EMRE KONGAR : REHİNE KRİZİ


Dostlar,

49 insanımızın 101 günlük tutsaklıktan sonra özgürlüğüne kavuşması,
elbette öncelikle büyük sevinç kaynağımızdır.
Başta tutsaklar ve aileleri, Ulusumuzun gözü aydın olsun!

101_rehin_Ankara'da_Davutoglu.19.9.14jpg

 

Ancak bu olayın içyüzünü kamuoyunun öğrenme hakkı vardır.

Düşündüklerimizi Sn. Kongar aşağı – yukarı yazmış..
Bu yazıyı paylaşmak istiyoruz..

AKP iktidarı gene her olaydan inanılmaz bir pişkinlikle siyasal  yarar sağlama peşinde.. Her şey öylesine alaturka, hamasi ve duygu sömürüsüne dönük ki..

IŞİD terör örgütü “Uzlaştık..” diyor.. Yineliyor bu açıklamasını..
Başbakan Davutoğlu “Diplomatik temaslar.. ” diyor.
12. CB – Yarıbaşkan RTE ise : “Operasyon..” diyor.
Şamil Tayyar : CIA’nın Truva atı IŞİD salıverdi.. demekte..
(AKP 24. dönem Gaziantep milletvekili, yazar – gazeteci)

Ülke bu denli ciddiyetsiz yönetiliyor.. Çadır tiyatrosu gibi..
Bu siyasal kadro ülkemizi utandırıyor.. Halkta güven bunalımı yaratıyor.
Başbakan Davutoğlu “Her şey gizli kalacak..” buyuruyor..
Azerbaycan gezisini yarıda keserek Urfa’ya geliyor ve hazırlanmış mizansene uygun olarak özel bir uçakla, serbest bırakılan 101 yurttaşımızla birlikte Ankara’ya geliyor.
Tam bir şov.. Uzuuuun uzun konuşuyor.. Çok heyecanlı..
Bol hamaset, bol bol dinsel retorik..
Çocukları severken öfori içinde birini havaya fırlatıyor, birini başından tutarak
havaya kaldırıyor.. Ne zarafet var ne estetik ne de çocuklar açısından güvenlik..

Sevincimiz elbette büyük.. Ama bu nedenlerle de buruk.

Sanki biraz, -benzetmede hata olmasın- eşeğini önce yitirip sonra bulan garibin
ironik sevincini çağrıştırıyor..

*****

Efendiler,

Kendinize gelin ve ilk görevinizin ülke insanlarının can güvenliği sağlamak olduğunu bir an bile aklınızdan çıkarmayın!

Sevgi ve saygı ile.
22.9.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================================

REHİNE KRİZİ

portresi_resmi

 

 

EMRE KONGAR
Cumhuriyet, 20.9.14

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Musul Başkonsolosluğu mensubu,
46’sı Türk 49 rehine 101 gün sonra serbest bırakıldı

Elbette çok sevindik, ama sevincimiz tarihimizin bu en beceriksiz ve utanç verici olayını sorgulamamızı engellememeli…
Tam tersine, artık rehineler serbest bırakıldığına göre, konuyu rahatça tartışabiliriz!

***

Rehinelerin serbest bırakılmasının üç ayrı kaynak tarafından üç ayrı biçimde yorumlanması bile olayın çok sorunlu olduğuna işaret ediyor:
Erdoğan silahlı müdahaleyi akla getiren bir sözcük kullanarak “Operasyon” dedi.
Davutoğlu, diplomatik çabaları ve pazarlıkları da içeren bir sözcüğü tercih etti,
Temasdedi.

Şamil Tayyar ise olayın çözümünde dış güçlerin müdahalesine atıf yaparak
“CIA hamlesi” dedi.

Gerçekler mutlaka bir gün bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkacak…
Ama medyaya sızan haberlere ve yorumlara bakarak, krizin Amerikalıların da
yardım ettiği “temaslar” yoluyla çözüldüğü tahmin edilebilir.

***

Hiçbir insanın, özellikle de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ve daha da özel olarak devlet görevlisi olan bir kişinin yaşamını yitirmemiş olması en büyük tesellimiz.
Ama bu sonucu, olayın ardındaki yanlış politika ve ihmalleri unutturacak bir zafer anlayışıyla takdim etmek, gerçeklerden kopuk bir algı operasyonu olmanın ötesinde
bir anlam taşımıyor.

Çünkü rehin alınanlar yalnızca 49 insan değildi…
Rehin alınan Türkiye Cumhuriyeti devleti idi.
Bunu ben söylemiyorum; ABD ile Ortadoğu’da IŞİD katillerine karşı operasyonlar için müzakereler yapan devlet görevlileri bütün dünyaya söyledi!

***

Yayın yasağı konduğu için tartışılmayan önemli haberler vardı olayın başında:
Musul Valisi’nin, kendisinin bile kaçtığı sırada, Konsolosluğun tahliye edilmesi için uyarıda bulunduğu gibi…
Barzani’nin, tahliye gerekliliğini belirttiği ve bunun için yardıma hazır olduğunu bildirdiği gibi…
Ve hatta konsolosluk görevlilerinin tahliye talebinde bulunduğu gibi…
AKP iktidarı, bugüne dek izlediği “kapalı toplum” politikasına uygun olarak
derhal bir yayın yasağı koyduğu için bu haberlerin tartışılma olanağı olmadı…

Ama artık kriz çözüldüğü, 49 görevli ve Türkiye Cumhuriyeti rehin olmaktan kurtulduğu için, bunların tartışılma zamanı gelmiştir sanıyorum…
Bu değerlendirmeler bugün olmasa bile, mutlaka gelecekte yapılacak ve
olayın arkasındaki tüm gerçekler, yanlışlar, ihmaller ortaya çıkacaktır!  

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir