SOMA İşçi Cinayetini ve 301 Kurbanı ile ailelerini unutmayalım..


SOMA İşçi Cinayetini ve 301 Kurbanı ile ailelerini unutmayalım…

Soma_is_cinayeti_bilirkisi_raporu

 

Soma_kurbanlari_toplu-mezarlari

 

Bilirkişiden şoke eden “Soma” raporu…Kaza değil cinayet!

Manisa’nın Soma İlçesi’nde, 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasıyla ilgili olarak iki savcı ve uzmanların hazırladığı ön bilirkişi raporu ortaya çıktı.

Raporun sonuç bölümünde kusurlu bulunan kişilerin soruşturma kapsamında gözaltına alındığı ardından da tutuklandıkları ortaya çıktı. Ocaktaki CO (karbonmonoksit) gazı düzeyinin sensörlerin (AS. alaçların) en üst sınırı olan 500 ppm’ye kezlece olaştığı ortaya çıktı.

Soma’daki özel maden firmasına ait ocakta geçen hafta salı günü yaşanan (AS: 13 Mayıs 2013) yangın sonrasında 301 işçi yaşamını yitirmiş, 486 işçi de yaralanmıştı. Olayın hemen ardından bir yandan kurtarma çalışmaları sürdüğü sırada bir yandan da iki cumhuriyet savcısı ile bilirkişi heyeti Ocakta incelemelerde bulunmuştu. Kurul incelemelerden sonra ön raporunu hazırladı. Rapora göre, ilk olarak ocağın bulunduğu alanda inceleme yapan kurul, ardından Ocağın içine girdi. Kurul ilk olarak Ocağın
yerin 1400 m altına indi. Yeraltının ilk bin metresinin kömür değil, taş olduğu belirlendi.

Bin metrede (AS: – 1000 m!) bulunan trafoda inceleme yapan Kurul, yangında taşıma bandının tümden yandığını, yanmaya bağlı olarak madenin duvarlarında siyahlıklar olduğunu, tahta tahkimatların yanmasıyla da yer yer göçüklerin oluştuğunu saptadı. Söndürme çalışmaları sırasında, madenin tabanında 40 cm’ye dek su biriktiğini de saptayan Kurul, elektrik tellerinin dış yüzeyindeki plastik kaplamaların da yandığını belirledi.

TRAFO ARIZASI SAPTANMADI

Bilirkişi kurulu trafo ile ilgili hazırladığı raporunda,

‘Yaptığımız teknik doküman incelemesinde ve ocağı girildiğinde, U-2 merkezindeki transformatörler yerinde incelendi. U-3 bölgesindeki transformatörlere ulaşılamadığı için incelenemedi. Tranformatör içinde patlayıcı, yanıcı yağ ve gaz bulunmadığı bilinmektedir. Tüm bunlara dayanarak kazanın bir transformatör patlaması diye adlandırılan bir cihaz arızasından kaynaklanmış olamayacağı kanaati oluşmuştur.’ denildi

HAVAYLA BULUŞAN KÖMÜR OKSİTLENME YAPAR

Bilirkişinin raporunda, hava ile buluşan kömürde oksitlenme sonucu ısı açığa çıktığına da yer verilerek,

‘Bu ısı uzaklaştırılmadığı takdirde birikerek Ocakta yangınlara neden olmaktadır. Kömürün kendiliğinden yanması sonucunda CO2, CO, ısı ve nem açığa çıkar. Bu parametrelerin izlenmesi ile kömürün kendiliğinden yanmasının belirlenmesi ile çok sayıda ölçüm kaydı olduğu saptandı. Bu amaçla yeraltı maden işletmeleri adı geçen gazların ölçülmesi için sensörlerle (AS: alaçlarla) donatılmıştır. Olayın meydana geldiği madende, 19 CO, 1 CO2, 19 metan (CH4) ve 9 adet oksijen olmak üzere toplam 48 uzaktan algılama sensörleri ocağın çeşitli bölgelerine yerleştirilmiştir. Özellikle kömür üretiminin yapıldığı alanda, sensörlerin yerleştirildiği tespit edildi. Kömürün kendiliğinden yandığını belirleyen karbonmonoksit gazı tarafımıza iletilen veriler üzerinde 2014 yılı mart ayından kazanın meydana geldiği zamana dek incelemelerde, özellikle S panosundaki 470 numaralı sensörde, madenlerde izin verilen en üst yoğunluk olan 500 PPM’nin üzerinde, çok sayıda ölçüm kaydı olduğu tespit edilmiştir. Bu sensörlerin yer yer 50 ppm’nin üzerinde kayıtlar yaptığı saptanmıştır. Ölçüm aygıtı da en çok 500 ppm’yi göstermektedir. Yüksek düzeydeki CO, kömürün kendiliğinden yandığının en önemli göstergesidir. Aynı durumun H Panosu hava çıkışında bulunan 490 numaralı sensörde 08 Mayıs 2014 ile 13 Mayıs 2014 tarihleri arasında görülmektedir. Benzer yükseklikler aynı tarih aralıklarında 490 numaralı sensör, 536 numaralı, 415 numaralı sensörde de tespit edilmiştir. Madenlerdeki güvenlik kurallarına göre %19 oksijen değeri altında maksimumu %0.5 CO2 ve maksimum 50 ppm üzerinde CO bulunan madenlerde çalışılamaz. Yukarıda konuları belirlenen sensörlerde, sınır değerinin altında O2 yoğunluklarına da rastlanmıştır. Teknik denetçiler, 15 günde bir onaylı teknik denetçi defterlerine ölçümleri kaydetmek zorundadırlar. İşletmeye ait teknik denetçi defterine ait 2014 kayıtları incelenmiş, yalnızca 24 Şubat 2014’te H panosu yarı mekanize ayaktaki CO gazı artışı nedeniyle, ayağın barajlandığı ve kül verme işlemine başlandığı, 10 Mart 2014’te kül verme işleminin sürdüğü, 9 Mayıs 2014’te de tekrar açılmak üzere temizlenmeye başlandığı notu dışında, herhangi bir uyarıya ver verilmediği, ayrıca 09 Nisan 2014’te yer üstünde yeni konacak fan için bir bağlantı bacasına başlandığı notu ile ocakta bir hava sıkıntısı olduğu anlaşılmaktadır’

denildi.

Raporun son bölümünde ise,

‘Kazanın tahminimize göre, teknik nezaretçi, işletme müdürü, saha sahibi,
iş güvenliği baş mühendisi, söz konusu şirketin başkanı ile vardiya amirlerinin kusurlu olduğunu düşünmekteyiz’.

görüşü yer aldı.

************************

Dostlar,

Raporda tümce düşüklükleri, maddi yazım yanlışları… ve de eski bir dil..
vardı. Cumhuriyet neden düzeltmedi ve güncel arı Türkçe kullanmadı bilemiyoruz ama
bu görev de bize düştü hep olduğu gibi..

“SOMA’lar olmasın!” diliyoruz candan ve gönülden ama Türkiye (AKP hükümeti – Çalışma Bakanlığı ve gerçekte denetmek istemediği, denetlerMİŞŞŞŞ… gibi yaptığı sermaye akıllanmayacak..

Örgütlü bir kamuyoyu baskısı gerek…

Haydi sendikalar… Toplumu örgütleyin..

Bu arada Üniversiteler ne yapıyor kurumsal olarak???

Önceki günlerde Zonguldak’ta yeni bir göçük yaşandı kaçak madende..

Hükümet göz yummasa kaçak ocak çalışabilir mi??

AKP hükümetinin kendine gelmesi gerek.. hem de bir an önce..
İktidarlarında Türkiye’nin iş  sağlığı güvenliği göstergeleri iyileşmedi!
Ama halka hemen her alanda masallar sürüyor..?!
Sevgi ve saygıyla.
16.8.2014, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir