ötemizdeki tersanede bir işçinin az önce öldüğünü sıradan, alışagelmiş halde ayrıntılarıyla anlatıyor. Susarak dinliyoruz. Sanki oksijen tüpü bitmiş ya da yanlış kaynak yapılan saç tekrar kesilip kaynatılacak gibi sıradan bir ifadeyle dinliyoruz.
Sıradan bir şey olmuşçasına yani…

Mesai bitiminde gemi kaptanıyla uzayan saçlarımızı kestirmek için berber arıyoruz Tuzla’da.
Bir caminin altındaki berber dükkanına giriyoruz. Sıra beklerken çaylarımızı yudumluyoruz. Avluya bir tabut giriyor. Ardındaki 20 kadar insanla musallaya konuldu. Her gün aynı işi yapıyormuşçasına dualarını yapıp kenara çekildiler. Hani olur ya tabut üzerinde simli ayetler bezemeler, işte bunda yoktu, yalnızca yeşil örtü var üzerinde.
Tersanede ölen işçiymiş. Memleketine götürecekler, otobüs bekliyorlarmış.

4-5 kadın geldi cami kapısına.. Birisi oldukça çökmüş, halinden belli karısı merhumun.
O kadar sessiz ve yorgun ki, komşuları zorla ayakta tutuyor. Sandalye yetiştirdik.
İki de bebe var yanında. Birisi 12 yaşlarında bir kız, öbürü 7 yaşlarında bir oğlan.
Suskun ve ilgiyle izliyorlar çevreyi. Arkasında bir yığın borç bırakıp, 35 yaşında ölen babalarını izliyorlar sade tabutunda.

Anne sessizce ağlaşıyor. Sonsuz bir asalet var suskunluklarında hatta ağlamalarında bile.

Otobüs yaklaşıyor cami avlusunun önüne.
Alelacele koyuyorlar bagajına tabutu ve memleketine yola koyuluyorlar.

Ölüm herkese acıdır. Varsıl, yoksuş dinlemez. Yakar geçer. Hele de zamansızsa ölüm,
hepten acıyı koyar yüreklere. Bu garipler neden dövünmez öbürrleri gibi acep ?
O denli sıradan karşılanır mı ölüm ?
Yitip giden koca, baba, arkadaş, yoldaş.. buna karşın nasıl tepkisiz kalabiliyorlar ?

Orda (AS: Tuzla tersanelerinde!) ekmek yemenin ve  kazanmanın sermayesi ÖLÜM!
Başbakanın (AS: RT Erdoğan) öğretmesine  gerek yok.
Tersane işçisi yaşayarak öğrenmiş meslek gereği ölündüğünü.
Hatta karısı kızı oğlu bile öğrenmişler eve ekmek girmesinin bedelini.
Evin geçimi için, babalarının her an ölebilme olasılığı olan işte çalıştıklarını biliyorlar.

İki maliyeciyle ya da SSK denetçisiyle koca holdinglere taklalar attıran AKP iktidarı,
nedense Tuzla tersanelerine pek dokunmuyor.
Nerede SSK, Çalışma Bakanlığı, AB ölçütlerine göre yasalar çıkartıp uygulayacak kurumlar,
NGO’lar?

Kedi köpek için bile gösteri yapabilenler, çevreciler bilcümle hümanist takılan zerzavat takımı,
haydi ortaya çıksanıza.

Yaşamını ailesinin geçimi için sermaye yapabilen namuslu, yiğit bütün emekçilere
ve onların onurlu, başı dik ailelerine selam olsun.

Haaaaa, merhum kimdi diye soracak olursanız; Tuzla tersanelerinde ölen 136. işçiydi !

Adını sormayın, daha çok var onlardan…

====================================

Dostlar,

Ekleyecek söz var mı??

Sevgi ve saygı ile.
02.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir