AKP’nin IŞİD Politikası Korkutuyor


AKP’nin IŞİD Politikası Korkutuyor!


Dostlar
,

IŞİD sorunu olarak ayna görüntüsü veren Ortadoğu sorunlar yumağı,
tüm ağırlığıyla sürüyor..

Onca düvel-i muazzama bu sözde devlet taslağını (müsvettesini) havadan en yüksek teknoloji ile günlerdir dövüyor ancak birkaç on bin kişilik (yaklaşık elli bin mücahit..)
kara gücü, 400 bin nüfuslu Kobani’yi düşürmek üzere.. Üstelik 50+ ülkeli tarihin
en büyük “Koalisyon gücü”, karada da epey girişim içinde..

Sonuç alınamıyor görünüyor.. Akıl alır gibi değil..

AKP ve Batı, birlikte yarattıkları canavarı bakalım nasıl dizginleyecekler??

ISID-ISIS_VAHSETİ

Dileriz, ülkemizde ciddi can yitiklerine yol açacak IŞİD sabotajları olmasın!
AKP hükümeti öncelikle yurttaşların can güvenliğini sağlamak zorundadır.
Muhalefet, iktidarı bu bağlamda ciddi – hızlı – somut önlemler almaya zorlamalıdır.
Gerekirse ivedi bir TBMM gizli görüşmesi isteyerek, yaptırarak; halkı rahatlatarak..

Dışarıda ise “Haydut devlet” (Rogue state) etiketine ramak kalmış gibi gözüküyor..
Bu kozu oynayacak Batı için eyleme sığlıkla salt “şantaj” denebilir mi;
epey bir gerçeklik payı yok mu??

Sayın Ergin Yıldızoğlu Londra’da Ekonomi hocasıdır. Gözlem ve irdelemeleri
çok yerindedir. Dize (satır) aralarına da dikkat ederek okuyalım..

AKP, ilkokula türban vb. gündem oyunlarını bir yana koyup; vargücüyle

– ekonomideki,
– Güneydoğu’daki ve
– dış politikadaki 3’lü yangını

denetlemeye çaba göstermelidir. Öngörülemeyen gelişmeler AKP’yi katar önüne,
silip süpürür; ne olduğunu anlayamazsınız bile..

Sevgi ve saygı ile.
29 Eylül 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=============================================

portresi

Ergin YILDIZOĞLU
 

Cumhuriyet, 29.9.14

 

AKP yönetiminin IŞİD ilişkileri doğası gereği başımıza büyük belalar açmak üzere…

AKP ve IŞİD, Osmanlı-Arap dünyasının 500 yıl önce Batı’nın gerisinde kalmaya başlamasında etkin olan bir “geçmişe bakış” eğilimini, “ecdadımız” söylemini paylaşıyorlar. AKP, IŞİD’le ilgili en önemli sorunun ayırdında değilmiş gibi davranıyor. AKP, IŞİD’e karşı savaşan koalisyona katılıyor ama

  • Türkiye içinde IŞİD’in kadroları, yaygın bir sempatizan kitlesi ve
    ilişkiler ağıyla varlığını koruyor.

AKP kadroları ve entelektüellerinin “realiteyle” ciddi sorunları var.
Sık sık kendi fantastik dünyalarına kaçmayı tercih edebiliyorlar.

‘Cahilliğin keşfi’

Yaklaşık 500 yıl öncesine kadar Yahudilik, Hıristiyanlık Müslümanlık, Budizm gibi dinler, bilinmesi gereken en önemli şeylerin bilgisinin, ya kutsal kitap ya da geçmişin bilgeleri tarafından bize verilmiş olduğunu düşünüyorlardı. 15. yüzyılda Avrupa’da yaşayanlar, kutsal kitabın sınırlarını aşan şeyler olduğunu, bunları bilmediklerini,
bu sorunun üzerinde düşünmeye başlayınca da ne kadar cahil olduklarını keşfettiler. Bu “cahilliğin keşfi”, “bilimsel devrimi” başlattı; gelişme, ilerleme ve “gelecek”
fikirlerini üretti (Yuval Noah Harari, Sapiens: A Brief History of Humankind, 2014).
Bu noktadan başlayarak bilim-kapitalizm-imparatorluk (siyasal güç) üçlüsü arasında birbirini besleyen bir döngü oluştu.

Bu döngü yalnızca teknolojik gelişmeleri değil, yeni kıtaların keşfini, emperyalizmi -kapitalizmin gelişmesini- hızlandırdı, ilk kapitalist küreselleşmeyi başlattı.
Harari’ye göre, bu süreç başlarken dünyada, Amerika’yı, Avustralya’yı keşfedebilecek, mali ve teknolojik kaynaklara, donanmaya ve denizcilik bilgisine sahip, Osmanlı, Çin gibi başka imparatorluklar da vardı. Ancak bu iki imparatorluk bilinmesi gereken her şeyi bildiğini düşünen, kendi dışlarındaki dünyayla, komşularını ilhak etmeye çalışarak genişlemek dışında ilgilenmeyen egemen sınıflarca yönetiliyorlardı. Bu yüzden İspanya, Portekiz, Hollanda, İngiltere yeni ticaret yolları kıtalar bulmaya; buralardaki zenginlikleri, bu keşiflerde elde ettikleri bilgiyi ülkelerine götürmeye başlarken, Osmanlı ve Çin bu gelişmelerle, başka yerlerde olanlarla ilgilenmiyordu. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Avrupa, kapitalizm, bilimsel devrim, emperyalizm ile hızla ilerledi, geldi bu imparatorlukları hedef aldı, “Doğu” kavramını yarattı.

AKP siyasetçileri, siyasal İslamın entelektüellerinin de yüzü bilimsel bilgiye, moderniteye değil, geçmişe dönük. Başbakan Batı’ya “alternatif uygarlık” düşlerken ecdadından, Osmanlı restorasyonunda söz ediyor; IŞİD’in de aklı ecdadında;
Halifeliği restore etmeye çalışıyor. Al-Arabi Al Jadeed gazetesinden Navar Kadimi’nin işaret ettiği gibi, “tüm türbeleri tapınakları şirk kabul ederek yıkan IŞİD, Süleyman Şah Türbesi’ne dokunmuyor”. Bu bakış ve mantalite modern dünyanın,
hızla biriken ve derinleşen sorunlarını ne anlayabiliyor ne de bu sorunlara bir yanıt üretebiliyor; aksine geleceğe bakmaya göre kurgulanmış modern sosyal yaşamı, eğitim sistemini, bireysel özgürlükleri, yaşamı yok etmeye çalışıyor.

IŞİD neden böyle?

AKP yönetimi ve siyasal İslamın entelektüelleri, “aniden” ortaya çıkan IŞİD olgusunu anlamaya çalışıyor; ama açıklayıcı etkenlerden birinin önemini bence bilerek azımsıyor, üzerini örtmeye çalışıyorlar.

Bunlar, Irak savaşının, Suriye’de iç savaşın yarattığı iktidar boşluğunu, büyük güçlerin bu boşluğun oluşmasındaki rollerini, boşluğun etrafındaki güçleri manipüle (AS: manuple) etme kapasitelerini, Şii-Sünni çatışmasını, Sünni nüfusun öfkesini, Avrupa ülkelerindeki göçmen gençliğin umutsuzluğunu, IŞİD’i ortaya çıkaran “muhtevanın
en önemli bileşenleri olarak tanımlayabiliyorlar. Ancak “bu muhtevanın sunduğu biçim neden IŞİD oldu”? Bir katalizör rolü oynayan, “İslam dinini”, bunların “İslamla alakası yok”, diyerek düşünme sürecinin dışında bırakmaya çalışıyorlar.

O zaman da şu soru yanıtsız kalıyor :

IŞİD’in İslamla ilgisi yok derken hangi İslamı, ne anlamda kastediyoruz?
Tek bir İslam yok ki. Şii-Sünni ayrımının dışında başka mezhepler de var;
bunların hepsi İslam.

İkincisi, IŞİD söylemini ve eylemini kutsal kitaba dayandırmaya büyük özen gösteriyor. En aşırısını “kafa kesme” eylemini örnek vermekle yetineceğim. Kutsal kitabın 47.4 suresine bakınca, (Mawdudi’ninTafhim al Kuran’ın kısaltılmış versiyonunda sf. 1038; Mohammed Marmaduke Piksthall’ın “Glorious Quran” tefsirinde sf. 361) inanmayanların boyunlarının vurulmasından, ailelerinin fidye alana kadar tutsak edilmelerinden söz edildiği görülüyor.

Kısacası IŞİD’in söyleminin, pratiğinin İslamın içinde bir yeri var.
O’nu bu yerden söküp atmak da, eğer samimiyseler “İslamla alakası yok” diyen Müslümanlara düşüyor.

Realite sorunu…

AKP yönetimi, siyasal İslamın entelijansiyası, realiteye çarpınca kendi iç dünyalarına çekilmeyi seçiyorlar. Bu durumun belki de bir istisnası, hızlı “U” dönüşlerle realiteyle ilişki kurmaya çalışan Tayyip Erdoğan. Libya savaşı başlarken aldığı “sert” tutumu hemen kolaylıkla değiştirebilmişti. Son olarak da IŞİD karşıtı koalisyona katılması gerektiğini bir ABD gezisinde, iki günde kavrayarak söylemini düzeltti.
Geri kalanlar ise bir âlem. Erdoğan’ın BM’de boş salona konuştuğunu görünce, üzerinde düşünmek yerine fotomontajla salonu dolduruyorlar. Erdoğan gereken askeri yardımı vermekten söz ederken, ABD ve Avrupa dış politika çevrelerinde

  • Türkiye IŞİD’i yarattı gibisinden bir algı varken,

üst düzey yetkililer, ülkenin içinde olduğu askeri ittifakları, ekonomik kırılganlığı unutup “Amerika bize ev ödevi veremez” diyor. Bir AKP yazarı, Türkiye’nin Arap dünyasında tek bir destekçisi kalmamışken, kafayı takmış bir ruh hastası gibi tekrarlamaya
devam ediyor:

IŞİD’in ilacı Türkiye’de AKP, Arap dünyasında Müslüman Kardeşler.”

Başbakan “çözüm süreci” ile “genişleme” kavramlarını aynı anda kullanırken,
bir başkası Türkiye’nin Suriye’de sınır bölgesini ilhak edebileceğini hayal ediyor. Başbakan, ana muhalefet partisini “ademe mahkûm etmekten” söz ediyor;
Kim… Türkiye’de kamu düzeni ile ilgili olarak bir kuşku uyandırmaya kalkarsa
Devletin güçlü
eli onun üzerinde olacak..” diyerek “Kamu düzenini bozmak” suçuna
bir de “Kamu düzeni üzerinde kuşku uyandırma” suçunu ekliyor.


Bu “realite sorunu”, ülkeyi bölgede ve dünyada tümden yalnızlaştırmışken,
ekonomiyi ayakta tutan dış kaynak girişine ilişkin riskler, bu yalnızlaşmaya paralel
hızla artarken, ufukta bir savaş olasılığı belirirken, bu savaşın hedefi IŞİD’in
ülke içindeki yapıları etkinliklerini artırırken, AKP yönetiminin yapabileceklerinden korkmamak olanaklı mı?  

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir