Ahmet Göksan : Filistin’den Sonra KKTC de Tanınmalı Artık!


PAZAR’LIK

TANIN  –  MA

portresi

 

Ahmet GÖKSAN
ahmetgoksan@gmail.com 

 

 

          “İkinci Cihan Savaşı’ndan evvel mali durumu bugünkünden çok daha iyi olan İngiltere, Hindistan’dan tutunuz da dünyanın en ücra köşelerine varıncaya kadar milyonlarca insanı kendisine ancak para kuvveti ile biat ettirebilmiş. Onlar arasında bulabildiği ve üç beş kuruşa namusunu bile satmaktan çekinmeyen mikroplarla kavimleri esaret zincirleri arasına almaya muvaffak olmuştur. Dünün hortlakları arasına gömüldüğünü zannettiğimiz siyaseti, bugün tekrar meydana çıkıyor. ‘Öğretmene bol maaş vereceğim’ diyor. ‘Fakat onu ben bulacak, başınıza ben getireceğim’ diye ısrar ediyor. Bu işte, nasıl hüsnüniyet aranabilir?” 1952, Dr. Fazıl KÜÇÜK 

          Bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Buna karşın yıl içinde saman alevi gibi parlayıp söner gibi olan olayların ve konuların içten içe yanmaya devam ettiklerini kaydetmek istiyoruz. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında soğuk savaşın sona erdiği ve dünyanın rahat bir nefes alacağı düşünülüyordu. Bu beklentinin kısa sürede boşa çıktığı gerçeği ile yüzleşildi. O günün gürültüsü ve patırtısı ile dikkatleri çekmese de Avrupa’daki televizyon kanallarında kamu duyurusu gibi ‘komünizm öldü’ duyuruları alt yazı olarak geçiyordu.
Satır aralarına ise ama ‘İslam var’ sözleri sıkıştırılıyordu. Bu yönde yapılan yayınlarla
beyinler de yıkanmış oluyordu.

Aradan geçen kısa süreçte İslam dini, adeta terör olgusu olarak algılanır oldu.
Özellikle 11 Eylül’de (AS: 2001) “İkiz Kuleler”e yapılan saldırılarla bu olgu adeta pekiştirildi.
Dünyanın her yanında mantar gibi çoğalan İslam adına terör yaptığını duyuran  örgütler oluşarak veya oluşturularak çoğaldı. Uluslaşma sürecini henüz tamamlayamayan Arap halkları da aralarındaki dinsel farklılıklar nedeniyle birbirlerine acımasızca saldırmaya başladılar. Dünyanın öbür bölgelerinde bulunan İslam topluluklarında da benzer çatışmalar halen yaşanıyor. Olayların bu noktaya taşınıyor olmasının perde gerisinde Haçlı düşüncesinin olduğunun söylemek olasıdır.

2014 yılını değişik adlar altında bir araya gelerek din adına terör yapan örgütlerin yılı
olarak da anacağız. Bu nedenle 2014 yılını yaşadığımız
acımasız etnik temizlik olayları nedeniyle anımsamak bile istemiyoruz. Tıpkı yüz yıl önce yaşanan Birinci Paylaşım Savaşını da benzer olgular nedeniyle anımsamak istemediğimiz gibi.

Bugüne değin uluslararası terör örgütleri listesinde kendine yer bulmuş olan Hamas örgütü Avrupa Parlamentosu tarafından anılan listeden çıkarıldı. Nedenlerini yukarıda değindiğimiz Haçlı düşüncesinin bir ürünü olarak okuduğumuzu kaydediyoruz. Bu gelişmeye koşut olarak Filistin Devleti’nin tanınması kararı alındı. Avrupa Parlamentosu’nun kararı oybirliğine yakın bir oyla kabul edildi. Geçtiğimiz Eylül ayında İsveç Parlamentosu’nun başını çektiği tanınma kararı, çorap söküğü gibi öbür ülke parlamentoları tarafından da kabul edilmesi sonrasında yukarıdaki kararın alındığının bilinmesini istiyoruz. Tanınma öncesinde Filistinlilerin
kendi aralarındaki kavgaya son vermeleri gerekiyor. Aksi halde tanınma buz üzerine yazılan bir dilek olarak tarihteki yerini alır.

Alınan kararda, “AP, Filistin Devletinin tanınmasını ve iki devletli çözümü ilke olarak destekler ve sorunun barış görüşmelerindeki gelişmelerle yakın ilişkili ilerlemesi gerektiğine inanır.” deniliyor. Bölgede iki devletli yapı kurulacaksa öncelikle Filistinlilerin kendi aralarındaki barışı sağlamaları gerekmektedir. Avrupa Paralmentosu’nun bu kararını tarihsel bir karar olarak niteliyor, bu kararın bölge ve dünya barışına katkısının olmasını diliyoruz. Avrupa Halk Partisi Başkanı Bay Manfred Weber’in, alınan bu kararı değerlendirirken “Acilen koşulsuz tanıma
söz konusu değil.” sözleri 2015 yılı için iyimser olmamızı engelliyor.

Avrupa Parlamentosu’nun böyle bir kararı almasına olumlu baktığımızı yineliyoruz.
Ancak Filistin – İsrail anlaşmazlığı gibi aynı yıllarda gündeme taşınan ve
Soğuk Savaş artığı olan Kıbrıs uyuşmazlığının da benzer bir kararla çözümüne katkısının olması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Aldıkları bu kararda dürüst ve içten iseler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de tanımaları gerekiyor. Dilleri, inançları taban  tabana aykırı olan Türklerle Rumları zorlama ile tek çatı altında birleştirme çabalarından bugüne değin sonuç alamadıklarını onlar da iyi bilmektedirler. Filistin Devleti gibi KKTC’nin de dünyanın
değişik bölgelerinde temsilciliklerinin olduğunu anımsatmak istiyoruz.

Avrupa Parlamentosu’nun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ilişkin olarak alacağı kararın dürüstlük ve adalet testi olacağının bilinmesi gerekiyor…

SEVGİ ile kalınız…
26 Aralık 2014  –  Ankara
====================================

Dostlar,

Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı dostumuz Sn. Ahmet GÖKSAN,
doğallıkla Kıbrıs sorunu hakkında uzman.

Kanlı Noel 23 Aralık 1963’ün 51. yılında bir kez daha “gerekli anımsatmayı” yapıyor..

  • Kıbrıs’ta 2 bölgeli – 2 bağımsız devlet; başka yolu yok!

Aman aman… Tek devlet altında birleşerek yeniden aynı kanlı süreci – assimilasyonu –
etnik temizliği davet etmenin hiç ama hiç anlamı yok. Dönüşü olmayan bir tuzak..
Bu kez Türkiye de bir şey yapamaz..

Uluslararası toplumun bu tanımama utancına artık son vermesi ve
15 Kasım 1983’te kurulan KKTC’yi tanıması gerekiyor.

Öyle çok uluslararası hukuk gerekçesi var ki bu bağlamda..

Bir de real-politik.. Güncel koşullarda bu tanımayı zorunlu kılıyor.
Fakat ilk koşul Kıbrıslı soydaşların bu amaçla dik ve kararlı durmaları..

  • Filistin’den Sonra KKTC de Tanınmalı Artık!

Sevgi ve saygı ile.
24 Aralık 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir