Prof. Dr. Hakkı Keskin : Vicdansızlar!


Vicdansızlar!

Prof. Dr. Hakkı Keskin
Siyasal Bilimci, Almanya, 31.10.2014

     Bugünlerde Ermenek kömür ocağında 18 işçinin mahsur kaldıklarını ve
büyük bir olasılıkla yaşamlarını yitirecek olmalarını büyük bir üzüntü ve öfkeyle yaşıyoruz, izliyoruz. Ermenek maden ocağında bu felaketin geleceğini
açıkça gösteren durum ve uzmanlarca yapılan uyarılar dikkate alınmamıştır.

Ermenek acısının yanı sıra, Isparta’da mevsimlik işçileri taşıyan ve 27 kişi kapasiteli olduğu halde 45 kişinin bindirildiği midibüs kazasında 18 insanımız
can verdi.

  • Türkiye iş kazalarında ve işçi ölümlerinde büyük farkla Avrupa birincisi ve Dünya üçüncüsü. 

Her gün 172 iş kazasında, 4 işçi ölüyor ve 6 işçi sürekli çalışamaz oluyor.
2013 yılında 1235; 2014 yılının ilk sekiz ayında 1270 işçi yaşamını yitirdi.

  • Türkiye`de maden iş kazaları ABD’nin 360 katı!

İş kazalarının %98’i gerekli önlemler alınırsa önlenebilir kazalar.
Yaşanan sayısız iş kazaları gösteriyor ki;

  • AKP Hükümeti için kâr ve rant insan yaşamından çok önde geliyor.
    Sorumlu bakanlar utanmadan hala istifa etmiyorlar.

Soma – Ermenek  Faciaları ve Vicdan

Soma kömür maden ocağında 301 ve belki de çok daha fazla insan yaşamını yitirdi. Bunun iş kazası olmadığı, başta sorumlu bakanlar, hükümet ve tabii ki özel şirket tarafından alınması gereken en asgari önlemler alınmadığından, bu büyük facia
vicdanı olan herkesi sonsuz bir acıya ve yasa boğdu.

Vicdan kişinin kendi davranışları ve yaptıkları hakkında kendi ahlak değerleri üzerine yargılama, değerlendirme yapmasını sağlayan, insanlardaki özel bir merkezdir.
Bir iç mahkemesidir. İnsanlarda uyulması ve olması beklenen kurallar, sorumluluk duygusu, utanma ve suçluluk makamıdır. Vicdan insanların doğruyu ve yanlışı,
iyiyi ve kötüyü, haklıyı ve haksızı bulmayı ve fark etmeyi sağlayan kompasıdır.
İnsan olmanın en ayırt edici ve en belirgin özelliğidir vicdan.

Soma maden ocağındaki büyük acımızın örneğiyle, sorumluların insan yaşamına gösterilen kaygısızlığı ve vicdansızlığı irdelemek isterim.

Can alıcı tehlikeleri ayrıntılarıyla önceden ortaya koyan Cumhurbaşkanlığı Yüksek Denetleme Kurulu Soma Raporunu siyasal sorumlular dikkate almamıştır. CHP`nin TBMM de bu maden ocağındaki son derece tehlikeli durumun araştırılmasını isteyen ve öbür muhalefet partilerinin de desteklediği komisyonun kurulmasını, AKP milletvekilleri oylarıyla reddetmiş ve Soma maden ocağında her şeyin “iyi“ olduğunu imzalarıyla belirtmiştirler.

Avrupa Birliği istediği halde, İş kazalarını da içeren 9 no’lu Genel Sosyal Politika ve İstihdam Faslı`nın açılmasına AKP hükümeti yanaşmamıştır. ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) İş güvenliği ve Çalışma standartlarına hükümet uymamayı sürdürmektedir.

Çalışanların haklarının korunmasında en önemli destek olan sendikalaşmayı yeni düzenlemelerle AKP hükümeti engellemiştir. Daha çok üretimi ve kârı çalışanların yaşamından daha önde tutarak devletin elindeki maden ocaklarını özelleştiren, kiralayan ve hatta taşeron firmalara verilmesine onay veren AKP hükümeti,

Soma`da olduğu gibi, Ermenek‘te ve çoğu maden ocağında her türlü riskleri en aza indiren, kaçış yollarını, yaşam odalarını, günümüzün standartlarına uygun gaz maskelerini ve işleyen sensörleri zorunlu kılmayan ve bunu denetlemeyen bir hükümet görevdedir. Gerekli denetimler özerk uzmanlara yaptırılmadığı ve tüm uyarılara karşın gerekli önlemler alınmadığından, öngörülebilir tehlike ve riskler giderilmemekte ve
iş kazalarında büyük farkla Türkiye`yi Avrupa birincisi ve Dünya üçüncüsü konumuna getirmiştir.

Bu büyük felaket nedeniyle taziye amaçlı Soma`ya giden Başbakan`ın ve Başbakanlık Müşavirinin, evlatlarını, kardeşlerini, babalarını yitiren kişilerin gösterdikleri serzenişe tokat ve tekme ile yanıt verilmiştir. Öngörülebilir bu felaketi önleme önlemleri almayan, bu nedenle de Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük maden katliamını yaşamasına neden olan, demokratik haklarını kullanarak kınamak amacıyla yapılan gösteriler,
yine polisin baskısıyla engellenmiş, yaralananlar ve ölenler olmuştur.

En ağır ve en tehlikeli iş alanına giren maden ocaklarında çalıştırdıkları işçilere ortalama 1500 TL gibi gülünç bir ücret veren ve bu emekçileri en ilkel ve her türlü
riskli koşulları altında çalıştıran ve sömüren işverenlerin ve bu durumu yasal düzenlemelerle onaylayanların, nasıl bir vicdana sahip olduklarını ve hatta vicdana sahip olup olmadıklarını, çok iyi düşünmemiz ve sorgulamamız gerektiği inancındayım.

Faruk Çelik ve Taner Yıldız’ın, Soma, Ermenek ve daha birçok felaketin siyasi sorumluları olarak, yetkili bürokratları derhal görevlerinden uzaklaştırmaları ve kendilerinin de sorumluluğu üstlenerek istifa etmeleri gerekir. Gerçek demokratik ülkelerde uygulama budur. Vicdanı kendi yanlışını görebilmeyi sağlayan, sorumluluk ve suçluluk duygusuna sahip olan, daha da doğrusu vicdan sahibi olan herkesin yapması gereken bu olurdu, olmalıydı da. Ne var ki Türkiye`de siyasal ahlak, bu denli büyük felaketlerin sorumlularını bile sorgulama ve yargılama yeteneğinden oldukça uzaklaşmış bulunuyor.

301 ve hatta daha çok insanın hunharca ölümüne neden olan Soma ve Ermenek kömür ocağı firma sahibi ve yetkililerinin, bu suçlarının hesabını en ağır biçimde
yargı önünde vermeleri gerekmektedir. Aksi halde bu felaketlerden gereken dersin çıkartılması olanaklı olamayacaktır.

Kuşkusuz, çok ivedi olarak bu felaketlerin nedenleri ve sorumluları tüm ayrıntılarıyla Meclis araştırma komisyonu tarafından ortaya çıkartılmalı ve zaman yitirmeksizin
yeni yasal düzenlemelerle Türkiye`de maden işletmeciliği Batı Avrupa ülkelerinin standartlarına kavuşturulmalıdır!

Bu büyük acılardan alınması gereken ders, Batı Avrupa ülkelerinde iş kazalarının
en aza çekilebilmesi için alınan tüm önlemlerin aynen ve sıkı sıkıya Türkiye`de de
ivedi olarak yasal düzenlemelerle uygulanmasıdır. Maden ocaklarının özel firmalara kiralanması ve taşeron firmalara devredilme politikasından ivedi olarak vazgeçilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir